İstanbul’un en eski aziz mezarı anıtı

Küçükçekmece Gölü’nün kıyısındaki Bathonea kazılarında, aziz mertebesine erişmiş kişilerin hatırasına yapılmış mezar anıtı kabul edilen bir yapı bulundu. “Martiryon” denilen yapının Theodoros Theron adlı azizin anısına yapıldığı sanılıyor

İstanbul’un en eski aziz mezarı anıtı

Gökhan Karakaş - Medeniyetler beşiği İstanbul’un tarih öncesi dönemine ait önemli ipuçları veren Avcılar’ın Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea kazılarında yeni bilgi ve bulgulara erişildi. Bathonea Kazıları Başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün, 2021 çalışmalarında Geç Roma Erken Hristiyanlık dönemine tarihlenen yapıları ve Küçük Liman’ı çalışmaya devam ettiklerini belirtti. Doç. Dr. Aydıngün, “Martiryon olduğunu düşündüğümüz, dine hizmet etmiş ve şehit düşerek azizlik mertebesine erişmiş kişilerin hatırasına yapılmış mezar anıtları kabul edilen bir yapıda çalıştık. Bu tür yapıların dünyada sayısı çok azdır. Bu yapının milattan sonra 4. ve 5. yüzyıllar arasında yapıldığını, 6. yüzyıl ya da sonrasındaki büyük depremle yıkıldığını sanıyoruz. Geç Antik Çağ kaynakları, bölgede Theodoros Theron adına yapılmış bir azizin martiryonundan bahsediyor. Onun adına yapılmış olabilir. Ayrıca martiryonun nişleri arasına gömülmüş bir iskelet bulduk” dedi. Adli Tıp Uzmanı Dr. Ömer Turan’ın incelemesi sonucu iskeletin azize ait olmadığının ortaya çıktığı öğrenildi. 

VARLIKLI DÖNEMİN İZLERİ

Cumhurbaşkanlığı kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kocaeli Üniversitesi adına Şengül Aydıngün’ün yürüttüğü kazıların başkan yardımcılıkları Celal Bayar Üniversitesi’nden Dr. Ülkü Kara ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Şeniz Atik tarafından yapıldı. Dr. Ülkü Kara, kazıların seramik uzmanı olarak dünyanın değişik yerlerinden gelmiş ürünlerin ve amforaların tespitini yaparken, uluslararası alanda tanınmış bir antik cam uzmanı olan Dr. Şeniz Atik, çıkan tüm cam eserleri değerlendiriyor. Dr. Şeniz Atik “Cam antik çağlarda üretimi çok zor ve pahalı bir maddeydi ama burada çok fazla sayıda cam eser bulduk. Varlıklı bir dönemin izleri demektir” dedi. 5 bin yıl önce Karadeniz ve Ege üzerinden Bathonea aracılığıyla yapılan denizcilik faaliyetlerini araştıran Dr. Haldun Aydıngün ise “Küçük Liman bizi şaşırttı, kazılarda bol miktarda Neolitik döneme tarihleyebileceğimiz taş aletler bulduk” diye konuştu 

‘GEÇ ROMA’YA AİT SAĞLIK MERKEZİ BULDUK’

Polonya Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Etnoloji Enstitüsü Geç Antik ve Erken Ortaçağ Araştırmaları Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Blazej Stanislaws, kadim İstanbul kentine bu kadar yakın bir limanın Bathonea’da bulunmasının önemine değindi. Prof. Dr. Stanislaws, “Akdeniz havzasında benzerlerine çok az rastlanan bir liman. Bu büyüklükteki ve hacimdeki liman, İstanbul’un zengin kültürel mirasının en güzel örneği. Atina ve Roma kentlerinde bu yakınlıkta liman bulunmaz. Konstantin’in en lüks, en gösterişli binalarıyla yolların kesiştiği kavşaklara eriştik” dedi. Dönemin sağlık merkezi olan ve tıbbi aletler kadar ilaçların yapıldığı Nosocomeion (tıp merkezi) buluntularının da çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Stanislawski, “Bu tür merkezlerde üretilen ilaç ve tıbbı malzemelerin şehre ulaşması için liman yakınında olması gerekirdi. Bathonea’daki buluntular bize alandaki binanın tıbbi üs olduğu kadar dini merkez olduğunu da anlatıyor” diye konuştu.

Bathonea’daki kazılar Doç. Dr. Şengül Aydıngün’ün başkanlığını yaptığı ekip tarafından yürütülüyor.

‘ÇOK ÖZEL PLANLANMIŞ VE İNCELİKLE SÜSLENMİŞ’

Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkan Yardımcısı ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün, “Dine hizmet ederek şehitlik mertebesine erişen kişiler için yapılan bir martiryon olduğunu düşündüğümüz yapıya ulaştık. Bu yapı çok özel planlanmış, sekizgen planlı ve nişlerden oluşuyor. Tabanı tamamen opus sectile (mineral parçaları) tarzı renkli mozaiklerle dekore edilmiş. Yapının duvar ve kubbesinin de tessera yani küçük boyutlu mozaiklerle süslü olduğunu anlıyoruz. Çok sayıda cam, mermer, renkli taştan tessera parçası bulduk. Her renkten ve küçük boyutlu tesseralar, duvarların ince işçilikli süslemeleri olduğunu anlatıyor. 40 yaş üstü erkek bireye ait iskelet bulduk. İskeleti Medeniyet Üniversitesi’nden ve Adalet Bakanlığı İstanbul Adli Tıp Kurumu Kemik ve Diş İnceleme Şubesi Müdürü Dr. Ömer Turan değerlendirdi. Doğmadan önce annesinin iyi beslendiği ve sağlıklı yaşadığı kemik yapısından anlaşılan bireyin incelemesi sürüyor. Fakat, birey söz ettiğimiz aziz olamaz. Yapının içine çok sonradan gömülmüş. Ancak yapının içine gömülebilmesi onun toplumda saygın ve önemli biri olduğunu gösteriyor” dedi. 

HANGİ HAYVANLARIN YAŞADIĞINA DAİR İNCELEME

Kazı başkanı Şengül Aydıngün, kazıda çok sayıda bilim insanının gayretle çalıştığını, çalışmaların geri planında ise büyük bir laboratuvar desteğinin olduğunu belirtti. Aydıngün, “TÜBİTAK MAM’dan Dr. Turhan Doğan, karbon ve harç örnekleri analiziyle kesin tarihlemelerimizi sağlayacak. Veterinerimiz Dr. Hasan Değirmenci ise bölgedeki fauna ile ilgileniyor. Böylece geçmişte hangi hayvanların yaşadığını, kasaplık ve yaban ayrımını yapacak. Ayrıca pek çok mimar ve restoratör kazıda görev alıyor” diye konuştu.

Kaynak:Milliyet

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner66