AJANS-46

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA
BEŞEN SİGORTA

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!

Türk-Kürt oyununu herkesin iyi tahlil etmesi gerekir... ‘Etnisite’ konusu günümüz dünyasında çok tartışılan konuların başında gelir. Böyle bir konuda d
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 08.09.2009 11:49 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Editör
    Editör Tüm Yazıları

    Türk-Kürt oyununu herkesin iyi tahlil etmesi gerekir...

    ‘Etnisite’ konusu günümüz dünyasında çok tartışılan konuların başında gelir. Böyle bir konuda doğru bilgiler olmadan tartışmak facialara sebep olabilir.

    Ünlü şarkıcı Şahsenem’i hepiniz tanırsınız. Kendisi Özbek asıllıdır. Türkiye’ye gelinceye kadar Özbeklerin Türk olduğunu bilmediğini söylüyor.

    Hatta Türklerin İngilizce konuştuğunu tahmin ettiğini anlatıyor.

    Neden bu düşüncelere sahipti?

    Çünkü S.S.C.B. idare ettiği Türkleri kontrolü altında tutabilmek için onları parçalara ayırması gerektiğini çok iyi kavramıştı. Özbek, Kazak, Azeri, Kırgız, Tatar ve Türkmen diye parçalamış. Farklı alfabeler vererek Türklerin birbirleriyle olan iletişimi kesmeye çalışmıştı.

    Böyle bir ortamda üniversite bitiren Şahsenem’de haklı olarak Özbekleri Türkiye’yle hiçbir bağı olmayan başka bir millet olarak tanımaktaydı.

    Bundan bin beş yüz yıl önce aynı oyunu Çinliler oynamıştı. Göktürkleri Uygurlara, Uygurları da Kırgızlara yok ettirmeyi başarmıştı. Meşhur Uygur destanı Kutlu Dağ’da da Türk devletlerinin yok edilmesi için kutlu kaya’nın yani bütünlüğün parçalanması gerektiğini anlatılır.

    Batıya yönelen Türk milletiyle baş edemeyen Roma ve Bizanslılarda Türkleri yine Türklere durdurmak zorunda kalmışlardır. Bunun için Hunları, Avarları, Bulgar, Tatar ve Hazar gibi Türk boylarını Oğuzlar üstüne saldırtmaya çalışmışlardır.

    Malazgirt’e Bizans ordusu saflarında gelen Peçenek Türkleri Selçukluları giysilerinden tanıyınca Sultan Alparslan saflarına geçmişlerdir.

    Bizlerin unuttuğu tarihi unutmayanlar elbette var.

    Doğu’da I. Dünya Savaşı yıllarında kurulan Haybun Cemiyeti Kürt-Türk bütünlüğünü parçalamak amacındaydı. Bunun için Ermeniler ve Kürtler arasında kardeşlik tesis etmeye çalışmıştı. Ancak sonrasında Kürt-Türk ayrımı yapmadan Ermenilerce yapılan katliamları görenler sözde kardeşlik cemiyetinin asıl amacını anlamış oldu.

    Moğolistan’da bulunan bir mezar taşı yıllardır siyasi amaçlarla kaşınan bir yaraya merhem olmuştur.

    Türkçe Orhon harfleriyle yazılı olan bu kitabe Kürt ilhanı Alp Urungu’ya aittir ve ilk satırı; “Ben Kürt ilhanıyım” şeklindedir.

    Başkırdistan Türk devletini kuranlarda yine Kürt boylarıdır. Batı Hun Devletini kuran yedi ilden (kabileden) biriside Kürt ilidir.

    Binlerce yıllık bir beraberliğimiz vardır. Türk devletleri hiçbir zaman tek bir boy tarafından kurulmamıştır. Ama tek bir boy tarafından idare edilmişlerdir.

    Günümüzde Kürt-Türk ayrımcılığı yaparak sergilenmeye çalışılan oyunu herkesin iyi tahlil etmesi gerekir.

    Amaç; Kürt -Türk diye ayrıştırıp, kardeşi kardeşe kırdırarak bir milleti sömürmekten ibarettir.

    Kürt açılımı tartışmalarının yaşandığı şu dönemde herkesin kritik sorumlulukları olduğunu da hatırlamalıyız.

    Gelelim Kahramanmaraş’a.

    Maraş Fransız işgalindeyken Ermeniler, Kürtçe konuşan Pazarcıklı Sinemenli aşiretinin ağası Tapo Ağayı yanlarına çekmek istemişlerdir.

    Bilmedikleri şey Sinemenli bir Türkmen aşiretidir.

    “Tapo” adının Göktürk imparatorlarından İkinci hakanın adı olduğudur.

    Tarihin getirdiği sorumluluğun farkında olan Tapo Ağa, Pazarcıktan Atmalı Aşiretinin reisi Paşa Yakup’la birleşerek meşhur Pazarcık Çetelerini oluşturacaktır.

    Bir milleti bölmeye çalışan Fransızları canları pahasına yaşadıkları topraklardan atacaklardır.

    Bu yüzden Maraş’ta bulunan her ferde Kürt, Türk, Alevi, Sünni ayrımı yapmadan istiklal madalyası verilmiştir.

    Omuz omuza savaştığımız bu insanları etnik köken hurafesiyle yargılamak bu çağa uygun düşmüyor.

    A.B.D’de bir dönem beyazlarla aynı lokantalara girişi bile yasak bir zenci başkan olurken, bizlerin yıllarca düğünlerini, bayramlarını birlikte kutladığımız insanları güncel siyasi kaygılarla etnik köken diyerek ayrıştırmaya çalışmamız akla sığmamaktadır.

    Osmanlının zenginliğinden dem vuran bir millet olarak Sokullu Mehmet Paşanın sırp asıllı olduğunu ama yıllarca Osmanlı’nın zaferi için çalıştığını ne çabuk unutuyoruz.

    Şimdi ön adı Hüseyin olan bir zenci A.B.D’nin menfaatleri için çalışmıyor mu?

    İnsanların etnik kökenlerine değil, kimin çocuğu hangi aileye mensup olduğuna bakarak değil, yaptığı hizmetlere bakarak değerlendirme yapmaya ne zaman başlayacağız.

    Kahramanmaraş’ta kendisini beyaz Türk olarak gören ailelerden başka kimselerin idari makamlara gelmesi ne zaman suç olmaktan çıkacak.

    Sadece siyasi çıkarlar için kendilerinden başka herkese bir kulp takan bu anlayış değişmediği sürece bu şehirde bir şeyler elbette değişmeyecek.

    Artık etnik köken üzerinden siyaset yapmak demode olmuştur.

    Kürd’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çeçen’i, Çerkez’i, Gürcü’sü, Abaza’sı hepimiz aynı gemideyiz.

    Zaten Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan her bir ferdin bağlı olduğu anayasamızın 10. maddesinde “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” demiyor mu?

    Anayasamızda da bu birlikteliğin eşit bir birliktelik olduğu ve bunu kabul ederek Türkiye’de yaşayan herkesin Türk Milletinin bir ferdi olduğu yazılıdır.

    Maraş’ta aşiret adlarıyla kurulan Türkmen köylerinin isimleri Kürtül, Kırtıl, Kürtler, Kürtler Afşarı, Sarı Kürtler, Kertmendir. Sadece bu isimler bile Kürt isminin yabancı bir 'boy'un adı değil bir Türkmen boy'u olduğunun ispatıdır.

    Türkiye’de yaygın bir yerleşim alanı bulan Çakallı Türkmen aşireti de Çakallı Abbaslar, Çakallı Hasan Ağa, Çakallı Çullu, Fit Uşağı ferhuş köylüleri Kürtçe konuştukları halde merkezde yaşayan Çakallı Oğulları, Hasancıklı (Çamçakallı) köyü, Kavlaklı, Varyanlı (Çakallı) Türkçeden başka bir dil bilmezler.

    Maraş’ta geleneksel bir anlayıştan doğan bir hatayla biz bu Türkmen aşireti mensuplarını Kürt diye tabir ederiz.

    Faruk Sümer hocanın Anadolu Türkmen boyları araştırmalarında da Çakallı, Çullu gibi boylar Oğuz’a bağlı Türkmen boyları arasında sayılmıştır.

    Ünlü Osmanlı devlet adamı Cevdet Paşa’da Maraş dâhil Çukurova’da karşılaştığı Kürt denilen kesimin çoğunun, kendileri gibi Türkmen olan İran Şah İsmail etkisinde kalmış Türkmen boyları olduğunu müşahade ettiğini söylemiştir.

    Günümüzde de bu alanda araştırma yapan Halil İnalcık gibi değerli tarihçiler bu konuda hem fikirdirler.

    Kahramanmaraş’ta yaşayan Kürtçe konuşan pek çok ailede gene bir Türk olan Şah İsmail’in etkisinde kaldığı için Fars dilinden etkilenmiş olan öz Türkmen boylarıdır.

    Bunun aksi bile olsa ülkesi için yıllardır çalışan insanların etnik kimliği üzerinden siyasi yıpratmalara girişmek bu çağda ters tepecektir.

    Bu tür ayrımcılığa varan siyasi anlayış, siyaseti tekellerinde gören bir zümrenin telaşının göstergesinden başka bir şey değildir.

    Ne demişti milli şairimiz Mehmet Akif; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”.


    EDİTÖR

    (* Maraş’ın etnik yapısıyla ilgili bilgiler Mehmet Yusuf Özbaş - Dava kitabı - Türk Kürtleri makalesinden alınmıştır.)
    --------------------------------------------------------------------------
    18822  kez okundu.

    Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun !

    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.