AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

İzmir Fuarı hatıraları...

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu temsilcileri ve KMTSO Kültür, Turizm ve Tanıtım Komitesi olarak İzmir Travel Turkey adlı dünya turizimcilerinin katı
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 15.12.2009 10:49 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    İnci Okumuş
    İnci Okumuş Tüm Yazıları

    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu temsilcileri ve KMTSO Kültür, Turizm ve Tanıtım Komitesi olarak İzmir Travel Turkey adlı dünya turizimcilerinin katıldığı fuarda Kahramanmaraş'ımızın tanıtımında yer aldık...

    Hatıralarımızla heyecan bulmanızı dilerim.


    * * * * *

    İZMİR TURİZM FUARINDAN HATIRALARIMIZ VE DAİMA HATIRLAYACAKLARIMIZ…


    Bir memleket ne ister? Emek verdiklerinden ne bekler?

    Hepimizin cevabı sessiz ama aynıdır sanırım: Bir memleket önce sevilmek ister, sonra emek verdiklerinin kendisine emek vermesini bekler… Bu güne dek iş dünyasında, gerek ekonomik gerekse şehrin vizyonuna dair gösterdikleri temsil titizliği ile emek verenlerin bir çatı altında buluştuğu Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KMTSO) Muhterem Başkanı Mehmet BALDUK Bey’in destek ve teşvikleriyle, kültür, turizm ve tanıtım boyutundaki sorumluluğu kendi bünyesinde aldığında da elbette gereğini yapacaktı.

    Kurulan komitede yer alan hepimiz, hayata K.Maraş’ta gözünü açmış, bu topraklarda adımlamış ve büyümüş olan memleket sevdalılarıydık… Sözün iddialı anlaşılması riskini göze alarak şunu rahatlıkla diyebilirim ki; artık gözümüzü açtığımız memleketimizin gözünü açma vakti gelmişti. Memleketin güzelliklerini başka başka diyarlara açıp, bütün edası ve sedasıyla sergileme vaktiydi. Şehrin ahlakındaki mahremiyeti baş üzereydi de, güzelliğinde ve duruşundaki kıymetleri layık olan gönüllere sunmalıydı artık… Doğasından kültürüne, tarihinden ruhuna dek onca güzelliği, kendimize sakladığımız dönemleri geride bırakarak şehrimizi; değil Türkiye, dünya ile bile paylaşmalıydık. Bu memleketin misafirperverliğini, K.Maraş’ın o herkese açık davetkâr kolları, gelecek misafirlerini daha şimdiden kucaklayarak göstermeliydi.

    K.Maraş’a yepyeni misafirler davet etmenin tam zamanıydı… Ve bir turizm fuarı bunun en güzel gerçekleştirileceği yerdi.

    İşte, daha gecenin bile uyanmadığı vakitte yola düşmüşlüğümüz bu sebepleydi. Rotamız, İzmir fuarıydı. İzmir fuarında 10-13 Aralık 2009 tarihinde düzenlenecek olan, Travel Turkey İzmir Fuar ve Konferansında Kahramanmaraş adına; dünyanın turizm profesyonellerine “biz geldik, siz de bize buyurun” diyecek denli hazır olarak yola koyulmuştuk.

    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası yönetim kurulundan Serdar ZABUN, Abdullah ŞİRİKÇİ, Ahmet ŞEKKELİ ve yine hem KMTSO Turizm Tanıtım Komite üyesi hem de İl Turizm Altyapı Birlik başkanı olarak katılan Mehmet TEMİZDEMİR ve KMTSO Turizm Komitesinde KAGİK adına yer alan ben, bizi Adana’dan alıp İzmir’e götürecek tayyareye doğru yol aldığımızda sabah saat beş sularıydı. Öyle ki, memleketim insanının “müezzinden evvel yola düşmüşler” deyiminin hakkını vermiştik. Sabah ezanı sahiden de bizler yola koyulduğunda okunmuştu. Bu ahvalin tek bir açıklaması vardı; Maraş sevdalısı olmak… Ve bir gün bütün Maraş sevdalılarının kendi toprağından bütün memleketlere uçabileceği bir özlemle bu sevdanın iz düşümünde yola devam etmiştik.

    Adana’ya dek sürecek kara yolculuğumuzda dilimizden düşmeyen memleketimizi konuşarak yolculuğun en güzelini yaşadık. Araç kaptanımız sevgili İsmail’in, yolcularını incitmeden taşımaya gösterdiği hassasiyetle seyrederken, yeri geldiğinde memleketimizin dışa dönük yüzünde bizi inciten konuları da konuştuk ve paylaştık… Sabahın şafağa dönen narin vaktinde konuşulan her söz, memleket türküsü gibiydi.

    Her ne kadar yolculuk bu gün başlamış olsa da, hazırlıklar aylar evvel başlamıştı. Kahramanmaraş Valiliği İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, K.Maraş Belediyesi ve K.Maraş Turizm Alt Yapı Birliği el ele gönül gönüle vermiş, böyle bir fuarda memleketimizi en güzel temsil edecek stant alanını; kimileri hayata geçirmiş kimileri de doküman ve görsel sunumlarıyla donatmıştı. Stant kurulumunda İzmir fuar alanına günler evvel giderek kurulumu yöneten KMTSO Yönetim Kurulu ve Kültür, Turizm, Tanıtım Komite üyesi Resul ALTUNKÖPRÜ Bey’in, K.Maraş’a dair el sanatları örnekleriyle, donanımını üstlenen İl Kültür Turizm Müdürü Seydihan KÜÇÜKDAĞLI ve istişaresindeki Ökkeş Bey’in ve elbette KMTSO Halklar ilişkiler uzmanı sevgili Dilek AYTEMİZ’in gayretleri vardı.

    İzmir’e ulaştığımızda, çantaları otelimize bırakır bırakmaz fuar alanına gittik. 4.holde yer alan standımızın kurulduğu 98 m2 lik alan TÜRSAB Başkanı Başaran ULUSOY Bey’in bir jestiydi. Karlı bir dağ gibi bembeyaz yapılandırılmış şık standımızın, üzerinde kocaman harflerle Kahramanmaraş yazan, ceviz oyma çerçeve ile çevrilmiş kapısından İzmir’deki timsali memleketimize de girmiş olduk.

    İki geniş misafir hanesi, iki ayrı kapısı olan yarı açık modern mimarideki standımızın yan duvarları şehrin vitrini gibiydi. Standın yan duvarlarında yer alan odacık odacık bölmeler, geçmiş vakti en modern şekilde temsil eden şerbetlikler gibi duruyordu. Bu odacıklarda yer alan Maraş işi sim-sırmalar, edikler ve türlü bakır işlemeler, onları daha da canlandıran spotlar altında oldukça alımlı duruyorlardı. Standa dair birkaç dakikalık izlenimlerim böyleyken, karşıdan oldukça kalabalık bir grubun standımıza doğru geldiğini gördük. Gelen heyet, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul GÜNAY, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali TALAT, TÜRSAB Başkanı Başaran ULUSOY ve beraberindeki heyetti. İl Kültür ve Turizm Müdürü Seydihan KÜÇÜKDAĞLI Bey’in davetiyle standımıza yapılan ziyaret sırasında MADO’nun gerçekleştirdiği dondurma şovu ve ikramı ile bütün misafirler Maraş tatlarıyla büyülendiler.

    İzzet ikram ve sohbet faslı geçtikten sonra, heyetin ardından gelen yoğun konuk kitlesinin, standımızda K.Maraş’a dair her ne varsa gördükleri hakkında merak ettiklerine dair sorularını cevaplamaya başlayıverdiğimizden, günler evvel İzmir’e gelip emek veren dostlarımızla merhabalaşmamız da biraz gecikmiş oldu.

    İlk olarak Resul Bey’in yorgun fakat mutlu bakan gözleriyle karşılaştık. Orada olan herkesle geç merhabalaşsak da, stant kurulumunun sabahlara dek sürdüğünü öğrenince, verilen emeğe değmiş olması bakımından, şükür ki Resul Bey’i erkence kutlamıştık.

    Sonraki dört gün nasıl geçti bilmiyorum. Zamanın su gibi geçtiğine dair sarf edilen söz burada daha iyi anlaşılıyordu. Her sabah saat on civarı başlayan fuar, akşam onsekiz otuzda son bulsa da, standa gelen misafirlerimizle devam eden tanıtım sohbetleri fuar alanının ışıkları sönesiye dek devam ediyordu.

    Hemen her gün yapılan, MADO’nun dondurma ve baklava ikramı, Akif Şekerlemenin fıstık ezmesi ikramı, Arif Şekerlemenin fıstık, Haşiroğlu’nun Maraş tarhanası ikramı karşısında konuklar K.Maraş tatlarının müptelası olmuşlardı. “Maraş Biberi” adıyla markalaşan biberin açık bir tabak içinde duran ikramının, konuklar tarafından yeni yorumlarla tüketildiğini görmek son derece keyif vericiydi. Fıstık yeşil bir stant masası üzerinde, iki ayrı tabak içinde duran kırmızıbiber ve Maraş tarhana cipsi müthiş bir kompozisyon sergiliyordu. Bu kompozisyonu en okunur kılan görüntü ise, konukların tarhana cipsini –acı cips tarhanayı bile- kırmızıbibere banarak tüketmesiydi. Dili yanan, dondurmaya koşunca acısıyla-tatlısıyla bir fuar yaşanıyordu.

    K.Maraş standını ziyaret eden profesyonel tur rehberleri, her birisi bir köşede misafirlerine K.Maraş’ı anlatan bizleri, memleketin profesyonel rehberleri zannetmişlerdi. Hepimiz, memleketini sevenlerin gerçek rehberler olduğunda hem fikirdik. Bir gerçek vardı: gönüllülük esasında yapılan rehberlik, gitmek isteyeni de, işte böyle gönlün gittiği her yere götürebiliyordu.

    Standın iç duvarında asılı duran ekranda, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, güzel bir müzik eşliğinde sunulan, K.Maraş’ın doğal güzelliklerinin, tarihsel ve kültürel değerlerinin yer aldığı fotoğraflar vardı. Gerek elden dağıtılan görseller, gerekse bu sunu K.Maraş’a dair yapılan sohbetleri bir nebze olsun destekliyordu.

    Hülasa, fuarda geçirdiğimiz günler arttıkça tecrübelerimiz daha da artıyor, bu alandaki eksiklerimizi tespit etmek daha da kolaylaşıyor, yapabileceklerimizin listesi daha da açık ve net ifadelere dönüşüyordu. Mehmet Temizdemir Bey, Ahmet Şekkeli Bey ve ben elimize aldığımız not kâğıtlarına sürekli aklımıza gelenleri not ediyorduk. Serdar Zabun Bey, Abdullah Şirikçi Bey gözlemlerine dair yaptıkları önemli tespitleri bizlerle paylaşıyor, notlarımızı güçlendiriyorlardı. Amaç hep aynı: güzel olan şehrimizi daha güzel nasıl anlatabilir, nasıl sunabilirdik…

    Bir ara bizim stantta bir hareketlilik oldu. Koca peşkir sinisi ortaya geliverin-
    ce bir şeyler sezer gibi oldum. K.Maraş’ın mis kokulu buğdayından mütevellit bulguru ve kırmızıbiberi ortaya gelince o vakit anladık ki bir çiğ köfte sürprizi var. Bize esas sürprizi sürpriz yapan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Seydihan Küçükdağlı’yı bütün şıklığı ile köfte başında köfteyi yoğururken görmekti. Bir anda kalabalıklaşan stant alanı, ziyaretçi akınına uğramıştı. Yeşil kanat marullar ve Maraş pidesi kompozisyonunda sunulan köftenin, koca peşkir sinisinde kırıntısı kalmamıştı ama fuar kapanasıya dek soranı da eksik olmamıştı. Bu şov ertesi iki gün böylece devam edecekti. Bir eksiği vardı bu şovun. Sıcağı sıcağına birbirimizle paylaştık: “ Bu köfteyi yoğuran bir de Maraş türküsü söylemeliydi” dedik ve bir başka fuarda sayın müdürden dinlemek üzere bu eksiği de bir köşeye not ettik.

    Fuardaki bu 98m2’lik alanda, hepimiz adeta küçük bir şehir içinde yaşıyor gibiydik. Standın, alana duvarsız tutunan iki giriş kapısının hemen karşısında
    bekleyen Medusa kızı mozayiği, gelen konuklarını 16 bin yıllık gülümsemesi ile karşılıyordu. K.Maraş’ın tarihsel dokusuna alaka duyan bir dolu insan, yapılan kazılarda, Kara Maraş bölgesinde çıkarılan bu Medusa kızına şimdiden âşık olmuşlardı.

    Ziyaretçilerin Maraş tarhanasına, Maraş işi sim sırmasına, K.Maraş’ın edebi zenginliğine, Maraş biberine vb. dair merakları, hepimizi pek çok soruya muhatap ediyordu. Gerçi her gelip geçenin ilgi alanı başka başkaydı ama sesimizle sözümüzle herkesi tatmin edecek denli bolca izahatımız vardı.

    Ne ki bir vakit geldi; stantta görevli üç hostes bayanın, standı kurmak için gelen birkaç görevli arkadaşın, standın taşımacılığını yapan firma görevlisinin, Belediyemiz adına katılan Mustafa Semerci Bey’in ve MADO görevlisi arkadaşların, KMTSO adına gelen bütün yetkililerin, Kültür Turizm Müdürü ve personeli Ökkeş Bey’in, İzmir’de bizleri bir an olsun yalnız bırakmayan İzmir K.Maraşlılar Kültür ve Tanıtım Dernek Başkanı Murat ÖZBİLİR Bey’in, hülasa katılan herkesin aynı anda bir çok gruba K.Maraş’ı tanıttığı ânı görmek ve yaşamak bahtiyarlığında oldum. El ele gönül gönüle çalışmanın en güzel örneği burada yaşanıyordu.

    Bir fuarda neler olabileceğini, neler paylaşılabileceğini hemen herkes bilir. Fakat bir fuardan, beklentinizin çook ötesinde duran hatıralarla dönebileceğiniz pek de akıla ve hayale gelir şey değildir. Bunlardan ilkini fuarın üçüncü günü yaşadım: Standın, masal evi gibi tek bir çerçevede duvarsız duran kapısının önüne, orta boyda ama yaşça ortayı geçmiş olan bir bayan geldi. Çakır gözlerinin çakmak çakmak etrafa bakındığını görünce, gereğini yaptım ve stant içindeki masaya oturmak üzere davet ettim. Hanım bu daveti kabul etti etmesine de, dudaklarından, bana söylemek isteyip de söyleyemediği bir şeyler fısıldayıp duruyordu. Ziyaretçi hanım, davet ettiğim mekana biraz daha yakınlaşsın diye cümleler kurunca, misafirin ağzından, fısıltıyla söylenen iki cümle çıkıverdi: “ Promosyon istemiyorum ama bana üzerinde Maraş kokusu olan bir şey verebilir misiniz? Daha ben ağzımı açıp cevaplamadan evvel, nazik bir ısrar cümlesi daha geldi. “Lütfen”…Hanımın elleri ve sesi titriyordu. Sanki yeni gençlik yıllarında aşkını görmüş gibi her halinde tarifsiz bir heyecan vardı. Bu sanatlı ve içten cümle karşısında; durumu çözmeye çalışır halimden, hemen çözüm üreten hale geçiverdim. Masa üzerindeki bir tabak tarhanayı kaptığım gibi hanıma doğru uzattım: “ Size Maraş tarhanası ikram edeyim” “Bunun içinde, Maraş’ın havası, suyu, aşı, ateşi, güneşi… ne ararsanız bulursunuz” deyiverdim. Tereddütsüz aldı ve derin bir nefes çekerek tarhanayı tadıverdi.

    Ben, görevli arkadaşlardan, bütün misafirlerimize ikram ettiğimiz hediye biber paketlerinden isterken, hanımın diliyle gözleri aynı anda çözülüverdi: “ Benim babam K.Maraş’lıydı. Annemse doğma büyüme İstanbullu. Babam evlendikten sonra bir sebepten ötürü hiç K.Maraş’a gidememiş. Ölene dek “Beni Maraş’a götürün” deyip durdu. “Oysa babamı geçen yıl kaybettik ve O bu hasretle öldü” deyiverince sözün devamını getiremedi. Yalnız o hanım mı? Ben ve stant görevlisi, İzmirli kızımız Gamze de gözyaşlarımızı tutamamıştık. Anladım ki; K.Maraş sevdası hep içinde yaşayanlarda yoktu. Uzaklarda
    bu sevdanın nice katmerleşmişleri vardı kim bilir… İşte turizm ve tanıtım dediğimiz şey, yalnız gruplarla gelen yerli ve yabancı turistler için değil, memleketini bir sevda nişanesi gibi göğsünde taşıyan K.Maraş evlatlarını da bu vesileyle onore edecek, güçlerine güç katacaktı.

    Aradan birkaç saat geçmişti ki; sevgili Dilek’in sohbet ettiği masadaki misafirlere de merhaba demiştim. Orta yaşın oldukça üzerinde olan bir hanım ve bir bey oturuyorlardı. Masadaki bardakta ıslanmış, Mordoğan Belediyesinin ziyaretimiz sırasında armağan ettiği o nefis nergis kokuları etrafında koyu bir sohbet vardı. Bir merhaba ile, başlayan sohbet, beyefendinin kırık Türkçesiyle aldı yürüdü. Dilin kırıklığı ayrı bir yana konuştuğu muhteşem Türkçe dikkatimi çekti. Sohbetin devamında ortak paydaları bölüştüğümüzü hayretle görecektik. Kırık Türkçeli beyin adı Yani idi. Yani, İstanbul asıllı bir Rum ailesinin uzun yıllardır Atina’da ve Samos Adasında yaşayan evladıydı. Yanındaki hanım, anneannesi tarafından Elbistanlı olan bir K.Maraş kızıydı. Her ikisi arasındaki gönül bağı bir yana kalsın ama hanımın, daha evvel hiç gelemediği K.Maraş’a olan hassasiyeti ve özlemi, anlattığı her cümlede derin bir hikâye barındırıyordu. Yani Bey ise, onun bu hassasiyetine saygı duyuyor ve destekliyordu. Şimdi ben burada; kökleri Maraş suyundan filizlenmiş her kim varsa, aslına ve asıl aşkına rücu eder desem, yalan olmaz vesselam.

    Burada yazsam, bir fuarda yaşadıklarımız değil, bir dolu K.Maraş hatırası çıkar ve sayfalar dolusu sürer. Niyetim bu değil… Geri kalanın, bir vakte dek bir hikâye gibi anlatılır, söylenir olması…

    Bu yolculuğun ve birlikteliğin içinde en kayda değer olanlardan biri de; her biri kendi alanında yoğun üretim sahibi olan iş adamlarımızın, işini gücünü bırakmış, gönüllülük esasıyla çalışarak “memleketim de memleketim” demeleriydi. Bu cümlenin hamasi bir anlatım olarak değil, bir hakikat olarak anlaşılmasını dilerim… Bu hal ki; K.Maraş’ımızı gönlüne almış Maraş evlatlarının gönüllü çabasıyla izah edilebilir ancak…

    Amiri, memuru, iş adamı, nakliyatçısı, dondurmacısı, tarhanacısı ve fıstık ezmecisine dek kim varsa gönüllü rehberlik yaptığı bu harika Kahramanmaraş standında geçen o unutulmaz an ve anılarımızı, imkân olsaydı da, memleketimdeki herkes bir kuş misali gelip görebilseydi.

    Biz burada bir turizm fuarı bahanesiyle sayfalarca Maraş da Maraş dediysek ve sözü burada nokta ile bitireceksek dahi, bu sevdanın iz düşümünde nice anılar yaşayacağız ve yazacağız diyedir ki, K.Maraş deyince bala kesen sözümüz hep olacak…

    Bu turizm ve tanıtım fuarında gördük ki, şehrimiz tanıtıldığında ve doğru anlatıldığında ziyaretçilerle dolup taşacaktır. Yeter ki, K.Maraş gerdanındaki saklı güzellikleriyle, görücülerine en güzel haliyle görünebilmeyi bilebilsin.

    Fuar sonrası, bizler memleketimize döndük. Bizim bir dolu dostumuz, K.Maraş’ın bir dolu sevdalısı oldu. Bu fuar neticesinde diyebilirim ki; şehrin kurumları takım olduğunda, bu Maraş sevdası daha nice gönüllere ram olacaktır. Yeter ki memleketim; kurum ve kuruluşlarıyla, insanıyla, misafirperverliğiyle ve bütün donanımlarıyla bu misafir akınına hazır hale gelsin ve gerekli sorumlulukta olsun.

    Böyle güzelliklerin yaşanmasına vesile olan, kurumundan, kuruluşuna, bütün emektarlara sonsuz saygı ve minnetlerimizi sunarız. (14 Aralık 2009 / K.Maraş)

    İnci OKUMUŞ
    KMTSO Kadın Girişimciler Kurulu Bşk.Yrd
    KMTSO Kültür, Turizm ve Tanıtım Komite Üyesi

    (e-mail: inciokumus@yahoo.com)


    Not:

    K.Maraş adına, acısıyla ve tatlısıyla ikramlarda bulunduğumuz İzmir fuarında, bizleri standımızda bir an olsun yalnız bırakmayan, İzmir Kahramanmaraş Kültür Ve Dayanışma Derneği Başkanı Murat ÖZBİLİR Beyefendinin aile yakınını kaybederek yaşadığı acı hepimizi üzmüştür. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dileriz.
















    Etiketler : İzmir, Hatıraları, Fuarı,
    8601  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.