GÖRÜŞ: BBP ne yapmak istiyor?

GÖRÜŞ: BBP ne yapmak istiyor?
Düşürme… Sahip ol al bayrağına,
Türk-İslâm mührünü gel vur çağına,
Fitneyi, yalanı götür lağıma,
Dök dökebilirsen iş başa düştü…

A.KARAKOÇ


Bu soruyu sormanın şimdi tam zamanı sanıyorum. Çünkü: Büyük Birlik Partisi (BBP) yola çıkış felsefesi, dik duruşu, sivilleşme ve millet iradesine sahip çıkmadaki tavrı ile Milletimizin gönlünde taht kurmuş bir hareketin adıdır. Millet iradesinin zorda kaldığı ve tehditle karşılaştığı en dönemlerde ilk yürekli tavır buradan yükselmiş. Tehdidin siyasi muhatapları gık çıkaramazken yüreklere su serpen haykırış top mermisi gibi Rahmetli Yazıcıoğlu’nun ağzından duyulmuştur. 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı hatırlayanlar mesajımızı iyi hatırlarlar.

Bu hareket birçok defa Meclis’te kilit konuma gelmiş, iktidarların anahtarı olma konumunu yakalamış. Önüne maddi ve manevi birçok fırsatlar serilmiş. Ama bunların tümü bu delikanlılık timsali hareketin kadroları tarafından ret edilmiş, sadece milletin iradesinden yana tavır konulmuştur. Rahmetli Muhsin Başkan’a ve dava arkadaşlarına gösterilmiş olan sevgi muhabbetin sebebi de, bu temiz ve dürüst geçmiştir. Bütün bu imkânları elinin tersi ile iten o kadroların,16 yıllık sürede ayakta kalabilmek için yaşadığı maddi sıkıntıları içinde yaşayan biri olarak yakından bilenlerdeniz. İşte yaşanan çile ve sıkıntıların karşılığı milletimizin gönlünde sevgi tahtı olarak yerini almıştır.

Ancak BBP’nin mevcut yönetimi, Rahmetli Muhsin Başkan’ın Şahadetine sebep olan helikopter kazasının duyulmasından itibaren Hükümet’e ve Devlet ricaline karşı teşekkürlerin ve övgülerin sıralandığı bir garip durum sergilemiş. Oysa arama-kurtarma rezaleti, ihmaller ve kasta varan olumsuzlukların neticesi, kaza yerine olay yerine üç gün sonra (köylülerin sayesinde) ulaşılmış. Özellikle gazeteci İsmail Güneş adeta canlı yayında ölmüştür. Bütün bunlara rağmen hükümet ihmali olduğu kesinleşen başta Kayseri Emniyet Müdürü ve Sivil Havacılık Kurumu Genel Müdürü olmak üzere Müfettiş raporlarına rağmen hiçbir yetkili hakkında soruşturma izni vermemiştir. Bu konuda daha önce kamuoyu ile paylaştığımız bir açıklamamızda Hükümet ve BBP yetkililerine sorduğumuz sorularımıza cevap verilmediği gibi millet vicdanını rahatlatacak bir adım da atılmamış. Bütün bunlar ortada iken BPP bir partiden ziyade AKP’nin yan kuruluşu gibi hareket ediyor. Maalesef kamuoyu tarafından da böyle algılanıyor.

Özellikle 12 Eylül’de yapılacak olan referandum gündeme geldiğinden beri BBP’nin sergilediği tavır davaya emek vermiş, kutlu yürüyüşün çilesini omuzlamış fedakâr tabanımızı, Muhsin Yazıcıoğlu sevdalılarını ve millet vicdanını derinden yaralamaktadır. Bu bir anayasa değişikliğidir.

Elbette evet diyenler, hayır diyenler ve veto edenler de olacaktır. Tabi ki millet iradesine saygı gösterilmesi gerek. Yoksa demokrasi edebiyatı yaparak, kendi koltuğunun ve çıkarlarının derdine düşmüş olanların hesabı herkesçe bilinmektedir.

