GÖRÜŞ: Gözünü toprak doyursun!

GÖRÜŞ: Gözünü toprak doyursun!

Şener Şen’in o meşhur “Yetmiyor” filmini birçoğumuz izlemiştir. Trajikomik filmde gülmeli mi ağlamalı mı çoğu zaman karar veremeden ama halimizi de göz önüne alarak ve biraz da tedirgin izlemişizdir.

Nedir bu YETMEYEN? Hırsımız mı, para mı, inanç mı, tamah mı, sevgi mi, zaman mı?

Bence bu gruba o kadar çok kelime sığdırabiliriz ki…

Atalarımızın bu konuda en iyi tespiti “Gözünü toprak doyursun!” atasözüdür. Acaba biz insanlar gerçekten bu kadar aç gözlü ve doymaz varlıklar mıyız?

Kilo sorununun artık tıbbi bir tehlike olmaya başladığı dünyamızda bizi bu hale getiren şey, yediklerimizin yetmemesi mi?

Kocaman yollarda bir oraya bir buraya zikzaklar çizen şoförlerimiz, tabeladaki hız limitini yetersiz bulan gençlerimiz, zamanı hep yetersiz olduğu için bütün trafik kurallarını çiğnemek zorunda olan ticari şoförlerimiz, acil yetişmek zorunda olan motorlu kuryelerimize “NİÇİN” diye sorduğumuzda alacağımız cevap aynı değil mi? “YETMİYOR”

Kredi kartı batağına saplanırken en başı hatırladığımızda göreceğimiz şey limitlerimizin mecburi ve keyfi alışverişlerimize yetmediğini görecek ve bu tehlikeli süreci başlatmış olacağız. Sadece sevgililer gününde bile yapılan kredi kartı harcamaları bu acı tabloyu göstermeye yeterli.

Tabii ki sevgililere hediye alınıp jest yapılmalı ama bütçemize göre değil mi?

Paranın yetmediği söylenir hep.

Yetmeyen para mı yoksa isteklerimiz mi? Sevgilisi için hırsızlık yapıp cinayet işleyen insanlar görmekteyiz. Bu ne biçim sevgili! İnsan sevgilisinin şartlarını bilmesine rağmen onu bile bile suça itiyorsa bunun adı sevgi değil “ÇIKAR”dır. Kadın kocasının aldığı maaşı bilmesine rağmen ondan fazlasını istiyorsa bu “EVLİLİK” değildir.

Yakınlarda yaşadığımız küresel krizin tetikleyicisi alışveriş çılgınlığı değil midir?

Lüks evler, lüks arabalar, ödeyemeyeceğimiz taksitler, her yeni çıkan şeyi alma hırsı, hiçbir şeyim yok diyen bir bayanın dolaplarına baktığımızda o kadar çok işe yaramayan şey göreceğiz ki! Ama “YETMİYOR”

Dışarıya çıkarken önce uyumlu bir dış görünüm lazım değil mi?

Ayakkabımız çoraba, çorabımız elbisemize, elbisemiz kemerimize, kemerimiz takılarımıza ve bir de tüm bunlara uyumlu bir makyaj gerekmiyor mu?

Tüm bunları dökümlendirdiğimizde, ortaya çıkan maliyet “YETMİYOR”u açıklamaya yetmez mi?

Eskiden yurdumuz insanının dışarıda giydiği bir dışlığı, evde giydiği bir içliği, bir de çok özel günlerde giyeceği bayramcalık cicileri olurdu. Şimdi ise içerlik, dışarılık, arkadaşlık, gecelik, işlik vb bir sürü şeyimiz yok mu?

İşte bu karmaşaya yetişelim derken hiçbir şey yetmemeye başlıyor. Sonrasında yetinilmez bir dünyada yetmeden ve yaşayamadan yaşamaya çalışıyoruz.

Çözüm mü?

YETİNMEK...




Orhan ÇINAR
Haber 7
orhancinar01@gmail.com

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2010, 07:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner66