AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

GÖRÜŞ: Seçim Notları

2014 Yerel Seçimleri’ni AK Parti beklentilerin üzerinde bir oyla bitirdi ve zaferini ilan etti. Bu zaferde alınan oylar kadar yaratılan beklentilerin de rolü büyük oldu. 
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 01.04.2014 11:11 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Serbest Kürsü.

    2014 Yerel Seçimleri’ni AK Parti beklentilerin üzerinde bir oyla bitirdi ve zaferini ilan etti. Bu zaferde alınan oylar kadar yaratılan beklentilerin de rolü büyük oldu. 

    Rakipleri, AK Parti oylarının % 30’un altına ineceğini iddia edip, sonra da kendi beklentilerine kendileri inanınca % 40’ın üzerindeki her sonuç AK Parti’nin başarısı oldu.

    Sonuçlara somut veriler ile baktığımızda, AK Parti’nin 2011 Genel Seçimlerinde 21 milyon 466 bin (% 49,95) oy aldığını, ancak 2014 yerel seçimlerinde oy sayısının 19 milyon 111 bine ( % 44) düştüğünü görüyoruz.

    Azalma 2 milyon 355 bin kadar.

    Genel ve yerel seçim karşılaştırması bazı okurlara garip gelebilir, ancak büyükşehir yasası ile kırsalın da büyükşehir seçimlerine katılması ve bu seçimde tüm partilerin genel seçim havasında sandığa gitmiş olması karşılaştırmayı anlamsız çıkarmıyor.

    Eğer bugün genel seçim olsaydı kanaatimce sonuçlar yine buna benzer olurdu.

    KİM NEREYE AKTI?

    AK Parti’nin oylarındaki azalma 2 milyon 355 bin civarında iken CHP+MHP oylarındaki artış 2 milyon 266 bin olmuş.

    Başka bir deyişle AK Parti’deki azalma ile CHP+MHP’deki artış hemen hemen aynı sayıda kişiye tekabül ediyor. Bu oylar ne kadar Cemaate yazılabilir, ne kadar başka nedenlere bağlanabilir, onu bilemiyorum.

    Oy değişimleriyle AK Parti ile karşısındaki bloğun oyları hemen hemen eşitlenmiş, oy oranları % 40’ın üzerinde benzeşmiş ve yelpazede tam anlamıyla bir kutuplaşma görüntüsü oluşmuş oluyor. Bu görüntüdeki önemli detay ise CHP ile MHP’nin sol ve sağ partiler olmasına rağmen Erdoğan ve AK Parti karşıtlığında birleşmiş olması.

    AK PARTİ NEDEN/NASIL % 40’I AŞTI?

    Muhalefetin ortaya çıkan ses kayıtları ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle yükselen özgüveni seçim sonuçları noktasında aşırı beklentilere neden oldu.

    Pek çok ankette oyların % 40’ın altında gösterildi. Hatta kimi yorumcular % 30’un altını dahi işaret edebildi.

    Bu rakamlara en çok temennilerini tahmin sananlar inandı. İlginçtir, AK Parti cephesinde de beklentiler düşmeye başladı. Hatta parti çevreleri daha önceki yerel seçimde aldıkları % 38’in üzerini bile başarı olarak görmeye başladılar.

    % 40’ın üzerine AK Parti’nin de çok sevinmesi, buna karşın muhalefette ilk başta yaşanan şok dalgası bu havanın doğal bir sonucu.

    Yine de sonuçların AK Parti açısından bir zafer olarak değerlendirilmesi gerekir. 12 yıllık bir iktidar partisinin hala % 40’ın üzerinde oy alabilmesi ve yine seçimlerden birinci parti çıkması manidardır. Diğer taraftan, CHP’nin tüm gayretlerine rağmen % 30’un üzerine çıkamaması da aynı oranda ilginç bir durumdur.

    Söz konusu tabloyu incelediğimizde AK Parti’nin kendisine dönük iddiaları iyi yönlendirdiğini ve saldırı altında mağdur bir parti tablosu çizdiğini söyleyebiliriz. Başka bir deyişle AK Parti kendisini iyi anlatırken, rakipleri bu konuda geride kaldılar.

    Başbakan Erdoğan, Cemaat ile anlaşmazlığını açık bir kavgaya dönüştürdü ve bunu seçimler öncesinde çok sert bir şekilde işledi. Görüne o ki AK Parti seçmeninin ezici çoğunluğu partisine inanıyor ve yolsuzluk iddiaları konusunda tatmin olmuş değil. Hatta iddiaları haksız bir girişim olarak bile değerlendiriyor.

    Ancak buradan hareketle kitlelerin davalara destek vermediği, mahkemelerin meşruiyetinin kalmadığı gibi iddialar abartılı olur. Hatta bazı muhalif yorumcular “halkın % 45’i yolsuzlukları destekliyor, bu ne biçim bir ülke” gibi yorumlar yapıyor ki bu tür yorumlar Türk halkını aşağılamak olur ve son derece yanlış yorumlardır. Seçim sonuçları yolsuzluklara destek anlamına gelmiyor, tam tersine bu kitlenin yolsuzluk iddialarını yeterince inandırıcı bulmadığını gösteriyor. Bu durum ileride her iki istikamette de değişebilir. Bunu zaman gösterecek.

    EKONOMİ VE İSTİKRAR KAYGISI

    İkinci önemli sonuç ise seçmenin hala iş ve aşı ön planda tutuyor olmasıdır. AK Parti seçmeni istikrarı ve gelişmeyi çok önemsiyor ki doğru olan da budur. Başka bir deyişle halk seçimlerde kendi iyisine ve çıkarlarına oy verir. Bunlar ile değerler, ilkeler vs. çeliştiğinde dahi öncelik ilkindedir. Kaldı ki bu seçimlerde AK Parti seçmeninin ezici bir çoğunluğunun böyle bir çelişki görmediğini söyleyebiliriz.

    Seçmen 17 Aralık sonrasında piyasalarda yaşanan dalgalanmalardan ve kırılmadan ciddi anlamda çekiniyor. Türkiye’nin Ukrayna’ya veya Suriye’ye benzeyebileceği endişesini yaşayan önemli sayıda insan bulunuyor. Dış müdahale şüphesi bu kaygıları daha da arttırıyor. Döviz kurlarındaki yükselme, piyasadaki daralma riski bu korkuları besliyor.

    Türk halkı siyasi istikrarsızlığın ağır bedellerini hatırladıkça kendince ispatlanmamış iddialar nedeniyle aynı riskleri tekrar almak istemiyor. İddia edilen yolsuzlukların olduğuna inanan kişiler bile yolsuzluk iddialarının neden olduğu kayıpların olduğu iddia edilen yolsuzluğun kendisinden bile daha büyük olduğunu düşünüyor. Sıradan seçmen ise hiç bunlara kafa yormadan işini, aşını, ekonomik kazanımlarını ve istikrarı tehlikeye atmak istemiyor.

    Türkiye’de, 10 milyondan fazla insan sosyal yardım alıyor. Milyonlarca kişinin kredi borcu var ve istikrarsızlık herkesi düşündürüyor.

    Tüm bunları insanların ilkesizliği olarak da görmemek gerekir. Halkın genel ekonomik faydasını ve istikrarı korur yönde refleks göstermesi hem tabiidir, hem de iyidir. Dolayısıyla muhalefet bu tabloda daha fazla oy almak istiyorsa bunu sadece eleştirerek yapamaz; seçmenin önüne alternatif politikalar konulmak zorundadır.

    ALTERNATİFSİZLİK VE YETERSİZLİK

    Zaten bu seçimlerde sonuçları belirleyen bir diğer unsur da bu oldu, yani alternatifsizlik. CHP ve MHP seçimler boyunca belediyecilik ve hizmet namına çok az şey söylediler. Ne yazık ki geçmiş tecrübeler de seçmen açısından hiç iç açıcı değil.

    Bu durumda muhalefet sadece yolsuzluk iddiaları ve ses kayıtları üzerinden muhalefetini yaptı, kendisini anlatamadı.

    Bu anlamda AK Parti muhalefete dönük eleştirilerinden haklı pozisyona çıktı. Muhalefet, seçmen gözünde eleştirmek dışında hiçbir şey yapmayan bir noktaya geldi.

    Öte yandan AK Parti şu ana kadarki belediyecilik başarıları ve kaydadeğer projeleri ile kitlelere kuru söylemin ötesinde vaadlerde bulunabildi. Böylece siyasi çekişmeleri önemsemeyen, AK Parti reklamlarındaki ifadesi ile "lafa değil, işe bakarım" diyen kitle belirleyici oldu...

    Oy hareketlerine baktığımızda Cemaat’in organize ve kitlesel bir şekilde oylarını hareket ettirdiği görülüyor.

    Elbette kim kimdendir bunu kolayca söyleyemeyiz, ancak 2011 ile kıyasladığımızda AK Parti’den çözülen ve CHP+MHP ittifakına kayan oyların sayısı 2,5 milyonun üzerinde görülüyor. Buna sandığa gitmeyen vs. kişiler de eklendiğinde rakam üç aşağı beş yukarı 3 milyonu buluyor. Yani kaset, mahkeme vs. olmasaydı belki de AK Parti bu seçimlerde en az 3 milyon oy daha alacaktı.

    Diğer taraftan CHP ve MHP’nin Cemaat dışındaki alana kendisini anlatamaması, diğer kesimlerden oy çekememesi de üzerinde ciddi analizler yapılması gereken bir husus.

    SEÇİM RAHATLATMADI

    Kanaatimce seçim sonuçları Türkiye’yi rahatlatmadı. AK Parti’nin beklentilerin üzerinde oy aldığı ve mutlu olduğu söylenebilirse de, bence AK Parti ve Başbakan Sayın Erdoğan mutlu olmaktan çok intikam almış olmanın hazzı içinde. Balkon Konuşması da bunu net bir şekilde gösterdi. Başbakan Erdoğan karşısındakilerin, özellikle de Cemaat’in ‘Osmanlı tokatı’ yediğini söylüyor, Pensilvanya söylemini sertleştirerek sürdürüyor ve “hesabını soracaklarını” söylüyor.

    Başbakan Erdoğan miting meydanlarındaki Cemaat Karşıtı Söylem ve Yöntem’in işe yaradığını, halkta karşılık bulduğunu düşünüyor. Bunda kısmen haklı da. Cemaat konusunun bu kadar çok siyasete bulaşması bazı kesimleri ziyadesiyle rahatsız etti. Ancak seçmenin AK Parti’ye verdiği desteği Cemaat konusundaki kavgacı-mücadeleci tutuma bağlamak yanıltıcı olur derim. Tam aksine seçmen kavga istemiyor, kimsenin kimseye sert bir dil kullanmasını arzu etmiyor. Ancak bu arzu siyasiler tarafından ne kadar okunur, orasını bilemeyiz.

    Başa dönersek, AK Parti haklı olduğunu düşünüyor, ama kızgınlığı geçmiş değil. Eğer ses kasetleri çıkmaya devam ederse ve 17 Aralık iddialarında ısrar edilirse kızgınlığı daha da artacak. Bahsettiğimiz iddiaların durmayacağını tahmin ettiğimizde ise seçimlerin 30 Mart’ta sona ermediğini, sadece birinci perdenin kapandığını söyleyebiliriz.

    AK Parti’nin aldığı oy nedeniyle Cumhurbaşkanını belirleme arzusu da buna eklendiğinde seçimler adeta sona ermedi, yeniden başladı. Görünüşe göre 1 yıl süresince seçim üçlemesi yaşayacağız ve yerel seçimlerden devralınan gergin ortam Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve oradan da genel seçimlere uzayacak.

    AK Parti cephesinde asıl belirleyici yine Başbakan Erdoğan olacaktır. Yerel seçimleri adeta tek başına sırtlayan Erdoğan’ın parti içindeki konumu ve aynı zamanda zirve yalnızlığı daha bir belirginleşti. 30 Mart sonrasında onun yapacağı doğrular ve yanlışlar partinin kaderini de belirleyecek…

    AK Parti cephesinde yapılan kaba hesaplara göre AK Parti'nin oylarına Saadet Partisi ve hatta BDP'nin oyları da eklendiğinde Cumhurbaşkanlığını birinci turda bile kazanmak mümkün...

    CEMAAT

    Öte yandan muhalefetin ve Cemaat’in de seçim sonuçlarına bakarak havlu atacağını düşünmek zor. Gezi ile başlayan ve 17 Aralık’la hız kazanan muhalefet artışı 30 Mart sonrasında da devam edecektir. İttifak üyelerinde ve yöntemlerinde belki küçük değişiklikler olabilir, ancak muhalefet aktörleri AK Parti iktidarını yenebilmek için ellerinde ne varsa sonuna kadar kullanmak isteyeceklerdir.

    Cemaat konusunda Parti’nin ne yapacağı da merak konusu. Bu manada asıl endişe Cemaat’in yapılacak olası operasyonlara çok daha sert araçlarla yanıt verip vermeyeceği. Başka bir ifade ile böyle bir hesaplaşmadan kim zararlı çıkar sorusu henüz yanıtlanabilmiş değil.

    Daha önce de belirttiğimiz üzere Cemaat veya Hizmet mensuplarını bu seçimde iyi organize etmeyi başarmış görünüyor. Muhalefetteki artış ve iktidar partisindeki nispi azalma bunu gösteriyor. Ancak CHP ve MHP ile kurulan ittifak kısa sürede gerçekleştiği için ve özellikle CHP ile dini değerler arasında geçmişte yaşanan sıkıntılar bazı yerlerde bu ittifakı zayıflatmış görünüyor. Özellikle İstanbul'da ve diğer bazı illerde kendisini Cemaate yakın hisseden kişilerin ya seçime gitmediği, ya boş oy verdiği ya da belirtilen parti dışında bir yere verdiği tahmin edilebilir.

    Buna rağmen Cemaat denilen kitlenin de bu süreçten diri çıktığı ve bünyesini konsolide ettiği söylenebilir. Bu gruba karşı girişimler saflardaki sıklaşmayı arttırabilir ve çekişmeyi arzu edilmeyecek sertliklere çıkarabilir.

    SONUÇ

    Özetle, ülke olarak ufukta yine gergin ve sert seçim kampanyaları görülüyor.

    Yerel seçimler ne yazık ki beklenen rahatlamayı ve huzuru getiremeyecek gibi duruyor.

    Seçim üçlemesinde ilk perde kapandı, şimdi sırada ikinci perde var ve sonrasında genel seçimlerle üçüncü sahne gelecek...

    Anlayacağınız süreç uzun ve nefesi yeten kazançlı çıkacak...

    Umarız bu mücadele şiddete ve istenmeyen olaylara dönüşmez....

    Son olarak 17 Aralık’la başlayan ve mahkemelere konu olan iddiaların seçimle temizlendiğini söylemek yanıltıcı olur.
    Aynı şekilde siyasete mahkeme üzerinden dizayn verme çabaları da sonuç vermez.
    Hukuk ile siyaseti birbirine fazlaca sokmak ülkeye zarar verir, beklenen faydaları da sağlamaz.

    Prof. Dr. Sedat LAÇİNER

    Etiketler : Seçim, Notları,
    243008  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.