AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

GÖRÜŞ: Tarih tekerrür ederse karşılıklı eder..

Ülkeler dış ve iç tehditlere karşı daima hazırlıklı olmak zorundadırlar. İç tehditler çoğu zaman dıştan gelen saldırılardan daha tehlikeli olabilir. Z
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 13.08.2012 13:16 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Serbest Kürsü.

    Ülkeler dış ve iç tehditlere karşı daima hazırlıklı olmak zorundadırlar. İç tehditler çoğu zaman dıştan gelen saldırılardan daha tehlikeli olabilir. Zira dıştan gelen bir tehlike karşısında millet birleşir, bütünleşir ve tek yumruk gibi dövüşür. Ama, içten parçalanma ve içten bölünme başlarsa, toplumu tutan ana arterler çatlamaya ve ayrışmaya başlar ve bu da iç çöküntüyü tetikler.

    Dış tehditler komşulardan, diğer devletlerden, hatta deniz aşırı güçlerden bile gelebilir. Dış tehdit, şekliyle, talepleri ile bellidir ve “öteki güçtür”. Tanıması kolaydır. Mevcudiyeti ülke içindeki grupların aralarındaki kavgaları bir tarafa bırakarak beraber güç ve direniş sağlamalarını kolaylaştırır.

    İç tehlike ise daha kalleştir, aynı görünüm ve söylem içindedir. Senin yanında bulunur ama seni arkandan vurur.” Senden ziyade başkası ile işbirliği yapmaya hazırdır veya yapıyordur da. Kendine göre sebepleri vardır ama aslında hainlik ve nankörlük yapmaktadır. Evi içinden yakmaktadır.

    Tarih tekerür eder mi:

    Osmanlı imparatorluğu, 600 yıl yaşadıktan sonra bile, kolayca yenilebilir hale gelmemesi üzerine, Osmanlıyı yenip, topraklarından, toprak kapmak, sömürge edinmek, bu ülkenin zenginliklerini talan etmek için harekete geçen pek çok Avrupa devleti ve onların yandaşları –iç azınlıklar olmuştu. Osmanlı imparatorluğunun stratejik konumu ve hakimiyeti en çok elde edilmek istenilen hususlardan birisiydi. İşte bu isteklerin sonunda meşhur “Şark Sorunu” olarak tanımlanan ve bu kod adı ile tarihe geçen siyasi ve ekonomik komplolar serisi başlamış ve Osmanlının yıkımına kadar devam etmişti.

    Bu mücadelede en büyük tahribatı da, Türk halkı ile yanyana yüzlerce yıl huzur içinde yaşayan, imparatorluk tarafından korunan azınlıklar ( Hristiyan Ermeni, Suryani, Rum ve diğer mezheplere mensup kişiler; Yahudiler, Rumlar ve sair Hristiyan Balkan azınlıkları, Dış güçlerle işbirliği yaparak vermişlerdir.

    Türk devletini, bir avuç inançlı ve ögürlüğünden vazgeçmeyen insanı  çok büyük bir mücadele sonunda vatanı yok olmaktan kurtarabilmiş ama çok toprak kaybetmek zorunda kalmıştır. Buradaki güç hem manevi ve hem de mücadele azminin en üstün seviyede ortaya konması ile olmuştur. Bu grup hem dışarıdan saldıran Ingilız, Fransız, Avusturya, İtalyan, Rus, Rum ve Ermeni ile savaşmış ve hem de  iç isyanlar ve kendi eski tebası olup, şimdi düşman safhında yer alan azınlıklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır.

    Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin sözde dostları arasında bütün eski düşmanları mevcut bulunmaktadır. Yeni bir devlet olarak Türkiye bu devletlerle yepyeni ilişkiler geliştireceğini umarak harekete geçmiştir. Tam 89 yıldır Barış ve işbirliği politikaları yürütmektedir.  Avrupa Birliğine üye olmak için 1959'dan (ilk müracaat) bu yana tam 53 yıldır çabalayıp, belkemektedir. (1963 Ankara anlaşmasından beri de 48 yıldır) kabul görmek için sabır göstermektedir.

    Buna karşılık, bizimle iyi ( ! ) ilişkiler içinde bulunan bu müttefik devletler (Fransa, Italya, Avusturya, Yunanistan) süreki  olarak PKK gibi terör gruplarına destek ve yardım yapmakta ve onlara kolayca vatandaşlık vermekte ve uluslararası platformlarda onların haklarını korumaktadırlar. Ermenilerin iddialarını sorgu sual etmeden kabul etmekte, Türklere “sözde soykırımını” kabul ettirebilmek için her alanda mücadele vermektedirler.

    Suriyede PYD bağımsız alanlar ve bölgeler ihdas ederken, Kuzey Iraktaki PKK grupları ile iş birliği yaparken ve Türkiye içinde Diyarbakır'dan İzmir'e kadar her noktada huzursuzluk yaratırken, bu Avrupa devletlerinin hiç  sesi çıkmamakta ve hiç  bir olayı protesto etmemektedirler. Tam aksine Avrupa Parlamentosunun bazı (!) kişileri gelip, “her iki tarafı da anlayabiliyoruz, Türkiye daha toleranslı olmalı” diyecek kadar küstah beyanatlar bile verebilmektedirler.

    Kısacası, oyun aynı oyundur. Devam etmektedir. Eski oyuna yeni sözler ve yeni yüzler eklenmiştir, o kadar. Eski düşman şimdi dost ve müttefik postuna bürünmüştür ama nedense kıyısından köşesinden giydiği zehirli elbise hala görünmektedir.

    Kışkırtılan Suriye ve Irak PKK mensupları Türkiye içinde de  faaliyetlerini sürdürmektedirler. Onlara destek veren BDP mensupları ve vekillerinin konuşmaları ise çoktan sınırı aşmaya başlamıştır. Adeta, ağızlarının ölçüsü şaşmıştır. Son günlerin en çarpıcı örneği ise şöyle gerçekleşmiştir.

    Şanlıurfa, Viranşehir’de bir kültür etkinliğini sabote eden BDP’li Nursel Aydoğan, hükümeti eleştirerek Türkiye’ye kafa tutmuş ve “Suriye’deki Kürtlere yönelik olumsuzluğa… Türk hükümetinin herhangi bir müdahalesine… anında tepki veririz. Öyle bir direnişle karşılaşırsınız ki, hayatınızın dersini alırsınız. Bizden söylemesi, isterseniz deneyin!” şeklinde konuşmuştur.

    Bu tutarsız “kışkırtma ve provakosyon” yetmezmiş gibi 9 Ağustos'ta Foça’da bir askeri araca PKK  bomba ile saldırmış ve bu olayda 1 şehit 11 gazi verilmiştir. Ege Üniversitesinin “kan bağışı yardım çağrısına” bir saat içinde  tam 5000 İzmirli hastane önünde sıraya girerek cevap vermiştir.

    Bilmem bu olay birşey söylüyor mu?

    Sormak lazım, bazı mihraklar hala tarihi tekerrür ettirmekte kararlı mıdırlar?

    O zaman belki şu ana kadar sakin duran millet de bir tekerrür yapmak isteyebilir.!!!

    Prof. Dr. Oya AKGÖNENÇ
    Rotahaber

    oyaakgonenc2000@gmail.com

    38960  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.