Evet, bir yılı daha geri bıraktık.
Eski defterleri kapatmadan, son bir muhasebe yapalım ve eski defterleri kapatalım.
Yönümüzü yeni yıla çevirebiliriz.
Hani bir söz vardır Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan bellidir diye..
Ama, yinede biz Çarşamba’ya bakıp perşembeden fazla umutlanıp, daha fazla kendimi yıpratmayalım. Yani kendimizi olacaklara hazırlayalım.
Gelelim 2009 muhasebesine!
Belediye kanalıyla bu memleket kaç tane FIRIN (Halk Ekmek) açtı. Nedir Sonuç? Hepsi de hüsran.
Şimdi madem yılsonuna geldik. Bir sonuç versinler bakalım kâr mı etmişiz? Yoksa zarar mı?
Kaç para harcamışız? Kaç ekmek çıkarmışız? 1 ekmeğin nihai maliyeti ne olmuş kaç kişiyi çalıştırmışız ? (personele yani depo tayini gibi bir şey)
Bence Belediyemiz Fırın macerasından 5.000.000 TL’den aşağı zarar etmemiştir. (Yani eski parayla 5 trilyon)
Peki, bu ekmeği bedava vermediniz. Üst tarafı 10 kuruş aşağısına verdiniz. Hepsi o kadar.
Peki, bu İSRAF değil de nedir?
Hani Delikli kuruş boğazınızdan geçmezdi?
Ne farkı var, ha boğazınızdan geçti, ha Paraların çarçur edilmesine vesile oldunuz..
(Ama Başkan doğru söylüyor
DELİKLİ KURUŞ yok ki BOĞAZDAN GEÇSİN!)
Bir başka konuya geçelim;
Yıllarca, eski hal atındaki mezbeleliği sebze pazarı, Balıkçılar pazarı diye bu memleket yuttu!
B.. kokularının içinde, GIDA Maddesi satılmasına
GÖZ YUMULDU, sahi siz eczacıydınız galiba, hani yıllar var hiç tezgahta (Eczanede) görmeyince insan bu yaşta hafızasını tazeleyemiyor hemen.
Hadi Başkanım, Belediyenin emlakini değerlendiriyor (halkın sağlığı pahasına) da olsa diyelim!
Sahi bu memleketin Tarım İl Müdürlüğü, Koruma Kontrol Müdürlüğü nasıl müsaade etti?
Yıllarca, o çarşıya kızımız, kadınımız canı çeksede o pazara balık için inemedi, inende kokudan kendini dışarı attı.
Memlekette ne zaman kuvvetli yağış olsa, önce balık pazarında kanalizasyon taşar, ortalık malum…
Şükürler olsun balıkçılar çıktılarda kendilerine şimdilerde modern bir çarşı hazırlıyorlar.
Yakında davul çaldıracaklar GÜMBÜR GÜMBÜR. Lağım kokusundan kurtuldukları için...
Merak edenlere hemen hatırlatalım.
Arasa Caminden aşağı inince 60 metre aşağıda sağda
Halil ŞERBETÇİ BALIK PAZARI adıyla hizmet vermek için, gece-gündüz hazırlık yapıyorlar.
Geçenlerde Balıkçıların yer talebi üzerine, aşağı pazarda 9 kadar dükkân belediye tarafından ihale edilmiş, 9 dükkânın 8’ini ihalede bir kişi almış deniyor! Bu doğru mu?
Hem de yüksek rakamlardan almış.
Sahi bu paralara kiralanan bu dükkânlardan bu paralar kazanılsa da, birileri balıkçıların sırtından para kazanmasına nasıl vesile olursunuz?
Yani bu vatandaşın ucuz balık yemesi kimleri rahatsız ediyor?
Rant peşinde kimler koşuyor? Bunlara kim fırsat veriyor?
Veya kolluyor?
Neticeyi Yukarı halk pazarında almadınız mı?
Vatandaşa yolunacak KAZ yerine koymayı sanat ediniyorsunuz?
Yüksek kiraya dükkân vermek demek, satılan ürünler % 50 daha pahalı satılması demektir. Yersen!
Nihayet vatandaş yemedi. Yukarı çarşı kapandı.
Kim yerse, artık ortada heba olmuş bir yatırım duruyor.
Kimin ayıbı acaba?
Gelelim başka konuya;
Geçmişte belediyeyi bir park bahçe sevdası sardı.
Belediyeciliği park bahçecilik sandınız.
Aman ne keyif, memlekette yol yok, oto park yok, bölünmüş yol için ortaya her biri 1-1.5 m genişliğinde geniş çimler ekildi.
Git sula, gel sula,
Zannedildi ki, itfaiye araçları çıkar sular, memleket güllük gülistanlık olur.
Geçen yıl belediyenin bütçesinin yarısı bu kaldırım, sulama sistemleri, orta refüj ve tanker müteahhitlerine, geçici işçilere yetmedi.
Şimdide çimi söküp refüjleri kapatmakla uğraşıyorsunuz?
Yapmayın yahu, Ne zaman akıllanacağız???
Kaldırın şu orta refüjleri bari, tek yön yapın, TÜM YOL ve OTO PARK sorunu bitsin.
Belediye kaçıncı ihale iptaline gitti, onca çalışanın 1.5 aylığı nereye gitti? Kimse işinden olmamak için sesini çıkmıyor. İhale yapılıncaya kadar bu hizmetler alındı. Ödemesi ne olacak?
Bu sorumluluğu kim üstlenecek?
Delikli kuruş meselesi yani!
2009 yılında
KAFUM’da sözde fuar organizasyonu yapıldı. Sahi netice alan var mı?
Katılımcı verilen hizmetlerden memnun kaldı mı?
Benim bizzat görüştüğüm katılımcıların hiç biri memnun olmadığını yakına yakına anlattılar, bir sonraki organizasyona katılmayacaklarını ifade ettiler.
Yani çocuk ölü doğdu, sırf ilgisizlikten, organizasyon adına organizasyonsuzluktan, hayırlı olsun…
Gelelim yeni Belediye Sarayına;
Projeyi yarışma neticesi siz belirlediniz. Bitiş tarihini siz koydunuz.
Projeyi siz kabul ettiniz. 8 ayda her şey bitecekti. Ne oldu? 11 aya uzatıldı. 11. ayda bitti. 2009 da, artık 2010’dayız.
Ne oldu Başkanım? Sarayımız ne zaman bitecek?
Bir fikriniz var mı?
Sahi Belediye Sarayımız kaça ihale edilmişti?
Şimdi kaça çıkıyor?
Yapılan işler kaç kez yaz-boz yapıldı?
AKİBETİ, KALDIRIMLAR GİBİ, KAVŞAKLAR GİBİ, ŞEHİR İÇİ TRAFİK GİBİ OLMASIN!
Konuyu gündeme almışken makam odanızı Sarayın en bulunmaz, en akla gelmez yerine koyunuz. Bir giriş kapısına ek bir de çıkış Kapısı koydurmakta fayda var.
Lazım olur.
Size kimse ulaşamasın, zaten kimse ulaşamıyor. Size ulaşmak isteyenleri ya kabul etmiyorsunuz. Ya da yok dedirtiyorsunuz.
Hiç değilse kapıdaki memurlar zor durumda kalmasın.
Ağcalı deresine asfalt döküldü. Bu nasıl yol yapımı? Hani su giderleri, hani kaldırımlar?
Bu nasıl bir iş?
Onca yapılan harcama yaza sağlam çıkacak mı?
Yazık ediyorsunuz bu memlekete, bu hırs niçin? Bu vebal niye?
Hacca gitmek, umre yapmak sizi kurtarır mı? Üstüne bir de son olarak İspanya gezisi.
Dışardan bakınca inanın fotoğraf iyi gözükmüyor Başkanım.
İçerden CENNET BAHÇESİ görüyorsanız, inanın rüyadasınız.
Cuma namazlarını çevrenizle Divanlı Caminde kılmak, dünyalığınızı kurtarırda, ahretiniz en iyi Allah bilir ama bence meçhul gibi görünüyor. Yanlış bilgi sahibi isek lütfen bizi bilgilendiriniz.
Sizi çok seviyoruz ama memleketimizi daha çok seviyoruz Başkanım.
Hoşcakalın;
İçimizden bir SES
Mehmet BİÇKES
GSM: 0.530 347 47 10
KANAL46.TV
02.01.2010 12:44 Tarihinde Eklendi. Kategori : Yazarlar.