PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Başbakan Erdoğan 'Enine Boyuna' anlattı...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ofisinde “böcek” bulunması konusunda yöneltilen bir soru üzerine, “Dinlemelerle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu görevlendirdik. Bunu kim yapmıştır, bunun araştırılması yapılıyor. Araştırma sonucunda kim olduğu anlaşılabilir” dedi.
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 29.12.2012 11:25 Tarihinde Eklendi.  Kategori : POLİTİKA.
    Başbakan Erdoğan 'Enine Boyuna' anlattı...
    Başbakan Erdoğan 'Enine Boyuna' anlattı...
    Başbakan Erdoğan 'Enine Boyuna' anlattı...

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ofisinde “böcek” bulunması konusunda yöneltilen bir soru üzerine, “Dinlemelerle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu görevlendirdik. Bunu kim yapmıştır, bunun araştırılması yapılıyor. Araştırma sonucunda kim olduğu anlaşılabilir” dedi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT 1 ve TRT Haber üzerinden ortak yayınlanan 'Enine Boyuna' isimli programda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Yeni anayasa çalışmaları sorulan Erdoğan, “Anayasa Uzlaşma Komisyonu yeni anayasa çalışmasında başarısız olursa, AK Parti kendi teklifini Meclis'e sunacak” dedi.

    Ofisinde “böcek” bulunması konusuyla ilgili soru üzerine Erdoğan, “Bunlar bulunduktan sonra, ‘savcılık bu konuda gerekeni yapar, bunu gündeme taşımanın almanı yok’ dedik. Bu konuda soru sorulunca bunu gündeme getirdik” diye konuştu. Olayı abartmanın gereği olmadığını söyleyen Erdoğan, “Muhalefetin bunun üzerinde bu kadar ısrarla durmasını da anlamıyorum” dedi.

    Bu dinlemelerle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu görevlendirdiğini açıklayan Erdoğan, “Bunu kim yapmıştır, bunun araştırılması yapılıyor. Araştırma sonucunda kim olduğu anlaşılabilir” diye konuştu. Erdoğan, bu tür dinlemelerin her ülkede olduğunu belirterek, “Amacımız, bunları minimize etmek” dedi. Erdoğan, sürecin bundan sonraki boyutunun artık yargıda olduğunu dile getirdi.

    "Gelişen bu teknoloji içerisinde bakıyorsunuz, bir mercimek tanesi kadar bir teknolojik unsurla bunu yapıyorlar" diyen Erdoğan, başbakanlığının ilk yıllarında da dinlendiğine dair açıklamalar yaptığını hatırlattı. Erdoğan, o dönem bir gazetenin kamuoyu önünde konuşulmayan konuları manşete taşıdığını belirterek, "Ve bu gazetenin ne sahibi bellidir, ne mal varlığı vardır, ne şusu vardır, ne busu vardır" dedi.

    ULUDERE'DEKİ OLAY

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Uludere konusunun sürekli gündemde tutulmasına tepki göstererek, "Bir yıldır bunu sürekli gündemde tutma gayreti içerisinde olan mahfiller var. Ama Gediktepe'yi kimse gündemde tutmuyor, Başbağlar’ı kimse gündemde tutmuyor, Bingöl'ü kimse gündemde tutmuyor. Ya buralarda da onlarca insan maalesef asker, sivil şehit edildi. Niye bunlar acaba gündemde tutulmuyor da sadece burası gündemde tutuluyor?" dedi.

    Uludere'de yaşanan olayın yıl dönümü olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan, yürütülen idari soruşturmanın oradaki idarecilerle ilgili olduğunu söyledi. Yaşanan olayın yargı tarafından soruşturulduğunu anlatan Erdoğan, hem sivil yargı hem de askeri yargı boyutuyla incelemelerin sürdüğünü anlattı. Parlamentodaki kurulan komisyonun bir iki hafta içerisinde hazırladığı raporu açıklayacağını söyleyen Başbakan Erdoğan Uludere ile ilgili olarak şunları söyledi:

    "Burası tabii iki yönüyle şuanda yürütülüyor. Bir sivil mahkeme/yargı, diğeri askeri yargı. İkisi de hala bu süreci çalıştırıyor, devam ediyorlar. Ve konuyla ilgili de biliyorsunuz parlamentodaki yani bu kurduğumuz komisyon, yani gerek silahlı kuvvetler olsun, gerek valilik olsun bütün hepsiyle gittiler görüşmelerini yaptılar. Raporu buna göre hazırlıyorlar. Yani şurada bir iki hafta içerisinde onlar bu hazırladıkları raporu açıklayacaklar.

    Ben tabi burada özellikle şunun üzerinde durmayı faydalı görüyorum. Yani bu konuyla ilgili olarak ta baştan beri gerek şahsım, gerek Genelkurmay Başkanımız, Meclis Başkanımız, çeşitli bakan arkadaşlarımın hepimizin çeşitli açıklamaları oldu. Bizler burada üzüntülerimizi, her şeyimizi aynen sizin az önce ifade ettiğiniz gibi paylaştık, söyledik. Tabi bunu farklı yerlere çekmek suretiyle bunun üzerinden bir istismar mekanizması çalışıyor. Fakat burada bir şeye de ben dikkat çekmek istiyorum. Yani bakın bir yıl oldu bir yıldır bunu sürekli gündemde tutma gayreti içerisinde olan mahfiller var. Ama Gediktepe'yi kimse gündemde tutmuyor, Başbağları kimse gündemde tutmuyor, Bingöl'ü kimse gündemde tutmuyor. Hantepe'yi kimse gündemde tutmuyor, Gaziantep'i kimse gündemde tutmuyor. Ya buralarda da onlarca insan maalesef asker, sivil şehit edildi. Niye bunlar acaba gündemde tutulmuyor da sadece burası gündemde tutuluyor?

    Kaldı ki buranın bir özelliği de var. Nedir; burası bir terör bölgesi, geçiş bölgesi ve böyle bir terör bölgesinde bir hata yapılmış olabilir. Ve bu hata da ki ben bizzat şeyler izledim, yani insansız hava araçlarının görüntülerini. Yani bu görüntüde net, insanı tanıma gibi bir şeyiniz söz konusu değil. Sadece bir hareketi takip edebiliyorsunuz. Onun için burada ne yazık ki değerlendirenlerde bir yapıcı tavır içerisinde değiller, tarafsız bir bakış ortaya koymuyorlar. Hemen vurun abalıya diyorlar. Ha kime vurulur burada? Askere vurulur, vur. İktidara vurulur, vur. Yaptıkları iş bu. Biz de diyoruz ki, şuanda işte bakın sivil, asker yargı bu konuyla ilgili çalışmasını yapıyor. Bekleyelim.

    Ve burada hatayen böyle bir şey de yapmış olabilirler. Çünkü o asker Gediktepe'de dalga geçildi kendisiyle. Niye orada komutan kalkıp da diyince 'işte biz bunları köylü zannettik, çoban zannettik' dediğinde, 'çoban zannetmiş' böyle dalga geçiyorlardı. Haftalarca onu yazdılar, çizdiler. 'Ne demek, vuracaktınız. Kışlaya kadar onlar nasıl geldiler? Nasıl kışlaya saldırabildiler' bu söylendi. Şimdi bir defa o atmosferin içerisinde zaten asker olayları değerlendiriyor. Eee, böyle bir şey de olunca ve görüntüler bu şekilde verildiği anda da kararı veriyorlar ve bu karar üzerine de bu operasyon yapılıyor.

    Kaldı ki sınırımız içerisinden yapılan atışlar var. Bu atışlarda da hep askerin tespiti şudur; 'kaçakçı olursa ya durur ya geri döner. Ama terörist durmaz, o yürür' diyor. Bunların kendilerine göre tabi bazı kuralları var. Şimdi bu kural içerisinde yürüyüş devam ettiği için ha bunlar demek ki katırların sırtında silahlar var bunlarla beraber yürüyüş devam ediyor. Ama tecrübeli olanlardan 5-6 tanesi biliyorsunuz kaçıyor ve onlar kurtuluyor. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Ve bu gerçeği de görmek durumundayız.

    Tabii ki olayı daha önce de söylediğimiz gibi, acı bir olay, acı bir hadise... Tabi ki burada yaşanan olay karışında biz mesela huku vesaire neticelensin ondan sonra kararımızı vermeden toplandık hemen bir karar verdik. 'Yahu beklemeyelim, hiç olmazsa bu acılarını, meydana gelen buradaki durumu biz tazminatlarla, vesairelerle hafifletelim' diye bir adım attık. Hemen aileler konuşmadan bakıyorsunuz ki belli parti hemen açıklamalar yapmaya başladı. Sizden giden kimse yok, orada acısı olanlar başka. Bırakın da onlar kararını versin. Biz muhtarları dinliyoruz farklı, onları dinliyoruz farklı."

    "AİLELER ÖRGÜTLERİN OYUNUNA GELMESİN"

    Başbakan Erdoğan, Uludere ile ilgili açıklamalarını sürdürürken, "Ailelere ne söylemek istersiniz?" şeklindeki soru üzerine ise, ailelerden örgütlerin ve istismarcıların oyununa gelmemelerini istedi.

    "Benim söyleyeceğim şey şudur; yani burada ben kasta mahsus bir şey asla düşünmüyorum. Çünkü bütün ilgililerle, başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere, samimi olarak onlarla konuştuk. Hepsi bir üzüntünün bir defa içindeler. Bu bizim burada hatayen böyle bir şey de olmuş olabilir. Onun için burada teenni şart. Benim Uludereli vatandaşlarıma, kardeşlerime söyleyeceğim şey; lütfen bazı öyle ucu bucağı belli olmayan örgütlerin oyununa gelmeyin. Yani bu örgütlerin oyununa gelir de böyle bunlar alıyorlar, parlamentoda gezdiriyorlar, buralara getiriyorlar, başka yerlere götürüyorlar... Yani bunlar bence onların oyuncağı olmaması lazım. Onların malzemesi olmaması lazım. Şuanda yargı mekanizması çalışıyor. Ve bu yargı mekanizmasının kararının beklenmesi lazım.

    Niçin bu istismarcıların oyununa geliyorsunuz? Diyorlar ki, 'Efendim işte biran önce bitsin bu iş.' Ya kardeşim öyle olaylar oldu ki bu ülkede 20 seneyi aştı karara bağlanamadı. Yani ben gayrimenkul davalarını söylemiyorum ha. Onların içinde 40 yıl, 50 yıldır süren davalar var. Ama bu tür davalarda da 10 yıl, 20 yıl süren davalar var. Şimdi biz orayı beklemek durumundayız yani. Orasını beklemeden ben kalkıp da yürütme olarak nasıl böyle bir kararı verebilirim? Bunlar bittikten sonra kararını verirler, karar neyse bunun gereği yerine getirilir."

    "ESAD'I SÜREKLİ UYARDIK"

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda 100'ü aşkın ülke, Suriye koalisyonunu zaten kabul etmiş vaziyette. Bu ne demektir; artık biz yeni Suriye'ye hazırlanıyoruz" dedi.

    2012 yılının değerlendirmesini yapan Başbakan Erdoğan, "Biz ülkemizi ve milletimizi çok çok ileri bir seviyeye taşımanın gayreti içerisindeyiz. Özellikle yola çıkarken söylediğimiz gibi, yani temel hak ve özgürlüklerden tutunuz da insanımızın yaşam standardını yükseltmeye varıncaya kadar hedeflerimiz var. Türkiye'yi dünyadaki ülkeler içerisinde tarihte olduğu gibi güçlü bir yere oturtmanın gayreti içerisindeydik ve bu gayretle de yola çıkmış bulunuyoruz" diye konuştu.

    Suriye'de yaşanan durum çerçevesinde dış politikayı da ele alan Erdoğan, "Bizim komşularımızla, halklar olarak söylüyorum, hiçbirisiyle yine bizim sıkıntımız yok. Biz, halklarla ilişkilerimiz gayet iyi. Bir sıkıntı yaşamıyoruz. Sıkıntı rejimle. Ama bu rejimlerin de dikkat ederseniz kendi halklarıyla zaten sıkıntısı var. Yani onların kendi halklarıyla olan sıkıntısının yansımasıdır bize olan" dedi.

    2011 yılında Suriye ile tarihi bir adım atıldığını ve Asi Nehri ile ilgili yapılan anlaşmanın ardından Esad'la Halep'te bir çok konuyu konuştuklarını ifade eden Erdoğan, Esad'a ayaklanmalar başlamadan önce sürekli uyarıda bulunduklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, "Anlattık, anlattık ama bunların hiçbirisi fayda etmedi. Her geçen gün orada halka olan zulüm arttı" diye konuştu.

    Rusya Devlet Başkanı Putin'in son Türkiye ziyaretinde "Biz Beşar Esad'ın avukatı değiliz" dediğini hatırlatan Erdoğan, bunun ise bir mesaj olduğunun altını çizdi. Suriye'den Türkiye'ye kaçan sığınmacıların sayısının 220-230 bini bulduğunu, sadece kamplarda kalanlarının sayısının 140 bin civarında olduğunu anlatan Erdoğan, "Biz açık kapı politikasıyla geleni geri çevirmiyoruz ve onları kabul ediyoruz. Hatta şimdi yeni yeni bazı kamp yerleri de hazırlama gayreti içerisindeyiz. Van'daki şu anda konteynerleri buralara nakletmeye başladık. Başbakanlık olarak sivil toplum örgütleriyle birlikte 'Bir ekmek, bir battaniye' diye bir kampanya başlatıldı. Burada da yine 300 civarında STK bu kampanyanın içinde sağ olsunlar hepsi yer aldılar. Bütün yayın organlarımız, ajanslar, hepsi bu işin içerisinde yer aldılar. Öyle zannediyorum ki bu kampanyadan gelecek olan bütün imkanlar gerek kamplarda, gerek sınır ötesinde değerlendirilecek. Şu anda işte bizler bir taraftan sınır ötesine de fırınlar gönderiyoruz. Bir çok yiyecek maddesi gönderiyoruz, un gönderiyoruz, makarnaydı, yağdı, zeytindi, helvaydı, vesaire tüm bunları gönderiyoruz. Göndermeye devam edeceğiz. İlaçlar gönderiyoruz. Bütün bunlarla birlikte oradaki halkın sıkıntılarını da yoğun bir şekilde giderelim istiyoruz" diye konuştu.

    "BİZ ARTIK YENİ SURİYE'YE HAZIRLANIYORUZ"

    Başbakan Erdoğan, Suriye'de rejim değişikliği konusunda ümitli olup olmadıklarının sorulması üzerine, "Rejim değişikliği noktasında artık bu işin geri dönüşü yok. Yani şu anda görüyorsunuz, yani 100'ü aşkın ülke bir defa Suriye koalisyonunu zaten kabul etmiş vaziyette. Bu ne demektir; artık biz yeni Suriye'ye hazırlanıyoruz" cevabını verdi. Suriye halkının da Esad sonrasına hazırlandığını söyleyen Erdoğan, "Şu anda orada Beşşar gittiği anda, farklı ne olursa olsun herhangi bir boşluk olmadan anında hemen orada yeni bir hükümetin kurulabilmesi için bir geçiş döneminin aktörlerinin hazırlanması lazım. İşte bu koalisyon onun için var. Daha önce konsey vardı. Konsey bunun için vardı. Şimdi konsey yine var ama konsey şimdi aynı zamanda koalisyon içerisinde görevini ifa ediyor" diye konuştu.

    IRAK OPERASYONU VE TEZKERE

    Başbakan Erdoğan, "Irak işgali hatırlatılarak Türkiye'nin Suriye politikasından başarısız çıkacağı ve Türkiye'nin bu işe girmemesi gerektiği" yönündeki eleştirilerin sorulması üzerine şunları söyledi:

    "Belki biraz iddialı olacak ama şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bakın, Irak'ta 1 Mart tezkeresi olayını hatırlayın. Ben 1 Mart tezkeresini savunanlardandım. O zaman başbakan değil, genel başkandım ve 1 Mart tezkeresinde yeterli oy alınamadığı için malum, Irak'a girilmedi. Ondada bir hayır var. Fakat Türkiye orada olmuş olsaydı, Irak'taki durum bugünkü gibi olmazdı. Çok daha farklı olurdu. Çünkü Irak'ın kaderinde Irak'ın değerlerini paylaşmayan ülkeler vardı. Irak'ın kendi değerlerini paylaşmayan ülkeler, maalesef Irak'ın geleceğini pozitif anlamda geliştiremediler. Orada her an bir yıkımla ırak halkı karşı karşıya kaldı. Şu anda gelinen noktada, bakın hala 10 yıl geçti, sıkıntı devam ediyor. Peki bize ne dediler de biz durduk. Daha sonra başbakanlığım döneminde parlamentoda güven oyunu aldık, tezkereyi geçirdik. Bu tezkereyi geçirdiğimiz zaman da oradaki kardeşlerimiz 'Türkiye buraya girmesin' dediler. Girmesin deyince ki Sayın Bush, o zaman beni arka arkaya telefonla önce arıyordu, Meclisten bunu geçirmem için. Daha sonra da aynı Bush yine beni telefonla aradığında şunu söyledi: 'Bunu erteleyelim'. 'Niye' dedim. 'Görüyorsunuz' dedi, 'halk şu anda istemiyor.' Kuzeydeki kardeşlerimiz istemiyordu aslında. Biz dedik, 'istenmediğimiz yere zorla girmeyiz'."

    "SURİYE HUZURU ÇOK DAHA ÇABUK BULACAK"

    Suriye'yi Irak'la kıyaslayan ve Esad'ın gitmesinin ardından Suriye'nin huzuru çok daha çabuk bulacağını söyleyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Suriye ile ilgili şimdi bir şey ortaya çıkacak. Bunu çok açık net göreceğiz. Bakınız, Suriye'de neticeye varalım. Neticeye vardıktan sonra inanıyorum ki Suriye, şu anda alt yapısıyla üst yapısıyla çok ciddi bir bedel ödüyor, Irak'taki imkanlar Suriye'de yok. Ama Suriye huzuru çok daha çabuk bulacak. Niye iddialı söylüyorum; çünkü Suriye'nin belki petrolü yok ama Suriye'nin coğrafi konumu, Irak'a göre çok daha farklı ve açılım yapabileceği noktaları çok daha güçlü. Orada atılacak adımlarla çok kısa zamanda Suriye kendini toparlar ve ayağa da kalkar diyorum. Ben buna inanıyorum. Yeter ki Suriye'nin içindeki Arap'ıyla, Kürt'üyle, Hristiyanı'yla, Türkmeni'yle, hep beraber oradaki o dayanışma sağlansın. Suriye'nin bölünmesine fırsat verilmesin. Süratle bu işi neticeye kavuşturmak mümkün."

    "DİNLEMELER ASLINDA AHLAKİ BİR EROZYONUN NETİCESİ"

    Başbakan Erdoğan, dinlemelerle ilgili bir soru üzerine bu dinlemelerin ahlaki bir erozyonun sonucu olduğuna dikkat çekerek, şunları anlattı:

    "Her şeyden önce bir şeyi görmemiz lazım. Bütün bunlar kiminle oluyor; insanla oluyor. Olay bir ahlaki erozyonun aslında neticesi. Yani 'bunu şu yapar, bu yapmaz' gibi bir şeyin iddiasında değilim. Ahlaki yönden nasibini almamış herkes bunu yapar. Bir hukuk devletinin içerisinde biz sadece şunu savunuruz, biz yasa dışı dinlemelerin tamamına karşıyız ve bunun için de tedbirlerimizi geliştiririz. Eğer biz TİB'i kurduysak bunun için kurduk. Eğer şu anda istihbarat teşkilatımız daha güçlü bir hale geldiyse ki daha güçlüdür, mesela biz şu anda GES'i biliyorsunuz, MİT ile bütünleştirdik. Neydi bu yıllar yılı, işte 'askeri istihbarat olmamalı, şudur budur' deniliyordu, biz de 'makuldür' dedik ve Genelkurmay ile bu görüşmeleri yaptık. Sağ olsunlar hepsi zaten bu planlaması yapıldıktan sonra GES tamamıyla MİT'e devredildi. Şimdiyse tamamıyla bir ortak havuz haline getiriliyor. Yani emniyet istihbarat da, GES zaten orada olduğu için orası da müşterek çalışıyor oradan pas ediliyor. Bunlar aynı zamanda TİB'de de toplanıyor."

    Yüksek teknolojinin olduğu bir yerde dinlemelerin olabileceğine dikkat çeken Erdoğan, "Bugün kimse zan altında olmasın ama siz Turkcell ile de her yeri dinlersiniz, Vodafone ile de dinlersiniz, Telekom ile de dinlersiniz, bütün bu sistemle dinlersiniz. Olur mu öyle şey? Olur mu öyle şey değil, yani bu teknolojinin yapısı bu" dedi.

    Telekom'un özelleştirilmesi sırasındaki eleştirileri de hatırlatan Erdoğan, "Telekom'u özelleştirirken ne diyordu yazılı görsel medya, köşe yazarları filan? 'Bakın bu çok stratejiktir, şimdi bu yapılıyor ama arkasından bu gelebilir.' Ama o zaman Turkcell vardı. Turkcell vardı da ona böyle bir şey söylemiyorsun da Telekom'da özelleştirme yapılırken niye bundan rahatsız oluyorsun? Yani öyle de olsa böyle de olsa bunlar Vodafon'la yapar, Turkcell ile yapar, Telekom ile hepsiyle yapabilirler. Bütün mesele insan unsurumuzun ahlaki noktada gerçekten bu değer yargılarına saygılı olmasıdır."

    YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

    Başbakan Erdoğan, yeni anayasa çalışmaları ile ilgili soruları da cevapladı. "Hâlâ anayasa umudunuz var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, 2012 yılının bittiğini, dolayısıyla bu yıl için anayasa umudunun tükendiğine dikkat çekti. Erdoğan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda Başbakanlık Sistemi'ne takılıp kalınmasından dolayı sıkıntı yaşandığını söyledi. "Herkes yeni anayasa için tez ileri sürüyor. Bizim de böyle bir tezimiz var" diyen Erdoğan, "Kabul edersiniz veya etmezsiniz. Zaten bu uzlaşma komisyonu bir karar merci değil. Sonunda karar merci komisyon artı Genel Kurul'dur. Burası verecek. Hatta hatta ondan sonra belki bir referanduma halka gidilecektir. Nihai kararı millet verecek. Niye bunun için telaş ediyorsun?" ifadelerini kullandı.

    "Niye yürütmeye bu kadar takılıyorsunuz ki? Önce gelin şu yasama, yargı bu işi bir halledelim" diyen Başbakan Erdoğan, "Ondan sonra başkanlığıma mı takıldınız, başkanlığı koyun bir kenara, diğerlerini şöyle bir yürüyelim, onları bitirelim. Onlar şöyle önümüzde bir neticeye orada kavuşalım. Onu hallettikten sonra de en son yürütmeyle ilgili bir noktada mı kaldık, onu tartışalım, onu müzakere edelim" diye konuştu. Erdoğan şöyle devam etti:

    "Arkadaşlarıma şunu söyledim; dedim ki, burada bizim yapacağımız tek şey var, biz nitekim bu akşam Meclis Başkanıma da bunu özellikle istirham ettim, burada bir makul süre verelim, bunun takdirini siz yapın, bu makul sürede bu iş bitirilmeli. Bitti bitti, bitmediği takdirde artık biz ne Meclisin gündemini bununla işgal edebiliriz, ne de bu komisyon bu kadar sulandırılmış bir şekilde devam etmemeli. Onun için kendileri bir makul süre takdir edecekler. Bu makul süre ne kadar olur onu bilmiyorum, temenni ederim ki başkanımızın verdiği bu süre içerisinde arkadaşlar yoğun bir çalışma içerisine girmek suretiyle bu işi bitirirler."

