PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Bir padişah ve bir eşek hikâyesi...

Bugün tatil. Eh, Mehmet Fiskeci de yok kafanızı ütüleyecek. Sizler Fiskeci yokken kafanızı dinlerken, onun bıraktığı yazıyı okuyun da tatil gün
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 08.10.2011 20:52 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Mehmet Fiskeci
    Mehmet Fiskeci Tüm Yazıları

    Bugün tatil. Eh, Mehmet Fiskeci de yok kafanızı ütüleyecek. Sizler Fiskeci yokken kafanızı dinlerken, onun bıraktığı yazıyı okuyun da tatil gününün, hafta sonunun keyfine varın! Malum, şimdi buralarda yok, İstanbul, müteakiben Ankara’da olacak. Ama yazılarını aksatmadan bıraktığı, yazdığı için belki kafanızı dinleme imkanınız olmayacak ama yine de idare edin işte!

    Okur bazen bizi yönlendiriyor, özellikle sayfalarımıza taşıdığımız fıkralar hoşuna gitmiş olacak ki, “Şöyle okunacak tatta-tuzda fıkraları ihmal etmesen iyi olur!” diyerek talebini belirtiyor. Ee, biz de okur için varız, çünkü patron onlar. Okur ne dese o… Yalnız, fıkrayı okuyun da, sakın ola ki eşekler alınmasın! Üzülürüm sonra!

    Ülkenin birinde padişah, her kimin devlete bir hizmeti, vatana bir yararı olmuş ise, ona madalya vermeye karar vermiş. Padişahın herkese nişan-madalya dağıttığını duyan inek, “Nişan asıl benim hakkım!” diyerek koşa koşa sarayın kapısına dayanmış; “Padişaha haber verin!” demiş. “Bir inek kendisini görmek istiyor!”

    Kapıcıbaşı, ineği başından savmak istemiş ama olayı duyan padişah; “Bırakın gelsin, nasıl bir inekmiş görelim!” diye huzuruna çağırmış. Ve; “Anlat bakalım inek, ne söyleyeceksin?”

    İnek; “Padişahım” demiş, “Duyduğuma göre nişanlar dağıtıyormuşsun, ben de isterim!”

    Padişah; “Hangi hakla?” diye gürlemiş. “Ne yaptın ki, memlekete nasıl bir yararın dokundu da sana madalya vereyim!”

    O vakit inek, “Efendimiz!” diye söze başlamış. “Bana nişan verilmesin de kimlere verilsin? Ben daha insanlara ne yapayım, etimi yersiniz, sütümü içersiniz, derimi giyersiniz, gübremi bile bırakmaz, kullanırsınız. Bir teneke nişan için daha ne yapmamı bekliyorsunuz?”

    Padişah, ineğin talebini haklı bulmuş ve ona ikinci dereceden bir nişan vermiş. Tabi inekte bir sevinç, bir sevinç. Saraydan çıkarken katırla karşılaşmış, katır, ineğin padişahtan nişan aldığını öğrenince coşmuş, dörtnala saraya varmış. “Padişah efendimizi göreceğim!” demiş. Muhafızlar olmaz dedilerse  de, katır inadı bu, diretmiş.  Sonunda durumu padişaha iletmişler, o da “Gelsin bakalım katır kulum da…” demiş. Çıkmış huzura, padişah sormuş; “Sen ne yaptın ki nişan istiyorsun?”

    Katır bilgiç bilgiç başlamış anlatmaya; “A hünkârım, daha ne yapayım, savaşta cephanenizi,  yiyeceğinizi ve yaralı askerlerinizi sırtımda taşıyan ben değil miyim? Barışta çoluğunuzu çocuğunuzu sırtında götüren kim, ben! Ben olmasam, haliniz harap sizin!”

    Katırı haklı bulan padişah; “Katır kuluma da birinci dereceden bir nişan verile!” diye ferman eylemiş. Tabi katır da inek gibi sevinç içinde. Dörtnala saraydan dönerken, eşekle karşılaşmış. Durumu  öğrenen eşek de heveslenmiş madalya için. “Huzura çıkar, padişahtan bir nişan de ben isterim!” diye geçirmiş aklından ve sarayın yolunu tutmuş. Kapıya gelmiş, muhafızlar;  “Çüüüüüş!” demişler, durdurmak istemişler ama eşek sonunda padişahın huzuruna çıkmayı başarmış. Buyurmuş padişah;  “Sen ne dilersin ey eşek kulum!”

    Eşek de madalya dileğini bildirmiş. Padişahın zaten canı burnunda, kükremiş;  “Ulan eşek…  İnek etiyle, derisiyle, gübresiyle bu memlekete, bu millete hizmet etti. Katır dersen savaşta, barışta yük taşıdı, bu vatana hizmet etti. A eşek, ya sen neyine güvendin de nişan için karşıma çıktın? Eşekliğine doymadan nişan istiyorsun, bu ne cesaret! Söyle bakalım ne halt ettin, kerametin-marifetin ne senin!”

    O zaman eşek keyifle sırıtmış, önce bir güzel anırmış, sonra başlamış anlatmaya;  “Aman padişah efendimiz, size en büyük hizmeti eşek kullarınız yapmıştır. Eğer benim gibi binlerce eşek kulların olmasaydı, siz saltanat sürebilir miydiniz? Dua edin biz eşek kullarına ki, bizim gibi eşekler var da, siz de bu tahtta oturabiliyorsunuz!”

    Padişah sakalını sıvazlamış, eşeğin öyle her eşek gibi teneke bir nişanla gözünün doymayacağını anlamış; “Ey eşek kulum, haklısın!” demiş. “Senin sayesinde ben bu makamdayım. Senin bu çok yüksek hizmetini karşılayabilecek bir nişanım yok. Sana ölünceye kadar ahırımdan bol ot ve kış aylarında da sürekli bakım olacak. Ye ve saltanatım boyunca her gün anır, yeter!”

    Fıkra burada bitti. Dedim ya, eşekler üzerine alınmasın lütfen!

     

    Mehmet Fiskeci

    KİMLİK GAZETESİ

    mfiskeci_kimlik@hotmail.com

    0 532 642 02 00

     

     

     

     

    Etiketler : Hikâyesi, Eşek, Padişah,
    46505  kez okundu.

    BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    09.10.2011 11:26
    günün fıkrası
    mehmet ede eyi yazmışsın ama. memelekette eşek bir iki tane olsa üzereine alınır. şimdi bu fıkrana alınan da olmaz senin dediğin gibi ne yapacaz.. Boşa getti yazı sen eysimi birdaha yaz..
    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.