İTİRAF edeyim... Ankara'daki mitinge bu kadar büyük bir kalabalığın katılması beni şaşırttı.

İTİRAF edeyim... Ankara'daki mitinge bu kadar büyük bir kalabalığın katılması beni şaşırttı.

İtiraf edeyim...

Böylesine büyük, böylesine dolmuş, böylesine öfkeli bir kalabalığın, itirazını böylesine demokratik, böylesine sakin biçimde dile getirmesi beni hem şaşırttı hem sevindirdi.

Üçüncü itiraf:

Mitingde atılan sloganların bir bölümüyle yüzde yüz mutabıkım.

Ama yapılan konuşmalarda dile getirilen görüşlerin yüzde 80’iyle kesinlikle mutabık değilim.

Ben Avrupa Birliği’nden yanayım.

Konuşmacılar, karşıydı.

Ben küreselleşmenin, Türkiye gibi ülkelerin yararına olduğuna eminim.

Konuşmacılar, küreselleşmeye çok öfkeliydi.

Ben özelleştirmeden yanayım.

Konuşmacılar, özelleştirmeye karşıydı. Ben yabancılara konut, arsa satılmasına karşı değilim, konuşmacılar fena halde karşıydı.

Ben ABD’nin bazı uygulamalarına kızıyorum, ama Amerika düşmanı değilim.

Konuşmacılar hem Amerika hem Avrupa düşmanı havadaydı.

Konuşmacıların büyük bölümü işadamlarına, medyaya kızıyordu.

Ama en sevdikleri yazarların, yine bu medyada yazdıklarını dile getirmiyorlardı.

* * *

Mutabık olduğum noktaya gelince... Laiklik konusundaki hassasiyette ben de onlarla aynı kamptayım.

Öyleyse, yapılan konuşmaların yüzde 80’ine karşı olduğum bir mitingi neden yararlı buluyorum?

Türkiye’de bir tepki, bir talep, ilk defa bu kadar kalabalık ve yüksek sesle dile getirildi.

Bu talep ve itiraz, son derece olgun, olaysız, kırıp dökmeye yol açmadan dile getirildi.

Miting sırasında tek darbe sloganı atılmadı, askere tek gönderme yapılmadı.

Atatürk’ten başka tek liderin adı telaffuz edilmedi.

Yani, bu mitingi "askeri darbe şakşakçılığı" olarak sunmak isteyenler sadece hüsrana uğramadı, aynı zamanda hayatları boyunca unutamayacakları bir ders aldılar.

Kürsüde yapılan konuşmaların, oraya toplanan kalabalığın ortak paydasını oluşturduğunu da sanmıyorum.

Tabii çok belirgin bir ortak payda vardı.

Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkışına itiraz ve laik cumhuriyetin temel değerlerine, müesseselerine sahip çıkmak.

Öyle sanıyorum ki, bu mitingin, Türkiye dışından algılanışı da buna uygun olacaktır.

Son yıllarda Atatürkçülüğü horlayan, küçümseyen, gerilediğini iddia eden bir zümre, herhalde bu mesajı gerçekçi bir şekilde değerlendirecektir.

* * *

Mitingde dikkati çeken önemli bazı sosyolojik ve psikolojik faktörler var.

Mesela, kadın katılımcıların çokluğu.

Bazı gözlemcilere göre katılan kadın sayısı, erkekten fazlaydı.

Bu da, gittikçe "türbanın gölgesinde" kalan yeni Türkiye’nin, "türbanlı kadından ibaret olmadığını" bütün dünyaya göstermiştir.

Dikkatimi çeken ikinci nokta şu:

Katılımcıların çoğu Türkiye’nin orta sınıfı sayılan insanlardan oluşuyor.

Demek ki Türkiye’de "laik hassasiyeti" olan insanlar sadece Nişantaşı sosyetesinden ibaret değilmiş.

Üçüncü gözlemim de şu:

Mitingden sonra konuşanların küçümsenmeyecek bölümü şunu dile getiriyordu:

"Korkularım gitti, içim rahatladı. Demek ki bu ülkede yalnız değilmişiz."

Başbakan Erdoğan’ın bu psikolojiyi çok iyi değerlendireceğini umuyorum.

Çünkü ben son iki yıldır hep bunu dile getiriyorum.

Başbakanlar ve cumhurbaşkanları, ülkede yaşayan herkesin korkularını ciddiye almak durumundadır.

Öyle sanıyorum ki, bu miting, önümüzdeki dönemin psikolojisini köklü biçimde değiştirmeye adaydır.

* * *

Ancak bu mitingden geriye çok önemli ve temel bir soru kalıyor:

"Bu itiraz nasıl oya dönüşecek?"

Bu çok önemli.

Çünkü önümüzdeki seçimde bu yükselen itirazı, yükselen oya çeviremezlerse, kızdıkları eğilimler daha da güçlenebilir.

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2007, 15:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner66

banner67