PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı

Atatürk’ün 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul edişinin yıldönümünde 24 Kasım 1981 yılından beri kutlanan öğretmenler günü Kahramanmaraş’t
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 24.11.2009 16:27 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Eğitim-Kültür-Sanat.
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı
    24 Kasım Öğretmenler Günü kutlandı

    Atatürk’ün 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul edişinin yıldönümünde 24 Kasım 1981 yılından beri kutlanan öğretmenler günü Kahramanmaraş’ta da kutlandı.

    Milli Eğitim Müdür yardımcıları İbrahim Özdemir, Ahmet Sarıtürk ve Şube Müdürü Ramazan Avcının yönetiminde organizesi yapılan Öğretmenler günü kutlama törenleri 23 Kasım günü Yatsı namazına müteakiben Ebediyete intikal eden öğretmenler için Hz. Yunus Camiinde Mevlit okutularak başlandı.

    24 Kasım günü saat 9.30 da Atatürk Meydanında İl Mili Eğitim Müdürü Sebahattin Akgül`ün Atatürk Anıtı`na çelenk sunmasıyla devam etti.

    Necip Fazıl Kısakürek Kültür sitesinde saat 10.00 da ki program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Peşinden Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun öğretmenler günü mesajı okundu.

    Atatürk Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Hatipoğlu bir konuşma yaparak şu ifadeleri kullandı:

    “Sayın Valim, Kıymetli misafirler hepinizi saygı ile selamlıyorum.

    1981’den bu yana takvim yaprakları 24 Kasımı gösterince Öğretmenler Gününü kutluyoruz. Öğretmenler Gününün var olması, öğretmenlerimize bütün ömrümüz boyunca gönül bahçemizde ayıracağımız en güzel yer için belki de sadece bir vesile niteliği taşıyor.

    Atatürk 1936'da, yiğitliğini, zaferlerini, inkılâplarını anlatan bir şiir yazan şair Behçet Kemal Çağlar'a ; “Olmamış!” der; “Benim asıl niteliğim var ki onu hiç yazmamışsın... O benim asıl kişiliğimdir; ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın!”

    Değerli misafirler, bugün, bundan 81 yıl önce dünyada “başöğretmen” sıfatlı tek lider olan büyük önder Atatürk’ün milletinin kendisine layık gördüğü “başöğretmenlik” unvanını gururla kabul ettiği gündür. İşte o günden bu yana Türk öğretmenleri bu gururu milletinin huzurunda yaşıyor ve yaşatıyor.

    Kıymetli Meslektaşlarım, eğitim unsurunun en temel aktörü olan bizler, aynı zamanda geleceğin de mimarlarıyız. Yaklaşık 20 milyon evladımızın eğitim sıralarında oluşu öğretmenlik mesleğini çok daha önemli hale getirmektedir. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında öğretmenlerimizin sorumlulukları ve iş yükleri daha da artmıştır. Ancak unutmamalıyız ki bizim mesleğimiz asla durağanlığı kabul etmez, Hz. Mevlana’nın:

    “Düne ait ne varsa dünle beraber gitti cancağızım,

    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” ifadesiyle iki mısrada özetlediği hayat felsefesi belki de öğretmenlik mesleğinin en önemli anahtarı olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Değerli öğretmenler, kişisel gelişim kitapları der ki: “Eğer alışkanlıklarınızı sürdürür ve değiştirmekten korkarsanız, bugün sahip olduğunuz şeylere sahip olmaya devam edersiniz.”

    Oysa gelişen dünya ve gelişen Türkiye, bizlerden bireysel, toplumsal ve küresel ihtiyaçlara cevap verebilecek bir eğitim anlayışını etkin kılmamızı bekliyor. Öğretmen sürekli kendini yenileyen, çok yönlü, her sosyal etkinliğin içinde yer alarak toplumun vicdanında saygınlığını koruyan, kendi gündemini ve etrafındakilerin gündemini ülkenin eğitim ve diğer sorunları ile doldurabilen insan olmak zorundadır.

