GÖRÜŞ: İhtiyaçtan değil gösterişten...

GÖRÜŞ: İhtiyaçtan değil gösterişten...

Hepimizin can çekiştiği son dönem zarar sinyalleri verdiği ve herkesi derinden etkileyen trafik konusu.


Bu konu ne çok eski ne de çok yeni. Hep vardı değil nüfus artarak hızlı dağıldığı için şimdi hemen hemen hergün gündemimizde.


Sabah araba, öğlen araba ve akşam araba görmenin ötesinde içindeki manzaralarda cabası. 


Elinde cep telefonu ile kahkaa atanı, sigarasını ve külünü E5 ortasına acımasızca nasıl olsa temizleyen var mantığı ile atandan tutunda,


arabanın içinde tıkış tıkış balık istifi gibi gidenlere kadar, hele metro, metrobüs ve dolmuş çok acayip.


Bir dolu insan manzarası ve birer çift göz. Herkes birbirine güleceği yerde döver gibi bakıyor ayrıca kimse gülmüyor. Gülene de deli muamelesi yapılıyor gibi.


Ne zaman kurtulabilir ki bu durumdan, önce kurtulmaya niyet var mı acaba?


Araçlarımızı ne zaman adam akıllı kullanıp, gerektiği yerde kornaya basmayı öğrenip, ambulans arkası ya da emniyet şeridini düzgün kullanabileceğiz?


Şöyle tıkır tıkır işleyen caydırıcı cezalar...Sarı taksiler bazen daha şanslı. Kendilerine binen yolcularla polemiğe girmeden artık bilinçli yolcu ile hareket ettiklerini söyleyen çoğunlukta, ayrıca hepsi birer gazeteci gibi sabah akşam taksi değişim saatlerine kadar aynı istikrarda olmaya gayret ediyor. Vazgeçilmez bir alışkanlıkları da var hepsinin. Koca şehrin son birkaç yıldır can simidi gibi şu radyo trafik (104.2). Başarılı amaca hizmet etmek için hemen hemen İstanbul'da bilmeyen araç çok nadir. Herkes konuşmasına güvenenler özellikle arayıp alternatif, kaçış yollarını söylemiyor mu en güzel yanı o.


Aman şuradan gitsinler, aman buradan derken bazen sosyal medyanın ta yakınında ama cap canlı. Anında nerede, ne var bildiriyor. Belki diğer illerde de böyle trafiğin akışını veren radyolar mevcuttur. Gelişmeler bu yönden güzel olmasına karşı devam eden yeni araçların trafiğe çıkmaları bundan birkaç yıl sonrasını içinden çıkılmaz hale getirecek gibi. Korku hatta müthiş bir endişe. Biz yolların üzerine yollar kurulsun istiyoruz. Kime sorsak bu yollar nasıl taşıyacak ki, alternatif yollar da tükendi der gibi bakıyor yüzümüze.


Halledemediğimiz ve içinden isyan kokularının geldiği ve artık daraltırcasına vurdumduymazlık yapılan noktalar.


Vallahi bir sene sonra İstanbul gibi şehirlerimizin vay haline. Ama çözüm yok mu ki?


Daha çok yollar daha çok geçitler bekliyoruz işte. Belki de bizimkisi maymun iştahlılık belki de gerçek.


Araçların artık yolları istila ettiği ama içindekilerin olayları ile gündem oluşturulan, vatandaş aracını  nereye koyacak elbette kapısının önü ya da olmayan garajı yerine kendinin olduğunu düşünüp benimsediği kapısının tam önüne. Yıllardır bunun sıkıntısını çekiyoruz. Ötesi şu artık tahammül hanesi kalmayan trafik çilesinin trafik saygısı, trafik etiğini de yok etmesi. Görmemezlikten gelemeyiz. Bakıyoruz ve araçlarda sadece bir kişinin olması, istediği ya da sevdiği arabaya binmesi meselesi değil.


Arabayı ihtiyaç için mi, gerçekten kullanım için mi, gösteriş için mi diye ayırt etmek gerektiğini düşündürtmeye başladılar.


Ne yazık ki tablo pek hoş değil. Araban var daha iyisi, hadi bu yıl geçti bir sonraki yılın yeni çıkacak aracını takip etmek, birden fazla araç sahibi olmak, bir evde herkesin araç sahibi olması ve kullanımı. Eee maşallah demek gerek, durumlar böyle olunca toplu taşıma da iflas eder. Çoğunluğun kendi ile yüzleşmekten korktuğu anlara tanık oluyoruz trafiğin en yoğun olduğu her saatte.


Sokaklarda araç parkedilmesi ile ilgili can çekişler, hergün bitmeyen trafik kazaları, bitmek bilmeyen yol ihlalleri...


Nereden başlamak ve nasıl sakinleştirmek gerekiyor? Sürücüler ehliyeti alıp sonrasında ne yapıyorlar. Hiç. İyi de ehliyeti ha almışız ha almamışız.


Önce ehliyet alınıp ara ara trafik sınavları yapılsa. Trafik sınavları da ÖSS modellerini aratmasa iyi olmaz mı?


Ezbere dayalı hareket etmekten, trafikte birileri sıkıştırdığında camdan çıkıp el kol hareketleri hatta ağız dalaşları yapmaktan kaçınmamız gerekmiyor mu?Nasıl bir tatmin ve nasıl bir iç boşaltmadır trafik! Devamlı küfür ediyorum iyi geliyor diyip, argo kullanıp rahatlama yöntemi acaba bir psikolojik rahatsızlık değil midir?


Trafikte ruh hallerini incelemek gerekir. Ayrı bir araştırma ve tez konusu bence. Trafikteki sürücülerimiz aslında hepsi potansiyel birer denek.


Allah trafikte hergün boğuşanların yanında olup bolca sabır versin.


Aynur Ayaz
Haber 7
[email protected]

Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2011, 08:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner23