'Savunma değil, iddianamenizi hazırlıyorum'

'Savunma değil, iddianamenizi hazırlıyorum'

Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan ve Sakarya Barosu Yayın Kurulu üyeleri, tutuklu hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer ile cezaevinde görüştü.


Bu ay sonunda yayınlanacak Sakarya Barosu Dergisi'nin 2. sayısı için tutuklu hakimler ile röportaj yapan Av. Zafer Kazan ve Sakarya Barosu Yayın Kurulu üyeleri izlenimlerini paylaştı. Kazan, hakim Metin Özçelik'in görüşme ennasında söyledi "Benim verdiğim ifadeler bir savunma değildir, savunma yapmıyorum, verdiğim bu ifadeler ile yarın hukuk ve anayasa bu ülkeye geri geldiğinde bu haksızlığı hukuksuzluğu yapanların iddianamesini hazırlıyorum” ifadelerine dikkat çekti.


Av. Zafer Kazan, hakim Özçelik ve Başer görüşmesindeki izlenimlerini şu şekilde aktardı:


"Silivri cezaevinde bir tutuklu ile görüşmek bir avukat için bile gerçekten zahmetli bir iş. Binalar birbirinden ayrı ayrı yerlerde ve uzak mesafelere inşa edilmiş. Avukatlar araçları ile içeriye giremiyorlar. Kayıtlar, güvenlik kapıları, göz taramaları sırasında kendimizi adeta devletin günahlarının gömülü olduğu bir mezarlığa girer gibi hissettik. Görüşme odasına geçtiğimizde ilk önce tutuklu hakim Metin Özçelik ile oturduk. Kendisi ile ilk defa burada tanıştık. İşin doğrusu çok şaşırdığımız bir andı. Çünkü karşımızda sanki bir tutuklu değil de kafede kahve içmeye gelmiş gayet neşeli özgür bir insan vardı.


Verdiği bir karar nedeniyle tutuklanan, eşi işten atılan çocuğu kreşten çıkarılan biriydi o. Normal gündelik hayatta bile bu kadar ağır travmatik olayları anlatırken gülümsemek pek de kolay değildir. Anladık ki yapılanları pek de ciddiye almıyordu. “Bu hukuksuzluk çok daha fazla süremez, ara bir dönem yaşıyoruz ve bu günler de gelip geçer” diyor.


Ve oldukça iddialı tarihi bir cümle daha kuruyor; “Benim verdiğim ifadeler bir savunma değildir, savunma yapmıyorum, verdiğim bu ifadeler ile yarın hukuk ve anayasa bu ülkeye geri geldiğinde bu haksızlığı hukuksuzluğu yapanların iddianamesini hazırlıyorum”.


Mustafa Başer ise biraz hüzünlü biraz öfkeli ve biraz da kırgındı. Yapılanları hazmedemiyordu, anlatacağı çok şey vardı, hatta öyle ki her şeyi ve herkesi anlatıyorum dediği bir kitap yazıyor. Gözlemlediğimiz kadarıyla onu en çok üzen şeylerden birisi de dost olarak gördüğü kişilerin vefasızlığıydı.


Ancak vicdanı gayet rahat bir duruşu vardı. Babasının kendisine söylediği “oğlum kul hakkı yersen oğlum değilsin” sözünü düşünüyor ve bu endişe ile geleceğe bakıyordu; “ben yarın çocuklarıma torunlarıma anılarımı anlatırken gizlediğim bir şey olmamalı, utanacağım bir şey yapmamalıyım ki saklamak zorunda kalmamayayım” diyordu. Ve sonunda da şöyle diyor; “Türkiye gerçek bir hukuk devleti olmadığı sürece, yargı bağımsız bir duruma gelmediği sürece, hadi şimdi çıkıyorsun görevinin başına geçebilirsin, deseler dahi bu mesleği yapmayacağım, çünkü bunun benim için hiçbir anlamı kalmadı”


BAROTÜRK

Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2015, 13:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63