    İnsanı, onu diğerlerinden ayıran birçok özelliğini dikkate almadan yetiştiremeyeceğimiz gibi, toplumsal gerçekleri ve küresel kaygıları da dikkate almadan yetiştiremeyiz. Dolayısıyla bizler, N. Hikmet'in bir şiirinde geçtiği üzere, “Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” yaşayabilen, ya da Muhammed İkbal'in ifadesiyle “Hem kervanla yürüyüp hem de yalnız olabilen” bir gençliği yetiştirecek eğitim yaklaşımlarını benimsemek zorundayız.

    Büyük bir yazar olmanın yanı sıra iyi bir felsefeci olan Peyami Safa der ki:“Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.” Evet, yaşayarak tecrübe kazanmak da güncel eğitim yaklaşımlarının bir başka temel hedefi. Öyleyse bizim öğrencilerimizde problemleri çözmek, çözümün bir parçası olmak bir hayat felsefesi olmalı.

    Büyük düşünür Konfüçyüs’ün ifadesiyle bizim yetiştirdiğimiz insan:

    “Bakınca, berrak görmeyi, dinleyince iyi duymayı, görünüşüyle sıcak olmayı, davranışlarıyla saygılı olmayı, konuşmalarıyla doğru olmayı, işlerinde ciddi olmayı, kuşkuya düştüğünde, soru sorabilmeyi, öfkelendiğinde sorunları düşünmeyi, kazancı gördüğünde, adaleti düşünmeyi” bilen insan olmalıdır.

    Değerli misafirler sözlerimi büyük şair Mehmet Akif’in veciz mısraları ile tamamlamak istiyorum:

    “Muallim” diyen olmak gerekir, imanlı,

    Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı,

    Bu dördü olmadan olmaz. Vazife, çünkü büyük.”

    Ülkemizin dört bir yanında fedakârca çalışarak bu ulvi görevi hakkı ile yerine getiren bütün öğretmenlerinizin Öğretmenler Günü'nü kutluyor, saygılar sunuyorum.”

    Okul müdürü Mustafa Hatipoğlunun bu konuşmasını Öğrencilerin okuduğu şiirler takip etti. Emekli öğretmenler adına, Emekli Öğretmen Şaban Kaptanoğlu bir konuşma yaptı ve şöyle seslendi:

    “Sayın Valim, Değerli Misafirler hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum efendim.
    37 yıllık meslek hayatından sonra bu kürsüde sizlere hitap etme görevi bana tevdii edildiğinde tecrübelerimden doğan birtakım mesajlar vermeyi bir görev bildim. Ancak önemli olan bu mesajların çarpıtılmadan, doğru yorumlanması ve değerlendirilmesidir. Bu mesajlar çarpıtılırsa ne mi olur? Bakın ne olur? Mesajlar Nasıl Çarpıtılır?

    Okul Müdüründen Yardımcısına:

    “Yarın saat 9.00 da güneş tutulacak. Bu çok seyrek yaşanan bir olay olduğu için bütün öğrenciler bahçede toplansın. Kendilerine güneş tutulması ile ilgili bilgiler vereceğim. Yağmur yağdığı takdirde, güneş tutulması gözle takip edilemeyeceği için, topluca jimnastik salonuna gitsinler.’’

    Müdür Yardımcısından Öğretmenlere:

    “Müdürün emridir. Yarın saat 9.00 da bahçede güneş tutulacak. Hava yağmurlu olduğu takdirde güneş tutulması jimnastik salonundan izlenecek. Öğrenciler yağmurda bahçeden salona gidecekler.’’

    Öğretmenlerden Sınıf Başkanlarına:

    “Yarın saat 9.00 da Müdür bahçede güneş tutulması yapacak. Hava bozarsa güneş tutulması jimnastik salonuna alınacak.’’

    Sınıf Başkanlarından Öğrencilere:

    “Yarın saat 9.00 da güneş müdürü bahçede tutacak. Jimnastik salonunda yağmur yağarsa bahçeye çıkılacak.’’

    Efendim, insanların hayatlarında unutamayacakları anılar vardır. Benim de hayatımda unutamayacağım anılardan iki heyecanı ve bir sevinci sizlerle paylaşmak istiyorum. Yıl 1956, İnönü İlkokuluna kaydolmak üzere gittim, çok heyecanlıyım, okul hakkında hiçbir bilgim yok. Anlatan da olmadı. O an benim için karanlık bir oda. Başöğretmen A. Rıza Ersoy (Buz Baba) beni odasına aldı. Heyecandan tir tir titriyorum. İki de öğretmen çağırdı odasına. Onların yanında bana parmakları kullanarak matematik soruları sordu. Bildim. “Mukaddes Öğretmenim öğrenci senin.’’dedi. Beni Mukaddes Muhan Öğretmenime teslim etti.

    Mukaddes Öğretmenimin sağ ise ellerinden hürmetle öpüyorum. Ölmüş ise Allah’tan rahmet diliyorum.

    Demek ki 1956 yılında kritik yönlendirme metotlarıyla sınıflar belirleniyormuş. Uzmanlar “Ferdin kabiliyeti dışında bir alana zorlanması onun ruh sağlığını bozar.’’ diye kanaat belirtmişlerdir. İşte ilk heyecanım. Evet. Yıl 1968.E.T.Y.Ö Okulu sınavlarına girmiştim. O sene okulun tefsiye bölümüne sadece 50 öğrenci alacaklardı. Türkiye de ilk 50’ye girmek kolay değildi. Kazananların listesi asıldı dediler. Umutla umutsuzluğun kesiştiği bir anda listeleri incelemeye başladım.23. sırada adımı okuyunca sevinç çığlıkları attım. Kollarım kanat oldu uçuyordum. Niye seviniyordum, biliyor musunuz? Çünkü okulu kazanmakla işimi kazanmıştım, aşımı kazanmıştım, eşimi kazanmıştım. O yıllarda okulu kazanmak garanti iş demekti. Öğretmen olmayı garantilemiştim çünkü. KPSS’siz ve aracısız. İşte en büyük sevinçlerimden biri.

    İşte şimdi Yıl 2009.Şu anki heyecanımı da mazur görün lütfen.37 yıllık bir mücadelenin sona erdiği gün bugün. Okyanustan karaya ayak basıldığı gün bugün. Hakemin düdük çalıp maçı bitirdiği gün bugün. Yunus’un dediği gibi;

    Tutmaz olur tutan eller, çürür şol söyleyen diller,
    Sevüp kazandığım mallar, varislere kalır bir gün.
    İşte bu meclise gelmeyen, anup nasihat almayan,
    Elif’den Ba’yı bilmeyen, okur kişi olur bir gün.

    Efendim, geçen gün yolda karşılaştığım bir öğretmen arkadaşım bana, “Hayırlı Olsun tekaüt olmuşsun.’’dedi. Baktım, baktım dedim ki kendisine “Aziz dostum sen zarar ile ziyan arasındaki farkı biliyor musun?’’ “Bilmiyorum.” dedi. “Bak ben sana anlatayım, dedim. Zarar karın eksilmesidir, ziyan ise sermayenin eksilmesidir. Emekli olmak işin zarar tarafındadır. Tekaüt olmak ise ziyan tarafındadır. Ziyanı yok, ben emekli oldum.”dedim. Muhabbetle kucakladı beni.

    Değerli Misafirler, anlatacak öylesine çok şey, öylesine güzel tecrübe var ki. Yıl 1975.Teftiş geçiriyoruz. Bakanlık Müfettişi dersimi dinlemek üzere sınıfa girdi. Ders Teknik Resim. Ödevleri kontrol ediyorum. Ödevini yapmayan bir öğrenciye müfettişin yanında veryansın ettim. Açtım ağzımı, yumdum gözümü. Bir dövmediğim kalmıştı. Müfettiş bana dersten sonra müdür odasına gel dedi. Zil çaldı vardım yanına. Bana veryansın etti. Açtı ağzını, yumdu gözünü. Bir dövmediği kalmıştı. Ve bana “Toplum içinde bir insanı azarlamak, onur kırıcı söz söylemek, hele cebir kullanmak doğru değildir. Randıman vermez. Ona doğru olanı yapmasını güzellikle bir kez daha anlatabilirdin.’’ dedi. O zaman “Nush ile uslanmayanı emekli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötek değil, ona bir kez daha anlatmak olmalıdır.’’

    Değerli eğitimciler, bu konu eğitim-öğretimin belki en can alıcı noktasıdır. Verimliliği artırmak ve başarıyı yakalamak adına öğretmen öğrencisine, ebeveynler çocuklarına, usta çırağına, amir memuruna, olmuyorsa yılmadan usanmadan sabırla konuyu bir kez daha anlatmalıdır.

    Başöğretmen Atatürk genç nesli bizler daha doğrusu artık sizler emanet ederken onun devrinde eğitim bakanı olan Mustafa Necati’nin 1928’de mezun öğretmenlere gönderdiği mektuptan bazı pasajları burada sizlere aktarmadan geçemeyeceğim.

    “Muallim arkadaş, senin de aziz vatan ve milletine hizmet edebilmek için bugünü sabırsızlıkla beklediğine kani bulunuyorum. Orası güzel vatanın, hizmet ve irşadına muhtaç feyizli bir köşesidir.

    Harcırahının hemen gönderilmesi mahalline yazılmıştır.

    Oraya varır varmaz teçhizat bedelini de alacaksın.

    Yollarda azami yardımda bulunmaları için maarif idarelerine lazım gelen talimat verilmiş olduğundan, iskele, istasyon ve yol uğrağı kasabalarda, yakalarında yıldız bulunan bir zat seni bekleyecek ve sana ve refakatte bulunacaktır. Binaenaleyh onların da seni kolaylıkla tanıyabilmeleri için yakana bir yıldız takmalısın.

    Orada seni sevinç içinde bekleyen vatan yavruları, senin gibi mektebine ikmal eder etmez vazife başına koşmuş hanım ve bey muallim arkadaşlarım, hâsılı vatanının her köşesinde tesadüf ettiğin ve edeceğin kardeşlerin vardır.

    Artık mektep hayatın nihayetine ermiş oluyor ve hakiki mücadele hayatına girmiş bulunuyorsun.

    Vazifelerin de muvaffakiyet diler ve işe başlama haberini beklerim aziz meslektaşım.
    Evet. Bir eğitim bakanının öğretmene verdiği önemin belgesel nitelik taşıyan mektubu.

    Varlıklarda zafer çeşit çeşittir. Meyve ağacın, kokmak gülün, ötmek bülbülün, uçmak kuşun, petek de arının zaferidir. Genç beyinleri sevgiyle şefkatle, ilimle, irfanla, ahlak ve faziletle yoğurup şekillendirmek suretiyle, burcu burcu inane kokan, vatan bayrak kokan, yedi öğretmenin en büyük zaferidir.

    Bu zafere ulaşabilecek beceriyi gösteremeyecek öğretmen varsa onlar için şu fıkrayı anlatmak isterim.

    “Eski zamanda kahvecinin biri, kahveye zam yapmak ister. Masaların üzerine yazdığı pusulalarla bu isteğini yerine getirmek arzusundadır. Pusulada şunlar yazmaktadır.

    -Kahve Yemen’den gelir, yolları ırak,5 para idare etmez 10 para bırak.

    Müşteri pusulayı okur. Bunun altında kalır mı hiç, alır kalemi eline, pusulanın arkasına
    -Kahve Yemen’den gelir, biliriz yolları ırak,5 para idare etmezse kahveciliği bırak.”
    Evet efendim. Tüm şehit öğretmenlerimiz için;

    Ben bir öğretmenim. İsterim ki ışıklarım öğrencilerimin gözlerinde yıldız gibi parlasın. Kelimelerim yıldız olsun göklerine, kandil kandil aydınlatsın karanlıkları.

    Ben bir öğretmenim. Kuzey nehirleri kadar serin olmam gerektiğini bilirim çölün bağrında. Güney iklimlerinde soylu, sükûnetli bir vaha olmalıyım her mevsim. Bir meltem gibi esmeliyim yanık yüreklere.

    Ben bir öğretmenim. Yanlış attığım her adımın, öğrencilerimin dünyalarında bir sütunun yıkılmasına sebep olduğunun farkında olmalıyım. Heyecanım daima taze olmalı yüreğimde.

    Hatıralar oluşturmalıyım bahçemde, çiçek çiçek, renk renk. Teskin olmaz bir arzuyla uğraşılmaya değer üç meşgalem olmalı benim. İlim, irfan, terbiye.

    Çünkü ben bir öğretmenim. Hatıralarda kaybolmayacağımı biliyorum. Siz de eskisi gibi hatıralarımda yok olmayacaksınız. Çünkü siz bana bir uzvum kadar yakınsınız. Gözyaşı kadar temiz, beşikteki bebek kadar masum öğrencilerim.

    Ve nihayet bir öğrenci gözüyle;

    Bükülmez bir bilekti
    Çifte vuran yürekti
    Okuluna direkti
    Bir kanat açtı hocam
    Okuldan uçtu hocam
    Dilleri az söyledi
    Gözleri öz söyledi
    Yüreği köz söyledi
    Sınırı geçti hocam
    Okuldan uçtu hocam
    Bir dağdı toprak oldu
    Çınardı yaprak oldu
    Yakınken ırak oldu
    İmzayı attı hocam
    Okuldan uçtu hocam”

    Bu konuşmadan sonra Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Sebahattin Akgül’de bir konuşma yaparak şu bilgileri verdi.


    “Büyük Önder Atatürk’ün 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul edişlerinin 81. yıldönümünde tarihi gün olan 24 Kasım gününü, 1981 yılından beri Öğretmenler günü olarak 29. defa idrak ediyoruz.

    Dünyanın en büyük sorumluluğuna sahip, insan topluluklarının en fedakar ve en muhterem unsurları olan öğretmenlerim, gününüz kutlu olsun.

    Saygıdeğer öğretmenlerim,

    Başöğretmen Atatürk’ün de ifade ettiği gibi millî varlığımız açısından hayati önem arz eden eğitim ordusunun en önemli unsuru olarak, bu kutsal görevinizi yaparken heyecanınızı, ümidinizi ve idealinizi sarsabilecek her türlü engeli ve olumsuz düşünceleri bir kenara iterek; milletimizi, Büyük Önder Atatürk’ün hedef gösterdiği “çağdaş uygarlık seviyesi”nin üstüne çıkarmak için yılmadan çalışacağınıza yürekten inanıyorum.

    Size emanet edilen çocuklarımızı; Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri çerçevesinde “hayat felsefesini, fiziki ihtiyaçlarını, sosyal ihtiyaçlarını, psikolojik ihtiyaçlarını, ulusal değerlerini, kendi yeteneklerini, kapasitesini bilen; geçmişini tarih şuuru içerisinde algılayan, yaşadığı eş zamanın gerçeklerinin farkında olan, geleceğine umutla bakan, insanî-ulusal-evrensel hukuk kurallarının bilincinde olan” bireyler olarak yetiştirme azim ve gayreti içinde olmalısınız.

    Geleceğimizin güvencesi olan yeni nesillerin yetiştirilmesinde Büyük Atatürk’ün “En mühim ve en feyizli işlerimiz milli eğitim işleridir.” İlkesinin bilinci içerisinde, bilim ve aklın aydınlığında, çocuklarımızı ve gençlerimizi “beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne, demokratik ve sosyal anlayışa sahip, insan haklarına saygılı, dürüst ve sağlam karakterli, topluma karşı sorumluluk duyan, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek” ülkemizin geleceği açısından önem taşımaktadır.

    Unutmayınız ki yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.

    Değerli öğretmenlerim,

    Toplum mühendisliği ve bilgelik mesleği olarak ta tanımlanan kutsal mesleğinizi icra ederken, sürekli mesleki birikiminizi yenilemeniz için Müdürlüğümüz Hizmet içi Bölümü tarafından öğretim yılı boyunca istek ve ihtiyacınıza göre çok çeşitli hizmet içi kurs ve seminerler planlanmış yıl boyunca uygulanmaya devam edilecektir. Uzak yerleşim yerlerinde çalışan öğretmenlerimize lojman yapımı çalışmalarımız devam etmektedir. Son 6 yıl içerisinde 65 tanesi uzak yerleşim yerlerinde olmak üzere toplam 158 dairelik öğretmen lojmanı yapılmıştır. Artık öğretmenlerimiz çalıştığı yerlerde barınma sorunu yaşamayacaktır.

    Bu vesile ile Başöğretmenimizi, şehit öğretmenlerimizi, ebediyete intikal eden öğretmenlerimizi saygıyla anar; emekli olan ve görev başında olan öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü kutlar, saygılar sunarım.”

    İl Milli Eğitim Müdürü Sebahattin Akgül’ün bu konuşmasından sonra adaylığı kaldırılan öğretmenler toplu halde and içtiler. Daha sonra öğretmenler günü münasebetiyle değişik dallarda düzenlenen yarışmalarla ilgili ödül törenine geçildi.


    ÖĞRETMEN-EĞİTİM” KONULU YARIŞMA SONUÇLARI


    İLKÖĞRETİM I. KADEME ÖĞRENCİLERİ ARASINDA RESİM YARIŞMASI

    ADI SOYADI : OKULU : SINIFI : DERECESİ :


    H. Hümeyra KOÇAK Özel Yeni Rekor İÖO. 4. Sınıf Birinci
    Cahit ÇUHADAR Karamanlı İÖO. 5. Sınıf İkinci
    Mustafa GÜLEBENZER Kahramanmaraş İÖO. 5. Sınıf Üçüncü
    Ödülleri Milli Eğitim Müdürü Sebahatin Akgül Verdi.

    İLKÖĞRETİM 6. VE 8. SINIF ÖĞRENCİLERİ ARASI ŞİİR YARIŞMASI

    ADI SOYADI : OKULU : SINIFI : DERECESİ :
    Züleyha YAZNUR Kahramanmaraş YİBO 6. Sınıf Birinci
    Deniz ERTÜRKMEN Osman Gazi İÖO. 6. Sınıf İkinci
    Halime GÖKÇE Yunus Emre YİBO 8. Sınıf çüncüÖdülleri Vali Yardımcısı Mustafa Anteplioğlu verdi.

    LİSE ve DENGİ OKUL ÖĞRENCİLERİ ARASI KOMPOZİSYON YARIŞMASI

    ADI SOYADI : OKULU : SINIFI : DERECESİ :
    Eyüp KAZ Atatürk Anadolu Lisesi 11 . Sınıf Birinci
    Dile AYSU Atatürk Anadolu Lisesi 9 . Sınıf İkinci
    Tuba AVCI Çukurova Elektrik Anadolu Lis 9. Sınıf Üçüncü
    Ödülleri KSÜ Rektör yardımcısı Cafer Mat Verdi.


    ÖĞRETMENLER ARASI “YAŞANMIŞ ANI YARIŞMASI”

    ADI SOYADI : OKULU : BRANŞI : DERECESİ :
    Mine KILIÇ Atatürk Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni Birinci
    Ödülünü Belediye Başkanı Mustafa Poyraz verdi.

    Öğretmenler arası Satranç yarışmasında 1. olan Durdu Akkök, 2. olan Savaş Aksu ve 3, olan Ender Bayır’ın ödülünü de Emniyet Müdürü Cumali Aydın verdi.

    Programın son bölümünde Emekli öğretmenlerin Hizmet Belgeleri Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır tarafından verildi.

    Program Okul korosunun okuduğu birbirinden güzel şarkılar ve Halkoyunları ekibinin müthiş gösterisiyle son buldu. (KAYNAK: MEM-BASIN - www.kanal46.com)


    11669  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.