PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA
12 ŞUBAT BELEDİYESİ

Güldüklerim ve üzüldüklerim…

Uzun bir zamandır şehir dışında olduğum için yazı yazmak nasip olmadı. Ha bu gün ha yarın derken iş uzadıkça uzadı. Şehir dışında da olsak vakit bulduğumuz her a
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 03.07.2012 04:26 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Melih Tufan
    Melih Tufan Tüm Yazıları

    Uzun bir zamandır şehir dışında olduğum için yazı yazmak nasip olmadı.

    Ha bu gün ha yarın derken iş uzadıkça uzadı.

    Şehir dışında da olsak vakit bulduğumuz her anda takip ettiğimiz Kanal 46, bizimle olmaya devam ediyor.

    Baktım bundan önceki yazımı 1 Haziran’da yazmışım.

    Aradan tam 1 ay geçmiş.

    Baktım ki benim yazılar aylık yazı gibi olacak.

    Değinmek istediğim birkaç konuyu şöyle kendi penceremden masaya yatırmak istedim.

    Belki biraz uzun bir yazı olacak onun için şimdiden özür diliyorum.

    Size bu yazımda, Güldüğüm ve Üzüldüğüm 3 konudan bahsedeceğim.

    İnşallah sıkılmadan keyif alarak okursunuz.

    Buyurun;

    Güldüğüm konu 1;

    Kanal 46’da Medarı iftiharımız Sayın Nevzat Pakdil’in röportajını okudum.

    Bunun üzerine kendi kendime ‘beklemenin gereği yok kardeşim yaz yazını’ dedim.

    Tam yazmaya hazırlanıyordum ki aklıma geldi.

    Bakın bundan 10 ay önce yanı 2011 yılının Eylül ayının 15’inde bu köşeden

    “Kahramanmaraş’ı yeniden hayal etmek hayalde kalmasın…”

    Başlıklı bir yazı kaleme almışım, yazının bir yerinde aynen şunları dile getirmişim:

     

    ***

    “15-16-17 Eylül tarihlerinde 5 Bakan’ın katılımı ile ‘Ortak Akıl Çalıştayı’ yapılacağını duydum.

    Bugün 15 Eylül 2011 Perşembe.

    Bu Ortak Akıl Çalıştayı denilen Çalıştay nerde, saat kaçta, kimlerle, nasıl yapılacak bilinmiyor.

    Bu sabah 5-6 sivil toplum kuruluşu başkanı dostumu aradım, sordum ancak onlarında davet edilmediklerini öğrendim.

    Merakım bir kat daha arttı.

    Sanki bir ‘Körler Sağırlar birbirini ağırlar’ durumu yaşanacak orada.

    Gerçi toplantının adı bile bana tuhaf geliyor.

    Neymiş, neymiş? ‘ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI’

    Akıl’ konusuna hiç değinmeyeceğim (!) ama şu ‘Ortak’ konusuna gülerim ben.

    Yahu bu güne kadar bu memleketi yönetenler hangi konuda ‘ortak’ bir akılda buluştular, ‘ortak’ bir karara vardılar ve uyguladılar ki şimdi kalkmışlar ‘Ortak Akıl’dan bahsediyorlar.

    Bakın bu Çalıştaya katılacaklar konusunda bile ortak bir karar alamamış olacaklar ki katılması gereken Sivil Toplum Kuruluşlarını çağırmamışlar.

    Peki, kimi çağırmışlar?

    Valla onu da bekleyip göreceğiz.

    Bu durumun bana göre iki türlü izahı vardır:

    1- Ya Sivil Toplum Kuruluşları ‘Adam yerine koyulmayıp’ o toplantıya bu memleketin zenginleri davet edilmiştir.

    2- Ya da Ak Partili siyasetçiler ‘Biz çalarız, biz oynarız, bu toplantıya da ne akıllı ne de ortak çağırırız, gelen zevat bizim söylediklerimizi dinler, bizim gösterdiklerimizi görür ve giderler’ demişlerdir.”

    ***

    (NOT: Akıl konusuna ben değinmedim ancak usta yazar Sayın Serdar ERDOĞANYILMAZ harika değinmiş okumanızı şiddetle tavsiye ederim)

    Bakın ben bu yazıyı yazalı tam 10 ay olmuş,

    Sayın Pakdil’in aklına bugünlerde düşmüş konuşmak ve öyle bir röportaj vermiş ki, röportajda ne demek istediğini gidin kendisine sorun veya şu verdiği röportajı kendisine bir okuyun eğer bir şey anlarsa ben de dinozorum.

    2002 yılından bu yana Ak Parti’nin milletvekili olan Sayın Pakdil’in ulaşabildiğiniz bütün beyanatlarına ve röportajlarına lütfen bir bakın.

    Eğer bir tanesinde ‘CEK, CAK’ sız kelime bulursanız gelin benim kafamı kırın.

    Onun için bana Sayın Pakdil’in en iyi bildiği şey nedir derseniz?

    Cevabım hemen hazır; POLİTİKA

    (Politikanın kelime anlamı ise : Bir ereğe varmak için karşısındakilerin duygularını okşamak, zayıf noktalarından ya da aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanmak gibi yollarla işini yürütme.)

    Öyle ‘HİZMET, VATAN, MİLLET, SAKARYA’

    Sayın Pakdil’e göre ANGARYA.

    10 yıldır gelmeyen hizmetler Çalıştaydan 2 yıl sonra meyvelerini vereCEKmiş, çok farklı bir Kahramanmaraş ortaya çıkaCAKmış, değişimi herkes fark edeCEKmiş. CEK,CAK,MİŞ,MUŞ…

    Bu konuda bana inanmayan Kanal 46’daki beyanatları bulur ve okur, yani ‘Halep ve arşın’ meselesi.

    Bu arada Çalıştay ile Necip Fazıl Şehir hastanesinin ne ilgisi var ben hala onu çözemedim?

    İyi ki şu hastaneyi de yapmışlar yoksa bunlar ne konuşacaklardı onu da bilmiyorum.

    (Hoş yaptıkları hastanenin şu sıralar içine etmeye hazırlanıyorlarmış onu da öğrendim.)

     

    Güldüğüm konu 2;

    Gelelim bir diğer vekilimize,

    Gerçi bu artık eski vekilimiz oldu ama o eskimemek ve bu memleketin kaderi ile oynamak için elinden geleni yapıyor.

    Geçtiğimiz günlerde Aksu TV de haberleri izliyorum.

    Her haberin başında

    ‘Flash, flash, flash Kahramanmaraş Sağlık Genel Sekreterliğine getirilen isim belli oldu, az sonra’ diye diye imanımızı gevrettiler.

    Ben de heyecanla bekliyorum acaba kim olmuş diye.

    Haberlerin sonunda çıka çıka kim çıktı dersiniz?

    Tabi ki bütün boş bulunan ve boşalan koltuklara aday olacağını önceden deklare eden eski milletvekilimiz Sayın Cafer Tatlıbal.

    Yahu ortada fol yok, yumurta yokken böyle bir haberi yaptırmak Sayın Tatlıbal’a, yapmakta Aksu TV’ye yakışıyor mu?

    Vallahi ayıpladım.

    Yani Sayın Tatlıbalın ne yapmak istediğini, Aksu TV’nin de böyle bir olaya nasıl alet olduğunu inanın anlayamadım.

    Sanki ataması yapılmışta, yarın görevine başlayacakmış bir kişi edası ile kamera karşısına çıkan Sayın Tatlıbal’ın konuşma ve üslubuna ne demeli?

    Bakın ne diyor Sayın Tatlıbal;

    Benim genel sekreterlikle ilgili herhangi bir talebim olmadı. Ankara’ya da hiç gitmedim. Arkadaşlar toplanmışlar ve benim ismim üzerinde mutabık kalmışlar, (eeee onların öyle davranmasında da bir hikmet var, çünkü onlarda biliyorlar ki ben boş adam değilim. Başhekim yardımcılığı yaptım, başhekimlik yaptım, il sağlık müdürlüğü yaptım, genel müdürlük yaptım, milletvekilliği yaptım, yani bu da benim boş olmadığımı gösteriyor)

    Ne diyelim Sayın Tatlıbal kendince haklı ancak aralarda söylemediği şeyler var sanki.

    Mesela bu görevlere getirilirken kendi emeği ile değil, birilerinin telkini ile (…..vakfı gibi) getirildiğini söylemiyor.

    Ankara’ya hiç gitmedim ve talebim olmadı diyor ama Sayın Mehmet Fiskecinin Kimlik gazetesindeki haberi hiçte öyle demiyor, okuduğumuz kadarı ile Ankara tozlu yol olmuş, o zaman ikisinden birinde bir sorun var gibi öyle değil mi?

    Ama biz yinede hayırlısını dileyerek ellerimizi rabbimize açalım daha önce bu memleketi yöneten ve ben boş adam değilim diyerek boşluktan yararlananların göreve gelmemesi ve zaten bitmiş olun sağlığın köküne turp suyu ekilmemesi için dua edelim.

    AMİN…

     

    Güldüğüm konu 3;

    Kahramanmaraş’ın haber sitelerine bakıyorum, gelen maillerime bakıyorum bir hemşerimin başarısından bahsediliyor.

    Adam İletişimcimiymiş neymiş, ‘İletişim ailede başlar’ diye konferanslar veriyormuş.

    (Gerçi benim iletişimden anladığım ancak cep telefonu onu da cahilliğimize verin artık)

    Aile içi iletişimden bahsediyormuş.

    Aile içinde eşler birbirine nasıl davranmalı, eşler çocuklara nasıl davranmalı, çocuklar anne babalarına nasıl davranmalı vs, gibi konularda insanları eğitiyormuş,

    Yalnız araştırdığım kadarıyla Sayın hemşerimizde de sorun var.

    İletişimin ailede başladığını ve aile içi iletişimin nasıl olması gerektiğini söyleyen bu zatı muhterem meğer hala BEKARMIŞ.

    Daha iletişim kuracağı bir nasip kısmet bulamayan Sayın iletişimci herhalde ‘İleride olurda evlenirsem ve çoluk çocuğum olursa ben böyle davranacağım’ diyerek hayallere dalmış ve bu hayallerini de sanki evliymiş te bunları yaşıyormuş gibi millete aktarmaya karar vermiş anlaşılan.

    Ne diyelim 10 yıllık vekillerimizle hizmete doyduğumuz gibi, Sayın hemşerimiz ile de aile içi huzuru buluruz inşallah.

    Nasıl olsa yalan söyleyeni Ahırdağı’na kebap yemeye götürmüyorlar değil mi?

     

    Gelelim üzüldüğüm üç konuya;

    Üzüldüğüm konu 1;

    Kanal 46 ailesinin yazarlarından olan, okurken büyük keyif aldığım, ifadelerindeki üslubu har zaman beğendiğim, dik duruşunu her platformda övdüğüm Sayın Uzman Dr. İrfan Karatutlu’nun yazarlar arasından ayrılmasına çok üzüldüm.

    Sebebini tahmin edebiliyorum ama bu konuyu araştırmadan da bir karara varmak istemedim.

    Ancak sebebi ne olursa olsun ben Sayın Karatutlu’nun aramızdan bu şekilde ayrılmasını içime sindiremedim bu da biline.

     

    Üzüldüğüm konu 2;

    Yukarıda da belirttiğim gibi iyi ki şu Necip Fazıl Şehir Devlet Hastanesini yapmışız yani,

    Ya onu da yapmamış olsaydık!

    İşte o zaman bu memlekette eminim savaş çıkardı.

    Şu son 10 yılın milletvekillerine ‘Ne yaptınız’ diye bir sorun Allah aşkına,

    Ağızlarından çıkan ilk cevap ‘Bölge Hastanesi yaptık’ oluyor

    Hay yesinler sizin Bölge Hastanenizi emi…

    Siz böyle yapmaya devam ederseniz orası bırakın Araştırma Hastanesini, Bölge Hastanesini

    Gölge Hastane’ bile olamayacak bunu bilesiniz.

    Sayın KARAOZAN’ın son yazısını okuduktan sonra, ağzımdan kaskoca bir YAZIKLAR OLSUN kelimesi çıktı.

    Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz,

    Takdir edersiniz ya da yerersiniz,

    Siz siyasilere boyun eğer ya da eğmez,

    Ben onu bunu bilmem ama Başhekim Sayın Opr. Dr. M. Nedim ŞEREFOĞLU’na yapılan bu haksızlık ve bu aymazlık hangi literatürdeki hangi kelime ile anlatılır bilmiyorum.

    Yahu insan Allah’tan korkar, kuldan utanır.

    Sizin hiç biriniz, yapılana kadar mevkisine bile gitmemişken, Sayın Şerefoğlu mesaisini, emeğini, alın terini o hastaneye verdi.

    Gerçi size göre makbul olan emek, alın teri değil, yalakalık, züppelik, sünepelik değil mi?

    Sahi neyini beğenmediniz Sayın Şerefoğlu’nun?

    Hastaneyi iyi yönetemedi mi?

    Personeline kötümü davrandı?

    Devleti mi soydu?

    Bunlar olmadı ise,

    Hangi siyasinin tavuğuna kış dedi?

    Yoksa denilenler doğru ise adeta çete haline gelmiş bazı doktorlarla hemşirelerini birbiriden ayırdı da çeteyi çökertti diye cezalandırıldı mı Sayın Şerefoğlu?

    Bana sakın ‘Necip Fazıl Şehir Devlet Hastanesi Araştırma hastanesi olacak, onun için oraya bir doçent getireceğiz ardından fakülte düzeyinde bir hastane olacağız’ teraneleri okumayın, tabirimi hoş görün ama buna ancak gözü küllü çocukları inandırabilirsiniz.

    Erkek gibi çıkın, erdemli olun ve ‘Biz şu, şu şu sebepten dolayı bu işi yaptık’ deyin.

    Yoksa benim nezdim de sizin anlattıklarınız şeytanın imana geldim demesi gibi bir şey olacak.

    Ve nihayetinde siz ve sizin gibiler yüzünden, yapılan işler duracak, durmuş işler iptal edilecek, memleket biraz daha geriye gidecek.

    Sonra ne mi olacak?

    Ben gidip Mısır’dan kına siparişi vereceğim,

    Elinize yakın diye.

    Biliyorum yazı uzun oldu,

    Onun için üzüldüğüm 3 üncü konu bende kalsın diyorum.

    Başka bir TÖRPÜ’de görüşmek dileğiyle.

     

    MELİH TUFAN 

    torpuleyelim@mynet.com

     

     

     

     

     

      

    66259  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.