Çanakkale'de depremler ne kadar sürecek?!

Çanakkale'de depremler ne kadar sürecek?!

Çanakkale’de deprem mi oldu merak ediliyor. Çanakkale'de depremler ne kadar sürecek? Çanakkale’de kaç şiddetinde deprem oldu? Çanakkale depremi ile ilgili bilmeniz gerekenler haberimizde.


Çanakkale son günlerde depremlerle sallanıyor. Çanakkale’de deprem mi oldu? Çanakkale’de kaç şiddetinde deprem oldu? vatandaşlar bu soruların cevaplarını merak ediyor. Çanakkale bugün 1 kez daha sallandı. Günlerdir depremlerle sallanan Çanakkale'de bugün yine deprem oldu. Çanakkale'de bugün 4.9 şiddetinde deprem oldu. Çanakkale'deki 4.9 şiddetindeki depremin öncesinde de birçok deprem olmuştu. Sizler için son depremleri derledik. Çanakkale yine sallandı... Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesinden yapılan açıklamada, Çanakkale’de bir deprem daha meydana geldiği bildirildi. Merkezüssü Ayvacık ilçesi olan depremin saat 11.55’te meydana geldiği, büyüklüğünün ise 5 olduğu açıklandı. Öte yandan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü depremin 4.9 şiddetinde olduğunu belirtti. Çanakkale'de bugün 11.55'te 4.9 şiddetinde deprem oldu. İşte Çanakkale'de son depremler...


ÇANAKKALE’DE HAYAT NORMALE DÖNÜYOR


Çanakkale depremle sallandı. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremin ardından konteynırlara yerleşen depremzedeler günlük hayata geri dönüyor. Gülpınar köyü yakınlarında 6 Şubat sabahı saat meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremde çok sayıda ev hasar gördü. En büyük yıkım ise Yukarıköy'de yaşandı. Bölgede son 3 günde 3 tanesi 5 şiddetinden büyük 500'e yakın deprem meydana geldi. Depremlerin sıklığı ve şiddeti azaldıkça, hayat da normale dönmeye başladı. İlk zamanlardaki korku ve heyecanı atan ve konteynırlara yerleşen Yörük köyünün kadınları, günlük işlerine geri döndü. Kadınlardan kimisi hayvanlarını otlatmaya çıkardı, kimileri ise yağmur birikintisinde çamaşır yıkadı.


Köyde bazı evlerde çamaşır makinesi olduğunu, bazılarının ise normalde de kuyu suyuyla çamaşır yıkadığını anlatan köy kadınları, "Biz eskiden de böyle yıkardık çamaşırları. Kuyularımız var. Oraya tencereyi götürüp suyu kaynatır öyle yıkarız. Şimdi de yağmur suyu dolan bu çukurda yıkıyoruz. Su çamurlu, ama kaynattıktan sonra çamaşırları arındıracak" dediler.


Hayvanlarını otlatmaya çıkaran Hanife Kaya ise, "Depremde canımızı zor kurtardık. Hayvan damımız yıkıldı. Kuzuların bazıları taşların altında kaldı, bazıları kaçıp diğer sürülere karışmış. Şimdi dışarı çıkardık, ama ne yapacağız bilmiyorum" dedi.


ÇANAKKALE'DEKİ DEPREMLER İSTANBUL'U ETKİLER Mİ?


Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde iki gün boyunca üst üste meydana gelen depremler, akıllara bir kez daha beklenen büyük İstanbul depremini getirdi. İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Fatih Altan, Çanakkale’deki depremlerin İstanbul’a bir etkisinin olmayacağını, ancak bu durumun İstanbul’daki deprem tehlikesini hafifletmeyeceğini söyledi.  Çanakkale’nin Edremit Körfezi kıyısındaki ilçelerinden Ayvacık’ta Pazartesi gününden bu yana meydana gelen depremler, akıllara bir kez daha başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelindeki deprem durumunu ve Türkiye’nin olası bir büyük depreme ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu getirdi.


“İSTANBUL’U ETKİLEMEZ AMA…”
Ayvacık depremlerini değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Fatih Altan, yaşanan bu depremlerin İstanbul’da beklenen büyük depreme bir etkisinin olmayacağını, ancak bu durumun İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldırmayacağını, İstanbul’daki deprem tehlikesinin, bilimsel araştırmalarla defalarca ortaya konduğunu, bu nedenle odaklanması gereken konunun kentin gerek yapısal olarak gerek bireysel olarak afetlere yönelik hazırlığının bir an önce tamamlanması olması gerektiğini ifade etti.


“EN ÇOK DEPREM ÜRETEN BÖLGELERDEN BİRİ”
Türkiye coğrafyasının yüzde 92’sinin, nüfusun ise yaklaşık yüzde 95’inin deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Doç. Dr. Altan, “Kuzey Anadolu Fay Kuşağı, Marmara Bölgesi’nde Kuzey, Orta ve Güney Kollarına ayrılarak uzanıyor. Çanakkale ve çevresi de bu fay kuşağının güney kolu ve orta kolu uzantılarının etkisi altında yer alıyor. Ayrıca Biga Yarımadası, Batı Anadolu Graben Sistemi’nin etkilediği bir alanda. Tüm bunların haricinde Çanakkale’nin güneyinde kuzeydoğu/güneybatı uzanımlı Evciler Fayı yer alıyor. Bu nedenle Çanakkale Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasında birinci derece deprem bölgesi olarak yer almakta ve ülkemizde en çok deprem üreten alanlardan birisi” diye konuştu.


“BU DEPREMLER NORMALDE HASARA NEDEN OLMAZ”
Yaşanan bu son depremlerin büyüklüğünden ziyade yarattığı hasarın daha dikkat çekici olduğunu kaydeden Doç. Dr. Altan, “Bölgede iki gündür meydana gelen depremlerin şiddeti, Richter ölçeğine göre 4 ile 5,5 arasında değişiyor. Bu büyüklükteki depremlerin normalde hasara ve yaralanmaya neden olmaması gerekirken, Çanakkale Valiliği’nin açıklamasına göre 240’a yakın hasarlı bina ve 8 yaralı mevcut. İnsanların binalardan hızla tahliye edilmiş olmasının can kaybını önlediğini görüyoruz. Bu durum bölgedeki yapı stokunun depreme dayanıklı olmadığını gösteriyor. Burada bir kez daha yönetmeliklere uygun yapılaşmanın önemini tespit ediyoruz. Bu nedenle depremselliği yüksek olan ülkemizde meydana gelebilecek depremlerde olası kayıpları önleyebilmek için, mutlaka deprem yönetmeliğine uygun yapılar inşa etmek ve depremlere karşı güvenliğinden emin olunmayan yapıları güçlendirmek ya da yeniden inşa etmek durumundayız. Aksi durumda küçük ölçekli depremlerde bile büyük kayıplar kaçınılmaz olur” ifadelerini kullandı.


“EN KÖTÜ SENARYOYA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ”
Günümüzde bir bölgede meydana gelebilecek bir depremin büyüklüğünü önceden net bildirebilecek bir sistem henüz geliştirilemediğinin altını çizen Doç. Dr. Altan, “Ancak hata limitleri de belirtilerek depremin gerçekleşme olasılığını tahmin edebileceğimiz yöntem ve sistemler mevcut. Yani bir bölgede belirli bir dönem arasında depremin gerçekleşme olasılığı tahmin edilebilse de şu büyüklükte bir depremin olacağını söylemek günümüzde pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle de bu alanda yapılan çalışmalarda elde edilen ortak akıl, afetlere yönelik hazırlıkta en kötü senaryoya göre hazırlanılması gerektiği yönünde. En kötü senaryodan kasıt ise bir bölgede yer alan fay hattında birikecek maksimum enerjinin tüm fay hattının tek seferde kırılması sonucunda bir anda açığa çıkması ile oluşabilecek depremin büyüklüğü neticesinde bölgede meydana gelecek yıkımın en aza indirgenmesini temel almak olarak açıklanabilir” dedi.
Türkiye’nin aktif bir deprem ve fay sistemi kuşağının üzerinde olduğunu, bu nedenle de farklı bölgelerde, farklı zamanlarda ve farklı şiddette birçok depremin meydana gelebileceğini hatırlatan Doç. Dr. Altan, “Bu nedenle merkezi ve yerel yönetimler, kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör, medya, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve bireyler olarak afetlere karşı hazırlıkta rol ve sorumluluklarımızı bir an önce yerine getirmeliyiz. Aksi durumda orta büyüklükteki depremlerde bile büyük kayıplar yaşayabiliriz” şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017, 09:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63