Encümen-i Daniş başkanı ilk kez konuştu!

Encümen-i Daniş başkanı ilk kez konuştu!

Encümen-i Danış, Ergenekon'da sorgulanan eski MGK Genel Sekreteri E. Org. Tuncer Kılınç'ın ifadelerinin basına yansımasıyla gündeme geldi. Hakkında birçok spekülasyon yapılan topluluğun Ergenekon'un üst kurulu olduğu bile iddia edildi. Gizemli topluluğun lideri Necmettin Karaduman CNN Türk'ün canlı yayınına çıktı ve Göksel Özköylü'nün sorularını yanıtladı:

GÖZDAĞI VERİLİYOR

- Toplantılarınız da Ergenekon gündeme geldi mi?

Hiç gündeme gelmedi. Yalnız bundan bir önceki toplantıda bunun üzerinde duruldu. Bilhassa ben bir açıklama yaptım. Özellikle silahlar üzerinde durdum ve bugün söylediklerimi şimdi de söyledim.

ÖZAL KÖŞK'E ÇIKMASIN İSTEMİŞTİ

Necmettin Karaduman, 1927 yılında Trabzon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon'da yaparak 1944 yılında Trabzon Lisesinden mezun oldu. Siyasal Bilgiler Okulunun "İdari Şubesi"nden mezun olduktan sonra kaymakamlık mesleğine girdi.

1960 yılına kadar çeşitli ilçelerde kaymakamlık yaptı. Aynı yıl Mülkiye Müfettişliği'ne atandı. Bu görevi beş yıl sürdü. 1966 yılı Ocak ayında Kahramanmaraş Valiliği'ne atandı.

Kahramanmaraş'tan sonra Erzurum ve İçel Valiliklerinde bulundu ve İçel Valiliği'nden 1977 yılında kendi isteği ile emekliye ayrıldı. Emekliye ayrıldıktan sonra İstanbul'da bir şirketin Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Müdürlüğünü yaptı.

6 Kasım 1983 tarihinde yapılan genel seçimlere Anavatan Partisi adayı olarak katıldı ve Trabzon'dan Milletvekili seçildi.

1983 ve 1985 tarihlerinde Meclis başkanlığına seçildi. Necmettin Karaduman ve Kaya Erdem gibi isimlerle birlikte ANAP’ta Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkanlar içindeydi. Özal’a karşı Fethi Çelikbaş'a oy vermişlerdi.Bu davayla ilgilendirilerek kamuoyunda bazı kesim ve kişilere göz dağı verilmek istendiği biçiminde bir izlenim olmuştur. Bu fevkalade tehlikelidir.

Ben şahsen yargı organlarımızın bu duyarlılığı göstereceğini tahmin ediyorum.

- Gözdağı verilme istenen kesimler?

Bilirsiniz bir toplumda hele hele demokratik toplumlarda siyasi tartışmalar olur. Bunların başında basın bir tarafında partilere mensup insanlar vardır, partilere mensup olmayanlar vardır. Bu insanlar düşüncelerini özgürce söyleyebilmelidir.

Ama eğer bu düşünce içinde ortaya konuyorsa, bu sözler iktidar odaklarını rahatsız ediyorsa, o insanlar hakkında bir işleme girişilmesi çok tehlikelidir.

Oysa bizim bugün en çok bütünleşmeye ve birlikteliğe ihtiyacımız var.

Şahsen bundan çok endişe ederim.

ERGENEKONU BİLMİYORDUK

- İktidar odaklarını rahatsız eden bir taım kesimler gözaltına alınabiliyor, tutuklanabilir mu ?

Kesin bir yargıda bulunmak değil. Ben size toplumda doğan izlenimi anlatmaya çalışıyorum. İlla böyledir demiyorum. Bunu vurgulamak istiyorum ben.

- Ergenekon operasyonu gündeme gelmeden önce sizler daha önceden böyle bir örgütten haberdarmısınız?

Hayır operasyon başladıktan sonra haberimiz oldu.

- Peki sizce Ergenekon nedir?

Gördüğünüz gibi silahlar var. Bir takım faaliyetlere girişileceği açık. Ama hangi faaliyetler. Bunu ortaya çıkaracak olan yargıdır.

ERGENEKONUN DERİN DEVLETLE İLGİSİ YOK

-

ENCÜMEN-İ DANİŞ NEDİR?

Eski genelkurmay başkanı, başbakan, meclis başkanı, eski kuvvet komutanları ve orgeneraller, bakanlar, politikacılar ve emekli büyükelçilerden oluşan grup. İstanbul Moda Deniz Kulübü'nde 15 günde bir toplanıyor ve ülke sorunlarını tartışıyorlar. Derin devletle ilişki kurulabilir mi Ergenekon ile?

Hiç alakası yok. Nedir derin devlet diye sorduğunuzda ben size şunu söyleyeceğim. Derin devlete yüklemek istediğiniz mana nedir? Eğer şöyle ise, derin devlet bütün dünya devletlerinde vardır. Bugün de vardır yarın da olacaktır.

Dış tehlikelere karşı alınan tedbirlerin toplamıdır.

Devletler asırlar boyunca hep savaş alanında birbirleriyle çekişmişlerdir. Hep bundan şikayet ederiz ama bunların maalesef bunların önünü almaya insanlar Muaffak olamadı.

Devlete dıştan gelecek tehlikelere karşı, tedbirler almaya her devlet mecburdur. Bunları almakla yükümlüdür.

- Encümen-i Daniş’e dönecek olursak, Tuncer Kılınç’ın ifadesinden sonra gözler size döndü. Gizem bir yapı gibi görünüyor dışardan. Hükümete yön vermeye çalışan bir yapılanmamısınız? Fikir alışverişi mi yapıyorsunuz?

Bir düşünce topluluğudur. Yoksa devlete akıl fikir tavsiye edecek bir kuruluş asla akla gelmemelidir. Biz gerçeklerden kopuk insanlar değiliz. Bu topluluk çok eski tarihten beni Encümen-i Daniş adı altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu topluluğun gizemli hiçbir yönü yoktur. Olması için bir neden de mevcut değildir. Devlette yüksek görevlerde bulunmuş insanların zaman zaman bir araya gelerek sohpet toplantıları yaptığı ve meselelerin değerlendirildiği bir düşünce kuruludur Encümen-i Daniş.

Bunun ötesinde hiçbir amacı yoktur. Ancak bu toplantılarda çok önemli olaylar cereyan ederse ozaman bir katkımız olabilir düşüncesiyle, durumu görüşlerimizi Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı’na bir yazıyla bildiririz ve bu da çok nadir olur.

- Ergenekon operasyonları yeterince önemli bir olay mıdır sizin için?

Şüphesiz. Ama unutmayın bunu gelişigüzel her insanın tartışma gündemine koyması yanlıştır. Çünkü işin üzerinde yargı organları var. Onların işine müdahale etmemek lazımdır. Bu sakıncalıdır.

Yargıyı kendi haline bırakalım.

YARGIYA GÜVENMEK LAZIM

- Yargının tarafsızlığı da tartışma konusu?

Dilerim ki yargının tarafsızlığı gündeme gelmesin. Bürokrasi de tarafsızlığını yitirmiş kimselere rastlarsınız. Bu bizim yakın tarihimiz içinde görülmüştür.

Ben bu konuyu çok önemli sayıyorum Türkiye için. Bürokrat tarafsız olmalıdır. Herkesi kucaklamak için yan tutmamalıdır.

Elbette bu hakim ve savcılarımız için hayli hayli geçerlidir. Buna çok özen göstermeleri lazım.

Ben türk yargısının buna büyük bir özen gösterdiği kanaatindeyim.

Ama tarafsızlığını kaybetmiş insanlar da olabilir. Ama yargıda bu oran öteki alanlara göre çok daha azdır.

