Bizi Takip Edin!

İfrat ile Tefriti karıştırmak

"İfrat normalden çok fazla, tefrit normalden çok az” manasına gelen kelimedir. Hayatın akışı içinde her ikisi de kötüdür. Doğru olan, normal olanıdır. Toplum olarak sıkıntımız ise ifrat ve tefritin birbirine karışmasıdır.
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 28.04.2017 12:16 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Mustafa Yolcu
    Mustafa Yolcu Tüm Yazıları

    "İfrat normalden çok fazla, tefrit normalden çok az” manasına gelen kelimedir. Hayatın akışı içinde her ikisi de kötüdür. Doğru olan, normal olanıdır. Toplum olarak sıkıntımız ise ifrat ve tefritin birbirine karışmasıdır.

    Yaşadığımız zaman diliminde siyasi, iktisadi, askeri uygulamalara baktığımız ’da bu yanlışın sıkıntılarını görür, eleştiririz. Buna bezer bir tabirde “balığın az oksijenli suda yaşayıp, çok oksijen bulunan karada yaşayamamasını” örnek gösteririz.

    Allah bütün yarattıklarını uyum içinde yaratmıştır. İnsan olarak biz bu uyumu değiştirmeye kalktığımız ’da, problemin tetikleyicisi oluruz.

    Ankara’nın ilk imar planı yapıldığın’ da, şehrin en güzel yerleri gazino yeri olarak ayrılmış, tüm Ankara’ya iki elin parmaklarından daha az cami yeri konulmuştur. Büyüyen Ankara’da insanlar binaların bodrum katlarına mescitler yaparak, buldukları boş arsalara cami yaparak ibadet yeri ihtiyacını karşılıyorlardı.

    Çankaya’da eski Anayasa Mahkemesinin karşısı, Ankara imar planında cami yeri olarak ayrılmıştı. Zamanın Belediye Başkanı buraya cami yaptırmak isteyince, bir gurup idare mahkemesine dava açtı ve cami planını iptal ettirdi! O alana cami yapılmadı.

    Ankara metrosu inşaatı tamamlanırken Melih Gökçek, Kızılay metrosunun altına şimdiki camiyi yapmak için teşebbüse geçti. Bir gurup yine, buraya cami yapılmasının iptalini sağlamak için teşebbüs ettiler ama başaramadılar.

    Bu anlatılanlarda inanca karşı, tefrit anlayışı vardır.

    Aynı Ankara’da şimdide ihtiyacının üzerinde cami yapılmakta, camiler ancak Cuma günleri dolmakta, diğer vakit namazlarında bir sıra cemaat bile birçok camide bulunmamaktadır. Bazı köylerin mezralarına bile cami yapılmıştır. Ankara’nın merkezi yerlerine cami inşaatına başlanılmış, belki de Kızılay’a cami yapılır. Cami cemaati azalmakta, cami sayısı çoğalmaktadır.

    Böyle olunca da cami ifratını yaşamaktayız.

    Laikliği istismar ettiler. Atatürk’ün cenaze namazını, laikliğe aykırı diye camide kıldırmadılar. Kız kardeşinin itirazı üzerine Atatürk’ün cenaze namazı, Dolmabahçe Sarayında bir odada kılındı. Cenaze namazı kılınırken odaya basın mensupları alınmadı.

    Kamusal alan tabiri ile milletin inancının kurallarını yaşamasına engel oldular. Analar bile, başı örtülü diye kamusal alan denilen yerlere sokulmadı.

    12 Şubat’ta bu uygulamalar zirveye ulaştı. İmam Hatip Okulları kapanmaya zorlandı. Mezunlarının üniversiteye girmesi zorlaştırıldı. Bu baskılar ile İmam Hatip Okuluna devam eden öğrenci sayısı 500.000 den 70.000 rakamına indi. Öyle bir ortam oluştu ki, bu okul mezunları imam hatip mezunuyum demeye çekinir hale geldiler. Memur olarak kamuda görev almaları engellendi.

    Orta kısmı kapatılan İmam Hatiplere öğrenci gitmesin diye, eğitim sistemi 8 yıllık temel eğitime dönüştürüldü. Bu uygulama ülkemizde sanatkâr yetişmesine engel oldu. Bir çocuk sanatı, ortaokuldan sonra değil, ilkokul devresinden sonra verimli olarak öğreniyor. Babalar çocuğunu, ilkokuldan sonra dükkânında çalıştırmaya başlıyordu. Ortaokuldan sonra çocuklar, babasının mesleğini seçmez oldu. Şimdi ise sanatkâr kalmadı. Sanatlar yok oldu. Arastalar boş kaldı. Bunun en iyi örneğini, İskilip’in boşalan arastalarında görebilirsiniz.

    28 Şubat döneminde, sermayeyi bile yeşil ve kırmızı sermaye diye ikiye ayırdılar. Yeşil sermaye diye listeler düzenlendi. Buralardan alış veriş yaptırmamaya çalıştılar.  Bu devrede batan bankalar ile devlet milyarlarca lira zarara uğratıldı.

    Bunlar, “yaşam ve inanç özgürlüğü açısından tefrit uygulamasıydı”.

    Şimdi ise kamusal alan anlayışı, tamamen ortadan kalktı. Dairelere top sakal ve sakal ile gidiliyor. Kravat takılmıyor. Memurlar arasında Hiyerarşi ortadan kalkmış. Sevgi saygı yok. İşler ise zorlanarak yürüyor.

    FETÖ okullarına el konulunca, bu okulların çoğu İmam Hatip Okuluna dönüştürüldü.  İmam Hatip okullarında okuyan öğrenci sayısı 2002 yılında 70.000 iken, 2017 yılında 1.500.000 öğrenci sayısına ulaştı.

    Yukarda saydığımız hususlar “ifrat uygulamasına dönüşmüştür.”

    Evet, ülkemizde “ifrat ile tefriti karıştırıyoruz”. Yaşadığımız sıkıntılar bu yüzden herhâlde.

    MUSTAFA YOLCU

    Etiketler : Karıştırmak, Tefriti, İfrat,
    1103976  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.