Eski başkanlara büyük vefasızlık

Eski başkanlara büyük vefasızlık

Partilerin aday belirleme sürecinde izledikleri o kadar çok rahatsız edici noktalar var ki, bugünkü yazımda mevcut başkanlarla ilgili yanlış bir uygulamanın altını çizmek istiyorum.

Uzun zamandır tam da bugünler için planladığım yazının başlığı aslında “Eski başkanlara büyük vefasızlık olarak düşünülmüştü.

Yazıda ana hatlarıyla, hangi partiden olursa olsun şu an belediye başkanı olarak görev yaptıkları halde yeniden aday gösterilmesi düşünülmeyen başkanlara karşı sergilenen tutumun bir iletişim hatası olarak ne tür sonuçlar ortaya koyabileceği farklı yönleriyle değerlendirilecekti.

Halen başkan olduğu halde aday gösterilip gösterilmeyeceği belirsizliğini koruyan başkanlar arasında en tanınmış isim hiç kuşkusuz ki Sayın Melih Gökçek’tir. Biz bu konuyu yazmaya karar verdiğimizde Sayın Gökçek ile ilgili tereddütler gündemde yoktu. Dolayısıyla önce konuya daha önce düşündüğümüz veçhiyle genel çerçeveden ele alalım, ardından Sayın Gökçek konusunda da iki kelam edelim.

Malum, mevcut başkanlardan yeniden aday gösterilenler de var, gösterilmesi de düşünülmeyenler de.
Diyelim ki bir parti görevdeki mevcut belediye başkanını değişik nedenlerle yeniden aday göstermek istemiyor. Böyle bir durumda ne tür bir yöntem izlenirse sizce daha uygun olur?

Seçimlere çok az zaman kalmasına rağmen, mevcut belediye başkanlarından birçoğu hala patileri tarafından yeniden aday gösterilip gösterilmeyeceklerini bilmiyorlar. Mevcut başkanlarla ilgili durum belirsizliğini koruyunca, onların yerine aday olmak isteyen aday adaylarının kıran kırana rekabeti ve parti çevrelerinde yürüttükleri lobi çalışmaları da tüm hızıyla sürüyor.

Mevcut başkanların aday gösterilip gösterilmeyeceği belli olmadığından ve kendileri de sanki ilk defa aday olacaklarmış gibi adeta aday adayı şeklinde bir yarış içine sürüklendiklerinden dolayı, aynı partiden diğer aday adaylarının kendi şanslarını artırmak için mevcut başkan hakkında dedikodular üreterek yıpratma çabalarının önüne geçmek de mümkün olmuyor.

Partiler, başarılı bile olsalar mevcut belediye başkanlarıyla yola devam edip etmeyeceklerine ilişkin kararlarını kamuoyuna eren deklare etmediklerinden, bir ümitle ortaya çıkan aday adaylarının birbirini yıpratmasının önüne de geçemiyorlar. Adeta her parti kendi ipini kendisi çekiyor.

Mevcut başkanlar sonunda yeniden aday gösterilecek olsalar bile, bu karar vakitlice açıklanmadığı ve sanki başka aday adaylarının da şansı varmış gibi bir hava yaratıldığı için, ya bizzat aday adayları ya da onların yandaşlarının çeşitli iddialar gündeme getirerek mevcut başkanı yıpratmalarının yolunu da bizzat partiler kendileri zemin hazırlamış oluyorlar.

Bu işin bir yönü.

Diğer asıl önemli konuya gelince.

Elbette görevdeki başkanın başarılı bile olsa illa da yeniden aday gösterilmesi gerekmez. Bu göreve talip, hatta işinde mevcut başkandan daha ehil olabilecek çok sayıda aday adayı görev bekliyordur. Parti teşkilatları zaten bu tür zamanlar için pusuda bekleyen ve sürekli yatırım yapan insanlarla kaynamıyor mu?

Burada önemli nokta, mevcut başkanlara yeniden aday gösterilmeyeceğinin zamanında tebliğ edilmemesi ve işin son noktaya bırakılması. Partinin bu yöndeki kararı son dakikaya bırakıldığı için, mevcut başkanlar çevrelerine yeniden aday olacakmış gibi bir görüntü veriyorlar. Kararın aksi olması durumunda ise deyim yerindeyse çevrelerine madara oluyorlar.

Bu noktada şahsen bizi bir insan olarak rahatsız eden asıl nokta, mevcut başkan yeniden adayım diye ortaya çıkıp da aday gösterilmeyince, yaptığı onca hizmete rağmen sanki başkalarının bilmediği sakıncalı durumları varmış da ondan dolayı aday gösterilmemiş gibi yıpratıcı bir imajla karşı karşıya kalmaları. Kaldı ki bu karar son ana kadar verilmediği için diğer aday adaylarının kendisi hakkında ortaya attığı çeşitli iddiaların yeniden aday gösterilmemesi durumunda “acaba tüm söylenenler doğru muydu?” diye zihinlerde olumsuz bir iz bırakacak nitelik taşıması. Yani başkanı onuru ve şerefi ile yolcu etmek varken, bir leke ve şüphe varmış gibi zihinler bulanmış halde yüzüstü bırakılması.

Çare?

Bu tür çirkin bir görüntünün ortaya çıkmasının önüne geçecek en başarılı iletişim stratejisi bize göre şudur;
Eğer bir başkanın yeniden aday gösterilmemesi kararlaştırılmışsa parti teşkilatının konuyla yetkilendirilmiş isimleri kendisi ile görüşürler ve yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ederler. Yeni arkadaşlara şans vermek istediklerini ve bunun bir bayrak yarışı olduğunu söylerler.

Yeniden aday gösterilmeyeceğini öğrenen başkan da, partim beni aday göstermeyecek demez. Çıkar uygun zamanda basının karşısına, partisi görevini sürdürmesini istediği halde yeniden aday olmayı düşünmediğini, yeni ekiplere ve yüzlere şans vermek istediğini, koltuğa yapışıp kalmayı doğru bulmadığını ve her şeyi tadında bırakmanın yerinde olacağını söyler.

Bu sayede, hem başarısız olduğu için görevden alındı gibi bir görüntü oluşmaz, hem de yakın çevresine (hatta ailesine) ve seçmenine karşı ezik olarak kenara çekilmekten kurtulur, onuru zedelenmez.

Parti de kazançlı çıkar. Başarısız başkanın yerine yenisini aday göstermiş gibi olmaz. Öyle ya, eskisi başarısızsa, yenisinin başarılı olacağından seçmen nasıl emin olsun ki? Bu durumda başka partinin adayını denemek de isteyebilir.

Sayın Gökçek konusuna gelince.

Başbakanın işi gerçekten zor. Aday gösterse de göstermese de büyük bir açmaz içinde. Sayın Gökçek’in yeniden aday gösterilmemesi durumunda hakkındaki iddialar nedeniyle böyle bir sonuçla karşılaşıldığı anlaşılacaktır ki, bu imajı hayatı boyunca silmesi mümkün olmayabilir. Bundan sonraki siyasi hayatı da büyük hasar görür.

Burada temel yanlış, 3 dönem büyükşehirde, 1 dönem Keçiören’de tam 20 yıldır belediyecilik yapan Gökçek’in görevde ısrar etmesi ve siyasi kariyer planını bu işe odaklı kılmasıdır. Kimse vazgeçilmez değildir ve olmamalıdır da. Koca Ankara’da bu işe ehil olacak ikinci bir isim olmadığını düşünmek insanımıza karşı da saygısızlık ve güvensizliktir. Allah gecinden versin, Sayın Gökçek vakti saati gelip fani âlemden göç ettiğinde Ankara başsız ve öksüz mü kalacaktır? Yok böyle bir şey. Bu kadar vazgeçilmez kılmamak lazım insanları. Ülkenin insanına güvenmek, yeni yüzlere şans vermekte tereddüt etmemek lazım.

Bilemiyoruz ki Başbakan Erdoğan’ın aklından geçenler neler? Nihai kararı neticede kendisi verecektir. Ankara Gökçeksiz kaybedilir mi sorusu herhalde temel soruyu oluşturmaktadır.
Yazının başında dedik ya.

Partiler mevcut belediye başkanlarıyla ilgili tavırlarını diyalog süreciyle erken belirmediklerinden başkanları da partiyi de zora sokuyorlar.

Seçim ve siyaset her şey demek değildir.

İnsanların gururlarıyla fazla oynanmamalı, hiç kimse ümit verilip yarı yolda bırakılmamalıdır.

Hele adaylık şansını artırmak için rakipleri hakkında alavere dalavere çevirenler yok mu, Allah ülkeyi bu tür kişiliksizlerden korusun.

Önce insanlık diyoruz.

Prof. Dr. Osman Özsoy
Haber7

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2008, 07:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63