    Anayasa yapım konusunda Türkiye'nin deneyimli olduğunu, 6 ayda anayasa yapan daha deneyimsiz ülkelerin Türkiye'nin tecrübelerinden yararlanmaya başladığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Biz bu kadar deneyimli bir ülke olmamıza rağmen, şu anda 1 yılı doldurduk anayasamızı yapamıyoruz ve bu insanlar bizlerden anayasa konusunda destek isteyen, yardım isteyen ülkeler. Onlara da bu destekleri biz verdik, veriyoruz. Şimdi ben halimize acıyorum. Yani yazıklar olsun bize ki diyorum biz şurada 4 tane siyasi parti oraya geliyoruz, biz elimizden gelen burada feragati gösteriyoruz, 325 milletvekiliyle biz 3 kişi temsil yetkisi veriyoruz, onu alıyoruz, yani asli komisyonlardaki yetkiyi istemedik biz. Biliyorsunuz asli komisyonlarda sayınız neyse parlamentoda onun karşılığında temsil edilirsiniz. Ama biz bu uzlaşma komisyonunda bunu aramadık."

    "GEREKTİĞİNDE MECLİS'E AK PARTİ'NİN ANAYASA TEKLİFİNİ SUNARIZ"

    Başbakan Erdoğan, makul süre sonunda uzlaşma çıkmaması durumunda sürecin bitip bitmeyeceği sorulması üzerine, "Ben daha önce bir şey söylemiştim, eğer burada bizim uyum diyelim ki uyum sağlayabileceğimiz bir siyasi parti olursa, parlamento içinde anayasa değiştirme gücüne sahip sayıya sahip olmak suretiyle biz onlarla oturur bunu yaparız. Yani illa kapanır diye bir şey yok. Ama yeter ki biz beraber bu işi yaparız desinler. Otursun arkadaşlarımız çalışsınlar gene bunu yaparız. Fakat bunların hiçbirisi olmuyor bu Türkiye'nin kıyameti değildir" diye konuştu.

    Daha önce AK Parti'nin 26 maddelik anayasa paketini referandumdan geçirdiğini anlatan Erdoğan, "Şimdi burada elimizde AK Parti olarak bir 330 yok. Yani böyle bir 330 elimizde olmuş olsa açık söylüyorum. Bu akşam onu da söyleyeyim, olur veya olmaz, biz biliyorsunuz daha önce bir anayasa çalışması yaptık. Bu anayasa çalışmasını arkadaşlarıma dün akşam söyledim, yeniden ele alalım, yeni anayasa çalışmasını yine yapalım, hazır hale getirelim, gerekirse öyle bir zamanlama yaparız ki biz bunu Meclise de sunarız Meclisin gündeminde de böyle bir anayasa olur. Bu AK Parti'nin bir anayasa teklifi olarak orada olur" dedi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti ile Cemaat arasında mücadele olduğu" iddiasına ilişkin, "Buna gülerim. Tabii biz de bunları yazılı ve görsel medyadan öğreniyoruz, buna da üzülüyoruz. Zaman zaman da tabii ciddi manada yaralıyor, hatta zaman zaman bazı arkadaşlarım inanmaya da başlıyor. Diyoruz; 'Aman ha, çünkü böyle bir şeye inanmaya başladığınız anda biz kaybederiz. Böyle bir şey olamaz'. Olayımız bizim, bu ülkede hizmettir" dedi.

     

    Erdoğan, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. Maddesi'nin kaldırılıp kaldırılmayacağının sorulması üzerine, "Bunlarla ilgili zaten birçok şeyler, artık yavaş yavaş tırpanlanıyor. 35. maddeyle ilgili olumlu yanı var, olumsuz yanı var. İç Hizmet Kanunu'ndan bazı fasıllar veya fıkralar çıkarılıyor. Çıkarılmak suretiyle de daha herkesin kabul edebileceği duruma doğru İç Hizmet Kanunu da geliyor" diye konuştu.

    Bu konuyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin müşterek çalışmalar yaptığını ve yapılması gereken veya gerekli olan değişikliklerin önümüzdeki aylar içerisinde yapılabileceğini ifade eden Başbakan Erdoğan, bu konudaki bir değişiklik için cumhurbaşkanlığı seçiminin beklenmesine gerek olmadığını söyledi.

    "AK Parti ile Cemaat arasında bir mücadele olup olmadığının" sorulması üzerine ise Başbakan Erdoğan, "Buna gülerim. Tabii biz de bunları doğrusu, özellikle yazılı ve görsel medyadan öğreniyoruz, buna da üzülüyoruz. Zaman zaman da tabii ciddi manada yaralıyor, hatta zaman zaman bazı arkadaşlarım inanmaya da başlıyor. Diyoruz; 'Aman ha, çünkü böyle bir şeye inanmaya başladığınız anda biz kaybederiz. Böyle bir şey olamaz'. Olayımız bizim, bu ülkede hizmettir" cevabını verdi.

    HAKAN FİDAN'IN İFADEYE ÇAĞRILMASI

    MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasın konusunda Başbakan Erdoğan, "Burada en yakın mesai arkadaşım, çalışma arkadaşıma karşı yapılmış olan bu olayı kim, hangi niyetle yapmış, nasıl yapmış onu bilemem. Bu, dünyada her halde eşi, benzeri olmamış bir olaydır. Yani bir istihbarat örgütü, kendi görev alanıyla alakalı bir adım atacak ve attığı bu adım sebebiyle de mahkumiyeti istenecek" diye konuştu.

    Başbakan Erdoğan, istihbarat elemanları üzerinden terör örgütü ile görüşmeler olabileceğini anlatırken, "Halen görüşmeler devam ediyor mu?" sorusu üzerine, "Halen var. Tabii, çünkü netice almamız lazım. Biz bu ışığı görebiliyorsak, o adımı atmaya devam ederiz, baktık ki artık ışık yok, orada keseriz" dedi.

    Başbakan Erdoğan, terör sorunu ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulundu. "Benim Kürt kardeşimin bu oyuna gelmemesi lazım. Bu oyunu bozması lazım" diyen Başbakan Erdoğan, "Yani bu sorun sadece bizim sorunumuz değil. Bunu Tayyip Erdoğan çözemez tek başına. Ekibimiz de çalışacak ama halkımız da bize yardımcı olacak" ifadelerini kullandı.

    "TEMENNİ EDERİZ Kİ GERİLİM IRAK'IN BÖLÜNMESİNE VESİLE OLMAZ"

    Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak ile olan ilişkilerin sorulması üzerine, "Fevkalade bir hâl olmadıktan sonra biz şu anda Kuzey Irak'la ülkemizin arasındaki ilişkileri gayet verimli bir şekilde sürdürüyoruz. Kuzey Irak yerel yönetimiyle olan irtibatlarımız şu anda gayet iyi gidiyor. Sık sık onlar geliyor, biz arkadaşlarımızı gönderiyoruz. Kaldı ki oranın altyapı-üstyapı çalışmalarında müteahhit firmalarımızın çok ciddi bir emeği var. Bunun dışında merkezi yönetim, onlara mazot gibi, benzin gibi bir çok şeyi vermiyor" diye konuştu.

    "Fevkalade bir şey olmadıkça bizim kapımız her zaman Kuzey Irak yönetimine ve Kuzey Irak'ta yaşayan vatandaşlara, komşularımıza açık" diyen Erdoğan, Kuzey Irak ile merkezi hükümet arasında yaşanan gerilim ile ilgili olarak ise şunları söyledi:

    "Temenni ederiz ki bunlar Irak'ın bölünmesine vesile olmaz. Çünkü Irak'ın bölünmesinden yana değiliz. Birliğinden beraberliğinden yanayız. Temenni ederiz ki Irak'ta yapılacak ilk seçimde daha barışçı, birliği beraberliği tesis edecek bir yönetim işbaşına gelsin çünkü biz de Irak'la olan münasebetlerden şu anda rahatsısız ama bu yönetimle de bu iş nasıl çözülür onu bilemiyorum. Biz ne kadar barış elini uzattıysak, maalesef karşıdan aynısını göremedik ve bir takiyyedir gidiyor orada. Diğer muhalif kesimler de zaten bunun farkında. Temenni ederim ki bu çalışmalar neticesini verir ve bir diyalog içinde bunları çözeriz."

    "CANI YANAN AİLELER VAR"

    Başbakan Erdoğan, "Balyoz Davası" ile ilgili sorular üzerine de değerlendirmelerde bulundu. "Yargı artık bu tür konularda çok daha cesur, çok daha rahat hareket ediyor" diyen Başbakan Erdoğan, "Ama bazı tutuklarla ilgili konuda benim bir rezervim vardı. Yargı süreci olduğu için belki söylemek doğru değil ama adeta kaçması söz konusu dahi edilemeyecek olan insanlarla alakalı burada bir tutuksuz yargılama mekanizmasını çalıştırmakta fayda olacağı inancımı daha önce zaten söyledim. Bu konudaki düşüncem yine aynıdır" ifadelerini kullandı. Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:

    "Savcısı, hakimi kimin kaçacağını kimin kaçmayacağını çok çok iyi bilir. Eğer bir iki şeyde örnekler ortaya çıkmaya başlarsa, 'biz bunu yaptık ama bakın ortaya böyle bir netice çıktı, bundan sonra kusura bakmayın' denir. O zaman biz de siyasetçiler olarak bunu çok daha rahat savunabiliriz. Çünkü halkın karşısında sürekli olarak biz bulunuyoruz ve bu bize tabi böyle yansıtılıyor. Burada hakikaten canı yanan aileler var; sıkıntıya düşen aileler var. Sadece bana değil, Genelkurmay Başkanımıza ulaşıyor. Genelkurmay Başkanımıza ulaşamadığı zaman ailesine ulaşıyor, diğer kuvvet komutanlarımıza ulaşıyor. Biz de bir araya geldiğimizde bu konuları dertleşiyoruz. Bu, tabii ister istemez bizi de üzüyor. Temennim odur ki kısa zamanda bu işlerle ilgili kararlar verilir. Geciken adalet olmasın istiyoruz ve biran önce bir neticeye varmak suretiyle herkes önünü çok daha iyi görmüş olacak."

    Başbakan Erdoğan, "Ergenekon" Davası ile ilgili olarak ise, "Bu bir yargı süreci, onun için fazla girmek istemiyorum ama temennim bir an önce o işin artık neticelenmesidir. Şöyle veya böyle, çünkü bunun bekleyeni çok ve bu ister istemez bakın her programımızda gündemimize giriyor. Bunları gündemden düşürmek lazım" dedi.

    CHP'nin "Balyoz" ve "Ergenekon" davaları ile ilgili tavrını da değerlendiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

    "Ben, davalarla CHP'yi bir araya getiremem. CHP, tam aksine kendi geçmişine dönüyor; yani geçmişte bizim tanıdığımız, bildiğimiz bir CHP vardı. Şimdi bunlar 'biz yeniyiz' diyor ya yeni filan değil bunlar. Bunlar şimdi tıpkı geçmişte neyse oraya dönüyorlar. Milletvekillerinin gidip Silivri'de duruşmalara girmesi veya Silivri'deki cezaevinin önünde mitingler, gösteri yapması filan bunlar bir olgunluğun veya bir demokrasi mücadelesinin eseri değil. Milletvekilleri olarak demokrasi mücadelesini sizler Parlamento'da verin."

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "ODTÜ ile bir problemimiz yok. Problem, buradaki yönetimin sakat zihniyetiyledir. Eğer öğrencilerinin içerisinde okulu terörize eden gruplar varsa, okul yönetiminin elinde olan disiplin kuralları var. Bunları işletmesi lazım. Önce bir hafta uzaklaştırır. Tekrar mı yaptı 15 gün, tekrar mı yaptı tamamen uzaklaştırır. Başörtülü kızlarımıza yaptılar bunları" dedi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT'de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkanlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

    "Başkanlık sistemi nedir; ülkem bunu tam manasıyla henüz bilmiyor. Bazı entelektüel kesim bunu biliyor, ama bir kısım entelektüel kesim inanın şu başkanlık sistemini dahi bilmiyor. Biz siyasetçilerin içinde bilmeyenler de kahir ekseriyettedir. Mesela parlamenter demokrasi ile başkanlık sistemini karıştıranlar var. Ne diyor? 'Başkanlık sisteminde parlamento yoktur' diyor. Kim bunu diyor? Bir siyasi partinin genel başkanı diyor. Böyle bir şey kullanılır m? Başkanlık sisteminde parlamento olmaz olur mu? Bugün Rusya'da parlamento var. Amerika'da çift, iki...Ve üstelik de başkanı bayağı hesaba çekecek bir yapıdadır. Burada icabında başbakan bir hibede bulunabilir, yani bir helikopterdi, araç, gereçti. Bir yerlere hibe edebilir. O imkanı var, ama aynı şeyi Amerika'da yapamazsınız. Yani onun hibe edilmesi için kongreden geçmesi lazım. Onu da geçin bir büyükelçiyi başkan atayamaz, oradan geçirmesi lazım. Bizde böyle bir durum yok. Peki yok da niye böyle bir şey istiyorsunuz? Bu benim istemem olayı değil. İstiyoruz ki madem ileri demokrasi diyoruz, o zaman halkın seçtikleri bu denetim mekanizmasını çok daha iyi çalıştırsın. Bu denetim mekanizması iyi çalışırken de biz diyelim, Amerika'da bize göre neler doğrudur, neler yanlıştır bunların üzerine çalışalım. Rusya'da neler doğrudur neler yanlıştır üzerinde çalışalım. Fransa yarı başkanlık, neler doğru neler yanlış bunun üzerinde çalışalım. Bizim kendi gelenek ve göreneklerimizle bu işin uyumu çok önemli. Bu tartışılsın bu ülkede ve inanıyorum ki bu tartışıldığı sürece toplum bunları çok daha iyi hazmedecek, değerlendirmesini de buna göre çok daha iyi yapacaktır."

    "BU CEHALETİN TA KENDİSİDİR"

    "Başkanlık sistemi hilafeti getirir" iddiasına cevap veren Erdoğan, "Böyle bir şey yok, bununla yakından uzaktan alakası yok. Bu hakikaten cehaletin ta kendisidir. Şu anda demek ki Amerika'da, Rusya'da, Fransa'da hilafet var. Böyle bir anlayış olabilir mi? Yanlış bir şey" diye konuştu. Türkiye'de başkanlık sistemine neden tahammül edilemediğine yönelik değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu:

    "Orayı ben öğrendim. Çünkü bu sistem geldiği anda artık iki tane güçlü parti olacak ve bu iki güçlü parti ülkede temsil yetkisini halkından alacak. Bunu gördükleri için asıl rahatsızlık buradan geliyor. Belli bir anlayışla 'acaba ben bundan sonra tekrar iktidar şansı yakalayabilir miyim'? Halbuki bu tür sistemlerde kontrol mekanizmaları iyi çalıştığı için sizden bir dönemde, iki dönemde netice alamadığı zaman halk sizi kenara koyuyor, öbürüne 'sen gel' diyor. Böyle bir durum var, bunu yaşamak lazım. Yaşamadığınız zaman bunu anlayamazsınız. Sandıksa sandık yine önünüzde, parlamentoysa parlamento da var. Millet adına parlamento kontrolü yapıyor. Bütün bunlar var. Ama bunu bırakalım da şöyle bir konuşalım tartışalım dahi diyemiyorlar. Sadece iki güçlü parti oluşacağı için bundan duydukları rahatsızlık sebebiyle."

    "2014 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi olacağı ve bir yetki karmaşası olup olmayacağı" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, "Ben yetki karmaşası noktasında ona çok katılmıyorum. Ama çıkmaz da demiyorum. Biz sayın cumhurbaşkanımızla bu noktadaki uyumumuz yerinde çalışıyoruz. Ama bir önceki cumhurbaşkanımızla böyle bir uyumumuz yoktu, onu da çok açık net söylemek durumundayım" cevabını verdi. 2014 yılında seçilecek cumhurbaşkanının yetkileriyle ilgili de açıklamalarda bulunan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Burada şöyle bir noktaya doğru gelmiş bulunuyoruz; o cumhurbaşkanı adeta bir yarı başkanlık sisteminin cumhurbaşkanı gibi olacaktır. Mevcut anayasamızın içinde şu anda yürütmenin başı başbakan değildir, cumhurbaşkanıdır. Bakanlar Kurulunu isterse toplar, isterse başkanlık eder. Bu, mevcut anayasamızda var zaten. Ama bugüne kadar kullanılmamış. Kullanılmadığı için de cumhurbaşkanlığımız böyle bir adımı atmamışlar, ama isterlerse bu hakları var, gelir bunu yaparlar. Böyle bir durum söz konusu. Bizim şu anda halk tarafından böyle bir adım atıldığında tabii ki cumhurbaşkanı çok daha farklı bir gücü almış olacaktır. Direkt halkın getirdiği bir cumhurbaşkanı olacaktır. Parlamentodan geliş ile oradan geliş tabii ki daha farklı olacaktır. Belki o da şu anda gerçekleşemeyen bir anayasanın kapısını da açabilir. Böyle bir durum da o zaman söz konusu olabilir."

    "ŞÜPHESİZ PARTİMİN DE CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAKTIR"

    Başbakan Erdoğan, 2014 yılındaki seçimlerde aday olup olmayacağı sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    "Olacağım veya olmayacağım şeyini söylersek, o ayrı bir tartışmayı getirir. Bugün tarih olarak 28 Aralık, önümüzde 2013 var, 2013'ten sonra 7 ay da orada var; 19 ay var. 19 ay benim görevim var. Nedir? AK Parti Genel Başkanı olarak ülkeme hizmet etmek. Ondan sonra bir süreç başlayacaktır, o süreçte cumhurbaşkanlığı adayları ortaya çıkacaktır. Bu adaylar noktasında şüphesiz partimin de adayı olacaktır, belki de adayları olacaktır. Bunları bilemem. Bunun dışında aynı şekilde siyasi partilerin adayları olacaktır. Bir defa şöyle bir süreç başlıyor, orası ilginçtir. Partili aday süreci başlıyor. Partili aday sürecinin başlaması zaten bir yerde başkanlık veya yarı başkanlık sistemini getiriyor. Niye? Çünkü partili 20 kişi, bu 50, 100, 150 olabilir, parti der ki 'biz tamamımız imzayı atıyoruz', bu şekilde adayını gösterir, çıkar ve ondan sonra da kampanyada kendi adayına destek verir. Buna mani bir hal yok. Bu tabi neyi getirmiş oluyor? Bu bir yerde şu andaki cumhuriyetçiler, demokratlar yapısının bir örneğini ortaya koyuyor. Tabi ki mesajlar meydanlarda farklı olacaktır. Yani bir seçim kampanyasındaki gibi 'AK Parti iktidarında biz şöyle yaptık, şöyle yapıyoruz', artık diyemezsin. Artık halkın genelini kucaklayacak mesajı vermek zorundasın. Çünkü halkın tümünün artık başkanı, cumhurbaşkanı olacaksın. Bu şekilde orada mesajları vermek durumundasınız, karşınızdakiler de aynı şeyi vermek durumunda. Onun için de tabii ki bir cumhurbaşkanı adayının artık mesajları farklı olacaktır. Programı olacaktır. Ve bu programı, yol haritasını ona göre açıklayacaktır, ona göre çalışmalarını yapacaktır. Ve halk da tercihini o isimlerden biri lehinde, eğer birinci turda aştı aştı, aşamadığı takdirde olay ikinci tura kalacaktır. İkinci turda zaten en fazla oyu alan cumhurbaşkanı seçilecektir, iş bitecektir."

    "ODTÜ'DE BAŞÖRTÜLÜ KIZLARIMIZ OKULDAN UZAKLAŞTIRILDI"

    Başbakan Erdoğan, ODTÜ'de yaşanan olayların sorulması üzerine, üniversiteye polisi üniversite yönetiminin çağırdığını söyledi. "Bizim oradaki ODTÜ'nün samimi gençleri, o yavrularla ilgili problemimiz yok" diyen Erdoğan, "Ortadoğu Teknik Üniversitesi ile de bizim bir problemimiz yok. Problem, buradaki yönetimin sakat zihniyetiyledir. Burada yönetimde bir acziyet var. Acziyetini kabul edeceksin. Eğer öğrencilerinin içerisinde orada faşizan baskı uygulayan öğrenciler varsa, okulu terörize eden gruplar varsa, bu gruplara karşı bir defa okul yönetiminin elinde olan disiplin kuralları var. Bunları işletmesi lazım. Önce bir hafta uzaklaştırır. Tekrar mı yaptı 15 gün, tekrar mı yaptı tamamen uzaklaştırır. Bunları başkalarına yaptılar. Çok açık net söylüyorum. Başörtülü kızlarımıza yaptılar bunları. Okullardan uzaklaştılar başörtüsü taktıkları için. Şimdi, bunlar terör estiriyor, hatta hatta daha ileri gideceğim. Bazı akademisyenler oradaki, onların eylemlerine karışmayan akademisyenler üzerinde baskı uyguluyorlar" ifadelerini kullandı.

    "Burada şiddet uygulayanın sırtı sıvazlanıyor" diyen Erdoğan, "Yani orada polise kalkıyorsun saldırıyorsun. Neymiş 'polis orantısız güç kullanmış'. Tamam, polis orada biber gazı kullandı. Polis biber gazını neden dolayı kullandı?" diye sordu. Kampüste yaşanan olayların bilim adına savunulamayacağına dikkat çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Benim hocalarım bana böyle bir şey öğretmedi. Ama demek ki şimdi bazı hocalarımızın böyle anlayışları var. 'Öğrenci böyle yetiştiriliyor' diyor demek ki bazıları. Ama ben gerçek manada eli öpülesi hocalarımızdan bu noktada tavırlarını çok net ortaya koymalarını beklerim ve bunu ilim adına beklerim. İlim adına onlar bunu koymazlarsa ortaya, yazık olur. İşte, kamplaşma okullarda o zaman olur."

    "KAMU HARCAMALARINDAKİ TASARRUFTA KARARLIYIZ"

    Başbakan Erdoğan programda ekonomi ile ilgili soruları da cevapladı. 2013 yılında mali disiplinden taviz vermeyeceklerini anlatan Erdoğan, 2013 yılı bütçesi ve 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini de dikkate alarak şunları söyledi:

    "İki tane sır kelimemiz var. Bunun birisi güvendir, birisi istikrardır. Şu anda bizim bütçemiz bu anlayışla hazırlanmıştır. 2013 bütçesinde de bunu göreceksiniz. 2013 seçim yılı değil ama 2014, iki tane seçim yaşayacağımız yıl. Biz 2014'e girerken de iki tane seçim yaşayacağız, dolasıyla 2014'ün bütçesini farklı hazırlayalım diye bir telaşın içerisinde de olmayacağız. Aynı kararlılıkla onu yürüteceğiz. Mesela şimdi biz 2013 için yüzde 4 büyüme hedefliyoruz. 2014 ve 2015'te 5-5 planlıyoruz. Bunu da inşallah yakalayacağız. Onun için kamu harcamalarındaki tasarrufta kararlıyız. Aynı şekilde bunu sürdüreceğiz. Dikkat ederseniz biz, israf ekonomisine asla pay vermedik, pay ayırmadık, prim vermedik. Biz hep verim ekonomisinden yana olduk ve çalışmamızı bu esas üzerinde yürüttük. Yani yaptığımız bir işin verimliliği nedir? Önce bunu hesapladık. Eğer bu israf içeriyorsa 'kusura bakmayın arkadaşlar' dedik ve sağ olsun, ekonomiyle ilgili bakan arkadaşlarımın da bu konudaki hassasiyetleri de gayet iyi." AHMET TOPAL / ANKARA İHA

     

    50794  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.