PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Merhameti Olmayanın.!

Bugün toplum ikiye bölünmüş durumda, her iki tarafı da adaletten şikâyet ediyor. Bir başka deyişle hiç kimse mevcut adalet dağıtımından memnun değil. Peki, mutlak adalet var mıdır?
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 23.02.2015 13:14 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Cengiz Kamalı
    Cengiz Kamalı Tüm Yazıları

    Bugün toplum ikiye bölünmüş durumda, her iki tarafı da adaletten şikâyet ediyor. Bir başka deyişle hiç kimse mevcut adalet dağıtımından memnun değil. Peki, mutlak adalet var mıdır?

    Mutlak adaleti, Allah insanoğluna vermeyip, kendine bırakmıştır. Çünkü her şeyi bilen O dur. Mutlak adaleti vermemiş ancak, insanoğluna merhamet duygusu vermiştir. "Bizleri yönetecek insanların 'merhamet' duygusu olanını veya merhamet duygusu 'yıpranmamış' olan, asil yöneticiler seçmemiz lazım" diyerek, rahmetli Adnan Menderes’in 1952 yılında Fransa’da yaşadığı olayı sizlerle paylaşarak yorumlarınıza bırakıyorum.

    Merhum, Adnan Menderes 1952 yılında NATO toplantısı için Fransa’ya gider.

    Bir ara Paris büyükelçisini yanına çağırarak;

    – “Osman oğulları ailesinin Paris’te yaşıyor olması gerek. Bunlar ne yer, ne içer, ne ile geçinir?” diye sorar.

    Büyükelçinin hanedan hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını gören Menderes, büyük bir hayıflanma içerisinde;

    – “Sana 24 saat mühlet! Ya Osmanlı ailesinin adresi ile ya da istifanla gelirsin” der. Bir müddet sonra büyükelçi adresle gelir.

    Hanedanın ziyaretine giden Menderes, gördükleri karşısında çılgına döner.

    Devlet-i Aliye’nin ulu Hakanı Sultan Abdülhamit Han’ın 80 yaşındaki hanımı Şefika Sultan, 60 yaşındaki kızı Ayşe Sultan ve diğer Osmanlı hanımları, Paris yakınlarında bir bulaşıkhanede Fransızların bulaşıklarını yıkamaktadırlar.

    Menderes gözyaşlarını tutamaz. Şefika Sultan’ın ellerine sarılır ve..

    - “Anne ne olur affet bizi, geç geldik” der.

    Ayşe sultan sürgünden otuz yıl sonra gördüğü bu vatan evladına;

    – “Sen kimsin”? diye sorar. Menderes de;

    – “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanıyım” der.

    – “Ben başbakanım” sözünü duyan koca sultan sevinçten öyle bir çığlık atar ki kalbi duracak gibi olur, bayılır.

    Menderes Türkiye’ye döner dönmez doğruca Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a çıkar.

    – “Osmanlı hanımlarını bulaşık yıkarken gördüm. Onların Türkiye’ye dönmeleri için af kanunu çıkaracağım” der. Celal Bayar da;

    – “Adnan Bey sus! Sakın bu konuyu bir daha başka yerde açma, malum gazeteler tahrikiyle silahlı kuvvetlerin içindeki cunta Türkiye’de ihtilal yapar” der.

    Menderes cebinden çıkardığı bir mektubu masanın üzerine bırakarak dışarı çıkar.

    Mektupta şunlar yazılıdır:

    - “Analarının ve babalarının Fransa da hizmetçilik yaptığı bir ülkenin başbakanı olmaktan utanç duyuyorum, istifamın kabulünü arz ederim.

    Adnan Menderes.”

    Menderes’in istifadan vazgeçmesi için epeyce uğraşılır ve hanedan hanımlarının yurda dönmelerine izin verilmesi şartıyla Menderes istifadan vazgeçer.

    İstanbul’a dönenler arasında Sultan II. Abdülhamid’in hanımı ve kızı da vardır.

    Bir sabah erken saatte Teşvikiye’deki evlerinin kapısı çalınır. Kapıyı Abdülhamid’in kızı Ayşe Sultan açar. Gelen kişi Menderes’tir.

    – “Şayet kabul buyururlarsa Valide Sultan’ı görmek isterim” der.

    Başında tülbent elinde tespihiyle Menderes’i karşılayan Şefika Sultan;

    – “Berhudar olasın evlâdım, hoş geldiniz…” der. Başbakan da;

    – “Teşekkür ederim Valide hazretleri; hoş bulduk…” demesinden sonra Şefika Sultan;

    – “Beyefendi, niçin önceden haberimiz olmadı? Böyle, hazırlıksız ve gâfil avlandık” der. Menderes de;

    – “Zararı yok efendim. Bendeniz elinizi öperek hayır duanızı almak ve bir ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için geldim” der.

    Ayrılırken daha sonraları Yassıada da onun da hesabının sorulduğu şişkince bir zarf bırakır.

    İşte asil, merhametli, adil, Menderes’in amansız suçlarından birisi budur.

    Sormak gerekir;

    Ecdadımız bunları hak etmek için ne yapmıştır?

    Bu yaşanan olay Devlet-i Aliyye-i Osmaniye 600 yıl boyunca MERHAMET ile yöneten atalarımızın yaptıkları hizmetlere karşılık bir bedeli midir? Diyerek seçtiğimiz veya bizleri yönetenlerin, öncelikle bu duygularının olup olmadığına bakılmalı.
    “Merhameti ve Adaleti olmayanların Kalkındırması ise hiç olmaz” diyerek sözlerimizi şu tespit ile bitirelim bizleri yönetmeye kalkanların..

    MERHAMET+ADALET= YÖNETİCİLİK vasfı olması gerekir. Merhameti olmayanın Adaleti olmaz, Adaleti olmayanın da yönetme kabiliyeti olmaz, Bu vasıfları taşımayanın makamı dahi olmaz. Devlet-i Ebed-Müddet (Ebediyen Yaşayacak Devlet) de olamaz. Diyerek yazımızı yeni çıngımızla noktalayalım.

    ‘Ne Paralelciyiz ne simetrici dikeyciyiz dikeyci’          

    Cengiz Kamalı

    Etiketler : Kalkındırma, Adalet,
    127703  kez okundu.

    BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    23.02.2015 23:26
    ...' Çünkü Allah Adil'dir, Kimsenin
    ...' Çünkü Allah Adil'dir, Kimsenin ahını, kimseye bırakmaz'... Al-i İmran / 4 Ayet.
    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.