AK Parti Kahramanmaraş'ta kuruldu

1999 yılının buhran Türkiye’sinde Anadolu hareketini başlatmak adına Kahramanmaraş’a gelen ve 62 KM uzaklıktaki Tekir’de yaklaşık 30 bin kişinin katılımı ile miting yapan Recep Tayyip Erdoğan, 17 yılda Türkiye’yi ilmek ilmek işledi.

AK Parti Kahramanmaraş'ta kuruldu

2002 yılında gazete manşetlerinde “Anadolu Devrimi” ile duyurulan AK Partinin kurulmasının perde arkasında Kahramanmaraş’ın ciddi rolü bulunuyor. 17 yılda Savunma başta olmak üzere, politika da, Sağlık’ta, Eğitim’de bir çok alanda muasır medeniyet seviyelerine gelen Türkiye AK Parti ile bir çağ atladı. Havayolları, üniversiteler ve ülkenin her katmanına yayılan refah seviyesi ile emperyal güçlerin karşısında dik duran hale gelen Türkiye’nin AK Partili yıllarının altında ise Kahramanmaraş’ta ki o sevgi seli bulunuyor.
AK PARTİ VE KAHRAMANMARAŞ
Yazar kasaların başbakana fırlatıldığı, bir tek serum alabilmek için sabahlara kadar beklenilen, çöp patlamalarında insanların öldüğü Türkiye potresinde, halk bir lider arayışı içerisindeydi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Siirt'te, 12 Aralık 1997 günü, Ziya Gökalp'in, şiirini okumuştu. Bu yüzden 10 ay hapse mahkûm edilen Erdoğan, cezanın Yargıtay tarafından onanmasının ardından, 26 Mart 1999'da cezanın infazı için Pınarhisar Cezaevi'ne girmişti. gün "siyasi hayatı bitti" manşetleri atılırken kendisi cezaevi önünde "Devlete kırgın ya da küskün olmadığını" belirten Erdoğan, İçeride çok çalışacağını' ve 2000'li yıllarda Türkiye'de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylemişti.
İŞTE MEŞHUR 2000 YILI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hapisten çıktıktan yaklaşık 1 yıl sonra 25 Haziran 2000 yılında Kahramanmaraş’a geldi. Türkiye’de ki yenilikçilik hareketinin arttığı bir zamanda Kahramanmaraş’a gelen Recep Tayyip Erdoğan için hiçbir organizasyon olmadan halk 62 KM uzaklıkta bulanan Tekir’e geldi. Yenilikçilik harekatının ilk durağı olan Kahramanmaraş’ta o kadar coşkuyla karşılaşan Erdoğan, “Edelerin” desteği ile AK Partiyi kurdu ve 2002 yılında Türkiye’nin makuz kaderinin değiştiği yıl oldu.
Kahramanmaraşlı edelerin, o kalabalığın altında vermek istediği “Biz senin her zaman arkandayız, git Türkiye’yi büyüt” mesajını net bir şekilde alan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Yılda çok büyük işlere imza attı
 Başkan Erdoğan'ın kurduğu AK Parti, 3 Kasım 2002'de iktidara geldikten sonra Türkiye'de birçok alanda değişiklik yaşandı. İşte Erdoğan'lı yıllar:
IMF'YE BORCUMUZ SIFIRLANDI: 
Türkiye, 1 Ocak 1961'de Cemal Gürsel döneminde Uluslararası Para Fonu'na (IMF) borçlanmaya başladı. İsmet İnönü, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal ve Tansu Çiller de IMF ile stand-by anlaşmaları imzaladı. Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde AK Parti iktidarı, Türkiye'nin son stand-by antlaşmaşını 2005'te 6.6 milyar SDR'lik (özel çekme hakkı) ödenek için yaptı. Erdoğan, 14 Mayıs 2013'te Türkiye'nin IMF'ye borcunu bitirdi.
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI SONA ERDİ
1964'te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başını örten okul birincisi Gülsen Ataseven'e yönelik uygulamayala başörtüsü yasağı başladı. 1980 darbesi sonrası bazı üniversitelerde başörtüsü yasağı başlatıldı. 1997'de YÖK Başkanı Kemal Gürüz, başörtülü öğrencilerin okullara alınmasını yasakladı. Erdoğan, 30 Eylül 2013'te kamu kurumlarında başörtüsü yasağını kaldırdı

NÜKLEER SANTRAL, İHA VE SİHA
1956'da Adnan Menderes'in başbakanlığı döneminde nükleer enerji çalışmalarına başlandı. Menderes, Atom Enerjisi Kurumu'nu kurdu. Sakarya'da nükleer santral kurmayı planlayan Menderes'in çabaları, 4 ay sonraki darbeyle engellendi.
Erdoğan döneminde nükleer enerji santralleri kuruldu, İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) üretilmeye başladı.
KOALİSYONLU HAYAT BİTTİ
20 Kasım 1961'de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet Partisi (AP) tarafından kurulan İsmet İnönü Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti'nde kurulan ilk koalisyon hükümetiydi.
30 Ekim 1923'ten bu yana Türkiye'de 65 hükümet görev yaptı. 94 yıllık Cumhuriyet tarihinde hükümetlerin ortalama ömrü 1 yıl 5 ay oldu. 16 Nisan 2017'de gerçekleşen Anayasa değişikliğiyle Başkanlık Sistemi'ne geçildi ve darbelere zemin hazırlayan koalisyon hükümetleri son buldu.
DARBE GELENEĞİ SONA ERDİ
 5-27 Mayıs 1960'te başlayan askeri darbe/ darbe girişimleri AK Parti döneminde de yaşandı. Türkiye'deki ilk darbe, Demokrat Parti'nin (DP) "Türkiye'yi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" iddiasıyla TSK'daki bir grup subayın ülke yönetimine 27 Mayıs 1960'ta el koymasıyla gerçekleşti. 12 Mart 1971'de ordu mensupları, cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a muhtıra vererek hükümeti istifaya zorladı. 12 Eylül 1980'de Kenan Evren komutasında darbe gerçekleşti. Hükümet görevden alındı. 28 Şubat 1997'deki MGK'da askerler, seçimin galibi Necmettin Erbakan'ın istifasını istedi. 27 Nisan 2007'de asker, hükümete e-muhtıra verdi. FETÖ, ilk sokak kumpasını 27 Mayıs 2013'te Gezi Parkı'nda kurdu.
17-25 Aralık kumpaslarıyla da Erdoğan'ı hedef aldı. Türkiye, son olarak Erdoğan önderliğinde FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi önledi.
TERÖRLE SINIR DIŞINDA MÜCADELE
Türkiye, terör örgütleriyle sınır dışında mücadeleye başladı. Suriye'de Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla terör örgütlerinin inlerine girildi.
FETÖ'ye karşı yurtdışında kararlı bir mücadele yürütüldü.
TEKNOLOJİK BAĞIMSIZLIK ÇOK ÖNEMLİ
Dünyada artık bağımsızlığın ölçüleri olan toprak, bayrak, milli para gibi kriterlere yenilerinin eklendiği bir döneme giriyoruz. Bunların en başında teknolojik bağımsızlık geliyor. Veri üretiminden güvenliğe, savunma, sağlık, eğitim, bilişim teknolojilerinden yapay zekaya kadar her alanda kendi ayaklarımızın üzerinde durmak mecburiyetindeyiz. Şayet biz bunu beceremezsek zorunlu olarak ipin ucu başka birilerinin eline geçecektir. Nasıl topraklarımıza hükmetmeden bağımsız olamazsak, teknolojiye hakim olmadan da bağımsızlığımızı sürdüremeyiz.
ÜRETİR HALE GELMELİYİZ
Teknolojiyi sadece kullanan değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke konuma gelmedikten sonra bu hedefe ulaşamayız. Eğer teknoloji çok hızlı gelişiyorsa bizim ondan daha hızlı hareket etmemiz şart. Madem çocuklarımız artık dijital bir dünyaya gözlerini açıyor, hazırlığımızı buna göre yapacağız. Bilgeye erişimi sınırlandırmanın değil, tersine çeşitlendirmenin ve bilinçli kullanmanın yollarını arayacağız.
Derleyen: Mustafa Kılınç

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER