PRESTİJ STONE 728x90

Bizi Takip Edin!

BEŞEN SİGORTA

Yavanlık hayatımızın tam ortasında!

Biz insanların hiçbir şeyi anlayacak vakti yoktur. Her şeyi dükkândan hazır alırız…
fb-share
  • Yazdırılabilir Sayfa
  • 13.08.2013 16:28 Tarihinde Eklendi.  Kategori : Yazarlar.
    Sabure Öztürk
    Sabure Öztürk Tüm Yazıları

    Biz insanların hiçbir şeyi anlayacak vakti yoktur. Her şeyi dükkândan hazır alırız…

    Ramazan-ı Şerif vesilesi ile açlık ve susuzluk neymiş hatırladık. Her gününü iftarı olmayan oruçlu gibi yaşayan insanların olduğunu anımsamak içimizi ürpertti.

    Ramazan ayından önce de akşam yemeği yiyorduk, yemeğimiz olduğunun farkına vardık. İftarı sevinçle karşıladık. Şükretmeyi hatırladık.

    Mübarek Ramazan bayramı vesilesiyle de; ülkemizdeki bolluk ve bereketin kıymetini bildik. Müslüman oldukları halde bayram yapamayan komşularımız için hüzünlendik. Velhasıl istifade edebildiğimiz kadarıyla; insanlığımızı, nefsimizi kalibre ettik…

    Tüm o iftarlık, sahurluk market alışverişlerini gördükten sonra ve fakat hayatım boyunca insanların sınıflara ayrılmasından hoşlanmamakla birlikte; bu gün hiç rahatsızlık duymadan üretici ve tüketici insanlar olarak kategorize edeceğim hepimizi.

    Gerçekten de bir tarafta sürekli üreten ve daha da önemlisi ürettiğini pazarlayan bir kesim var. Öyle satış stratejileri geliştiriyorlar ki; psikoloji bilimi adeta reklam sektörüne hizmet ediyor diyebiliriz.

    Bir reklam filminin, mevzu bahis ürün ile ilgili kafamızda canlanmasını istediği temel düşünce; “Bu ürünü alırsam ne olur? Almazsam ne olur?’’ şeklindedir. Bu sorunun ağına düşenler de tüketici güruhunu oluşturuyor.

    Bu güruh yani maddi durumu iyi veya değil fark etmeyen, ihtiyacı var mı? Yok mu? Sorgulamayan bizler; muhakeme etmektense, avcı- toplayıcı güdülerimizle hareket etmeyi yeğleriz.

    Kaldı ki; duygu ve duyulara yönelik onca görüntünün ardından o ürünü almamak, cazibesine kapılmamak ne mümkün!

    Makul insan, izlediği bu reklam filmi karşısında (psikolojik etki altında dahi) "Bu ürünü alırsam ödemem gereken bedel ne olacak?" şeklinde akıl yürütmelidir. Bunu yapabilen kaç kişiyiz? Veyahut ta karşılaştığımız her alışveriş olayından kaçında satın alıp almama konusunda menfaat kıyası yapabiliyoruz?

    Bizler; sanayi devriminden bu tarafa üretilenleri tüketmek gibi bir görevin, gönüllü işçileri olmuşuz.

    Bu alış veriş durumu, nelere güleceğimizden nelere ağlayacağımıza, nelere inanacağımıza, bu yaz ne renk giyeceğimize, hangi partiye oy vereceğimize, kaç kiloda olacağımıza değin geniş bir yelpazeye sahip.

    Otomatiğe bağlanmış kafa yapımız, zamanı yakalamak bahanesine, düşünme eylemini gereksiz kıldı…

    Birileri bize uygun gördüğü ürün ve/veya hizmeti sunuyor. Bizler, hep olasılıklar içinden seçim yapmak zorunda kalıyoruz. Kalıplara sokulmaya çalışılıyoruz. Bu hizmetin bedelini nev-i şahsına münhasır kişiliğimizi kaybederek ödüyoruz.

    Üretmenin, emek vermenin, özgün fikirlerimizi gün ışığına çıkarmanın ne demek olduğunu hiç öğrenemedik yazık ki! Naçizane fikrim;  “Biz senin yerine yaparız! Sizin için buradayız!” diyenlerden fersah fersah uzak durmak!

    Her şey o kadar hızlı ve kolay elde edilebilir oldu ki; ürünler saatler içerisinde kıymetini kaybediyor gözümüzde. Artık Bayram sabahı giymek için, yastığımızın altında saklamaya değer ayakkabılarımız yok!

    Bu yavanlık hayatımızın tam ortasında!

    …ve dünyayı işleye işleye bitirip tükettiğimizde, bizim de bu gezegende yaşamak isteyecek bir halet-i ruhiyemiz olmayacağı için olası bir kıyamet, ihtiyacımızı karşılayacak tek gerçek ürün/ hizmet olacak gibi görünüyor.

    Sabure ÖZTÜRK
    sabure666@gmail.com

    64189  kez okundu.

    Benzer Haberler


    BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    18.08.2013 10:23
    Dünyayı işleye işleye bitiremeyiz
    Dünyayı işleye işleye bitiremeyiz.Bitmişlik yüreğimizi dağlamadıkça.
    15.08.2013 09:02
    Sabure hanım sizi bu düşüncenizden
    Sabure hanım sizi bu düşüncenizden dolayı kutluyorum. Üreten bir toplum olmadığımızdandır, üretilen hiç bir şeyden mutlu olamıyoruz. Çünkü hep hazır hep hazırcılıkla yaşadığımız için üretilenin kıymetini bilemiyoruz. Hazırcılık bizi hedeflerimizden ve üretkenliğimizden gün ve gün uzaklaştırıyor. Kafa yorulmadan, beyin düşünmeden, ayaklar yürümeden elde edilenlerin maalesaf kıymeti harbiyesi olmuyor. Beyin fırtınasının oluştuğu ve üretimin artırılması için nice düşünceler içerisinde olunması temennisiyle...
    Yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan; küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. Detaylı bilgi için Gizlilik Kurallarını okuyun

    Yorum Yazın



    Yandaki kutuya güvenlik kodunu giriniz



    • Google+
    • fb
    • tw
    • yt
    • rss
    Gizlilik Kuralları

    UYARI !
    Internet sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir. Ancak; internet ortamında ise kaynak gösterilmek koşuluyla yeniden yayımlanabilir.


    Telefon & Fax : +90 (344) 235 0643

    kanal46.com aa  iha abonesidir.