AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
12 ŞUBAT BELEDİYESİ

12 Şubat İstiklal Bayramı-3

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak yazıma başlamak istiyorum. Arabistan’da peygamber efendimizden önce kız çocuklarından duyulan utanç nedeniyle, diri diri toprağa
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 08.03.2013 14:57 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Dr. Gökhan Gökşen
    Dr. Gökhan Gökşen Tüm Yazıları

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak yazıma başlamak istiyorum.

    Arabistan’da peygamber efendimizden önce kız çocuklarından duyulan utanç nedeniyle, diri diri toprağa gömme hadiseleri yaşanmaktaydı. Batı medeniyetinde Katolik taassubunda kalınan zamanlarda, kadınların insan olup olmadıklarının dahi tartışıldığı olmuştur. Ancak kadınlar tarihin her döneminde, erkek egemen görünen toplumlarda bile, belirleyici ve yön verici olmuşlardır. İnsanlığa yön veren pek çok kadın tarihte ki yerini almıştır.

    8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

    8 Mart 1857 tarihinde New York’ta bir tekstil fabrikasında grev başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda, çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10 bin'i aşkın kişi katıldı. 1919 yılında ‘Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olmasını teklif etti. Teklifi kabul edilerek 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmaya başlandı.

    Her toplum kendi değerleri çevresinde birleşen insanların bir araya gelmesiyle oluşur. Bazen millet, bazen ümmet, bazen vatandaşlık, cemaat, aşiret vb. isimlerle insan toplulukları adlandırılsa da; isimleri ne olursa olsun hangi ortak değerler çevresinde toplanıldığı o topluluğun vasfını, olaylara tavrını belirler. İşte batı toplumu kendi kadın değerini 1857 yılında işçi olarak greve giden kadınların direnişinden etkilenerek oluşturmuştur. Sanayileşme sürecinde yaşanan üzücü bir hadiseyi geleceğe yön vermesi açısından bellek yapmak istemişlerdir. Bir daha bu olaylar yaşanmasın diye…

    Gelelim kendi topraklarımızda yaşanan 12 Şubat zaferine…

    12 ŞUBAT TÜRKİYE’NİN KURULUŞUDUR…

    "12 Şubat Kahramanmaraş’ın kurtuluşudur." Hatta "12 Şubat Türkiye’nin kurtuluşudur." (Bu cümleleri geçmiş zaman kipiyle değil geniş zaman kipiyle tekrar okumanızı tavsiye ederim.)

    Bu ülkenin hangi kurucu temel değerler çevresinde toplanılarak kurulduğu 12 Şubat zaferinin içinde saklıdır. Bu gün ülkemizde terör sorunu bulunmaktadır. Terör ülkenin kendi içinde çözemediği fikirsel ayrılıklar bataklığında yetişir. Fikirsel olarak topluma kendisini ait hissetmeyen insanların; iç ve dış mihraklarca kullanılmasıyla terör başlar.

    Oysa 12 Şubat 1920 yılında Türkiye Cumhuriyetini kuran halkın düşünceleri çevresinde toplanılarak ilk zafer kazanılmıştı. Bu Dünya tarihinde bir dönüm noktasıydı. Sömürgeci Batılı ülkelerle pazarlık yapılarak, diplomatik cetvelle çizilmiş ülke kurma geleneği 12 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta halkın kazandığı zaferle bozulacaktı. Osmanlı’nın son dönemlerinde ayrılıkçı fikirlerin yayılması için batılı casuslar çalışmalar yapmaktaydı. Bunların en bilineni İngiliz Lawrence idi. Asıl adıThomas EdvardLawrenceolan bu İngiliz subayı Arabistan’da sözde Arap uyanışını planlayarak Osmanlı’ya karşı ayaklanmalar çıkartmayı başarmıştır.

    MARAŞ’IN LAWRENCE’İ NOEL’İN AYRILIK TOHUMLARI

    Aynı yıllarda yani 1919 yılında Anadolu’da bir başka İngiliz subayı, Lawrence’le aynı çalışmaları yapmakla görevlendirilmişti. Adı Edward William Charles Noel olan bu İngiliz binbaşısı, Maraş, Antep, Malatya’da Kürt aşiretler hakkında detaylı bilgiler topluyordu. 1919 yılında yaptığı bu çalışmalarda bölgede yaşayan insanların birbirleriyle olan ilişkisi, toprak ve sürülerinin miktarı, ürünlerin nasıl dağıtıldığı, köylerin 1. Dünya Savaşından nasıl etkilendiği gibi notları kaydetmekteydi. Bu yazıları basit bir günlük olarak değerlendirmek saflık olur. Savaş sonrası bu İngiliz istihbarat subayının köy köy gezerek, ayrılıkçı fikirleri yaymaya çalıştığı propaganda faaliyetinde bulunduğu bilinmektedir. İslam kardeşliği fikri temelinde yüzyıllardır etle tırnak olarak yaşayan Osmanlı tebaasına Kürt milliyetçiliği empoze etmeye çalışarak ayrılıkçı hareketi başlatmaya çalışacaktır. Atatürk Nutuk’ta bu İngiliz subayının adına Malatya 12. Süvari Alayı Komutanı Cemal Bey’le yaptığı telgraf vesikasında yer vermiştir.

    Vesikada;
     Atatürk, Cemal Bey'e sorar: “Oraya bir İngiliz binbaşısı gelmiş. Adını, yanında kimler olduğunu bildiriniz.”
    Cemal Bey cevap verir: “Evrakında ismi Covbertin Noel'dir. Yanındakiler Bedirhanzade Kâmuran, ve Celadet Beyler ile Diyarbekirli Cemil Paşazade Ekrem Bey ve Diyarbekirli Hilmi Efendi ile birtakım ekraddır.”

    Her ne kadar bu gün Kürtçülük politikası yapanlar Noel’in ayrılıkçı fikirlerin gelişmesinde katkısı olmadığını söylese de görev yaptığı yıllar, görev yaptığı coğrafyanın kültürel özellikleri ve sonrasında yaşananlar Osmanlı’yı parçalamak ve bir pay kapma telaşında olan İngilizlerin Anadolu’nun doğusunda işbirliği yapacakları sömürge bir devlet kurmak için toplumsal ölçüm yaptıklarını göstermektedir. Bu faaliyetler sadece ölçümle kalmamış propaganda faaliyeti olarak devam etmiştir.

    İşte bu temel bilgiler aynı topraklarda yüzyıllardır beraber yaşayan aynı dine sahip insanların nasıl ayrıştırılmaya başlandığını gözler önüne sermektedir. Aynı yıllarda Paris konferansında Anadolu’da kurulacak yeni devletin sınırlarını çizen liderleri geçen yazımda paylaşmıştım.

    İşte o yıllarda Dünya’da faaliyet gösteren devletlerin, istihbarat subaylarının hesaba katmadığı bir olayda gerçekleşecektir. 12 Şubat 1920 zaferi. Bu zafer sadece silahlı bir zafer olarak değerlendirilmesi yetersiz olacaktır. TBMM’yi kuran daha sonra yeni bir devletin kurulmasına giden yolda atılan ilk adım 12 Şubat 1920’dir.

    Yeni devletin bu yeni topluluğun içinde kimlerin yer alacağı bu zaferle şekillenecektir. Zaten Osmanlı’nın parçalanma haritasında Müslüman-Türklere Konya ve civarında bir yaşam alanı bırakılacaktı. 12 Şubat zaferiyle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan insanların kaderi de belirlenmiş oldu. Bu bölgede yaşayan insanlar kendilerini ait olarak gördükleri kardeşlerinin yanında yaşamaya karar vereceklerdi. Orda yaşayan insanlar üzerinde uzun süredir devam eden ayrılıkçı fikirler bir anda dağılıverdi. İnsanlar 12 Şubat zaferiyle yeni bir çare daha olduğunu gördüler. 

    12 Şubat 1920 tarihinde henüz TBMM ilan edilmemişti. 23 Nisan 1920’de meclis açılacaktı. İstanbul’da görev yapan Meclis-ii Mebûsan, Sivas ve Erzurum Kongresinde bazı kararlar alınmıştı. Ancak neticesini kimse kestiremezdi. İşte bu ortamda Anadolu’da yalnız bir şehir Maraş işgale başkaldırmış ve zafere ulaşmıştı. Bu zafer sırasında yeni devletin kurucu unsurları belirmeye başlamıştı.

    ANADOLU BÜTÜNLÜĞÜ 12 ŞUBAT’TA TESCİLLENDİ…

    Kürtlerin Lawrence’si olma heveslisi Binbaşı Noel’in ayrılıkçı oyunu tutmamıştı. Binlerce yıldır beraber yaşayan insanlar Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Abdalıyla, Alevisi-Sünnisi,Köylüsü-Kentlisi, yaşlısı-genci,kadını-çocuğu, muallimi- doktoru, avukatı-subayı, ağası-beyi aynı safta yer almış ve kendi değerleri çerçevesinde bir araya gelerek bir millet olmuşlardı. Bu topluluğun içinde dininden dönüp Müslüman kardeşleriyle savaşan Ermenilerde vardı. Yıllarca başkaldırdığı, asker vermek istemediği Osmanlı’yı savunmak için savaşan aşiretlerde…

    Pazarcıklı Sinemilli Aşiret Reisi Tapo Ağa kendisine Fransız Süvari kuvvetleri komutanlığı teklifini getiren Fransız subayını yaka paça Osmanlı zabitlerine tevkif ettirecektir. Bu olay Pazarcık ikmal yolunun tehlikede olduğunu anlayan Fransız Komutan ertesi gün Maraş idari erkini tutuklayacaktır. Daha sonra Pazarcık Aşiret Reisleri 22 günlük Maraş harbi sırasında Fransız işgal komutanlığına çektiği telgrafta “Maraş’ta akan kan durdurulmazsa süt emen çocuklarına kadar savaşacaklarını…” deklare edecektir. Tunceli Müdafii Hukuk Cemiyeti aynı dönemde Maraş halkına destek verecekler ve Tunceli’den aşiret reislerinin imzasıyla işgal komutanlığına çektikleri telgrafta Maraş’ta yapılan zulmün durdurulmasını, yoksa kendilerinin Maraş’a gelerek savaşacaklarını söyleyeceklerdir. Anadolu’nun pek çok ilinde Maraş’ta savaşan çetelere destek için yardım kampanyaları tertip edilecek ve Elbistan Müdafaii Hukuk Cemiyeti adına açılan hesapta biriktirilecektir.

    Şimdi bu topraklarda ayrışmanın tohumlarını atan farklılıklarımızın zenginliğini değil kavgasını yaşamamızı isteyen anlayışın Anadolu’da en aktif olduğu dönem 1919 yılıdır. Hesapların alt üst olduğu yer ise 12 Şubat zaferiyle Kahramanmaraş’tır. Nifak tohumları Maraş kalesine çarpmıştır. Günümüzde hala o yıllarda atılan diken tohumlarıyla uğraşıyorsak tedavi tarihi süreci iyi okumadan yapılamaz. Bu yüzden 12 Şubat zaferiyle kurulan ülkemizde yöneticiler kurucu milletin toplum değerlerinden uzaklaştığında milletle sorun yaşamaya başlamışlardır. 12 Şubat’ta yer alan her bir unsur mihenk taşı gibi yapılanlara doğru yada yanlış damgasını vurmuştur. 12 Şubat ruhuyla beslenen nesiller Necip Fazıllar, Abdurrahim Karakoçlar, Akif İnanlar, Bahaeddin Karakoçlar, Erdem Bayazıtlar bu toplumda yazdıklarıyla fikirleriyle her zaman destek bulmuş en zor anlarında bile halkın desteği eksilmemiştir. Bu milletin özünü anlatan 12 Şubat sadece ülkemize yön veren bu yazarlarımıza ilham olduğu için dahi İstiklal bayramı olarak kutlanmayı hak etmiyor mu?

    TBMM ile 12 Şubat’ta oluşan toplumsal bütünlük kurumsal olarak temsil edilmeye başlanmıştı. 12 Şubat zaferi sonrası kurulan TBMM Kahramanmaraş’ta zafer kazanan bir milleti temsil ediyordu. Osmanlı tebaası işbirlikçi Ermeniler bu yeni topluluğun içinde yer almamıştı. Çünkü onlar batılı devletlerin oyununa gelerek Maraş’ta başlattıkları savaşın kaybedenler hanesinde kalmışlardı. Şeyh Ali Sezai Efendi gibi İslam âlimlerinin manevi önderliğinde başlayan Maraş mücadelesi TBMM’de 12 Şubat zaferinin komutanı Aslanbey’le temsil edilecekti.

    12 ŞUBAT GELECEĞE İLHAM OLDU…

    Bu zafer sivil iradesiyle savaşa karar veren bir milletin zaferiydi. Devletleşmiş kurumsal bir zafer değildi. 12 Şubat’a katılan çeteler torunlarına ve çocuklarına yaptıkları zaferi yıllarca anlatarak bir nesil yetiştirdiler. Bu nesil koskoca devletleri alt etmiş elleri nasırlı dedelerinin, ninelerinin soğuk kış günlerinde anlattıkları destanla büyüdü. Gözleri pek ve korkusuz, idealleri için yaşayan nesiller geliyordu. Artık Türkiye Cumhuriyeti tarih sahnesinde bir devlet olarak yer alıyordu. Her yeni devlet kendi kurumsal yapısını zamanın şartlarına göre oluşturmak ister. Devletler resmi düşünceler çerçevesinde şekillenirken elbette kişisel bakış açıları devletin bakış açısına yön verir. Yeni kurulan Cumhuriyet kurucu komutanların zaferlerine tarih kitaplarında uzun uzun yer verdi. Ama nedense sivil unsurların ağırlık kazandığı Maraş harbi tarihte hep bir adım geride anıldı. Belki tarih olanları izahta zorlandı. Başında anlı şanlı büyük bir komutan yoktu. Oysa cumhuriyetin kurucusu M.Kemal Atatürk kendi imzasıyla İstiklal Madalyasını sadece bu şehre layık görmüştü. Belki Maraş halkının toplumsal yapısı daha sonra Cumhuriyeti kuran fikirlerle irtibat kuramadı. Sebepleri hususunda uzun uzun analiz yapılabilecek o kadar çok tespit olmasına rağmen sonuçta Maraş harbi tarihte hak ettiği yeri bir türlü bulamadı. Belki de anlatılamadı…

    İşte İstiklal Savaşıyla kurulan ülkemizde 12 Şubat ayrılıkçı çalışmalar yapan, Kürtleri ayaklandırmak için Anadolu’ya gelen Binbaşı Noel’in fikirlerinin de mağlubiyetiyle sonuçlandı. Oysa Arabistan’da Lawrence Müslümanlar arasına nifak sokmayı başarmıştı. Anadolu’ya bu nifak tohumlarının yayılmasını 12 Şubat engellemiştir.

    Bütün bu olayları ülkemizi kuran, bizi millet yapan değerleri anlatan 12 Şubat; sivilleşmenin, özgürlüklerin öne çıktığı günümüzde tekrar ele alınıp ülke gündemine getirilmesi güncel pek çok sorunun da temelden yoksun olduğunu gözler önüne serecektir. Sadece bu saf düşüncelerin geleceğe aktırılması için bile 12 Şubat İstiklal Bayramı olarak her yıl hatırlanmalıdır.

    Dr. Gökhan GÖKŞEN
    STRATEJİK DÜŞÜNCE TOPLULUĞU

    NOT: Bu yazımda çok değinmesem de geçtiğimiz günlerde yaptığımız “İstiklal’in adı: 12 Şubat” çalıştayı çok verimli oldu. Farklı bir konseptle hazırlanan bu çalıştayın hazırlanmasında emek veren Kahramanmaraş Stratejik Düşünce Topluluğunda görev alan bütün kardeşlerime teşekkür ederim. Çalıştaya katılarak bizleri onurlandıran tüm katılımcılara verdikleri birbirinden değerli bilgiler ve öneriler için ayrıca teşekkürlerimi sunarım. İnşallah, gelecek yazılarımda daha ayrıntılı katılımcıları ve sonuç raporunu paylaşmaya başlayacağım.

    Etiketler : Bayramı, Şubat, İstiklal,
    53345  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.