Ceset dolu yollar ve AGD'nin tepkisi!

Ceset dolu yollar ve AGD'nin tepkisi!

Doğu Türkistan'ın (Şincan) başkenti Urumçi'de çıkan olaylarda resmi Çin medyasına göre en az 150 kişinin öldüğü, 800 kişinin yaralandı. Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Kahramanmaraş Şubesi de bir basın açıklaması yaparak Uygur Türklerine yönelik katliamı kınadı.

Fakat bölgeden gelen haberler ve Uygur kaynaklarına göre ise rakamlar çok daha kabarık. Uygur kaynakları enaz 1000 kişinin hayatını kaybettiğini, 500'e yakın kişinin yaralandığını ve 2000'e yakın kişinin de gözaltına alındığını belirtiyor.

Çinliler, öldürdükleri Uygurların cesetlerini yoldan bile kaldırmıyorlar. Çatışmaların devam ettiği bölgedeki insan cesetleri, Uygurların korkmaları için yollardan kaldırılmadığı gelen bilgiler arasında. (İHA - Mynet)

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ KAHRAMANMARAŞ ŞUBESİ

DOĞU TÜRKİSTAN BASIN BİLDİRİSİ


"Çin’in Doğu Türkistan Eyaletinde Çinli işçilerle Doğu Türkistanlı işçiler arasında çıkan çatışmanın ardından olayları protesto etmek amacıyla Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi şehrinde gösteriler düzenlenmiştir.

5 Temmuz 2009 akşamı yapılan gösteriler esnasında ise, hükümet güçlerinin sivil göstericilere silahla karşılık vermesi sonucu kanlı olaylar meydana gelmiştir. Resmi makamlar 156, bağımsız kaynaklar ise 1000 civarında sivilin öldüğünü ve yüzlercesinin de yaralandığını bildirmektedir.

Doğu Türkistan’da 35 milyon civarında Müslüman yaşamaktadır. 1876 Yılından beri Çin işgali altında ezilen bölgenin Tarihi adı Doğu Türkistan’dır. Ancak, bölgenin adı Çin tarafından “yeni fethedilmiş topraklar” anlamında “Sincan” olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle; Doğu Türkistan yerine, işgalci mantığıyla “Sincan” denilmesini doğru bulmadığımızın bilinmesini istiyoruz. Bu mesele uzun yıllardır kanayan bir yara durumundadır. Bu zulüm artık dayanılmaz bir hal almıştır.

Anadolu Gençlik Derneği olarak 5 Temmuz akşamı başlayan ve hala devam eden katliamları iki işçi grubu arasındaki basit bir çatışma olarak görmüyoruz. Bu mazlum coğrafya 100 yılı aşkın bir süredir adeta bir soykırıma maruz kalmaktadır.

Yaklaşık bir asırdır bölgede her türlü insanlık dışı muamele yaşanmakta ve dindaşlarımızın en temel hak ve özgürlükleri despotça ihlal edilmektedir. Din eğitimi yasak şartlarda devam ettirilmekte, camilere 18 yaşın altındakiler, kadınlar, memurların girmelerine müsaade edilmemektedir, hatta camiileri bile yıkmaya başlamışlardır. Bunların yanında nükleer denemeler Uygurların yaşadıkları yerlerde gerçekleştirildiği için radyasyona bağlı komplikasyonlar adeta bir etnik imhaya dönüşmektedir. Çin milyonlarca km2 lik bir alanı hapishane haline getirmiş durumdadır. 35 milyona yakın Doğu Türkistanlı en doğal insan haklarından mahrum bırakılarak kölelik rejimi altında hayatta kalmaya çalışmaktadır.

İnançlarının gereklerini yerine getirmeye çalışan Uygur Türklerinin baskı ve zulüm politikalarıyla sindirilmeye çalışılmasını kabul etmiyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti şunu unutmamalıdır ki katlettiği insanlar sahipsiz değildir. Müslüman Uygur Türklerinin acısını yüreğinde hisseden milyonlarca insan olayları bütün şiddetiyle lanetlemektedir. Çin hükümeti despot uygulamalardan ve temel insan hakları ihlallerinden derhal vazgeçmelidir. Müslüman Uygurların insanca yaşam haklarına saygı göstermelidir.

Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm ülkeleri, her türlü kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve insan haklarına duyarlı vicdan sahibi insanları Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz.

Bu zulümleri yapanlara karşı Müslümanların artık tek yumruk olma vakti gelmiştir. Uluslararası kamuoyu ve Türkiye sürece açık şekilde müdahil olmalıdır. Bu nedenle BM ve İKÖ başta olmak üzere dünya kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu vahşetin sorumluları ortaya çıkarılmalı ve yargılanmalıdır. Türkiye devleti de çözüm için öncülük rolünü üstlenmeli ve sonuç alıcı girişimlerde bulunmalıdır. Türkiye, AB blokundan ayrı bir şekilde dindaşlarına ve soydaşlarına karşı girişilen bu saldırıları kınamaktan öte caydırıcı bir güç olmak zorundadır. Bunun için Türkiye’nin öncülüğünde kurulan D-8 derhal hayata geçirilmeli ve zulme karşı gerekli acil tedbirler alınmalıdır. . Doğu Türkistan’la ilgili insani yardım faaliyetlerini engellemeye yönelik Çin Hükümeti ile geçmiş koalisyon hükümetleri döneminde 23 Aralık 1998 tarihinde çıkarılan 36 sayılı başbakanlık genelgesini, “ahlakın ve hukukun reel politiğe kurban edilmesi” olarak değerlendirdiğimizden, hükümet yetkililerinden Türkistanlıları dünyada yalnızlaştıran bu tür antlaşmaları derhal sona erdirmeye davet ediyoruz

Anadolu Gençlik Derneği olarak vicdan sahibi insanları Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz. Bizler bölgede yaşanan Çin mezalimini kınamak için bir hatim kampanyası başlatıyoruz. www.doguturkistanahatim.com üzerinden topladığımız hatimleri şehit kardeşlerimizin ruhlarına ithaf edeceğiz. Duyarlı milletimizi kampanyamıza davet ediyor zulmün bir an önce durmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. 09/07/2009

Hacı Ali KULAÇ

Anadolu Gençlik Derneği
Kahramanmaraş Şube Başkanı"



Güncelleme Tarihi: 09 Temmuz 2009, 10:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63