PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA

AKP'de kopmalar başlar ise'

Özel bir işim nedeniyle Ankara’daydım… İki günlüğüne gittiğim kentte hem işlerimi kovalıyor, hem da siyasi yelpazenin önünde duran inandığım isimlerle kulisler yapıy
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 09.11.2009 11:12 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Süleyman Canbolat
    Süleyman Canbolat Tüm Yazıları

    Özel bir işim nedeniyle Ankara’daydım…

    İki günlüğüne gittiğim kentte hem işlerimi kovalıyor, hem da siyasi yelpazenin önünde duran inandığım isimlerle kulisler yapıyordum…

    Konu konuyu açıyordu…

    Sonuçta siyaset konuşuyorsunuz…

    Risk dolu iğneli bir fıçı içinde dönüp, pardon döndürülüp duruyorsunuz çünkü…

    O yüzden ölçülü davranmak zorundasınız…

    Çünkü bu noktada kırılacak POT, eder sizi OT…

    Ederlere dikkat kesilmesini öğrenmemişseniz yandınız demektir…

    Neyse, konuma geçmek istiyorum…

    Kendime inandığım kadar inandığım AKP’li ve Başbakan’a çok yakın olan bir büyüğüm herkesin dikkatini çekecek şu sözleri etti:

    -Canbolat, durduk yere başımıza iş açtık… Çok iyi bir o kadar uyumlu gördüğümüz süreci sıkıntılarla dolu virajlara döndürdük… Açılım dedik… Ne gereği vardı buna? Neden yaptık? Niçin bu hassas konu hakkında insanlara fikirlerini sormadık? Adamları affettik döndüler… Dönerken yapmış oldukları saygısız hareketlerle adam olamayacaklarını haykırdılar… Diğerlerini de çağırmıştık baktık durum çok daha vahim boyutlara varacak vazgeçtik…

    Bu meselenin bizleri bayağı yıpratacağı ve kan kaybettireceğini hepimiz bildiğimiz halde konuşamıyor, liderimizin karşısına çıkıp, “yanlış yaptınız sayın genel başkanımız” diyemedik, diyemeyiz de… Ülkenin geldiği nokta herkesin malumudur… Ben ve benim gibi düşünen birçok arkadaşım açılımı “alt yapısız” yaptığımız inancındayız… Alt yapıdan kastım, çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilecek bu kadar hassas konuda bunu kendi içimizde dahi görüşemedik… Mesela “Domuz Gribi” konusunda bile konsensüs sağlanamamıştır… Sağlık bakanımız başka söylüyor, genel başkanımız çok başka söylüyor… Sağlık bakanımızın söylemiş olduğu tekzip edercesine bir görüş belirtmenin ne gereği var? Sorarım size Canbolat kardeşim... Bu sıkıntılı süreçlere başka örnekler de verebilirim… İşte bu yüzden partide çatırdamalar ve homurtular başladı… Şu an bu homurtular duyulmuyor olabilir, ancak yakında sesler herkesin duyacağı biçime dönüşebilir… Sonuçta karşımızda bizden kopanların kurmuş olduğu bir parti var… O parti Türkiye Partisi… Bekliyorlar,, zaman kolluyorlar… Abdullatif Şener, hadi” dediği zaman içimizden en az 10 vekil oraya iltihak eder… Bunun yanında Saadet Partisi tehlikesi var… Hepimizin büyük bir saygı beslediği üzerimizde unutulmaz emekleri bulunan Profesör Doktor Sayın Necmettin Erbakan, “yuvaya dönün bekliyorum” diyecek ve bastıracaktır… Sayın Erbakan’da 10 kişi götürse… Tepetaklak gittik demektir… Vallahi de billahi de korkuyoruz… “Şu an itibariyle önümüzü tam olarak görüyoruz” dersem yalan söylemiş olurum… Gidiyoruz bakalım… Allah sonumuzu hayır eyleye…”

    Anlatılanlar aynen böyle dostlar… Olur mu olur hani değil mi ama?



    CHP neden ve niçin

    Cephede değil?




    Çok UC noktalarda bir Sosyal Demokrat kimlik taşıdığımı bilen bilir…

    Ancak beni tanıyanlar şunu da kabullenir, “Bu adamın sağı szolu yok… İşin içine gazetecilik girdiğinde babasını bile tanımaz…”

    Aynen öyle…

    Vallah tanımam, billah tanımam…

    Çünkü bendeniz mesleğini Allah’ı kadar seven mesleğinin emretmiş olduğu etik değerlere sonuna kadar sahip çıkan ve bağlı olan birisiyim…

    Böyle başladım, böyle devam ediyorum ve böyle bitireceğim…

    Gelelim Kahramanmaraş CHP İl’de ve merkez ilçede neler olduğu meselesine…

    Sahi neler oluyor buralarda?

    Nerede bu insanlar?

    Niçin kendilerine verilmiş olan görev ve sorumluluklarını tam manasıyla yapmazlar?

    Kimden çekinirler?

    İmtina ettikleri ölçüler nelerdir?

    Mesela, ülke insanları “açılım” sonrasında AKP hariç, “firesiz biçimde” ayaklanırken kendilerini neredeydiler?

    Vardılar… Görevlerini İFA etmişler di de ben mi görememiştim?

    Yoksa ben mi o noktada treni öküz gibi seyre dalmıştım?

    Siyaset, karşınızdaki partilere karşı “atak” olmak, “tezlerini çürütmek” Onların yaptıkları hataları değerlendirmek, süslemek, allamak, pullamak, insanlara sunma sanatıdır dünyanın her yerinde…

    Kahramanmaraş CHP saflarında SAF tutan kardeşlerimizde böyle bir duruş var ise…

    Getirsinler ve gözümün içine soksunlar.



    Bülten ‘Gülten’ değil

    Bülten’dir ancak…


    Kahramanmaraş Belediyesi tarafından yaptıkları çalışmaları vatandaşlarına duyurabilmek amacıyla çıkartılmış olan, ADI birilerince tam olarak konulamamış şey…

    Bana göre de bültendir…

    Değerli meslektaşım Mehmet Fiskeci bunun “Gülten” gibi durabileceğini “pardonlarla” geçiştirip, mizahi bir dille belirtmiş olsa da, bültendir o...

    Fakat eksik kalmış, yerine tam manasıyla oturtulamamış bir bülten olduğunu söylemeden geçemeyeceğim…

    Şöyle ki, Söz konusu bültende işlenmiş tüm konular Kahramanaraş Belediyesi ile doldurulmuş… Bunun normal olduğu görüşünü benimseyenlerin olabileceği gibi, karşı duranların da çıkabileceği unutulmamalıdır…

    Tüm haberler olumlu…

    “Şunları yaptık, bunları başardık” denilmiş…

    İçerik ve yazım dilinin yanında fotoğraflamalar da fena değil…

    Bunlar iyi güzel hoş ta…

    Yapılamayanlar, ya da yarım yamalak yapılanlar nerede?

    Niçin onlardan söz edilmemiş?

    Niçin üç kelimeyle de olsa, “Şunları da yapamadık, yapmak istedik, istediğimiz gibi olmadı… Olduramadıklarımızdan kendimize dersler çıkarıp, bir daha yapmayacağız” denmemiş…

    Her şeye rağmen bülteni çıkartanların emeklerine sağlık.



    Değerlerimizi

    Değerlendirmek



    “Değirmen gibi başlıklar kullanıyor bu adam” diyenlerin olduğunu biliyorum…

    Ne yapayım…

    Memlekette bu kadar konu varken, “konu mankeni” misali köşeme çekilip, oturamıyorum…

    Sonuçta bana bunları yazmam için bir bedel ödeniyor…

    Ve o bedel benim geçim kaynağımı oluşturuyor…

    Onun için, meslektaşlarımın bakmayı unuttukları noktalara bakıyor, göremediklerini görmeye çalışıyorum…

    Gayrısını kimseler aramasın, bulamazlar…

    Memlekette sayısız değerlerimizin olduğu muhakkak…

    “Nedir onlar?” demeyin sakın…

    Onların neler olduğunu ben değil, görevlerini yerine getiremeyenler anlatmalı…

    Size çok sıcak olan ve tazeliğini koruyan bazı evlerin altından çıkan mozaik tablolarını söylesem…

    Yeter umarım…

    Tarihtir her işin başı…

    Ülkeleri ülke, devletleri devlet, şehirleri de şehir yapan “olmazsa olmaz” değerler tarih ile başlar, tarih ile biter…

    Tarihlerini unutan ülkelerin bugün nerede olduklarını bilen var mı?

    Yok…

    Peki tarihe değer vermek, tarihi eserleri gün ışığına çıkarmak için neler yapılmalı?

    Çok basit…

    “Yerinizde oturmayacaksınız, deli danalar misali koşuşturup, çevrenizde geniş araştırmalar yapacaksınız… Gördüklerinizi kendiniz için kullanacaksınız…”

    Tarihi değerlerimizin sahipsizlikler dehlizlerine sürüklenmesi biline ki sadece, ama sadece bize kaybettirir…

    Olaya işte tam bu pencereden bakıyorum…

    Bakmayı da sürdüreceğim.



    ‘Onlar’ sınıfındakilerin kime ne zararları var ki?


    Çeşit çeşittirler…

    Bazıları kendilerine, bazıları ise kendilerini o yola itenler için yontar…

    Eşek boyama işini çok iyi öğrenirler…

    Eşeği boyayıp, babasına satamayacak kadar “eşek” olana, “eşek oğlu eşek” yakıştırmaları yaparlar…

    Zaman zaman, yani olmaları gereken anlarda da şebekleşiverirler…

    Önemli değildir onlar için hiçbir şey…

    Paradır onları “onlar” yapan…

    “Onlar” saflarında tutan…

    “Ondalık sayılar” kisvesi giydiren…

    Ve “o biçimler” listelerine alan.

    Her şeyi pazarlarlar büyük bir ustalıkla…

    Ayırmazlar hiç kimseyi kesmeden…

    Adil duruş (!) gösterirler, bakış açısı noktasında “nokta atışı” yaparlar…

    Turnayı gözünden vururken, bu ve buna benzer işlerin hiç de kolay olmadığını, başarmanın çok çalışmaktan (!) geçtiğini haykırırlar…

    “İşte ispatı” diyerek.

    Sırtınızı dönün onlara (!)…

    Konuşun onlarla (!)…

    Hor görmeyin (!)…

    Küçümsemeyin (!)…

    Kale alın (!)…

    Derdinizi paylaşın (!)…

    Korkmayan (!)…

    Korkanların karşısında durun (!)… “Onlar” sınıfındakilerden size asla ve katta zarar gelmeyeceğine (!) ikna edin…

    “Pazarlık” yapmaktır işleri…

    Kime ne zararları olabilir ki???


    SÜLEYMAN CANBOLAT
    GSM: 0.544 820 12 02




    NOT: KAHRAMANMARAŞ YORUM GAZETESİ'NDEN ALINMIŞTIR....... YORUM GAZETESİ: 0.344. 236 66 46

    Etiketler : Kopmalar, Başlar,
    6074  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.