PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Kahramanmaraşspor nasıl kurtulur?

Bu, ünlü tiyatro oyunu, “Asiye nasıl kurtulur” benzeri gibi oldu aynen. Son sözümü peşin söyleyeyim de, kimse arkamızdan konuşmasın. Çünkü yazıların sonunu okumuyor
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 11.06.2009 11:06 Tarihinde Eklendi.  Kategori : SPOR.
    Kahramanmaraşspor nasıl kurtulur?
    Kahramanmaraşspor nasıl kurtulur?
    Kahramanmaraşspor nasıl kurtulur?
    MEHMET FİSKECİ

    Bu, ünlü tiyatro oyunu, “Asiye nasıl kurtulur” benzeri gibi oldu aynen.

    Son sözümü peşin söyleyeyim de, kimse arkamızdan konuşmasın. Çünkü yazıların sonunu okumuyor kimse. Sıkılıyor belki de şu sıcaklarda. Veresiyeye bırakmaktansa, kredi kardım da yok, para da peşin, kırmızı meşin, söz de…

    Bir haftadır Ali Sercan Saraylı’ya ulaşmaya çalışıyorum. Ha, görüşmedik değil. Ancak netice alamadık. Ha bugün, ha yarın derken, mesele de soğudu gitti. Oysa bir araya gelebilseydik, oturup bir hanek edebilseydik, soracaktım, “20 Haziran’daki kongre için ne düşünüyorsun?”

    Bu takım sahipsiz kalmaz hiçbir zaman, bir Ali Sercan Saraylı gider, bir başkası gelir. Bu, dün de böyle oldu, yarın da öyle olacak. Kaçınılmaz… O sebeple, kimse kahramanlığa soyunmasın, hem de ucuzuna…

    Kahramanmaraşspor, misafir olduğu 3. ligden tekrar eski yerine, yani 2. lige yükseldi. Takımı tebrik etmek gerek. Yükseldi, 2. lige çıktı da, acaba bu başarı sadece futbolcularda, yöneticilerde, yoksa teknik kadroda mı?

    Başarı varsa ortada, bunu tek kişiye indirgemez olmaz, hata…

    Bu takım zor, sıkıntılı günler geçirdi. Öyle ki deplasmana gidecek, otelde yatacak, geri dönüş için arabasına mazot parası bile bulamazken, takımın imdadına hayırsever işadamları yetişti. Hızır gibi…

    Zaten bu takım ne zaman dara düşse, çay içecek parası olmasa, karnını doyuracak mutfakta nevalesi bulunmasa, takımın aklına hemen işadamları gelir, gidilir onların kapısı çalınır. Bir, iki, üç, dört, beş…

    Hani komşu kadın komşusundan yumurta, şeker, çay vs. istemeyi alışkanlık haline getirmiş. Her seferinde komşu kadının kapısını çalıp, “Kusura bakma, Cemal’e söylemeye unuttum, bugün de misafirim var, mümkünse, bir bardak şeker, çay, un falan versen…”

    Dedik ya, komşu kadın bunu alışkanlık ve hastalık haline getirmiş. Dilenci gibi aynen. Her defasında aynı bahane… “Cemal’e ulaşamadım, vakit de kalmadı, biraz kahve, şeker pudrası, yumurta ve yağ versen…”

    Komşu kadın yaka silker, illallah der, sinirlenir.

    Yine bir gün, aynı kadın, aynı bahane, aynı taleplerle çıkar gelir, çalar kapıyı… “Komşu, bir bardak şeker, çay, kahve…” demeye kalmadan, diğer komşu kadın sakin bir şekilde, “Un, şeker, çay, kahve, yumurta benden olduktan sonra, sen en iyisi şu misafirlerini bana gönder de, bari ben ağırlayayım” diyerek kapıyı komşu kadının suratına kapatır.

    İnsanları bıktırmayacaksınız, canından bezdirmeyeceksiniz. Her defasında, huysuz, bir şey istemeyi alışkanlık ve hastalık haline getiren kötü komşu gibi, her başınız sıkıştığınızda aynı insanları taciz etmeyeceksiniz. Ederseniz, kapıyı suratınıza kapattığı ve çarptığı yetmezmiş gibi, kapıyı çaldığınıza pişman ederler.

    Kahramanmaraşspor yönetimi, her zora düştüğünde, sıkıştığında, paraya ihtiyacı olduğunda gidip bürokrasinin, yerel yöneticilerin, işadamlarının, sivil toplum örgütlerinin kapısını çalarak, onları canından bezdirmiştir, usandırmıştır.

    Birinden yardım isterken, borç talep ederken, karşıdakine güven vereceksiniz. Şayet muhatabınız size inanmıyorsa, güvenmiyorsa, değil karnınızı doyurmak, zırnık bile koklatmaz.

    Komşunuz, ortağınız, personeliniz, aile efradınız ve akrabalarınız size inanacak, güvenecek. Aksi intiba uyandırdıysanız, güven vermiyorsanız, zaten gidip de sizin yardım dilenmeye, borç istemeye yüzünüz olmayacaktır. Olsa bile, huysuz ve hastalık hastası komşu gibi bir gün kapıyı suratınıza kapatırlar.

    Üzülerek ifade etmem gerekirse, Kahramanmaraşspor’un bugün içinde bulunduğu durum bundan ibaret. Siyasi cenahta da dahil, “Bir CHP Milletvekili Durdu Özbolat, 6 AK Parti milletvekiline bedel. Keşke AK Parti milletvekilleri de Özbolat gibi cömert olabilseler” diyen zihniyet, kendi partisine, tabanına, aynı duyguları ve davayı paylaştıkları arkadaşlarına çelme takmakta ki adama sorarlar, “Madem 6 milletvekili 1 CHP milletvekili etmiyor, o zaman AK Parti çatısı altında ne işin var?”

    Bir söz söylerken, iki ölçüp bir tartacaksınız. İnsanlar size inanmıyorsa, güvenmiyorsa, yardım talepleriniz ters tepiyor, kapılar suratınıza kapanıyorsa, oturup düşünecek, muhakeme yapacaksınız. “Ben nerede hata yaptım!” diye, kendinizi sorgulayacak, özeleştiriyi seçeceksiniz.

    Şimdi meselenin özüne gelelim; 20 Haziran’da takım kongreye gidiyor. Büyük bir ihtimalle mevcut başkan A.Sercan Saraylı yine aday.

    Bu şehirde söz sahibi, yani etkili ve yetkili kimselerin, (bürokrasinin tepesindeki isimler, yerel yönetim, sivil toplum kuruluşları ve basın) takıma güveni yok. Bu bakımdan, yardım etmekten imtina ediyorlar, kapıları kapatıyorlar.

    İnansalar, güvenseler, değil ceplerini, yüreklerini bile açacaklar, ama korkuyorlar. “Acaba verdiğimiz paralar yerini buluyor mu?”

    Tabi halkın çoğunluğu buna inanmıyor. Güvenmiyor.


    Bu bakından, takım da sık sık krize giriyor, deplasmana gidecek para bulamayınca, futbolcular da alacaklarının ödenmemesi durumunda kazan kaldırıp, yönetime kafa tutup antremana bile çıkmayınca, imdada yine hayırsever işadamları yetişiyor.

    Bunlardan biri de Haluk Şerbetçi. Şimdiye kadar nerede, ne zaman ve ne kadar verdiğini bilmeyen yok. Takımın 2. lige yükselmesinde büyük payı olan işadamı.

    Başkalarından birşey istemeyi hastalık ve alışkanlık haline getiren yöneticiler de, “Misafirleri bize gönder de, bari ben ağırlayayım!” diyen iyilik ve yardımsever komşu misali, takımı kimseye ihtiyaç bırakmayacak, dilenci durumuna düşürmeyecek, istikrara sağlayıp, takıma güven ve itibar getirecek kimselere devretmeli, ceketini alıp gitmelidirler.

    Tamam, takımın borçları var tabi ki… Maliye, SSK, futbolcuların maaşı, prim, esnaf falan…

    Ancak, spor otoriteleri ve camiası, bir kulüpte nelerin döndüğünü, kimlerin ne şekilde ve hangi oyunlarla alacaklı duruma geldiğini çok iyi bilir. Bu bakımdan, “Benim kulüpte şu kadar alacağım var, senetler meydanda…” diyene kimse inanmaz, güvenmez. O senetlerin, kâğıt üzerindeki alacakların ne manaya geldiğini bu şehirde ve spor camiasında herkes bilir. Bu güveni ve inancı insanlara, spor camiasına, bürokratlara, yerel yönetime ve sivil toplum kuruluşlarına şırınga etmezseniz, işiniz yine zor. Başta Spor Toto olmak üzere, sürekli gelen kaynakların nereye ve kimlere gittiğini bilmeyen insanlar, güven duyacakları bir yönetim arayışı ve beklentisi içindeler.

    Bu beklentiye cevap verecek yegâne kişi de tanınmış işadamı Haluk Şerbetçi’dir.

    Çünkü Şerbetçi, dün olduğu gibi, bugün de gerek mesleki, gerekse siyasi yaşamında, arkasından söz söyletmemiş, kimseyi kırmamış, hep itibarını korumuş, güven vermiş, bir istikrar abidesi işadamıdır.

    İnanıyorum ki, Haluk Şerbetçi’nin başkanı olduğu bir takıma hem taraftar, hem bürokrasi kesimi, hem belediye, hem de sivil toplum kuruluşları, esnaflar destek olacak, cebindekilerle birlikte yüreklerini de vereceklerdir.

    Şerbetçi’nin herhangi bir talebi yok. Yok ama, ikna edilirse, takımı zirveye taşıyacağına herkes inanıyor. Çünkü dürüstlüğü, kente katkısı, hayırseverliği, futbolda da kendini gösterecektir, bundan kuşkumuz yok. Bütün mesele valimizin, belediye başkanımızın, sivil toplum kuruluşlarının Şerbetçi’yi ikna etmesine kalıyor ki, bu zor değil.

    Zira Şerbetçi, toplumun her kesiminden güvenoyu almış, istikrar ve güven abidesi olarak ilan edilmiş bir kardeşimiz iken, kırmızı-beyazlı takımın selameti, kentin tanıtımı için, güven ve inancın toplumun her kesimine yerleşmesi için Valimiz sayın M.Niyazi Tanılır, Belediye Başkanımız sayın Mustafa Poyraz ve TSO Başkanı sayın Mehmet Balduk, Saraylı’nın görevden çekilmesi için, Haluk Şerbetçi’nin başkan olması için ikna etmelidirler.

    Şerbetçi’yi ikna etmek, takımın selameti ve geleceği için gereklidir ve kurtuluşun yegâne reçetesi budur.

    Bu reçete, eczanelerde satılmaz, o kadar…

    KONUK YAZAR:
    MEHMET FİSKECİ
    7726  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.