Kılıçdaroğlu: 'Ak Parti'den öncesi dinsiz miydi?'

Kılıçdaroğlu: 'Ak Parti'den öncesi dinsiz miydi?'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin haftalık olağan grup toplantısında konuşuyor.


CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

Enerjideki kaçak ve kayıp miktarı yüzde 19. Yarısı kadar önlem alırsanız, enerji sorununa en büyük katkıyı yapacaklar. Sen kayıp ve kaçağı önlemiyorsun sonra Erzurum'a gidip köylüye 'ben senin suyunu kesicem' diyorsun. Bu senin malın değil. Bu millet nasıl karar verirse öyle uygulanacaktır.

Acaba biz işgale mi uğradık?

Bu nasıl bir siyasi oburluktur?

Köylünün suyunu kesip, üretme diyeceksin?

Erzurum'da belediye başkanı ve belde belediye başkanı AKP'liydi istifa ettiler. Bir düşün niye istifa ettiler?

Aynı bölgede yaşayan 17 yaşındaki Leyla. Başını beklediğimiz ceviz ağaçlarıyla geçiniyoruz. O su giderse nasıl geçinirim? diyor. Bu kadar güzel bir talebi sen nasıl görmemezlikten gelebilirsiniz. Leyla ceviz ağaçlarıyla birlikte vatanını da savunuyor. Aslında sayın başbakan şunu anlamıyor. Erzurumlu kadınının genlerini bilmiyor. Nene Hatun 3 aylık bebeğini emzirip Kurtuluş savaşına gidiyor. Senin bilmediğin budur.

Nerede bir haksızlık olursa CHP orada olacaktır.

Leylayla ilgili yasak kararı veriyor mahkeme. Komşularınla, akrabalarınla görüşemezsin diyor mahkeme. 21. yüzyılın ayıbına imza atıyor. Leyla'nın 80 yaşındaki babaannesiyle bile görüşmesine engel getiriyorlar. Hem de 2011 yılında.

Buradan bütün adalet cellatlarına sesleniyorum: 135 milletvekili burada Leyla'nın konuşması için var. Leyla konuşmayacaksa biz de konuşmayacağız. Gerekirse 135 CHP, 136 tane Leyla olacaktır.

Post-modern bir dikta yönetimiyle karşı karşıyayız. Bunların özel mahkemeleri ve özel görevleri vardır. Bir de post modern diktatörleri vardır.

HES'e karşı çıktığı için yargılanan 1026 kişi yargılanıyor. Siz buna demokrasi diyorsunuz. Demokrasi hak arama rejimidir. 86 yaşındaki Nafiye Ana'yı karakola götürdün de boyun mu uzadı? Bu bir insanlık ayıbıdır.

HAKİMLERE ÇAĞRI

Beni sürerler diye çekinmeyeceksiniz. Adalet mülkün temelidir. Adalet devletin temelidir. Çağdaş demokrasilerde özel yetkili mahkemeler olmaz, dikta rejimlerinde olur. Daha önce DGM, daha önce Sıkıyönetim Mahkemesi daha da önce Yassıada Mahkemesi'ydi. Bu mahkemelerde imzasız dilekçeyle, iki kayıtla hayatınız kararır. Avukatınız bile neyle suçlandığınızı öğrenemez.

İktidar kafaya koyar bir gece gelir seni alırlar. Derdini anlatıncaya kadar 6 ay geçer. Masumlar iftiraya uğrarken, hep beraber o mazluma sahip çıkacağız.

DENİZ FENERİ

Bir Başbakan düşünün. Yüzde 100 haklı olduğunu düşüncede yargıya müdahale etmez. Ahlakın iflas ettiği duruma bakalım.

Deniz Feneri davasına bakalım.

Koskoca bir devlet. Bakanlar Kurulu görevini bırakmış savcılarla ulaşmış. Savcılar hırsızın peşinde, bakanlar da savcıların...

Almanya'da yargılandılar. Bunlar piyon asıl failler Türkiye'de dediler. Şimdi gördük, asıl failler savcılar. Sizin neyinize adalet!

Başbakan'ın dava arkadaşlarını önce savcıların elinden aldılar, sonra da savcılar hakkında hapis cezasıyla dava açtılar. Hukuk camiasına gözdağı vermek demektir. İbreti alem için ayağınızı denk alın diyorlar. Onun için hakimlere savcılara sesleniyorum: Adaletin üstünlüğüne olan inancınızı sarsmayın!

Sayın Başbakan'ın yakın arkadaşlarına hırsızlık yapma izni vermek demektir. Yüzyılın yolsuzluğu, yüzyılın skandalarına dönüştü.

Ey hırsızlar... Eğer başınıza birşey gelmeden önce Sayın Başbakanla irtibata geçin ki kimse size dokunamasın.

Başbakan'a ulaşamazsanız, dert etmeyin köstebek bir bakan var. Ona ulaşın işinizi görün. Kimse size dokunmaz.

TUTUKLU VEKİLLER

Sayın Arınç, birkaç kez açıklama yaptı ve samimi olarak bunları söylüyorum dedi. Arınç, daha önce RTÜK başkanı o görevde durmasın demişti. Ama başkan sırtını Erdoğan'a dayamıştı. Sayın Arınç'a soruyorum: Deniz Feneri savcılarının başına gelenler sizin vicdanınızı rahatsız etimiyor mu?

Ne diyelim yazıklar olsun. Yazıklar olsun bu kabineye!

Başbakan'ın bir CHP takıntısı var. 'En son katsayı düzenlemesini bir kez daha Danıştay'a götürdüler. Niye imam hatiplerden rahatsız oluyorsunuz. Dindar nesiller yetişmesin mi istiyorsunuz" diyor.

Danıştay'a CHP'nin değil de iki kişinin başvuru yaptığını bilmemesine imkan yok. Bir başbakana yalan söylemek yakışır mı? O koltukta oturuyorsun. Bu benim onuruma dokunuyor. Yalan söylemek ancak sana yakışır.

Başbakan'a soruyorum:

Diyorsunuz ki dindar olmayan bir nesil olmasın istiyorsunuz diyorsunuz. Siz gelmeden önceki nesil dinsiz miydi?

Bu ölçüyü, bu yetkiyi sana kim verdi? Sen nasıl insanlara 'sen dindarsın', 'sen dindar değilsin' diyebilirsin. Bu şirk değil midir?

İmam Hatip Okullarını, İlahiyat Fakültelerini, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kuran CHP'dir. Sen kim oluyorsun da iftira atıyorsun. (Mynet)



Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2012, 12:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner23