PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

GÖRÜŞ: Terörist öldüre öldüre terör biter mi?

CHP ve MHP'nin ülkedeki terörü bitirmek için ne tür bir planı, önerisi olduğunu bilen var mı, merak ediyorum...
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 01.04.2013 10:23 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Serbest Kürsü.
    Prof.Dr. Osman Özsoy
    Prof.Dr. Osman Özsoy Tüm Yazıları

    CHP ve MHP'nin ülkedeki terörü bitirmek için ne tür bir planı, önerisi olduğunu bilen var mı, merak ediyorum...

    Böyle bir planları var da ben mi gözden kaçırdım, emin değilim...

    Hele MHP'nin terörist öldüre öldüre terörün kökünün kazınacağına yönelik yaklaşımını tüm tarihsel vetirelerden ve tecrübelerden yoksun buluyorum.

    Nitekim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Bursa mitinginde, “Vur de vuralım, öl de ölelim” diye bağıran kalabalığa, “Merak etmeyin, onun da zamanı gelecek” şeklinde seslenmesinin aynı anlayıştan kaynaklandığını düşünüyorum.

    APO tutuklandığında dağda kaç terörist vardı ise, şu an ondan daha fazlası var.

    APO tutuklandığında kaç terörist vardı ise, o sayısının 3-4 katı terörist öldürülmesine rağmen, yine en az o sayıda var...

    Terörist öldüre öldüre terörün kökünün kazınılacağına inanıldığı sürece, arkadan gelen terörist sayısı azalmayacağı gibi, anaların yüreklerinin yanması da sürüp gidecek.

    Nevruz'da Diyarbakır'da yapılan açık hava mitinginde yüzbinlerce insanın orada toplanmasını Sayın Bahçeli nasıl değerlendirdi acaba?

    O kalabalıkların BDP ve PKK ile bir çeşit illiyet bağı olması konusunda ne düşündü?

    Bazı gerçeklere gözleri ve kulakları kapamak o sorunun olmadığı anlamına gelmiyor.

    Geçtiğimiz günlerde Ortadoğu'yu en iyi bilen gazetecilerden Cengiz Çandar'dan dinledim.

    PKK lideri Öcalan'ın 1999 yılında yakalanması bölücü örgütün sonunu getirmedi. Aksine, o tarihlerde bölücü örgüt 3-5 bin militanlı ve dağda faaliyet gösteren bir yapıda iken, aradan geçen 14 yılda çok daha da büyüyerek etki alanını genişletti. Dağdan ovaya da indi ve şehir yapılanması konusunda ciddi yol ald.

    Devlet bu gerçeği geç de olsa gördü.

    Dünkü yazımda da ifade ettiğim gibi, Türkiye çok tarihi bir eşikte, ciddi bir devlet kararıyla önemli bir yola girdi…

    Daha önceki yıllardan farklı olarak, ben bu konuların Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında çok derinlemesine ele alındığını düşünüyorum.

    Milli Güvenlik Kurulu kararları ile kendi halkını tehdit olarak gören ve dövmeye çalışan eli sopalı devletten, kendi halkını kazanmaya çalışan ve bunun için tüm enstrümanları kulanmakta kararlı yeni bir devlet politikasına geçildiği kanaatindeyim.

    Tamamen yerli istihbaratla elde edilmiş stratejik bilgilerle toplantıya giren, ona uygun analiz ve değerlendirmeler yapan, kurumlar arasında sağlanan uyumla da ilgili tüm kurumlarla koordineli 'devlet politikası' yürüten hükümetin, bu defa gayretlerinden sonuç alacağını umuyoruz.

    APO'nun Diyarbakır'da okunan mektubunun devlet tarafından öncesinde edit edildiğini düşünüyorum. Yoksa yaklaşık 1 milyon kişinin toplandığı bir meydanda herşeyin doğaçlama akışına bırakılması riskini hiçbir iktidar göze alamaz.

    Bu nedenle, bir risk yönetimi ile daha öncesinde herşeyin en ince ayrıntısına kadar planlanmış olabileceği güçlü bir ihtimaldir.

    Devletlerin büyüklüğü de böyle zamanlarda ortaya çıkar zaten...

    Diyarbakır Meydanı'nda tarihsel illiyet bağları güçlü olan, ayrışmayı değil bütünleşmeyi öne çıkaran öyle içerikte bir mektup okundu ki, MHP'nin grup toplantısında Sayın Bahçeli'nin konuşması olarak önüne konulsaydı, MHP'lilerin bile itiraz edebileceği tek satır bulmak kolay değildi.

    Ben o gün muhalefet partilerinin, Nevruz'da Diyarbakır'da bazı skandallar yaşansa da hükümet inanılmaz derecede zora düşse diye beklenti içine girdiğine de inanıyorum.

    Böyle gitmez artık bu işler...

    Geçmişte çok büyük acılar yaşandı...

    Terörist öldüre öldüre terörün bitmeyeceğini artık herkes görmelidir...

    Yeni bir Türkiye inşa edebilirsek, daha yaşanılabilir yeni bir dünyanın inşası için de Türkiye'nin büyük roller üstleneceği açıktır.

    Türkiye dostluğu inanılmaz derecede yarar sağlayan, düşmanlığından da kaçınılması gereken bir ülke olma yolunda hızla ilerlemektedir.

    İsrail'i şu aşamada özür  dileme boyutuna getiren en önemli nokta da, çözüm sürecinde mesafe alan Türkiye'nin içeride sağlam basması durumunda, bölgede ve dünyada ne tür roller oynayabileceğini gören İsrail'in yol yakınken çark etme çabasından başka birşey değildir.

    Keşke bu gerçeği ülkemizde herkes görebilse...

    Artık bırakalım kısır iç siyasi tartışmaları da, büyük Türkiye'nin inşasına kim nasıl destek verecek bunu tartışalım.

    İyiye doğru gittiğimizin farkında mısınız?

    Prof. Dr. Osman Özsoy
    Haber 7 - 27.03.2013

    yazaramesaj@gmail.com

    334400  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.