Aferin ve helal olsun Tatlıbal'a'

Aferin ve helal olsun Tatlıbal'a'

Çarşamba günü, maçın olduğu saatler, baktım ekranda milletvekili Cafer Tatlıbal. “Eyvah!” dedim. “Yine çamları devirecek, ortalığı yakıp yıkacak”

Tabi karşısında usta bir televizyoncu var. Liderlerle röportaj yapmış, deneyimli. Sevgili Tatlıbal"ın daha önceki konuşmalarını dinlediğim ve ağır eleştirdiğim için, maçı falan bir tarafa bırakıp, dinlemeye koyuldum.

Dinledim ve notlar tuttum. Sizler için… Kendim için istiyorsam; Putin askerlerinin top mermisine hedef olayım, Gürcistan"dan cenazem gelsin. Satırbaşlarından örnekler sunarak…

Kahramanmaraş"ta sivil toplum örgütlerini yok saydı. Ki, kentin kilit sivil toplum örgütü TSO dâhil. Tabi Terzibaş da tuzak sorulara sorarak, Tatlıbal"ı hata yapmaya zorladı. Zaman zaman da bunu başarmadı değil. Tatlıbal, Mehmet Balduk"u Başbakan Erdoğan ve Abdullah Gül "le buluşturduğunu, yemek yediklerini, milletvekilliği için önerdiğini, ancak Balduk"un siyasete girmeyi kabul etmediğini belirterek, “Orada oturup konuşmak olmaz, siyasete gireceksin, çalışacaksın” deyip davet edince, kanım dondu.

Terzibaş rahat, kendinden emin tavır sergiler, konuğunu ağırlarken, Tatlıbal biraz gergin gibiydi.

Konu üniversitenin otel için vermeyi düşündüğü Hilton olayına gelince, rektör için söylediklerinin tamamına hak vermedim desem yalan olur. Tek başına karar alacaksın, çuvallayınca, siyasilere sığınıp, onlardan yardım isteyeceksin. Tatlıbal burada haklı. Havaalanında da çıkışıyor zaten; “siyasiler senin babanın uşağı mı kardeşim!” deyişi ve Baytorun"u eleştirmesi, doğru ve haklı çıkıştı.

Tatlıbal, bir önceki açık oturumlardaki hatalarından ders almış olmalı ki, bu kez temkinliydi, kelimeleri, cümleleri seçerek, tartarak konuşuyor, ancak doğruları da söylemekten kaçınmıyordu. Kaldı ki Terzibaş da bu kadar dobra, bu kadar açık ve nete bir konuşmacı ile ilk kez karşılaştığını itiraf ediyordu.

Milletvekilleri arasında ayrı-gayrılığın olduğunu inkâr etmedi. Bunu hiçbir vekil söylemeye cesaret edemezdi.

Tabi sohbet uzundu, ancak biz kısa geçmek zorundaydık. Hem dinle, hem not al, zor işti.

İl Özel idare genel sekreterliği meselesine gelince, bizim de her daim takdir ettiğimiz beyefendi kişilik Abdullah Şahin"in tayinini durdurabilmek için çabaları olduğunu söyleyince, “Aferin, bak doğru konuşuyor, doğru işi yapıyor” demekten kendimi alamadım. “Tayini durdurabiliriz” diye söyledi de zaten, Ankara çevresinde Şahin"in reytingi, puanı yüksek.

Valimiz sayın M.Niyazi Tanılır"ın, Kahramanmaraş halkı ile bir adaptasyon sorunu olduğunu ima eder gibi konuştu. “Müfettişlikten geldiği için, temkinli, prosedürleri, yönetmelikleri uygulayan, kuralcı” biri dedi ve ekledi, “Ancak biz valimize alıştık…” Bu tespit başından sonuna kadar doğruydu.

Sohbetin en heyecanlı yerinde, söz döndü dolaştı, Veysi Kaynak"ın bendenize verdiği demecine ve gazetemde çıkan haberine geldi. Yani Karacasu"ya yapılacak olan 1.200 yataklı sağlık kompleksine… Bu hususta gayretlerini dile getirdi, Türk siyasetinde, en etkili milletvekillerinin kendileri, yani Kahramanmaraş"ta olduğunu savundu. İşte bu tartışılır.

AK Parti ili ve merkez ilçe arasındaki soğukluktan, kırılma noktasından söz ederken, haklıydı ve doğruları söylüyordu. Sözün burasında biraz da il başkanı Atıf Şirikçi"ye iğnelemede bulunmadı değil. Ama çabuk toparladı.

Terzibaş"ın 400 yataklı hastanedeki ısrarı malum. Özellikle her sohbette, lafı getirip Mustafa Buluntu ve Haluk Şerbetçi"ye dayamasını biraz manidar bulmadım desem inkâr etmiş olurum. Olmuş-bitmiş, ısıtıp ısıtıp, temcit pilavı gibi yeniden gündeme getirmenin manası yoktu, ama demokratik ortamda tartışılması güzeldi. Tatlıbal ortada bir rant kavgasının yaşandığını, hak-hukuk ve adalet adına, yönetim kurulundaki arkadaşlarının isimlerinin böyle bir konuda isimlerinin geçmesinin kendisini, vicdanını incittiğini de söylemek cesaretini gösterdi. Bir cümlesi hoşuma gitti, “Beyaz, lekeyi çabuk gösterir…” Aferin, bak bazen mantıklı şeyler de konuşabiliyormuş sevgili vekilim.

Yine hafta başında, TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil"in Mustafa Poyraz"a olan yakınlığı ima edilerek, Pakdil"in Poyraz"dan yana tavır alması, açık destek vermesini doğru bulmadığını söylerken de cesur ve dobraydı. Bu itirafı, Pakdil"e yakıştıramadığını ve doğru bulmadığını, daha çok aday adayının çıkabileceğini açık açık vurguladı ve Şirikçi"nin de bu arenada kendini gösterebileceğini kaydetti. Poyraz"ın da iyi bir kumaş olduğunu, değerli bir insan olduğunu, ancak halkla barışık olmadığını ima etti ve son cümlede, “artık pişti, alıştı” demeyi unutmadı. Aferin!

Tabi yerel seçimler öncesi, belediye başkanlarında aranacak kriterleri sıraladı, başkan adaları hususunda kendilerinin de kanaatlerinin olacağını söylerken, bizden on üzerinden on puan almayı başardı.

Son bir müjde verdi çiftçilere, destekleme primi için 8 milyon YTL" paranın ziraat bankasına yattığını, çiftçilerin rahat bir nefes alacağını müjdeledi.

Velhasıl-ı, keyfine doyum olmayan bir sohbet programı izledik. Cafer Tatlıbal da alışmış. Helal olsun, gözlerinden öpüyorum sayın vekilim. Bir teşekkürüm de sayın Terzibaş"a. Her ikisine de dedemden kalma bir aferin vardı, ikisine verdim, gitti… Helali hoş olsun!

MEHMET FİSKECİ
(Maraş Gündem'den alınmıştır.)

Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2008, 23:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner66