AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Başbakan Erdoğan'dan önemli açıklamalar..

''Arap Uyanışı ve Orta Doğu'da Barış: Müslüman ve Hristiyan Perspektifler'' konferansı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla başladı.
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 07.09.2012 11:50 Tarihinde Eklendi.  Kategori : POLİTİKA.

    ''Arap Uyanışı ve Orta Doğu'da Barış: Müslüman ve Hristiyan Perspektifler'' konferansı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla başladı.

    Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ve Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü işbirliği ile Etiler'deki Le Meridien Otel'de düzenlenen toplantıya, 19 ülkeden Müslüman ve Hristiyan toplulukların liderleri, akademisyenler ve uzmanlar katılıyor.

    Konferansın ilk gününde, ''Arap Uyanışı ve Yeni Orta Doğu'da Müslüman-Hristiyan ilişkileri'' konusu masaya yatırılacak. Öğleden sonraki bölümde de ''Orta Doğu'da Dini Çoğulculuk ve Bir Arada Yaşama Kültürü'' başlıklı çalıştay basına kapalı gerçekleştirilecek.

    Konferansın ikinci gününde ise ''Dini ve Ulusal Kimlikler, Aidiyet ve Müslüman-Hristiyan İlişkileri'' ve ''Sosyal Değişim ve Dini Liderlik'' çalıştayı yapılacak. Konferansın sonunda da sonuç bildirgesi açıklanacak. Konferans kapsamında, Müslüman katılımcılar Sultanahmet Camisi'nde bugün cuma namazı kılacak. Hristiyan katılımcılar ise aynı saatte Ayasofya Müzesi'ni ziyaret edecek. Katılımcılara, bu akşam Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ev sahipliğinde, yarın akşam ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından akşam yemeği verilecek.

    Erdoğan konferansta önemli açıklamalarda bulundu;

    Burada alınacak kararlar ve çıkacak sonuçlar, başta Ortadoğu olmak üzere tüm ülkelerde, bölgelerde ve kıtalarda birlikte yaşama kültürüne birbirine saygı ve hoşgörü arayışına inanıyorum ki önemli katkılar sağlayacaktır. Esasen bu kadar farklı din ve mezheplerden din adamı ve kanaat önderinin tek bir şehirde tek bir salonda böyle bir fotoğraf veriyor olması, bir araya geliyor olması bile tek başına son derece önemlidir.

    Hiç abartmadan ifade ediyorum. Burada şu salondaki tablo aslında bir birlikteliğin, bir hoşgörünün ve diyalog manzarasının tüm insanlığın özlediği hasretini çektiği bunun da ötesinde insanlığın az önce de ifade edildiği ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duyduğu bir tablodur.

    Biz bugün burada bu toplantıyı gerçekleştirirken belkide aynı anda dünyanın bir çok yerinde çocuklar öldürülüyor, kadınlar öldürülüyor, savunmasız insanlar öldürülüyor. Biz bugün burada biraraya gelirken belki de aynı anda Ortadoğu'da bir yerlerde, dünyada bir yerlerde bir kadın katlediliyor ya da bir kadın kocasız, babasız, evlatsız bırakılıyor.

    Tarihte ya da bugün hiçbirimizin şahit olmak istemediği savaşlar, çatışmalar yalnızca siyasi ve ekonomik krizlerden dolayı yaşanmadı yaşanmıyor. Din savaşları arkasında milyonlarca mazlum maktul bıraktı. Her dinin kendi içindeki savaşları çok kanlı enkazlar bıraktı.

    Bugün bunları yine yaşıyoruz. İslam dininin mezheplerinde sadece islam dininde değil, az önce de dini liderlerimiz gayet güzel ifade ettiler. Yeryüzündeki tüm semavi ve kitabi dinlerde öldürmek haram yani yasaktır. Sünni için nasıl haramsa çok iyi biliyorum ki Şii için de haramdır. İslam dininde öldürmek nasıl haramsa Musevilikte de Hristiyanlıkta da haramdır. Kuranı Kerim nasıl cana kıymayı yasaklıyorsa eminim ki Tevrat da yasaklıyor.

    Öyleyse yaşadığımız trajediyi nasıl açıklayacağız. Tarihte ve bugün yaşananları nasıl yorumlayacağız. Biz müslümanlar olarak kendi dinimizin doğuşunu, peygamber Efendimiz (S.A.S)'in hayatını okurken son derece ibretlik şeylere şahit oluyoruz. İlk müslümanlardan katledilenler oldu. Evlerini, ailelerini terketmek zorunda kalanlar oldu. Bu zor durumda olanlardan bir grup, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S)'e sıkıntılarını anlattıklarında Efendimiz şöyle buyurmuştur 'Habeş'te zulmetmeyen bir hükümdar var. Ona sığının.' Evet çok ağır baskılara mahsur kalan müslümanlar Habeşistan'a ulaşmış, hükümdar tarafından kabul edilmiş ve kendilerine emniyetli şekilde sığınma verilmiştir.

    Necaşi yani o dönemin hükümdarı Hıristiyandır. Bizler semavi dinlerin mensupları olarak kendimize tarihi değil, dinlerimizin inançlarımızın öz kaynaklarını referans almak zorundayız. Bizler tarihte yaşanan acı hadiseleri değil peygamberleri kendimize örnek almak zorundayız. Dinler ve mezhepler tarihi acı olaylar üzerinden okunabileceği gibi işte biraz önce bahsettiğim gibi olumlu olaylar üzerinden de nakledilebilir. Peygamberin mübarek torunun ve ailesinin katledildiği o hadiseyi bir ayrılığın değil vahdetin birliğin bir referansı olarak görmek zorundayız. Kerbela'da meydana gelen hepimizin yüreğini dağlayan o acı hadise bütün müslümanlar için bir ibret vesikası olmak zorundadır.

    1332 yıl önce Kerbela'da yaşanan neyse, açık söylüyorum, bugün Suriye'de yaşanan da odur. Mazlum değişik olabilir, zalim değişik olabilir... Ama yaşananlar, yeni birer Kerbela'dır. (İHA)

     

    24982  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.