EN SON GÜL'E MEKTUP GÖNDERDİK

- Cumhurbaşkanı Gül’e, Başbakan Erdoğan’a, Meclis Başkanı Tıoptan’a mektubunuz oldu mu?

Bana bunu sık sık soruyorlar. Sayın Abdullah Gül’e gönderildi mi gönderilmedi mi hatırlayamıyorum demiştim.

Fakat sonra bu sorulardan hareketle genel sekreterimiz de notlar vardır. 2003 yılının başında bir rapor göndermişiz.

Ondan sonra Recep Tayyip Erdoğan’a, Gül’e, toptan’a göndermedik. Bunun sebebi de, çok önemli nitelikte bir olay cereyan etmediği kanaatini getirdik ve buna gerek duymadık.

- Ne konuda tavsiye de bulundunuz?

Şu an hatırlayamıyorum. Şu olabilir. Irak hareketi gündemdeydi. Belki onunla ilgili bir rapor olabilir.

Encümen-i Daniş, dışardan bakılınca gizemli, sizin açınızdan oldukça net ve sarih.

- Kimi kaynaklar 40 kişilik bir üye var diyorlar. Mesela ben gelsem üye olabiliyor muyum?

Şu anda 25-30 kişi arsında değişen bir grup. Biz çünkü toplantıları yaptığımız mekânlar sınırlıdır. Bu sayıyı büyütmek istersek bu bir sohpet toplantısı olmanın çok ötesine geçer.

OSMANLI'DAN BERİ VARIZ

- Encümen-i Daniş adı nereden geliyor?

Osmanlı döneminde bunun resmi bir sıfatı vardır. O topluluk o tarihlerde bir görev ifa etmiş. Osmanlı’dan sonra bu kurum ortadan kalkmış.

Fakat 1947 yılında önemli insanlar bir araya gelerek, toplantılar yapma ihtiyacı hissetmişler ve ozaman da gelin bir benzetme yaparak bu topluluğun adına da Encümen-i Daniş olsun demişler.

- Fahri Kortürk?

Evet o da bu toplulukta bulunmuş.

Ama şimdi tekrar vurguluyorum. Bu bir isim sadece. Biz bir dernek değiliz. Bir vakıf değiliz. Bazıları soruyor. Bir vakıf dernek değilsiniz. Ozaman gizemli hale geliyorsunuz diyorlar.

Ben de diyorum ki. Bizim gibi bugün memleketimizin bir çok düşünce topluluğu var. Biz neden önplana çıktık?

Ben bunu iki şeye bağlıyorum. Birisi o yüksek makamda sunduğumuz raporları kamuoyuna basına açıklamıyoruz. Bunun için bir gizem atfediliyor.

Bunun gerekçesi ise günlük polemiklerin içinde olmak istemiyoruz.

İki kısır siyasi çekişmelerin içine doğru itileceğiz. Bu endişeyi taşımaktayız. Bundan uzak kalmak için bu tartışmaların bu çekişmelerin dışında kalmak için, verdiğimiz ve sunduğumuz raporları kamuoyuna açıklamıyoruz.

TAVSİYELERİMİZİ DİNLEMEYEN OLMADI

- Nasıl bir yönetim şemanız var?

Bir sınır da yok bizde. Öneriliyor ayrılan arkadaşlar, yaşlanan arkadaşlar yerine yeni isimler öneriliyor. Topluluk tarafından tasvip ediliyor aramıza katılıyorlar.

Bir sekreterya var. Notları o tutuyor ve toplantılarda da gereken bilgileri o veriyor. Onun dışında konular gündeme geliyor.

- Toplantılarınız kayda alıyor mu?

Hayır hayır. Ne video kaydına alırız. Ne de basına açıklarız.

- Yalnızca bir başkan ve bir sekreterya var?

Evet öyle.

- Grubun en yaşlı üyesi mi başkan oluyor?

Hayır. Şu anda ben başkanım ama benden yaşlı arkadaşlar da var.

- Gruba üyelikten çıkarılma söz konusu mu?

Hayır böyle bir şey yok. Kendi isteğiyle ayrılanlar oluyor yaşlılık nedeniyle.

- Size zarar vereceğini düşündüğünüz bir şey var mı?

Hayır böyle bir şey olamaz. Kıymetli insanlardır. Biz biraz bu şekilde kendimizi de anlatmak istemiyoruz.

- Mali yapınız nasıl?

Bizim masrafımız olmaz. Herhangi bir masrafımız yok. Bu da deniz kulübünde yöneticiler bize küçük bir salon tahsis etmişlerdir. 15 günde bir toplantı yaparız. Çay pasta ikramı yapılır

Bunun da masraflarını sırayla bir arkadaşımız üstlenir.

- Verilen tavsiyeler içinde, uyarınız doğrultusunda atılan adımlar oldu mu?

Evet oldu. Mesela, zamanın cumhurbaşkanlarından teşekkür mektubu da aldık.

- Tavsiyenizin hayata geçirilmesi var mı?

Teşekkür mektubu aldığımıza göre demek ki öyle olmuş.

- Tavsiyelerinize kulak asılmadığı oldu mu?

Hayır buna şahit olmadık.

Biz sadece tavsiye ediyoruz.

Tavsiyelerimizin faydalı olduğu kanaatindeyiz.

BELİRLİ BİR GÜNDEMİMİZ YOK

- Bugün yine toplantılarından birini yapacaksınız. Gündem maddeleri belirleniyor mu?

- Hayır belirlenmiyor. Neyi konuşalım deriz. Arkadaşlar öneri de bulunurlar. Bugün Türkiye’nin gündemi dünyanın gündemi üzerine görüşmeler yapılır.

Ama bazı konular için yine toplantılarda bunun kararını verir hazırlık yapılması talimatını veririz. Mesela dünyadaki ekonomik kriz. Bir rapor hazırlanması gerekir bu konuda.

Ekonomi alanında uzman sayılan bir arkadaşımız bu hazırlığı yapar ertesi toplantıda gelir ve bizi bilgilendirir.

- Türkiye öyle bir dönemden geçiyor ki, her gün bir başka şey manşetlere taşınıyor?

İstiyoruz ki bunlar olmasın. Toplum daha rahat koşullarda yaşayabilir noktaya gelsin.

Demokrasiyi hep benimsediğimize göre bunun şartlarını da hazırlamamız lazım. Fakat bunun şartlarını hazırlayamadığımız için hepimizin üzüldüğü tartışmalar oluyor.

Tecrübeyle görülmüştür ki, demokrasiden başka bir yönetim tarzını düşünmek abesle iştigaldir.

Ama biz demokrasiyi bütün koşullarıyla kemale erdirebildik mi? Buna olumlu yanıt vermek mümkün değil.

Şimdi el birliği yapalım. Türk aydınları, Türk siyasetçileri el birliği yapalım demokraside daha iyi noktaya gelmek için bir çaba sarf edelim.

Hoşgörüyü esas alan demokrasinin temel ilkesi budur.

Fakat ben umutsuz değil umutluyum. Çünkü dünya toplulukları buna 4/5 asırda geldiler. Bizde ise 50 / 60 yıllık bir durumu görüyorsunuz. Bu durumda da olgunluk mertebesine ulaşması mümkün değildir.

Hukuka saygı esasını, insanlara karşılıklı saygı esasını benimseyerek demokrasimizi ileri noktaya getirelim.

Ama grubunuzdakiler öyle görevlerde bulunmuşlardır ki? Vaktiyle bunu yapacak olanlar da onlardı…

Halksınız. Türk siyasetçileri dedim. Ben bir müddet Türk siyaseti içinde kaldığım için çok şeyler görüp yaşadım.

En büyük görev onlara düşüyor. Bizim grubumuz içinde siyasetten gelenlerin sayısı çok fazla değil.

Bizim içimizde askerler, profesörler, bakanlar var. Ama siyaset dünyasından gelenlerin sayısı çok fazla değildir. (haberler.com)

Güncelleme Tarihi: 22 Ocak 2009, 11:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63