GÖRÜŞ: Vırtgel şimdi bozuldu...

GÖRÜŞ: Vırtgel şimdi bozuldu...

HSYK’nın yeniden şekillenmesi ile Türkiye’de yeni bir süreç başlıyor. Bu değişim ve dönüşümle başlayan süreç, sanılandan çok daha fazla etki yapacak.

Bugüne kadar yapılanlar işin farklı boyutlarını kenarından, köşesinden tamir etmekten ibaret idi. Hiçbir zaman temele yönelik bir çalışma yapılamadı.

Herkesin bildiği bir şey vardı ki Ankara başka bir cumhuriyet idi. Orada iş yapmak, ülkeye hizmet etmek gibi bir kaygısı bulunmayan bir mekanizma hüküm sürmekte idi.

18 Nisan 1999 Genel Seçimleri sonrasında parlamentoya giren MHP’li dostumun sözlerini hiç unutmuyorum. Yıllar yılı ANAP’ı beceriksizlikle itham ederdi ve “Çalışmak isteyenlere Ankara engel değil. Biz göstereceğiz” deyip dururdu.

İktidar ortağı bir partinin milletvekili olduktan bir süre sonra bir araya geldiğimizde heyecanı kaybolmuş, yüzü mahcup bir şekilde idi.

“Biz Özal’a haksızlık etmişiz. Ankara’daki mekanizmaya nüfuz edebilmek mümkün değil. Bu ülkeyi Parlamento’nun idare ettiğini sananlar yanılıyormuş onun farkına vardım. Yasama organı olan Meclis, yürütme organı Bakanlar Kurulu ülke idaresinde beşinci altıncı sırada ancak geliyor” türünden yarım saat dert yanmıştı.

MHP’li dostumun tespitleri çok doğru idi. Orada öyle bir çelik çekirdek vardı ki, onu kırabilmek, ona nüfuz edebilmek bir türlü mümkün olmadı.

Bu toplumun temsilcilerinin ülkeyi yönetmesinin önünde, bir zamanlar Meclis’in olduğu sanılırdı. Parlamento’nun olmadığı görüldü.

Birileri bu engelin TRT’nin olduğu sandı. TRT’nin olmadığı görüldü.

Bir dönem YÖK’ün olduğu düşünülmeye başlandı. Tek başına YÖK’ün olmadığı anlaşıldı.

Kimileri Ankara’daki değişimi gerçekleştirmek için önce ekonomik dönüşümün hayata geçirilmesi gerektiğinden söz etti.

Bir ara “bütün kötülüklerin odağı”nda Anayasa Mahkemesi’nin yer aldığı iddiasında bulunuldu.
Son yıllarda sistemin önündeki en büyük engelin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde çöreklenin cuntacı yapı olduğu dile getirildi.

Ergenekon davası sürecinde bir dönem, bunun odağında yüksek yargının bulunduğu sanılmaya başlanmıştı.

Oysa bunların hiçbiri tek başına halkın temsilcilerinin ülkeyi yönetmesinin önünde engel değildi.

Menfaatlerinin ellerinden gideceğini görenler, bulundukları yeri bir kalkana dönüştürmüştü. Kişi ve grup olarak oluşturdukları menfaat örgütünün adına herkes kendince bir isim takmıştı. Görünmez bir lahananın yaprakları gibi “sistem” denilen şeyin etrafı sarılmıştı.

Savunma mekanizmasına farklı farklı isimler takılmıştı. Kimi “laikliğin elden gideceğini” öne sürdü, kimi “Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkacaklar” iddiasının arkasına saklandı.

Oysa işin temelinde öncelikli olarak kendi kişi veya grup menfaatinin korunması vardı.

Zaman gösterdi ki, yüksek yargı bunların içinde nüfuz edilmesi en zor olanı idi. Çünkü orada bir sistem kurulmuştu. “Ben seni seçiyorum, sen de beni seçiyorsun” diye özetlenebilecek bir sistemdi bu.

Biz çocukken “dokuztaş” diye bir oyun oynardık. Bir zemin üzerine iç içe geçmiş üç kare çizerdik. Sonra bu üç kareyi en dıştan en içe doğru köşe ve ortalarından birleştirirdik. İki oyuncunun da ellerinde dokuz taşı bulunurdu.

Taşlar birer birer oyun alanına yerleştirilir ve oyun başlardı. Üç taşı aynı düzlem üzerinde bir sıra yapan, rakip oyuncunun bir taşını alırdı.

Bu oyunculardan biri vırtgel denilen sistemi kurmuşsa vay öteki oyuncunun haline. Öteki oyuncu “vırtgel”e dışardan müdahale edemez. Kendisi üç taş yapsa bile ötekinin vırtgelinden taş alamaz. Çünkü oyunun temel kuralı, “üçtaştan taş alınmaz”.

Yüksek yargıda yıllardan bu yana kurulan vırtgel ilk kez HSYK’nın yapısı değiştirilmek suretiyle bozulmuş oldu.

Sadece vırtgel bozulmadı, lahananın etrafındaki son yaprak da koparılmış oldu.

Birileri çıkıp da, ülkenin dört bir yanındaki hakim ve savcıların katıldığı bir seçim yerine, size 8-10 kişinin birbirlerini seçmesinin faziletlerinden söz edebilir.

Ne olursunuz onlara karışmayın. Bu ülkenin öyle dar kafalılara da ihtiyacı var. Yaratan, gözleri ışıktan rahatsız olan yarasaları da eminim ki boşa yaratmamıştır.

Gözleri demokrasi ışığından rahatsız olan yarasalara da ihtiyaç var. Onları kendi hallerine bırakın.


Ünal TANIK
Haber 7

[email protected]

Güncelleme Tarihi: 20 Ekim 2010, 09:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63