AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Topçalı'da tanıdık bir muhtar: Mustafa Özdemir

Günlerden hangi gündü hatırlamıyorum. Ama, seçimlere 10 günden fazla vardı. Bir toplantıdan bir toplantıya koşturuyorduk. Seçmenin nabzını yokluyor, arada bir adayların ko
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 08.04.2009 09:54 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Akif ARSLAN
    Akif ARSLAN Tüm Yazıları
    Topçalı'da tanıdık bir muhtar: Mustafa Özdemir
    MUSTAFA ÖZDEMİR

    Günlerden hangi gündü hatırlamıyorum.

    Ama, seçimlere 10 günden fazla vardı.

    Bir toplantıdan bir toplantıya koşturuyorduk.

    Seçmenin nabzını yokluyor, arada bir adayların konuşmalarına kaptırıyorduk kendimizi.

    O gün de, her zamanki günlerden bir gündü.

    Sabah erken ‘Bismillah’ deyip açtım büroyu.

    Şu haber girsin, bu haber girmesin hesapları yapıyordum.

    Yani rutin işler!...

    Bizim Mustafa’dan (DHA Temsilcisi) bir haber geldi.

    “2 üniversite mezunu köy muhtar adayı!”

    - Be ne ede?

    - Bizim bir arkadaş muhtar adayı oldu da, onun haberi.

    - Anladım.

    - Kullanırsan sevinirim.

    - Tamam ede.

    Sonra, gazete o gün dolduğu için haberi kullanamadım.

    Habere de doğrusu bakmadım, kimdir nedir diye?

    Gazeteyi baskıya gönderdikten sonra Mustafa’nın geçtiği habere baktım.

    Aaaa.

    Şirin’in “Bizim bir arkadaş muhtar adayı oldu” dediği haber, Mustafa Özdemir’in haberi.

    Resmine bile dikkat etmemişim.

    O da bizim Mustafa.

    Yani Vakitçi Mustafa.

    “Yaklaşık 13 yıldır Vakit Gazetesi temsilciliğini yürüten ve iki üniversite mezunu Mustafa Özdemir, Topçalı’ya yani roğup büyüdüğü köyünden gelen ısrarlı ve yoğun talepleri kıramayarak muhtar adayı oldu.”

    Ohhh ohhhh.

    **

    Tabi seçimler bitti.

    Bizim iki üniversite mezunu muhtar adayı da, Topçalı’ya muhtar oldu.

    Bize de artık, “hayırlı olsun” demek düşerdi.

    Ben, DHA’cı M. Nuri Şirin ve şimdi memur olan eski meslektaşımız Akın Ozan..

    Üçümüz bir Pazar günü düştük yola.

    İstikamet Topçalı marş, marş!

    Peki.

    Topçalı’yı bilen var mı?

    Akın:

    - Ben konuştum Mustafa’yla ‘Başkonuş’a gelin, sola sapın’ dediydi.

    Mustafa:

    - Andırın yolu üzerinde olmalı?

    Tabi, her zamanki gibi en zor iş de bana düştü.

    Yani Topçalı’nın yolunu tarif etmeliydim, kaptanımız Akın’a…

    - Düş kardeş sen yola! Çık Andırın’a doğru. Ben biliyorum. Ben oraların çocuğu değil miyim?

    Gerçi biraz ukalalık oldu.

    Çünkü benim köy Büyüksır, gideceğimiz yer Topçalı.

    Yani.

    Karşıdan karşıya elmalı dağlar.

    Neyse, düştük yola.

    Şu Andırın yoluna da bir türlü aklım ermiyor, bizim klasik savurganlıklarımızdan olsa gerek.

    Kuzeye doğru git git git, sonra gerisin geriye güneye doğru dön dön dön.

    - Batıya gitmeyecek miyiz, biz?

    - Evet.

    - Peki niye önce kuzeye, sonra güneye yol alıyoruz?

    - Çünkü, doğudan gelip batıya geçecek yol yok!

    - Yani mecburi istikamet.

    - Evet.

    - Peki çözüm nasıl olmalı?

    - Baraj suyunun aldığı yerlerin üzerine bir köprü inşa edilmeli?

    **

    Andırın yolundayız. Sağımız solumuz yemyeşil çam ağaçları ile dolu.

    Arada bir, Kahramanmaraş Ovası’nı gören manzaralar var.

    Demrek yol ayrımını geride bıraktık.

    Döngel’e dönmedik, devam ettik.

    Yenicekale’yi geçtik.

    Yaylaüstü’nü de teğet geçip, yola devam ediyoruz.

    Akın:

    - Daha ne kadar var müdür, yanlış gitmeyelim.

    Mustafa:

    - ‘60 kilometre’ dediydi, şehirden çıkarken 415’teydi, şimdi 450 az kalmış demek ki!

    Söze atılıyorum:

    - Devam arkadaşlar devam. Ben buraları biliyorum.

    Gerçi ikisinin de aklına gelmiyor, ‘buralar nere ede’ demek.

    Deseler, foyamız ortaya çıkar.

    Neyse...

    Yolumuz az kaldı.

    - Şu rampanın hemen ardından döneceğiz, diyorum. Akın, söze giriyor:

    - Müdür, şurda bir duralım da gelenlere soralım. Aha bir kamyon geliyor, ona soralım.

    - Yahu müdür, pardon başkan! Sana devam diyoruz. Levhası var görürsün birazdan.

    - İyi müdür, zaten ben değil araç gidiyor.

    - Geri döneriz kafanı yorma!

    “Gide gide Bağdat bulunur”muş misali biz de gide gide Topçalı yol ayrımını buluyoruz.

    Zaten yol ayrımında köylünün vazgeçemediği Renault Station’un yanında iki köylü var.

    Levhada şunlar yazılı:

    - Suluyayla Köyü … km.

    - Topçalı … km.

    Gerçi hesaplamada bir yanlış var gibi:

    Çünkü yeni Muhtar Mustafa Özdemir, bizim Mustafa’ya ’65 kilometre’ demiş.

    Vikipedi’de de öyle yazıyor.

    Suluyayla köyü kente 69 kilometre uzaklıkta.

    Topçalı’ya da bu köyden geçip gidiyoruz.

    Peki nasıl 65 kilometre eder?

    **

    Köye girişin hemen biraz ötesinde okul var:

    Topçalı İlköğretim Okulu.

    İki derslikli bir okul, 1980’lerden kalma.

    Yanında hemen lojmanı var.

    Zaten şu anda okulda toplam 20 öğrenci civarındaymış okuyan.

    Okul öğretmeni de, o gün gelmiş göreve başlamak için.

    Muhtar Mustafa:

    - Zaten gelmeseydi, yarın derslere ben girecektim. Çocuklar boş geçmesin, yazık değil mi?

    Biz köye girdiğimizde Mustafa ve kardeşi Mehmet karşılıyor bizi.

    - Hoş geldiniz

    - Beş gittiniz.

    Ardından yemek hazır, hemen masaya davet ediliyoruz.

    Köylerimizin hemen hemen vazgeçilmez düğün yemeği nohut sulusu (yahni), döğme pilavı var. Yanında da hıyar cacığı yapılmış.

    Bir tabak da yoğurt ikram ediyorlar.

    O arada, muhtarın kardeşi Mehmet’e takılıyorum:

    - Bu ne iş Mehmet. İskenderin yanında ayran içer gibi olacağız. Hem cacık, hem yoğurt.

    Mehmet, kendine has gülüşüyle tebessüm ediyor.

    - Kafana göre takıl Akif abi.

    Yemeğin ardından çaylar geliyor.

    Bir yandan da Şirin ile birlikte Mustafa Özdemir’i soru yağmuruna tutuyoruz.

    - Ne gibi projelerin var?

    - Okul ne olacak?

    - Köyün ekonomisi nasıl?

    - Avrupa Birliği projelerin var mı?

    - Sağlık ocağında ebe var mı?

    - Seçim nasıl geçti?

    - Muhtarlık aklına nasıl düştü?

    Ve daha bir yığın soru.

    Özdemir, vakur bir şekilde tane tane cevap veriyor.

    Bu arada, gelenleri karşılıyor; gidenleri uğurluyor.

    Mustafa’nın işi zor, anlaşılan.

    Çünkü köyün bir yığın sorunu var, Mustafa da bunları aşmaya kararlı.

    Allah yar ve yardımcısı olsun.

    Allah utandırmasın Mustafa’yı ve Mustafa gibi düşünenleri.

    Amin.

    **

    Hoş beş sohbetten sonra yeniden yola koyuluyoruz.

    Bu kez araçta muhtarın kardeşi Mehmet de var.

    Geldiğimiz gibi geriye dönüyoruz.

    Topçalı seferi böylesine noktalanıyor.

    Geçen yaz Doç. Dr. Hüseyin Öztürk ile gidecektik, su sorununu yerinde görmek için nasip olmadı.

    Önceki yaz kooperatif meselesini yerinde araştırmak için gidecektik, nasip olmadı.

    Ne diyelim:

    İçecek suyun, alacak nefesin varsa Yaradan bir şekilde nasiplendiriyor.


    AKİF ARSLAN
    Akşam Postası Gazetesi
    Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

    Tel.:0.344.223 53 55
    (e-mail: kmakif@hotmail.com)
    9813  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.