PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Kahraman Maraş...

Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nde çalışıyordum. 1980 Yılı temmuz ayında Kahraman Maraş’a inşaat halinde bulunan Afet konutlarını tetkik etmek için dört kişilik bir ek
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 19.10.2009 18:43 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Mustafa Yolcu
    Mustafa Yolcu Tüm Yazıları

    Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nde çalışıyordum.

    1980 Yılı temmuz ayında Kahraman Maraş’a inşaat halinde bulunan Afet konutlarını tetkik etmek için dört kişilik bir ekip ile gidiyorduk.

    Maraş’a gitmek için önce uçakla Gazi Antep’e gittik.

    Ankara’da uçağa bindiğimizde hava sıcaklığı normal idi. Uçakta pencere kenarında oturuyordum. Uçak havalanınca uçağa dayanan diz kapağımın üşüdüğünü hissettim.

    Gazi Antep’e varıp uçaktan inerken buzdolabından çıkıp, fırına girer gibi olduk.

    Antep’te hava çok sıcaktı. Ramazan ayı içinde bulunuyor ve oruçtum. Hissettiğim sadece biraz susuzluktu.

    Havalimanından otobüs ile şehir içine geldik. Maraş’a nasıl gideceğimizi öğrenerek dolmuşların kalktığı yere gittik.

    O zamanlar Maraş’a 15–20 kişilik dolmuşlar ile gidiliyordu. (Editörün notu: Şimdi de aynı, değişen bir şey yok..) Dolmuşların olduğu yerde çığırtkan genizden gelen sesle ”Haydi, Maraş’a Maraş’a” diye bağırıyordu.

    Dolmuşların belli bir kalkış saatleri yoktu, dolunca hemen kalkıyordu.

    Maraş’a gelip Trabzon Caddesi’nin üst tarafında bulunan o zamanlar Emlak Kredi Bankası’nın bulunduğu binanın en üst katındaki misafirhanemize yerleştik.

    Misafirhanemizin önü çarşı idi. Çarşıya inerek alışveriş yapıp, iftar hazırlığına başladık.

    Maraş deyince benim aklıma SÜTÇÜ İMAM ile Necip Fazıl Kısakürek gelirdi.

    Misafirhanenin karşısında bulunan Maraş Kalesine bakarken düşman bayrağını indiren Sütçü İmamı düşündüm. Onu hayalimde yaratmaya, kahramanlılarını anlamaya çalıştım.

    Maraş’ta görevimiz merkez köyleri ile Elbistan ilçesi köylerinde bulunan Afet konutlarını tespit idi.

    İmar İskân bakanlığınca inşa ettirilen sosyal meskenler binasının bir tanesi de İmar İskan Bakanlığı, İl İmar Müdürlüğüne tahsis edilmişti.

    Her gün bu binaya geliyor oradan araçlar ile göreve çıkıyorduk.

    İmar Müdürümüz Göksunlu Ahmet adında inşaat mühendisi bir arkadaşımız idi.

    Maraşlı tanıdığım arkadaşlarım vardı.

    Bunlar: 1- Alaattin Nalcıoğlu 2- Atilla Kambur 3- Elbistanlı Avukat Nuh Naci Pehlivanoğlu
    4- Pazarcıklı Ömer Faruk Akınbingöl


    Bu arkadaşlarımı da Maraş’ta görebilmeyi arzu ediyordum.

    Bir iki kişiye sormamın sonucunda Atilla ile Alaattin’in izine ulaşabildim.

    Atilla’nın pastanecilik yaptığını, Trabzon Caddesi’nde dükkânının olduğunu öğrendim.

    Gündüz köylerde olduğumuz için ancak akşamları boş oluyorduk.

    Bir akşam iftardan sonra Yaşar Pastanesi olarak bilinen dükkânlarına gittiğimde Atilla’nın ağabeysi ile karşılaştım. Atilla’nın geleceğini söyleyince biraz bekledim.

    Atilla dükkâna gelince beni gördü ve hemen hatırladı. Ankara’da Mühendislikte aynı bölümde birlikte okumuştuk. Okulumuz çok kalabalıktı ama o devre bazı arkadaşlarla okulun mescidinde karşılaşıyor, konuşuyorduk. Atilla da oranın müdavimlerindendi.

    Pastanede bana güzelim dondurmaları ile birlikte yenilen baklavalarından ikram etti.

    Dondurma hakkında bilgiler ile dondurmanın Maraş için ne mana ifade ettiğini bana anlattı.

    Benim memleketimde pazara gelen köylüler pazardan köylerine dönerken çarşı ekmeği alıp götürürlerdi. Maraş’ta ise köylerine giderken dondurma alıp götürürlermiş.

    Kaldığımız misafirhanenin sol tarafından Gazi Antep’e dolmuşlar kalkıyordu. Akşama kadar çığırtkanları gırtlaktan gelen bir ses ile bağırıyordu “Haydi Entepe Entepe” Antep yöresel şivesinde Entep oluyordu.

    Her gün ikindi vakti olunca 15–20 dakika süren bir rüzgâr kopuyor; her tarafı tozu dumana katıyordu. Rüzgârın Esme vakti bitince de hiçbir şey olmamış gibi hayat kaldığı yerden devam ediyordu.

    Birlikte olduğumuz arkadaşlar paça yiyelim diye tutturdular.

    Sorduk “en güzel paça nerde yapılır” diye. Kaldığımız misafirhaneden Trabzon Caddesi’ne inerken sol tarafta bir lokanta vardı, o lokantayı tavsiye ettiler. Ben paça yemedim ama diğer arkadaşlar paçayı beğenerek yediler.

    Daire müdürümüz Ahmet Bey bizi iftara Maraş’ın üst tarafında bir yere götürdü.

    Oturduğumuz masaların altında su kanalı vardı. Çıplak ayaklarımızı suya sokarak serinliyor,
    masamıza servis edilen yemeklerimizi de yiyorduk. Orada yediğimiz iftar yemeğini hiç unutamıyorum.

    Bazen insan gözünü yumduğunda ‘hayali olarak bazı yerleri dolaşır’ ya, işte benim hayalen gezdiğim yerlerden biriside orası. Oraya gidip ayaklarımı suya sokarak dinlenir yemek yerim.

    Bir hafta sonu Ulu camide namaz kıldım. Caminin yakınında bulunan Taş hanı gezerek Maraş’ın geleneksel ürünleri ile baharatlarını, biber çeşitlerini orada gördüm.

    Karacaoğlan bir şiirinde der ki:

    İndim seyran ettim Frengistanı
    İlleri var bizim ile benzemez
    Levin tutmuş goncaları gülleri
    Gülleri var bizim güle benzemez

    Göllerinde kuğuları yüzüşür
    Meşesinde sığırları böğrüşür
    Güzelleri şarkı söyler çağrışır
    Dilleri var bizim dile benzemez.


    Maraş benim memleketim, insanı benim insanımdı. Sanki kendi doğduğum büyüdüğüm memlekette geziyordum.

    İnsanları çile çekmiş, elleri nasırlaşmıştı. Hasır sandalyesinin üzerine oturmuş, müşterisini rızkını bekliyordu.

    Kendileri ile biraz sohbet edince dost oluyor, dostça karşılık veriyorlardı.

    Elbistan’a gittiğimizde Afşin- Elbistan termik santral inin misafirhanesinde kaldık.

    Çok güzel misafirhanesi vardı. Oteli aratmıyordu. İftar ve sahuru da orda yapıyorduk.

    Günlerimiz köylerde, konutların seviye tespitleri ile geçiyordu. Hava çok sıcaktı. Ben orucumu tutmaya çalışıyordum. Diğer arkadaşlar bana sen dolaşma, raporların düzenlemesini yap dediler. Ben köyde oturduğum gölgelikte raporları temize çekip, düzenlemesini yaptım.

    Bir günde Nurhak dağlarının dibinde bir köye gittik.

    Köyde seyyar Jandarma karakolu kurulmuştu. Bu köyün diğer bir özelliği de kadınları bohçacılık denilen evleri gezip çeyiz ve diğer hazır giyim ürünlerini satmak imiş.

    Yılın belli aylarında arabaları ile köyden ayrılır, sezonları bitince evlerine dönerler imiş.


    Elbistan’da avukatlık yapan Nuh Naci Pehlivanoğlu benim Ankara’da Cumhuriyet yurdundan oda arkadaşım idi. Kendisinin telefonunu temin edip aradım.

    Bizi bir akşam misafirhaneden alarak Elbistan’ın yukarısında bulunan kaplıcalara götürdü.

    Kaplıcanın etraflarında pansiyon evleri vardı. Burasının havası Elbistan’a göre daha serindi.

    Bu yazıyı kaleme aldığım sırada Nuh Naci’nin sesini duymak için aradığımda kendisine ulaşamadım. Telefon ile avukat meslek taşına sorduğumda 1999 yılında vefat ettiğini öğrendim. Soyadı gibi pehlivan, sözüne güvenilir birisi idi. Kendisine Allahtan rahmet diliyorum.

    Maraş’ta görevimiz bitince Yaşar Pastanesi’nden aldığım fıstık ezmesi ile birlikte Ankara’ya döndüm.

    Baki kubbede kalan hoş bir seda imiş tabiri gibi; bazen gezdiğim dolaştığım yerlerle birlikte Maraş’ı da düşünür güzelliklerini anarım.

    Mustafa Yolcu
    30.09.2009

    İnşaat Mühendisi








    Etiketler : Maraş, Kahraman,
    9848  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.