Gençlik ve Üniversite Kontenjanları

Gençlik ve Üniversite Kontenjanları

Adrese dayalı nüfus sayımı ile nüfusumuz belli oldu. 72 Milyon nüfusumuzun %70’i şehirlerde yaşamaktadır. Nüfusumuzun yaşlara göre dağılımına baktığımızda ise genç nüfusun ağırlıklı olduğu görülmektedir.

Bir çok ülke, doğurganlığın düşüklüğü sebebiyle yaşlı nüfusa sahipken, ülkemiz genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. Bu arada Türkiye nüfusunun yarısını, 28 yaşından küçükler oluşturuyor. Nüfus yaşı; ortanca yaş erkeklerde 27,7, kadınlarda 28,8 olarak belirlendi. Şehirlerde ikamet eden ortanca yaşı da 28,4, köylerde 27,9. Ayrıca 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 66,5'ini meydana getiriyor. Ülke nüfusunun yüzde 26,4'ü 0-14 yaş grubunda, yüzde 7,1'i ise 65 ve üzeri yaş grubunda bulunuyor. Nüfusun % 66.5'i 15 ile 64 yaşları arasındadır.15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun % 66.5'ini oluşturmaktadır. Ülkemiz nüfusunun % 26.4'ü 0-14 yaş grubunda, % 7.1'i ise 65 ve daha yukarı yaş grubundadır. Yani nüfusumuzun % 33.5 çalışma yaşı dışındadır.

Ülkemizin en önemli problemlerinin başında işsizlik gelmektedir. Birçok ülke bu problemi çözme hususunda aciz kalmakta, işsizlik problemini çözemeyen ülkelerin vatandaşları iş umudu ile gelişmiş Avrupa ülkelerine bazen tır konteynırlarında, bazen de sandallarla geçmeye çalışmaktalar. Bunların bir çokları da amaçlarına ulaşamadan ya konteynırlarda havasızlıktan ölmekte, ya da sandalların alabora olması sonucunda denizin derin sularına gömülmektedirler. Bu durum özellikle geri kalmış İslam ülkeleri açısından utanç, Müslümanlar acısından da üzüntü vericidir.

Ülkemizde ve ilimizde başlatılan sanayi hamlesi işsizliği azaltmışsa da tam olarak çözmek mümkün olmamıştır.

Ülkemizde ve ilimizde evliliklerin ve doğum oranının yüksekliği genç ve dinamik nüfusun oranını yükseltmiştir. Bu ülkemiz için sevindiricidir, ancak bu genç ve dinamik nüfusun eğitim ve sağlık problemlerini halletmemiz lazım. Aksi takdirde bu genç ve dinamik nüfus avantaj olmaktan çıkıp dezavantaj haline gelecektir. Cadde ve sokaklar cahil, ruhsal ve bedensel rahatsızlıkları olan insanlardan geçilmeyecek ve madde bağımlısı çete elemanı sokak çocukları ile dolacaktır.

Gelişmiş Avrupa ülkeleri ve Amerika da evlilik oranları düşmüş, evlilik dışı ilişkiler artmış evlenen insanlar dada çocuk sevgisinin yerini kedi, köpek sevgisi almıştır. Buna bağlı olarak, doğurganlık oranı düşmüş dolayısıyla genç nüfus azalıp yaşlı nüfus artmış durumdadır.

Çalışabilir genç ve dinamik nüfusumuzun eğitimini sağlayıp donanımlı hale getirmek vazgeçilmez hedefimiz olmalıdır. İlk öğretimden başlayarak üniversitelere kadar önce geçlerimizin zeka, beceri durumları göz önüne alınarak öncelikle ülkemizin ihtiyaçları, daha sonrada dünyada ihtiyaç duyulan sektörlere eleman yetiştirmeli, gençlerimizi dünya ile rekabet edecek şekilde geleceğe hazırlamalıyız.

Süratle ideolojik kaygılardan, korkulardan kurtulup,özel okullar teşvik edilmeli,kılık kıyafet gibi sebeplerle gençlerin eğitimi engellenmemeli, üniversite kontenjanları başta tıp fakülteleri olmak üzere ihtiyaç olan dallarda süratle artırılmalıdır..

Toplam nüfusumuz, genç nüfusumuz, mevcut tıp fakültesi sayısı, tıp fakültelerindeki öğrenci sayısı, öğrenci başına düşen öğretim üyesi, mevcut hekim sayısını gösteren rakamları bir çok ülke ile kıyasladığımızda tıp fakültelerinin kontenjan artırımının ne kadar elzem olduğu ortaya çıkacaktır.

İtalya, Fransa, Almanya, ve Arjantin’le Türkiye deki doktor sayısını kıyasladığımızda ülkemizdeki doktor sayısının ne kadar düşük olduğu görülecektir. 39 milyon nüfusu olan Arjantin’in doktor sayısı 72 milyon olan ülkemizden fazladır. 13 Milyon nüfusu fazla olan Alman yanın hekim sayısı Türkiye’nin 2.7 katıdır. Türkiye’ den Alman yanın 175 bin fazla hekimi vardır.

İtalya, Fransa, Almanya ve Arjantin’deki doktor sayısı ile, Türkiye deki doktor sayısını kıyasladığımızda ülkemizdeki doktor sayısının ne kadar düşük olduğu görülecektir.39 milyon nüfusu olan Arjantin’in doktor sayısı 72 milyon olan ülkemizden fazladır.13 milyon nüfusu fazla olan Alman ya’nın hekim sayısı Türkiye’nin 2.7 katıdır. Alman’yanın Türkiye’ den 175 bin fazla hekimi var.

Tıp fakültelerini öğretim üyesi açısında değerlendirdiğimizde Alman’yada öğretim üyesi başına 22,5, İspanyada 14,4 öğrenci düşerken, Türkiye’ de 3,6 öğrenci düşmektedir. Öğretim üyesi açısında bir çok ülkeye göre daha iyi durumdayız.

Nüfusu öğrenci sayısı açısından değerlendirdiğimizde, Almanya’nın 82 milyon nüfusuna karşılık 79 bin öğrenci, İspanyanın 42 milyon nüfusuna karşılık 36,000 öğrenci, Türkiye’nin ise
72 milyon nüfusuna karşılık 32,985 öğrencisinin olduğu görülmektedir ki, bu da mevcut kontenjanların yetersizliğini gözler önüne sermektedir.

Ülkemizde 1986-2006 yılları arasıdaki tıp fakülteleri öğretim üyesi ile öğrenci sayısını karşılaştıracak olursak, 1986 yılında 1875 olan öğretim üyesi sayısının, 2006’da 9020 ye ulaştığı, öğrenci sayısının ise 1986’da 5231’den 4.697’ye düştüğü görülmektedir. Öğretim üyesinin düzenli artışına karşı, öğrenci sayısı azaltılmıştır, bu da gerçekten çok manidardır. Mevcut doktor, öğretim üyesi ve öğrenci sayısı dikkate alındığında tıp fakültelerinin öğrenci kapasitesi süratle artırılmalıdır.

Önümüzdeki dönemde, ülkemizin genç nüfus gerçeğini, yaşlı nüfusun arttığı Avrupa ve ABD ile karşılaştıracak olursak, Batının ebe, hemşire, sağlık memuru vb. her türlü teknik elamanı ihtiyacını biz karşılayabiliriz. Genç kızlarımıza sağlık alanında, erkeklerimize de inşaat, makine, elektrik gibi teknik alanlarda formasyon kazandırabiliriz. Yurt dışına vasıfsız işçi yerine, pek ala her alanda yetişmiş teknik elaman gönderebiliriz. Avrupa ve Amerika’ da lise mezunlarının %40-60’ı üniversite okuma imkanı bulurken, ülkemizde bu %10’dur, süratle üniversite kontenjanlarını artırmalıyız.

Amerika, eğitimden yılda 80 milyar dolar ülkesine gelir elde etmekteyken, Türk öğrenciler yabancı ülkelere eğitim amaçlı gitmekte ve bir çok zorluklarla karşılaşmaktadır. Ayrıca ciddi anlamda döviz kaybına da sebep olmaktadırlar. Yapılması gereken, üniversitelerimizin kontenjanlarını sadece yerli öğrencilere değil yabancı uyruklu öğrencilere de açmak ve vakıf üniversitelerini teşvik edip onları da paralı yabancı uyruklu öğrenci almaları hususunda teşvik etmektir. Bizim de kendi gençlerimizi eğitmek ve dünyadaki eğitim öğretim pastasından Bulgaristan ve Macaristan kadar pay almamız lazımdır. Gençlerin yetişmeleri için sürekli projeler üreterek, onları geleceğe hazırlamalı, dünya ile rekabet edecek donanımı onlara kazandırmalıyız.

Sonuçlar:

1-Gençlik, Türkiye’nin en önemli umudu ve nüfusunun da yarısını oluşturan bir gelecek sigortasıdır.

2- Nüfusunun yarısının 28 yaşın altında olduğu bir ülkede, maalesef üniversite eğitimi alma oranı genç nüfusa paralel ve orantılı değildir.

3-Bu kadar genç bir nüfusa sahip bir ülkede, sırf tıp fakülteleri açısından yaptığımız grafiksel karşılaştırmalarda görülmektedir ki, Türkiye, genç nüfusuna uygun planlamalar yapamadığı için yeterli tıp fakülteleri açamamış, açtıklarının da kontenjanlarını artıramadığı için, ülkemizde hekim sayısı nüfusa göre Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kalmıştır.

4- Ülkemizde, acilen hem nüfus gerçeklerimize uygun, hem de Avrupa standartlarını yakalayabilecek şekilde yeni tıp fakülteleri açılmalı, açılmış olanlara da ilave kontenjanlar verilerek hem yeni istihdam, hem de, daha güzel sağlık hizmeti yolu açılmalıdır.

Dt.Sıtkı GÜVENÇ
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi
Kahramanmaraş

Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2008, 09:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63