2009'da parayı nereye yatırmalı?

2009'da parayı nereye yatırmalı?

Bir İş Bankası kuruluşu olan İş Yatırım, aralarında IMF,OECD’nin de yer aldığı yabancı kurumların da Türkiye ekonomisine yönelik tahminlerini revize etmeye başladıklarını açıklayarak, Türkiye ekonomisinin büyümeyeceği ve 2009 yılında yüzde 1.5 küçüleceği tahmininde bulundu.

“Küresel Konjonktür, Türkiye Ekonomisi ve Piyasalar için 2009 Yılı Beklentileri “konulu raporun sonuçlarını kamuoyuna açıklamak üzere bir basın toplantısı düzenleyen İş Yatırım Üst Yönetimi, IMF ile anlaşma konusunun olumlu bir yola girmesi nedeniyle kötümser senaryoyu gündemden kaldırdıklarını açıkladı. Baz senaryo olarak adlandırılan çalışmada 2009’da dolar kurunun 1.65 YTL olarak gerçekleşeceği Merkez Bankası politika faiz oranlarının yüzde 13.5’e ineceği, tahvil-bono faizlerinin yüzde 16’ya gerileyeceği,İMKB Bileşik Endeksi’nin 12 aylık hedefinin de 34 bin olacağı tahmini yapıldı.

“TL CİNSİ YATIRIMI ÖNERİYORUZ”

İş Yatırım raporunda 2009 yılına yönelik yatırımcılara şu öneride bulunuldu: “2009 yılı için stratejimizde temel bir değişikliğe gitmiyoruz. Ekonominin durgunluğa girdiği, petrol fiyatlarının rekor derecede gerilediği, Uluslararası Para Fonu ile anlaşmanın sağlanmasını beklediğimiz Merkez Bankası’nın para politikasını normale döndürdüğü baz senaryomuzda, Türk lirası cinsi yatırım araçlarını tavsiye etmeye devam ediyoruz. Ekonominin küçüleceği ve şirket karlarının azalacağı 2009 yılı genelinde hisse senedi gibi büyümeye duyarlı yatırım araçlarından ziyade sabit getirili yatırım araçlarına ağırlık verilmeli.”

“ARACI KURUMLARIN SAYISI AZALACAK, KONSOLİDASYON YAŞANACAK“

İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Mert Erdoğmuş, ekonomik faaliyetlerdeki düşüşün yanı sıra, hisse senedi piyasasında işlem hacimlerindeki azalma beklentisi karşısında aracı kurumların yer aldığı sektörde de bir konsolidasyonun yaşanacağını belirterek, “ 2001 krizinde bankacılık sektörü yapısal dönüşümünü gerçekleştirdi. Şimdi biz aynı süreci aracı kurumların da yaşayacağını ve 2009 yılında birleşme satın alma ve faaliyete ara verme şeklinde sektörde konsolidasyonlar yaşanmasını bekliyoruz. Kırılgan durumda olan ve sermaye yapıları zayıf bulunan aracı kurumların azalacağını, bankaların sahip olduğu menkul değer şirketlerinin de bu süreçten daha güçlenerek çıkma anlamında yüksek avantaja sahip bulunduklarını düşünüyoruz. Eğer bizce fırsat olarak değerlendirilecek fırsatlar çıkarsa İş Yatırım olarak satın alma konusuna sıcak bakabiliriz” dedi.

“KRİZDEN TÜRKİYE EKONOMİSİ DE YARA ALACAK”

Raporun sunumu yapan İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen dünya ekonomisinde sancılı bir doğum süreci yaşandığını, ABD hane halkının tüketmesine Asya’nın üretmesine dayalı büyüme modelinin iflas ettiğini belirterek “Yeni dünya düzeninin kuruluşu öngördüğümüzden daha sancılı geçiyor.Türkiye ekonomisi de küresel krizle son yıllardaki en güçlü döneminde karşılaşmış durumda. Kamu kesiminin borç dinamikleri Avrupa Birliğindeki çoğu ülkeden daha iyi durumda. Dünya standartlarının çok üstünde bir bankacılık sektörüne sahibiz. Bireylerin borçluluk oranları gelişmiş ülkelere göre çok düşük.Ancak, Avrupa’nın durma noktasına geldiği ve küresel borçlanma kanallarının daraldığı bir konjonktürden yaralanmadan çıkmamız mümkün değil” dedi.

“EKONOMİNİN ZAYIF KARNI ÖZEL SEKTÖRÜN DÖVİZ BORCU”

Raporda yurtdışı tasarrufların Türkiye ekonomisinin son yıllardaki büyümesinin itici gücünü oluşturduğu vurgulanarak şu değerlendirme yapıldı:

“Küresel finans sistemindeki daralma bankacılık sisteminin ve özel sektörün yurtdışından borçlanma imkanların gerilemesine neden olacak.Küresel mali sistemdeki daralma Türkiye’yi kamu kesimi ve bankacılık üzerinden değil şirketler yoluyla vuracak. Kamu kesimi dış borcunu borcunu önemli ölçüde azaltmış durumda. Açık pozisyonu olmayan bankacılık kesimi kurdaki değişime karşı daha az duyarlı. Buna karşı döviz borcu yüksek şirketler krize karşı zayıf karnımızı oluşturuyor.”

2008 yılı Haziran sonu itibariyle finansal kesim dışındaki şirketlerin açık pozisyonunun 81 milyar dolara ulaştığı bilgisi verilen raporda “Kurlardaki her yüzde onluk artış bu kesimin öz kaynağının 8 milyar dolar erimesine yol açacak. 2009 yılında finansal kesim dışındaki şirketlerin borç ödemeleri 30 milyar dolara yaklaşıyor. Özel sektör şirketlerinin borç çevirme oranındaki her on puanlık düşüş bu kesimin bilançosunda üç milyar dolarlık bir küçülmeye yol açacak” denildi.

88 MİLYAR DOLAR BORÇ ÖDENECEK

Raporda 2009 yılı baz senaryoda ekonomik durgunluk ve emtia fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak cari açığın 20 milyar dolara gerileyeceği öngörüsünde bulunularak “Kamu kesiminin,bankaların ve şirketlerin anapara geri ödemelerinin 88 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bankaların ve şirketlerin borçlarını yüzde 70-80 ve yüzde 90 oranlarında çevirdiği senaryo analizimizde 10 ile 41 milyar dolar arasında değişen finansman ihtiyacı buluyoruz.

Uluslararası Para Fonu ile anlaşma yapmadığımız kötümser senaryoda (yüzde70 borç çevirme) finansman ihtiyacımızı 41 milyar dolar olarak buluyoruz. Uluslararası Para Fonu ile anlaşma yaptığımız (yüzde 80 borç çevirme) ve 8 milyar dolar kaynak sağlanacağını varsaydığımız baz senaryomuzda finansman açığımızı 12 milyar dolar olarak hesaplıyoruz.Mali sistemdeki daralmanın bir yılda sona ereceğini varsaydığımız baz senaryomuzda servetinin önemli bir kısmını dövizde tutan hane halkının satış yönünde olması sayesinde rezervlerdeki 12 milyar dolarlık erimenin kurlarda önemli sıçramaya yol açmadan sağlanabileceğini düşünüyoruz” denildi.

-ENFLASYON DÜŞÜŞE GEÇECEK

Uluslararası Para Fonu ile güçlü mali destek içeren bir stand-by yaparak piyasalara güven vermek kısa vadede uygulanacak en iyi strateji olduğu savunulan raporda şu görüşler dile getirildi: “Ancak mevcut konjonktür para politikasını normale döndürmek için önemli bir fırsat veriyor. Yakın zamana kadar dünyanın korkulu rüyası olan enflasyon, artık merkez bankaları için önemli bir endişe kaynağı değil. Hızını kaybeden iktisadi aktivite, fiyatlar üzerindeki talep yönlü baskıyı ortadan kaldırdı. Fiyat artışlarının hızını kaybedeceği hatta fiyatlarda gerileme gözleneceği yeni bir döneme girildi. Türkiye de bu eğilimden payını düşeni alıyor. Baz senaryomuza göre, 2009 yılında tüketici fiyatlarındaki artışın yüzde 7 seviyesine gerilemesini ve Merkez Bankası’nın (MB)hedefinin altında kalmasını bekliyoruz. Gıda ve emtia fiyatlarında olumlu bir seyir gözlendiği taktirde, enflasyonun yüzde 7’nin altına gerilediğini de görebiliriz.Enflasyondaki gerileme eğilimi, MB’nin de fiyat istikrarı hedefinde elini rahatlatıyor.

EKONOMİ KÜÇÜLECEK, FAİZ DIŞI FAZLA AZALACAK

Raporda ekonomik büyümeyle ilgili tahminler yapılırken şu noktalar öne çıkıyor: “Önde gelen ticaret ortaklarımızda iktisadi sorunların büyümesi, Türkiye’nin dış ticaret performansını sınırlayarak, sanayi üretimini küçültecek. İç talebin de sınırlı olması, büyüme cephesinde hareket alanını sınırlıyor. Mevcut veriler ışığında, Türkiye ekonomisinin 2009’da küçüleceğini öngörüyoruz. Yavaşlayan iktisadi aktiviteye paralel olarak bütçe konusundaki endişelerimizi de koruyoruz. Talep koşullarının zayıflamasıyla birlikte, dolaylı vergilerin gerilemesi de kaçınılmaz olacaktır. Daha önceki yıllarda gözlemlediğimiz varlık satışlarına bağlı tek seferlik gelirleri ise 2009’da sadece sınırlı ölçüde göreceğimizi tahmin ediyoruz. Giderler cephesinde de, harcamaların kalitesi öncelikli olmak üzere temel bir disiplin izlenmesi şart. Tüm bu veriler ışında, bütçe dengesinin milli gelire oranının artacağını, faiz dışı fazla oranının ise gerileyerek yüzde 2-2.5 düzeyine ineceğini hesaplıyoruz.” (ANKA)

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2008, 00:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63