Doğruyu söylesenize!..

Doğruyu söylesenize!..

Üzerinden bunca sene geçtiği halde hala tartışılan 28 Şubat'la alakalı olarak Vatan Gazetesi'ne bir röportaj veren zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, beklendiği gibi, süreci savunmuş.

Demirel, o dönemde halkın rahatsız olduğunu ve bütün gelişmelerin buna dayalı olarak yapıldığını vurgulamaya çalıştığı röportajında, iktidara karşı yapılmış her ne varsa bunun haklı olduğunu ve olup bitenlerin zamanın hükümeti tarafından hak edilen şeyler olduğunu öne sürmüş, sürekli olarak.

Ama ne olup da halkın rahatsız olduğu hususuna değinmek ihtiyacı hissetmemiş nedense ve o dönemde Susurluk aydınlatılsın talepleri ile başlatılan 'Bir dakika karanlık' eylemlerinin de iktidara karşı halk tarafından yürütülen bir faaliyet olduğunu iddia etmiş.

Aslında, zamanın Cumhurbaşkanı, o dönem iktidarının halkı ve zinde güçleri rahatsız ettiğini iddia ettiği icraatlarını sayabilse, belki yeni bir şeyler öğrenebilme imkanına kavuşacaktık.

Ancak tıpkı dönemin diğer önemli aktörleri gibi o da, yuvarlak ifadelerle 54. Hükümeti suçlamakta ve o dönem yapılanları haklı gösterebileceğini düşündüğü muğlak tezler ileri sürmekte sadece.

Mesele, kendisinin de içinde bulunduğu Millet iradesine karşı yapılmış bir hareketi bunca yıl sonra bile haklı gösterebilmek.

Dönemin güçlü isimlerinden müteveffa (e) Oramiral Güven Erkaya da 90'ların sonunda katıldığı bir TV proğramında 'nasıl olup da 28 Şubat sürecine girildiği, ülkeyi uçurumun kenarına getirdiği belirtilen gelişmelerin neler olduğu' sorusuna karşılık sadece şunları sayabilmişti:

1- Zamanın Başbakanı uçakla Uzakdoğuya giderken, uçakta içki servisi yaptırmamıştı.

2- O yolculukta gidilen ülkelerde, kalınan otellerin mini barlarındaki içkiler bile kaldırtılmıştı.

3- Sincan Belediyesi içki satan yerlere ruhsat vermekte zorluk çıkarıyordu.

4- Sincan Belediyesi, yılbaşlarında hindi satışlarına müdahele ederek, Hıristiyan vatandaşların dini özgürlüklerini engelliyordu...

Evet, dönemin en güçlü isimlerinden birisi olan ve Batı Çalışma Grubu'nun da kurucusu olduğu söylenen (e) Oramiral Güven Erkaya'nın 'Neden 28 Şubat'a gerek duyuldu?' sorusuna verdiği daha doğrusu verebildiği cevap bundan ibaretti.

Demirel'in o günden bugüne söylediklerine bakın. Vatan Gazetesi'ne verdiği son röportaj da dahil olmak üzere, Türkiye'yi bütünüyle etkileyen ve halkın varlıklarının büyük bir bölümünün yok edilmesini sağlayan o sürecin hakikaten neden yaşandığına dair tek bir kelime bile bulamayacağınız kesindir.

Bankaların nasıl olup da battığı, batan ya da batırılan bankaların çoğunda emekli generallerin nasıl ve neden yönetim kurulu üyesi olarak bulundukları, ülkemiz sermayesinin bir bölümünün neden üzerine üzerine gidildiği, iktidarda bulunan partilerin milletvekillerine yönelik sindirme ve korkutma girişimlerinin neden yapıldığı, Refah Partisi'nden fire olmayacağı anlaşıldığında neden DYP'nin en azından iki parçaya bölünmeye çalışıldığı, Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın istifasından sonra hükümet kurma görevinin neden Tansu Çiller'e verilmediği.... gibisinden cevap bekleyen binlerce sual, bunca yıl sonra bile, 28 Şubat'ın ta içinde ve karşı tarafta bulunanlarca cevaplandırılabilmiş değil.

Çünkü cevap bekleyen sorulara makul ve mantıklı cevaplar verilme şansı yok ve dahası, doğruyu söyleyebilmek de kimsenin harcı değil.

Kim ortaya çıkıp da, göğsünü gere gere: "Ülke Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakanlığında sürekli olarak iyiye doğru gidiyordu. Buna müsaade edemezdik. Bunun için 28 Şubat sürecini başlattık..." diyebilir ki?..

Diyemiyorlar, diyemezler. Diyemiyecekler de!..

Ama Millet bütün bunları artık biliyor...


EKREM KIZILTAŞ
MİLLİ GAZETE
ekiziltas@milligazete.com.tr

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2009, 09:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63