AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

İlker Paşa'yı kim yaktı?

Tam bir yıl önce bugün gazeteler, Türkiye'nin 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un tutuklandığı manşetleriyle çıktı. İlker Paşa'nın ülkemizin kaçıncı genelkurmay b
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 08.01.2013 15:16 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Serbest Kürsü.
    Prof.Dr. Osman Özsoy
    Prof.Dr. Osman Özsoy Tüm Yazıları

    Tam bir yıl önce bugün gazeteler, Türkiye'nin 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un tutuklandığı manşetleriyle çıktı.

    İlker Paşa'nın ülkemizin kaçıncı genelkurmay başkanı olduğunu da, cezaevine götürülürken kameralar önünde yaptığı son konuşmada, "Türkiye'nin 26. Genelkurmay Başkanı, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla tutuklanmıştır” şeklindeki sözleri sırasında öğrenmiştik.

    Dünyanın her ülkesinde bir genelkurmay başkanının tutuklanması önemli bir haberdir. Benim gibi düşündüğünü tahmin ettiğim pek çok kişi, “İlker Paşa keşke, tutuklanmasına gerekçe teşkil eden iddialarla hiç yüzleşmese ve sanık durumuna düşmeseydi” diye üzüldü.

    Fakat İlker Paşa'nın tutuklanma süreci deyim yerindeyse göstere göstere geldi...

    İlker Paşa'nın genelkurmay başkanlığının bitmesine daha 1 sene varken bu köşede, İlker Paşa için çok kötü haber” başlıklı bir yazı kaleme aldık. İlker Paşa dönemi, Genelkurmay'ın kamuoyu nezdinde en itibar kaybettiği, Genelkurmay'dan yapılan açıklamaların güvenirliğinin en çok sorgulandığı dönem oldu.

    İlker Paşa bu aşınma karşısında bir özeleştiri yapacağına, tam aksine, kendisine aklı selim bir çizgide görev yapmasını öneren medyayı hedef aldı ve 2 Mayıs 2010'da şunları söyledi;  “Silahlı  Kuvvetler'e saldırmayı kendine görev addeden başka bir görevi yok mu bu basının... Yok... Ayıptır. Ben gerçekten İstiklal Savaşı'ndaki mütareke basınının bile bunlardan daha düzgün, daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Bu kadar hain  değildiler” dedi.

    İstiklal Savaşı dönemi mütareke basını konusunda doktora tezi yapmış bir bilim insanı olarak söylüyorum: Benim yaptığım karşılaştırmada mütareke basınına en çok benzeyen medya İlker Paşa'nın suçladığı medya değil, İlker Paşa'nın kendilerine güvenerek iş tuttuğu, “bu gittiğin yol, yol değil Paşa... diye dost hatırlatması yapmayan yandaşı medyadır...

    Sadece İlker Paşa'nın değil, aynı durumdaki pek çok paşanın da başını onlar yakmışlardır. 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren Paşa, bu ikiyüzlü medya konusunda kitap bile yazdı... İlker Paşa keşke medyanın bu tuzağına düşmeden daha makul bir çizgide olayları değerlendirebilseydi.

    Yazıya başlamadan önce şöyle bir göz attım; “İlker Paşa'ya açık mektup” başlıklı çok sayıda köşe yazısı ile karşılaştım. Denilebilir ki, medyada kendisine en çok açık mektup yazılan genelkurmay başkanı, İlker Paşa olmuştur.

    Daha görevde iken daha demokrat olması yönünde bu kadar dostça uyarılan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yaşanan bazı olaylar konusunda bir karartmaya gitmeden daha şeffaf bir anlayışla olayların aydınlatılmasına yardımcı olması istenen daha önce başka genelkurmay başkanı olmamıştır.

    Güvenirlik yitirilince...

    İlker Paşa döneminde Türkiye'nin etkili gazetelerinde yazan birçok gazeteci Genelkurmay açıklamalarına olan güvenini yitirmiş görünüyordu. Örneğin bir gazeteci “Yerseniz, asker böyle diyor” başlığını koymuştu bir yazısına. Bir başkası da, “Meselenin ciddiyetine göre davranalım” yazmıştı.

    Habertürk'te Balçiçek Pamir'in Genelkurmay'ın bir açıklaması ile ilgili değerlendirmelerini sorduğu ünlü bir sanatçı sıcağı sıcağına şu yorumu yapmıştı kameralar önünde: “Genelkurmay ‘suikast yok' dedi diye biz de inandık! Artık her söyleneni yutmadığımızı herkes bilmeli...” demişti.

    İlker Paşa daha görevde iken kamuoyunu saf yerine koyan öyle açıklamalar yapılıyordu ki, Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç, “İlker Paşa'ya mektup” başlıklı yazısında, “toplumun eşek yerine konulmasından” dem vurdu. Bir zamanlar yapılmış ahmakça yanlışlara Paşa'nın sahip çıkmaması tavsiyesinde bulundu.

    Sözün kısası, kamuoyu İlker Paşa içeride mi dışarıda mı tam da unutmuştu ki, dün bütün gazetelerde yer alan bir haberle toplumsal hafızasını tazelemiş oldu.

    Silivri Cezaevi'nde tam 1 yıldır tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un kendisine ait resmi web sitesinde, “Bu utancı ne kadar taşıyacaksınız?” başlıklı bir mektup yayınlandı. Mektup tüm ayrıntılarıyla medyada geniş bir şekilde yer aldı.

    Keşke işler bu noktaya gelmeseydi.

    Ama göstere göstere geldiği de ortadaydı.

    İlker Paşa geçen yıl tutuklandıktan sonra kaleme aldığımız yazı, “İlker Paşa akıbetı neden göremedi?” başlığını taşıyordu.

    İlker Paşa dünyanın gittiği noktayı ve değişen Türkiye'yi okuyamadı. Eski Türkiye'nin refleksleri ile hareket etti. Değişen Türkiye'ye katkısı olan demokrasi kahramanı bir general olarak tarihe geçmek varken, hakkında hazırlanan iddianamenin gölgesinde kaldı.

    İlker Paşa'nın genelkurmay başkanlığından ayrılacağı günlerde, Hükümet tarafından kendisine 'Devlet Şeref Madalyası' verileceğine dair haberler yayınlanınca bu köşede; “İlker Paşa bu madalyayı hak edecek ne yaptı?” diye sorduk. Nedendir bilinmez, İlker Paşa'ya madalya verileceği haberlerini yalanlamayan hükümet, sonra bundan vazgeçti.

    Şu an içinde bulunduğu durumu kamuoyuna mektupla duyurma çabasında olan İlker Paşa, keşke görevde olduğu dönemde de kamuoyu ile sağlıklı iletişim kurmak için samimi bir çaba içinde olsaydı...

    Bu ülkede bir genelkurmay başkanının tutuklanmasının, "Bu sabah ordu yönetime el koydu” başlıklı bir haberden çok daha fazla ilgi görmesi beklenirdi. Çünkü darbe ilk defa olmuyordu ama, bir genelkurmay başkanı ilk defa tutuklanıyordu.

    Fakat bunun tersi bir durum oldu ülkemizde... İlker Paşa'nın tutuklandığı gün sanatçı Azer Bülbül'ün ölüm haberi düştü medyaya. O gün internet ortamında en çok okunan haber İlker Paşa'nın tutuklanması değil, Azer Bülbül'ün vefatı oldu. Kamuoyu İlker Paşa'nın tutuklanmasını şaşırtıcı bulmadı ve beklenen bir gelişme gibi algıladı.

    İlker Paşa'nın geç de olsa bu ayrıntı üzerinde kafa yormasının, değişen Türkiye'yi algılamasına yardımcı olacağını düşünüyorum.

    Hakikaten kendileri için de, aileleri için de, öncesinde görev yaptıkları kurum için de zor bir durum. Dilerim tam adalet tecelli eder ve haklarında verilecek hüküm hakkaniyete uygun olur. Allah kurtarsın diyorum...

    Prof. Dr. Osman Özsoy
    Haber 7 - 07.01.2013
    yazaramesaj@gmail.com

    Etiketler : Paşa, İlker, Yaktı,
    133563  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.