Elbette demokratik ve hür düşünen insanlarımızın görüşü saygıdeğerdir. Hepimiz 12 Eylül darbe Anayasasından tümden kurtulup sivil bir anayasa talebimizi dile getirerek, darbe anayasasının bir maddesinin değiştirilmesinin milletimiz için önemli olduğunu baştan beri ifade ediyoruz. Elbette partiler, fertler, sivil toplum kuruluşları fikirlerini söyleyebilir. Buna kimsenin itirazı da olamaz.

Lakin kampanya evetçilerin ve hayırcıların güven oylamasına dönüşmüştür.

Büyük Birlik Partisi ise kampanyada evetçilerin yanında yer alarak, kraldan fazla kralcı bir tavır ve duruş sergilemektedir.

Özellikle bir siyasi parti ve onun lideri böyle bir kampanyada kendi argümanlarını ve kendi resimlerini kullanmalı.

BBP ise Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun zulüm mahkemelerinde çekilmiş resimleri dâhil, her argümanı kullanmaktadır.

Bu davranış biçimi başta Rahmetli Muhsin Başkan’a ve O’nun arkadaşlarına, kurulduğu günden beri dik duruşun adresi olan BBP’nin misyonuna ve Alperenlere karşı sorumsuzluktur. Bu gibi oportünist (fırsatçı) yaklaşımlara karşı durmak, bu hareketin varlık sebebi olduğunu bir kere daha hatırlatmakta fayda var.

Türkiye’nin her tarafında billboardları süsleyen “24 saat kesintisiz demokrasi için evet” afişlerinin sağ köşesine Rahmetli Muhsin Başkan’ın zulüm mahkemesinde çekilmiş resmini kullanmışlar. Bu çok çirkin bir hareket... “Yetmez ama evet” afişlerinde de rahmetli Muhsin Başkan’ın resimleri kullanılmış.

Bu mantık kabul edilemez… Böyle bir kampanya yürütmek yanlış ama, yapıyorsunuz diyelim.

O zaman kendi resminizi afişlere koyar tepe, tepe kullanırsınız.

Mesela: Saadet Partisi de “evet” diyor. Ama onlar sizin gibi trilyonluk kampanya yürütmüyor.

Bu afişlerin billboardlara çıkması ile birlikte Türkiye’nin her tarafından hepimize tepki telefonları yağıyor. Muhtemelen bu tepkiler BBP’de sorumluluk sahiplerine de geliyor.

Bize yakın olan-olmayan, ama Rahmetli Muhsin Başkan’ı seven, sayan ve harekete yakınlık duyan yüzlerce dost arıyor ve çok sert tepki koyuyor. Bizim parti ile konumumuzu bilmedikleri için geçmişe dayanarak: “Ne oldu kardeş Rahmetli Muhsin Başkan’ın resmini pazarlamaya mı başladınız.” diye ağır sitemde bulunuyorlar..

Parti’den yetkili arkadaşları arayıp tepkilerimizi anlatarak acilen tedbir alınmasını istedik.

“Konuyu değerlendireceklerini” söylediler. Ama netice çıkmadı. Bu görüntü çok çirkin ve yaralayıcı. Bekledik ses çıkmayınca tepkimizi ve gelen tepkileri ortaya koymak şart oldu. İnsanların bir dava uğruna çocuklarında çok emek verdikleri bu onurlu hareketin açıktan pazarlanmasına seyirci kalmasını kimse bekleyemez.

Arkadaşlar televizyon, televizyon dolaşarak ‘evet’i savunurken, aynı televizyonlardaki tartışmalarda AKP’lilerin bulunmaması da, taban ve vatandaşlar tarafından sorgulanıyor.

Bize gelen tepkileri ve sorulanları bizimde yetkililere iletmek ve sormak görevimizdir.

Eğer bu sorumluluğumuzu yerine getirmezsek ciddi vebal altında kalacağımızı biliyoruz.

Onun için şu sorular bize soruluyor, biz de sorumluluk taşıyan ve makamda oturanlara sorarak cevaplarını bekliyoruz. Hem de, hemen şimdi!


1. Başbakan referandum için ziyaretinize geldiğinde “fındık meselesini konuştuğunuzu” söylerken, Rahmetli’nin kazası ile ilgili olarak hangi soruları sorup olumlu cevap aldığınızı merak ediyoruz?

Mesela, arama ve kurtarmanın sabote edilip “bulundu” yalanını ortaya atan Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir hakkında soruşturma açılması ile ilgili müfettişlerin izin talebinin İçişleri Bakanı tarafından 6.aydan beri niçin imzalanmadığını…

Bilirkişi raporu ile sorumluluğu kesinleşmiş olan Sivil Havacılık Kurumu hakkında bir soruşturma yapılıp- yapılmadığını sormak aklınıza gelmedi mi?

“Uçan tabut” tabir edilen helikopterin “ELT” cihazının çalışmadığı, sebebin ise uydu bağlantısının olmadığı ve numaraların yanlış kodlandığı günlerdir medya da yazılıp çiziliyor.

Bu iddialar bugün ortaya çıkmadı. Bugün hangi maksatla servis edildiğini de aklı olan herkes anlıyor. Güya konunun takip edildiği mesajı verilmeye çalışılıyor.

Oysa bilirkişi sıfatı ile rapor hazırlayan emekli pilot Fevzi Altunbulak 9 Haziran 2009 tarihinde Meclis’te kurulan birinci Meclis komisyonunda bunları detayları ile anlattı ve raporunu sundu.

10 Haziran 2009 tarihinde ise Sivil Havacılık Kurumu yetkilileri tarafından çalıştığı firmanın aranması sonucu işine son verildi. Yani bu raporu hazırlayan Fevzi Altunbulak hâlâ işsiz.

En azında Meclis komisyonu tarafından bilirkişi olarak kabul edilmiş pilotun hazırladığı rapordan dolayı cezalandırılması soruldu mu?

Bunları sormak aklınıza gelmiyorsa, bu kazada Şehit olan Muhsin Başkan’ın resmini her fırsatta kullanma hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz?

2. Türkiye’nin her yerinde billboardları donatarak, salonlar tutarak, trilyonluk kampanyanın hedefi nedir?

3. Bu konuda bir kısım belediyelerin imkânlarının kullanıldığı iddialarına cevap vermeyi düşünüyor musunuz?

4. CHP ve MHP maddi bakımdan hayli varlıklı olmasına ve bu referandumun doğrudan tarafı konumunda iken sizin donattığınız bilboardların onda birini dahi kullanmıyor. Bunu nasıl yorumlamalıyız?

Bunlara benzer sorular herkes tarafından soruluyor. Bu sorulara makul cevaplar vererek, endişeleri gidermek muhataplarının sorumluluğundadır.

Cevabı hâlâ verilmemiş olan soruları sorduğumuz zaman, kulaktan kulağa “Parti ve Muhsin Başkan hakkında, konuşma hakkını nereden alıyor” türünden dedikodular yayıldı.

Bu gibi ifadeleri açıktan konuşup, yazma cesaretini gösteremeyenlerin başvuracağı yol elbette fitnedir.

Şunu herkesin bilmesi gerekir. Kamu vicdanın da “ Muhsin Başkan’ın kanı yerde kaldı” düşüncesi cevap bulmadığı sürece bu soruları sormaya devam edeceğiz.

Bugüne kadar susmamızın sebebi sorumluluk makamında oturanlara zaman tanımaktı.

Bizler sorumluluk sahibi olduğumuzun şuurunda insanlarız. Ancak bedeli emek, çile, gözyaşı ve onur mücadelesi olan bir hareketin hangi pazarlıklara peşkeş çekildiğini bilmek en tabii hakkımızdır. Hele bu pazarlıklarda hareketin Şehit Lideri kullanılmaya kalkışılırsa tepkimizin ölçüsünü ancak kendimiz tayin ederiz. Görünen manzara ortada söyleyecek sözü olan varsa buyursun… VE BU GÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

Rahmetli Muhsin Başkan’ın hukukunu korumak ve sorulacak bir hesap varsa bunu sormak, her Ülkücünün vazifesidir. Bu konuda konuşmak ve takipçisi olmak, fitnecilerden çok bizim sorumluluğumuzdur. O halde elbette gereğini yapacağız!!!

Bu vesile ile Mübarek Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı en içten duygularım ile kutluyorum...

Selam ve dua ile…

ÖKKEŞ ŞENDİLLER
e-mail: okkessendiller@hotmail.com
Güncelleme Tarihi: 04 Eylül 2010, 21:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63