AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Medeniyetin omurgası: Adâlet..

Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de ayakta tutulmasını istediği adalet, en geniş anlamıyla, bir devlet başkanının, bir yöneticinin veya bir hakimin; ülke yönetimi için konulan ilahi kanun, kaide ve çizilen rahmani sınırlar içinde hareket etmesidir.
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 28.07.2012 19:11 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Serbest Kürsü.
    Medeniyetin omurgası: Adâlet..

    Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de ayakta tutulmasını istediği adalet, en geniş anlamıyla, bir devlet başkanının, bir yöneticinin veya bir hakimin; ülke yönetimi için konulan ilahi kanun, kaide ve çizilen rahmani sınırlar içinde hareket etmesidir.

    Adalet erdemi, Allah’ın hukukuna riayet, Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme ve yerine getirmede doğruluk olarak da tanımlanabilir kısaca.. 

    Adaletin İslâm toplumunda, yönetimde, muhakemelerde ve insanlar arası ilişkilerde tam anlamıyla uygulanması önemli bir hedeftir. İslam’da adalet, dünyevi oldu kadar uhrevidir de, iki dünya saadetini amaçlar. Adalet, İslam toplumunun vücudu olan devletin ana görevidir, İslam medeniyetinin omurgasıdır. İslâm devletinde uygulanan ekonomik prensiplere göre mülk Allah'ındır. Bu ölçü içinde sosyal adaletin sağlanması önemli bir denge unsurunun kurulması demektir. Müminlerin kardeş ilân edildiği, yığılan kişisel servetlerde fakir ve muhtaçların hak sahibi oldukları, İslâm'da adalet anlayışının tezahürleridir.

    Ayrıca yargı (kaza) işlerinde, muhakemelerde ve yönetimde Allah'ın indirdikleri ile hüküm vermek adaletin ta kendisidir. Bundan uzaklaşıldığı takdirde adaletin gerçekleşmeyeceği ifade edilmiş ve bunu uygulamayanların kafir, zalim ve bozguncu (fasık) oldukları ilan edilmiştir. “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, bozguncuların (fasık) ta kendisidir.”  

    Hz. Peygamber'in İslâm'ı tebliğ etmekle görevlendirildiği dönemde cahiliye devri Arapları boğaz boğaza, bıçak bıçağa gelmiş durumdaydılar. Adaletsizliğin, zulmün kol gezdiği bir dönemde, İslâm gelmiş ve yepyeni bir toplum ortaya çıkmıştı. Zengin-fakir, efendi-köle ayırımının yapılmadığı, haktan asla ayrılmanın söz konusu olmadığı bir toplum oluşmuştu. Bu ilk İslam düzeninde mahkemelerde şahitlik yapacakların da adalet sahibi olarak tanınan kimseler olması şart koşulmuştur.

    İslâm'da adaleti gerçekleştirmek için çeşitli müesseseler kurulmuştur. Resulullah (s.a.v.) davalara bizzat kendisi bakmıştır. Bu durum ikinci halife Ebu Bekir (r.a.) zamanında da böyle devam etmiş, Hz. Ömer (r.a.) zamanında ise İslâm toprakları oldukça genişlediğinden bazı sahabiler yargı (kaza) işleriyle görevlendirilmiş ve birer yargıç (kadı) olarak vazife görmüşlerdi. Divânü'l-Mezâlim, Şurta ve Hisbe gibi teşkilâtlarla haksızlıklar önlenmeye ve adalet dağıtılmaya çalışılmıştı. Eyyubiler Mısır'da "Dârü'l Adl" adıyla bir adalet dairesi meydana getirmişler ve yanlarına bazı müşavirler de alarak bu mahkemeye bizzat başkanlık etmişlerdir. Osmanlılar zamanında 'adliye teşkilatı' ise düzenli bir şekilde kurulup yaygınlaştırılmıştır.

    Allahü Teala, her çağda ve her ülkede bulunan kulları için adaleti fazlasıyla sağlayacak düzenini, Kur’an-ı Kerim ve Hz.Peygamber’in (s.a.v.) sünnetini, son din olarak bildirmiş ve derin saygı (takva) olarak buna uyum sağlanmasını istemiştir. Akıl ve baliğ olmadan ölen Müslüman ve Müslüman olmayanların çocuklarını Cehennem'e sokmayacaktır. Akıl ve baliğ, yani evlenecek çağa geldikten sonra İslamı duymadan ölenlere de cehenneme atıp azap yapılmayacaktır. Bu kişiler, İslam dinini işittikten sonra merak etmez, öğrenmez, inat edip inanmaz ise, o zaman ceza göreceklerdir.

    Allahu Teala’nın bütün insanlara peygamber gönderip doğru yola davet etmesi adalettir. Bazı insanları İslam coğrafyasında, İslam ümmeti içinde yaratması ihsandır.

    Çağdaş dünyada, Batılı dünya güçlerine bağlı kapitalist ve sosyalist iktidarların küresel bozgununa, İslam, omurgasını adaletin oluşturduğu medeniyetiyle itiraz etmekte ve meydan okumaktadır.

    Müslümanlar, Kur’an, sünnet ve bilgelikle donatılmış bir akılla, yiğitlik, kahramanlık halini almış öfkeleriyle, kişilik ve kimlik temizliğine dönüşmüş iffetleriyle ve evrensel mutlak hakikate uyumluluk olan adaletiyle İslam’ın iki dünya kurutuluşuna çağrısını yinelemektedir,

    Vicdansız modern Batı cahiliyesine karşı, omurgasını adaletin ve ruhunu erdemlerin oluşturduğu İslam medeniyeti tek kurtuluş yoludur.

    Mustafa Yürekli
    Haber7

    Etiketler : Adâlet, Omurgası, Medeniyetin,
    46379  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.