Hepsi de hesap versin

Hepsi de hesap versin

Dinleyen de sızdıran da savaş mizanseni yapan da hesap versin.


Dün ilginç bir hadiseye şahit oldu Türkiye. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler olduğu iddia edilen kişilerin yaptığı bir toplantı sosyal medyaya yansıdı.


Ses kayıtlarına göre Suriye sınırları içinde kalan ve Türkiye toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi için bir görüşme yapılıyor. Toplantı esnasında savaş ve harekât planı tartışılıyor. En üst dereceden yetkililerin katıldığı ‘çok gizli’ bir görüşmenin kamuoyuna mal olması konusunda üç kritik meseleyi doğru değerlendirmek gerekiyor.


1- Bu, her şeyden önce bir ulusal güvenlik meselesidir. Devletin en gizli toplantılarından biri nasıl dinlenebiliyor ve nasıl oluyor da internet ortamına düşüyor? Bu konu ile ilgili çok ciddi bir araştırma yapılması ve gerçeklerin bütün açıklığıyla ortaya çıkarılması şart. Mevzunun çok sıkça başvurulan ‘devlet ciddiyeti’ ile bağdaştırılması mümkün görünmüyor. Mesele en temelden ve bilimsel bir şekilde araştırılmadan ve gerçekler hukuken ortaya  çıkarılmadan hiçbir kimsenin ya da kitlenin hedef gösterilmesi kabul edilemez. Devlet sırlarının konuşulduğu bir toplantıyı kaydetmek ne kadar feci bir suçsa, o suçu araştırmadan, somut bilgi ve bulgulara ulaşmadan birilerini zan altında bırakmak da o kadar feci bir suçtur… Nitekim Sayın Başbakan dün yine hiçbir bilgi ve belgeye dayanmaksızın bir kitleyi hedef gösterdi.


2- Kimin ne maksatla sızdırdığı araştırıladursun; ortada bir başka manzara daha var ki o da Türkiye’mizi vahim bir gerçekle yüz yüze getirmektedir. Resmî makamlarca doğrulanan ses kayıtlarına göre Türkiye bir savaşın içine çekiliyor ve çeşitli mizansenlerle bu ülke bir maceraya atılıyor. Üstelik kapalı kapılar arkasında üretilmiş senaryolar vasıtasıyla iç siyaset şekillendirilmek isteniyor. Seçime üç gün kala ortaya çıkan bu amatör senaryolar ile toplum ve siyaset mühendisliği yapılıyorsa ortada çok korkunç bir manzara var demektir.


3- Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor. Gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkarılması ve demokrasinin daha sağlam bir denetim sistemine dayanması gerekiyor. Ne var ki iktidar sahipleri, meselelerin aydınlığa kavuşması için objektif ve önyargısız araştırmak yerine alelacele hedef gösteriyor, olayları örtbas etmeye kalkışıyor. Birbiri ardına getirilen yasaklarla gerçekler toplumdan gizleniyor. Nitekim dün de öyle oldu ve bahsi geçen savaş konuşmalarının kamuoyuna sızmasının ardından YouTube yasaklandı. Twitter  yasağının kara gölgesi daha üzerimizden kalkmadan bu sefer de yeni bir yasak icat edildi. Oysa çözüm yasaklamaktan geçmiyor; tam aksine, devlet ciddiyeti ile inceleme ve soruşturma yapılması gerektiği gibi, ilgililerin hesap vermesi de gerekiyor. Zaten önceki gün Genelkurmay Başkanlığı tarafından Süleyman Şah Türbesi ile ilgili açıklayıcı ve kapsamlı bir metin yayınlanmış; ancak meselenin bütün boyutları bilinemediğinden o metne tam olarak mana verilememişti. Şimdi ortaya çıkan yeni durum karşısında toplum, yetkililere endişe içinde şu haklı soruyu yöneltiyor: ‘Gerçekten siyasî bir çıkar için ülke savaşa mı sürükleniyor?’


Meseleye bütüncül nazarla bakmaz, kaydedilmesi ve sızdırılmasındaki vahamet, içerikteki korkunç manzara ile beraber düşünülmezse ve üstelik konu sadece sosyal medyayı yasaklamaya  bağlanırsa Türkiye çok şey kaybeder. Öyle umuyoruz ki Türkiye bu krizi de demokrasi ve hukukla aşacaktır; başka çıkış yolu da yoktur.


ZAMAN

Güncelleme Tarihi: 28 Mart 2014, 09:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner66