'Potansiyelimizi harekete geçirmeliyiz'

'Potansiyelimizi harekete geçirmeliyiz'

Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin pazar büyüklüğü, coğrafi konumu, demografik yapısı, muazzam girişimcilik ruhu ve en önemlisi AB üyelik perspektifi ve bu süreçte atacakları adımların aslında yatırımcılar açısından önemli olduğunu belirterek, krizin bu durumu değiştirmeyeceğini Türkiye'nin potansiyelini ortaya koyacak gerçekler olduğunu, bunu harekete geçirmeye devam edeceklerini anlattı.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen "Fırsatlar Ülkesi Türkiye: Yatırımlar İçin Güvenli Bir Liman" konulu konferansın ikinci gününde konuşan Şimşek, global krize değinerek, krizin fırsatlar da doğurduğuna işaret etti.

Şimşek, "Küresel kriz nedeniyle, bir takım makrotrendlerde... Türkiye'nin de getirdiği bir takım dinamikler var, onu da kabul ediyorum ama bu küresel kriz özellikle eylül ayından sonra bir takım trendleri tersine dönüştürmüş durumda ama bunların geçici olacağına ve sonunda Türkiye'nin bundan güçlü bir şekilde çıkacağına inanıyorum" görüşünü aktardı.

Bu süreçte önemli olanın bu dönemi reformları yaparak geçirmeleri ve küresel krizin yansımalarını sınırlayacak adımlar atmaları olduğunu söyleyen Şimşek, bunu yaparken özel sektörle diyaloğu en üst düzeyde tutmalarının da gerekli olduğunu ifade etti.

Şimşek, konuşmasında dış finansman arayışlarının bir unsurunun da IMF programı olduğunu, bu konuda uzun bir süredir müzakere süreci bulunduğunu anımsattı.

IMF'nin öne sürdüğü "birtakım unsurlar" bulunduğunu, bu unsurlar üzerinde bir uzlaşma sağlanması halinde ek birtakım bütçe tedbirleriyle birlikte yeni bir programın ortaya konulmaması için hiçbir sebep bulunmadığını belirten Şimşek, "Bu müzakerelerin tabii ki Türkiye ekonomisini destekleyici bir program niteliğine dönüştürme çabası olduğu içindir, biraz zaman alıyor. Birinci boyutu bu. Yani biz yarardan çok zarar getirecek birtakım adımları, birtakım taahhütleri vermek istemiyoruz, adımları atmak istemiyoruz" diye konuştu.

Krize yönelik, Türkiye dahil birçok ülkenin kendi ekonomik yapısına uygun, bütçe imkanlarıyla sınırlı olmak üzere çok önemli tedbirler aldığını ve almaya devam ettiğini söyleyen Şimşek, "(Türkiye hiç tedbir almadı) yaklaşımı, gerçekten büyük bir haksızlık olur. Biz, (Bankacılık sektörümüze destek olalım, onlar reel sektöre destek olsunlar) şeklinde birçok inisiyatif aldık, adım attık" dedi.

TL likiditesi konusunda en ufak bir sorun yaşanmadığını ifade eden Şimşek, "Kendilerinin istedikleri kadar, belli bir teminat ölçüsünde biz likidite desteği verdik. Krizin derinleştiği, eylül, ekim, kasım dönemlerinde sabah alıp akşam geri veriyorlardı. Ocak ayında TL açısından fazlaları vardı..." diye konuştu.

Döviz likiditesine ilişkin birtakım kaygılar bulunduğunu dile getiren Şimşek, bunları gidermek amacıyla 2008'in son çeyreği ve 2009'un önemli birtakım sendikasyon, seküritizasyon gibi yükümlülükleri dikkate alarak, bankalara, Merkez Bankasının döviz rezervlerinden 10,8 milyar dolarlık bir imkanı sağladıklarını, bunun maliyetlerini aşağıya çektiklerini ve vadelerini uzattıklarını söyledi.

Türkiye ekonomisinin 2008'in üçüncü çeyreğinde daralma sürecine girmemesi, ufak da olsa bir pozitif büyüme yaşamasının arkasında kamu sektörü harcamalarının hızlandırılmasının bulunduğunu ifade eden Şimşek, hiçbir ülkenin bağışık olmadığını söyledi.

"Küresel kriz şu anda Türkiye'yi tabii ki bütün unsurlarıyla etkiliyor ama bunun bizim orta, uzun vadede bakış açımızı değiştirmemesi lazım" diyen Şimşek, Türkiye'nin potansiyelini ortaya koyacak gerçekler olduğunu, bunu harekete geçirmeye devam edeceklerini anlattı.

Krize karşın Türkiye'nin geçen yıl yaklaşık 17,7 milyar dolar doğrudan küresel yatırım çekmesinin yatırımcının Türkiye'ye olan güvenini gösterdiğini ifade eden Şimşek, "yatırımcı ilgisinin yüksek olması, geleceğe güveni yansıtıyor. Türkiye'ye gelen yatırıcının kar etmesi, istihdamı artırması, sürdürülebilir bir ortamda bir iş modeliyle yoluna devam etmesi bizim için kritiktir. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Eksikliklerimizin de farkındayız" dedi.

Bu konuda Hazine'nin de üzerine düşeni yaptığını anlatan Şimşek, hazırladıkları eylem planını paylaştıklarını, aynı zamanda her bakanlıkla ilgili bir takvim belirlediklerini söyledi.

Şimşek, "Dün bütün ilgili bakanlıklara atılması gereken adımlarla ilgili mektup yazdım. Bu dönemde çalışmalara devam ediyoruz" dedi.

Türkiye'nin, eski dönemlere oranla krize verdiği reaksiyonun da farklı olduğunu anlatan Şimşek, eskiden bütün kesimlerin krizden etkilendiğini, enflasyonun, faizlerin yükseldiğini hatırlattı.

Bugün enflasyonun düşüş trendinde olmasının bile önemli bir gösterge sayılabileceğinin altını çizen Şimşek, şöyle devam etti:

"İlk defa, gelişmiş ülkeler gibi biz bu krize reaksiyon gösteriyoruz. İş adamları bizden hem iç talepteki hem de dış talepteki daralmayı telafi etmemizi bekler. Bunu makul karşılıyoruz ama şunun da takdir edilmesi lazım; Bu türden muazzam talep daralmalarını telafi edecek bir mekanizma yok."

Yeni teşvik sistemine ilişkin Meclis'in gündemindeki bir yasayla teşvik sisteminin yetkilerini Bakanlar Kuruluna aktaracaklarını bildiren Şimşek, 'yeni dönemde her şeyi teşvik etmek yerine daha çok rekabet edebilirlik, verimlilik kriterlerini' dikkate alacaklarını anlattı.

aa

Güncelleme Tarihi: 12 Şubat 2009, 15:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63