Hatice Koç; Kadına Yönelik Şiddet Toplumsal Bir Sorundur

DEVA Partisi Kahramanmaraş İl Kadın Politikaları Başkanı Hatice Koç; “Toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal adalet ve güçlü bir toplum için kadının sosyal ve ekonomik durumunun güçlendirilmesi bir zorunluluktur.”

Hatice Koç; Kadına Yönelik Şiddet Toplumsal Bir Sorundur

DEVA Partisi Kahramanmaraş İl Başkan Yardımcısı ve İl Kadın Politikaları Başkanı Hatice Koç, partisinin
kadınlara yönelik politikalarını anlattı.
Koç, partisinin Genel Merkezi Kadın Politikaları Başkanlığı, “DEVASAL Çözümler” adı altında 2. Çalıştayı
Adalet ve Hukuk Politikaları Başkanlığı ile yaptıklarını, kadına şiddetle mücadele konusunda son derece
karalı olduklarına dikkat çekti.


Öncelikle 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yaptıkları çalışmalardan
söz eden Koç; “DEVA Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı ve İl Kadın Çalışmaları organizasyonu ile Şelale
Park Önünde stant kurarak, şiddete karşı “DUR” bir kez daha dedik ve temsilen, el boyaları ile tuallere
yansıttık.
Kadın- erkek Kahramanmaraşlıların yoğun ilgisi ve katılımı ile etkinliğimizi tamamladık.
Tüm illerde DEVA Partisi Kadın Çalışmaları Başkanlıkları farklı etkinliklerle 25 Kasım Kadına Yönelik
Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde farkındalık oluşturdular.
Etkinliğe katılan kadınların birçoğunun farklı türlerde şiddete maruz kaldıklarını ifade etmeleri konunun
ciddiyetini bir kez daha göstermiştir” dedi.


KADINLARIN YAŞAM HAKLARI VAHŞİCE ELLERİNDEN ALINMAKTA
Yapılan araştırmalara göre kadına yönelik şiddetin ciddi boyutlarda olduğuna dikkat çeken Koç; “Aradan
geçen yıllara rağmen kadınlar; halen toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek şiddetine, cinsel şiddete, aile
içi şiddete, ekonomik şiddete, psikolojik şiddet ve tacize maruz kalmaktadır. Bunun yanında en temel
insan haklarından yaşam hakları vahşice ellerinden alınmaktadır. Ülkemizde Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı (ASPB) Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) tarafından; 2014 yılında gerçekleştirilen
Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre her 10 kadından yaklaşık dördü, eşi veya
birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine; %44’ü psikolojik şiddete; %30’u da ekonomik şiddete maruz
kaldıklarını beyan etmişlerdir. 2020 yılında Türkiye genelinde 373 kadın öldürülmüş, 263 kadın ve aile
bireyi ise yaralanmıştır. 2021 yılının Kasım ayının ortasına kadar da öldürülen kadın sayısı 345’i
bulmuştur.
Yapılan akademik çalışmalar ve araştırmalarda Kadına yönelik şiddetin gelir dağılımında adaletsizlik ve
eğitim seviyesinin düştüğü toplumlarda artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Saha çalışmalarında,
muhtarlarla görüşmelerimizde kendilerine başvuranların, aile içi şiddet ve boşanma başvurularında geçim
sıkıntısı yaşayan ailelerin yoğunlukta olduğu iletilmiştir. Bu görüşmelerde tespit ettiğimiz bir husus da
kadının toplumdaki görev ve rolleri konusunda hala tutucu bir zihniyetin olmasıdır. Kadının ekonomik
özgürlüğünün artmasının boşanma sebebi olarak savunulması da bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Bu
zihniyetin oluşmasında hükümetin politikalarının da payı büyüktür. Çünkü bu sorunu çözmek yerine bazı
tarafları memnun etmek ve oy kaygısı ile hareket ettiğini görmekteyiz. Oysa ki toplumsal bir sorunumuz
olan ve son yıllarda da artış gösteren kadına yönelik şiddet siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Toplumun bütün kesimleriyle ortak mutabakat ile kapsayıcı politikalar ve kanunlar ile bir an önce
uygulamalara geçilmelidir.
‘HÜKÛMET, KADINA KARŞI SORUMLULUĞUNDAN VAZGEÇMİŞ’
Kadına yönelik şiddet ile ilgili bugüne kadar en önemli ve yaptırım gücü olan uluslararası düzenleme;
“Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi”dir. İç Hukukumuzda İstanbul Sözleşmesi’nin yansıması olan 6284
sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” 2012 yılında kabul
edilmiştir. Hükümetimiz bu kanun ile kadına yönelik şiddetle mücadelede “şiddete sıfır tolerans” prensibi

ile hareket edeceğinin sözünü vermişse de sözünü tutmamış, kadına karşı sorumluluğundan vazgeçmiş ve
ne yazık ki 20 Mart 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi
ile İstanbul Sözleşmesi’ni fesih etmiştir.
‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN TEKRAR TARAFI OLACAĞIZ’
Biz DEVA PARTİSİ olarak İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. İktidara geldiğimizde İstanbul
Sözleşmesi’nin tekrar tarafı olacağız. 6284 sayılı Kanunu, İstanbul Sözleşmesi’ne göre yeniden uyarlayarak
kırılgan gruplar ile ilgili ek bir düzenleme yapacak, Kanunun EN ETKİN biçimde uygulanmasını
sağlayacağız. Türk Ceza Kanunu’nda ve İnfaz yasasında, değişiklikler yapacak ve kadına yönelik şiddet ile
ilgili olarak caydırıcı cezalar öngöreceğiz. Kadına yönelik şiddet ile ilgili koruyucu tedbir kararları verilmesi
sonrasında işlenen suçlarda; denetimli serbestlik, iyi hal, haksız tahrik gibi tedbir ve ceza indirimlerinin
uygulanmasını engelleyeceğiz.
‘CEDAW SÖZLEŞMESİNİ ETKİN BİÇİMDE UYGULAYACAĞIZ’
Türkiye’nin de taraf olduğu CEDAW Sözleşmesinin etkin biçimde uygulanmasını sağlayacağız.
Cezaevlerindeki kadınların yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarını temel hak ve özgürlükler kapsamında
iyileştirecek, yasal ve yapısal her türlü gerekliliği yerine getireceğiz. Kadınların siyasette erkeklerle eşit bir
şekilde yer alabilmeleri için, pozitif ayrımcılık dahil olmak üzere her türlü önlemi alacağız. Bu yönde
geliştirilecek projeleri destekleyerek kadınların daha fazla iş, sosyal ve siyasi hayatta yer almalarını
sağlayacağız. Kadın istihdamını artıracak, eşit işe eşit ücret alınmasını sağlayacağız. Biz DEVA Partisi olarak
her türlü şiddetle mücadele için; STK’ların güçlendirilmesine destek verecek, özellikle Kadın Sivil Toplum
Kuruluşları ile birlikte mücadele verecek, ortak akıl ve istişare ile projeler üretip uygulanabilirliğini
sağlayacağız.
DEVA Partisi olarak kadının eğitiminin, çalışma imkanlarına erişiminin, psikolojik taciz ve şiddete karşı
korunmasının, kanun önünde eşitliğinin ve toplumsal hayatın her alanında karar alma ve yönetim
mekanizmalarına etkin katılımının sağlanmasının hayati öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Çünkü
toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal adalet ve güçlü bir toplum için kadının sosyal ve ekonomik durumunun
güçlendirilmesi bir zorunluluktur.
Bu doğrultuda yapılması gereken çok sayıda düzenleme ve alınması gereken önlemler olduğunun, çözüm
için atılması gereken ÇOK YÖNLÜ (ekonomik, sosyal, eğitim, hukuki), ÇOK AKTÖRLÜ (idari makamlar,
STK’lar, kolluk, yargı vs.) ve ÇOK AŞAMALI (acil olanlar, orta ve uzun vadede yapılması gerekenler)
adımlar olduğunun bilincindeyiz.
Tam da bu sebeple geliştireceğimiz politikaların gerçekçi, kendi içinde tutarlı ve birbiriyle uyumlu
çalışmalar olmasını çok önemsiyoruz.
DEVA Partisi Kadına yönelik her türlü şiddetin bir İnsan hakkı ihlali bilinciyle, samimi ve kararlı olarak
çözüm odaklı yaklaşmaktadır. Bu bilinçle DEVA Partisi Genel Merkez Kadın Politikaları Başkanlığı,
DEVASAL Çözümler adı altında 2.Çalıştayını Adalet ve Hukuk Politikaları Başkanlığı ile yaparak bu şiddet
konusunda kararlılığını göstermiştir. 25 Kasım’dan bir gün sonra Kadın için Adalet raporu, 26 Kasım günü
Genel Başkanımız Ali Babacanın da katılımı ile basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaşıldı.
Bu amaçla DEVA Partisi Kadın Politikaları ile Hukuk ve Adalet Politikaları iş Birliğinde düzenlenen çalıştay
doğrultusunda üç konuda hedefler belirledi. Kadına yönelik şiddetle mücadele, kadınların eşit haklara
sahip olması ve ceza infaz sisteminin muhatabı olan kadınların sorunları ve çözüm önerilerini
içermektedir” dedi.
Koç, Çalıştayın sonuç bildirgesini özet haliyle şu şekilde paylaştı:
Etkin bir bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyeti
Kadına şiddetin temelinde yatan zihniyetin dönüşümü için eğitim alanındaki reform ve planlamaları
ilkokuldan başlatacağız.
Lise vb. okullarda sosyal bilgiler dersi müfredatına Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi dersini ekleyeceğiz.
Üniversitelerde seçimlik ders olarak var olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi dersini zorunlu ders olarak
tüm üniversitelerde ve tüm bölümlerde müfredata alacağız.

Şiddete uğrayan kadınlar ve kadın cinayetleri veri kayıt sistemi oluşturacağız.
“Kadın Hukuk Danışma Birimleri” kuracağız.
“Ücretsiz Aile Danışmanlığı Merkezi” kuracağız.
Mağdura doğru ve makul yaklaşımı sağlayabilmek için, kadına yönelik şiddet alanında doğrudan yahut
dolaylı olarak görev alan tüm idari ve adli personel ile kolluk güçlerinin ve bekçilerin meslek içi eğitime
tabi tutacağız. (Kadınla ilgili tüm idari ve adli personel ile kolluk güçlerinin ve bekçilerin meslek içi eğitime
tabi tutacağız.
Koruyucu önleyici tedbirler
İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar tarafı olacağız.
6284 sayılı kanunun etkin kullanımını sağlayacağız
Kadın sığınma evi sayısını ve kapasitelerini arttırarak, hizmetleri iyileştirici kriter ve standartlar
belirleyeceğiz.
Hayati tehlikesi olan kadın ve çocukların sığınma evinden çıktıktan sonra da güvende olmasını sağlamak
üzere düzenli kontrol ve denetim tedbirleri uygulayacağız.
(Hayati tehlikesi olan kadın ve çocukların güvende olmasını sağlayacağız.)
Kadın Acil Destek Uygulaması (KADES) yardım hattındaki eksiklikleri gidereceğiz. 155 Acil Destek Hattı ile
entegre edeceğiz.
Ülkemizde konuşulan dilleri temsil eden, çok dilli sesli çağrı sistemi ile tehlikede olan kadına hızlı ve etkin
cevap verilmesini sağlayacağız. (Tehlikede olan kadına hızlı ve etkin destek sağlayacağız)
Elektronik takip sisteminin ülke çapında her ilde uygulanmasını sağlayacak, koruma tedbirini etkin hale
getireceğiz. (Koruma tedbirlerini etkin hale getireceğiz.)
Şiddet uygulamadan dolayı ceza alanların silah ruhsatlarını geçici olarak askıya alınması veya kalıcı olarak
iptal edeceğiz.
Şiddet mağdurlarının bürokrasiye takılmadan avukat atamasının yapacağız.
Hızla koruyucu tedbirlerin alınacağı “tek kapı sistemi”ni hayata geçireceğiz.
Şiddet faillerinin ücretsiz “öfke kontrol terapileri” alabilmeleri için “Öfke Kontrol Terapi Merkezleri”
kuracağız.
“Adalete Erişim Hakkı” ve “Etkin ve Caydırıcı Yaptırım” ilkelerinin işlerliğinin arttırılması
Caydırıcı cezalar getireceğiz
Koruyucu tedbir kararı sonrasında işlenen suçlarda; denetimli serbestlik, iyi hal, seçenek yaptırımların
uygulanmasını engelleyeceğiz.
(Denetimli serbestlik, iyi hal, seçenek yaptırımlarını sınırlandıracağız.)
Türk Ceza Kanunu’nun kapsamı dışında kalan ısrarlı takip durumlarını da kapsama dahil edeceğiz. (Israrlı
takibi şiddet kapsamına dahil edeceğiz)
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için, öngörülen paraya çevirme veya erteleme cezalarını kaldıracak,
derhal infazlarını sağlayacağız.
Çocuk mahkemeleri ve aile mahkemelerini güncel ihtiyaçlara uygun güçlendireceğiz.
Savcılık uygulamalarına standartlar getirecek mağdurun eksiklik nedeniyle defalarca ifade vermesinin
önüne geçeceğiz. (Mağdurun defalarca ifade vermesinin önüne geçeceğiz.)
Adli kollukta alınan ifadelerin mevcut delillerle birlikte hızla savcılığa iletilmesini sağlayacağız.
Uygulama sürelerine ve kriterlerine itibar etmeyen personel hakkında gerekli tedbirleri alacağız.
Nafaka ödemekten kaçınan kişi için etkin yaptırımlar uygulanması yönünde yasal düzenlemeler
yapacağız. (Nafaka ödemekten kaçınan kişi için etkin yaptırımlar getireceğiz)
Velayette psikolog raporu alınması sağlayacağız.
Cezaevindeki kadınların infaz ve fiziki koşullarını nasıl iyileştireceğiz?
Cezaevlerindeki kadınların yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarını temel hak ve özgürlükler kapsamında
iyileştireceğiz.
0-6 yaş çocuğu olan kadının cezasına erteleme imkanı getireceğiz

Çıplak arama uygulamasına son vereceğiz.

Güncelleme Tarihi: 01 Aralık 2021, 09:50
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner73