Kıyamete kadar birlikteyiz!

Kıyamete kadar birlikteyiz!

Stratejik Derinlik Arapça'da: Kıyamete kadar birlikteyiz!

"Artık sınırlarımızda demir perde olmayacak. Türkiye hiçbir zaman cephe ülkesi, kanat ülkesi olmayacak.."

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun bu sözleri, Türkiye merkezli bütün tartışmalara verilen bir cevap niteliğinde.

Türkiye'nin ekonomik ve siyasi alanda, bölgesel ve küresel açılımına yönelik gelişmeler ilgi, heyecan bazen de kıskançlıkla hem başkentlerde hem de entelektüel çevrelerde yoğun tartışmalara konu oluyor. "Türkiye nereye gidiyor" sorusu en fazla sorulan sorulardan biri.

Bu ilgi ve heyecanı, Türkiye içinden daha fazla dışarıda; Ortadoğu ve Batı başkentlerinde hissediyoruz. Kuzey Ortadoğu'da serbest bölge kurulmasına yönelik anlaşmalardan sonra Körfez İşbirliği Konseyi üyeleriyle de benzer bir sürece girilmesi, Rusya'dan Balkanlar'a, Kuzey Afrika'ya kadar ekonomik ve siyasi ortaklıkların temellerinin atılması, Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemi ittifak ilişkilerinin çok ötesinde kurucu, inşa edici güçlü adımlar atması, uluslararası arenada bugünün en ağrılıklı konusunu oluşturuyor.

Birkaç gündür Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Ortadoğu'dayız. Sorduğumuz her konuya verilen cevapların birbirini tamamladığını, genel ve bütünlükçü bir bakış açısına göre pozisyon belirlendiğini, her gelişmenin bir bütünün unsurları haline geldiğini gördük. Balkanlar'la ilgili bir konu ile Ortadoğu'da inşa edilmeye çalışılan gelecek birbirini tamamlıyor. Bu gerçek bütün bölgelere bakışta kendini gösteriyor. Öyleyse bu coğrafyada yeni şeylerin temelleri atılıyor demektir. Belki, Birinci Dünya Savaşı sonrası söz konusu coğrafyanın da, bu coğrafyaya yönelen güçlerin de ilk kez karşılaştığı bir durum bu.

Davutoğlu'nun; dışarıda "Türk dış politikasına yön veren kitap" olarak bilinen "Stratejik Derinlik" kitabının, 17 baskısı yapılan Yunanca çevirisinden sonra Arapça çevirisi de yayınlandı. El Cezire Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından yayınlanan kitabın ilk baskısı hemen tükenmiş. Arapça konuşan geniş coğrafya düşünüldüğünde kitabın ne kadar baskı yapacağını tahmin etmek güç değil.

"Kitabım bir çağrıdır!"

Çeviri için yapılan tanıtım toplantısında konuşan Davutoğlu, hem kitabı anlattı hem de Türkiye'nin ne yapmak istediğine yönelik sorulara cevap veren bir konuşma yaptı. Toplantıda, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi'den bölgenin entelektüel çevrelerine kadar seçkin katılımcı topluluğunun ilgisi dikkat çekiciydi.

Kitabı Dışişleri Bakanı olmadan, 11 Eylül saldırıları ve Irak işgalinden önce, resmi bir görev düşüncesi olmadan bir Türk aydını olarak yazdığını, aslında "Tarihi Derinlik" ve "Felsefi Derinlik" adıyla iki kitap daha planladığını ama fırsat bulamadığını belirten Davutoğlu, Türkiye'nin görünen çevresinin arkasındaki asıl çevreyi anlatmak istediğini ifade etti. Konuşmasında işte bu asıl çevreye ilişkin düşüncelerini, Türk dış politikasındaki gelişmelerle örnekleyerek, "Bu, Türk dış politikasına dair bir kitap olmasına rağmen coğrafya ve tarihin nasıl yeniden yorumlanacağına ilişkin bütün ülkelere de uygulanabilir" dedi.

Tarih ve coğrafyanın yeniden yorumlanması, tarihin normalleştirilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu; "Kitabımda Stratejik Derinlik olarak adlandırdığım yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız olduğunu söyledim. Stratejik derinlik, sınırlarımızla sınırlı kalmamamız, çevre bölgelerle yeniden bütünleşmemiz gerektiği anlamına geliyor. Sünni, Şii, Türk, Kürt Arap, İranlı, Müslüman, Hristiyan bütün unsurların yan yana yaşadığı bir coğrafyada herkes aynı kaderi paylaşıyor. Bölgede karşılaşılan tüm krizlere rağmen güçlü bir tarih bilinci ve güçlü bir özgüvene sahip olunduğunun bilinmesi gerekiyor. Sorunlar yine bölgede yaşayanlar tarafından çözülebilir. Yeni bir stratejik düşünme şekli geliştirmeye ihtiyaç var. Kitabım bunun için bir çağrıdır" dedi.

"Bağdatlıyız, Şamlıyız, İstanbulluyuz"

"Gelecek 10-20 yıl içinde bölgemiz ekonomik, siyasi ve kültürel anlamda en çekici bölge olacak. Önümüzde altın bir çağ var" diyen Davutoğlu'nun; "Türkiye ile Arap dünyası arasında fark görmüyorum. Birlikte yaşamayı sürdüreceğiz. Uluslar arası şartlar, Araplarla Türkleri ayıramaz. Birlikte yaşadık ve kıyamete kadar birlikte yaşayacağız" cümlesi ve "Hepimiz Bağdatlıyız, Şamlıyız, Kahireliyiz, Halepliyiz, İstanbulluyuz" sözleri yoğun alkış aldı.

Türkiye için "Güçlü ordu, çok zayıf ekonomi ve zayıf soft pover" tanımlaması varken şimdi "Güçlü soft power, güçlü ekonomik ve güçlü ordu" dönemine geçildiğine işaret eden Davutoğlu'nun; "Demir Perde, Berlin'de değil, Türkiye-Suriye sınırındaydı. Artık sınırlarımızda demir perde olmayacak. Türkiye hiçbir zaman cephe ülkesi, kanat ülkesi olmayacak" sözleri dikkat çekiciydi. Stratejik Derinlik kitabının, Türkiye'deki her gelişmeyle çok yakından ilgilenen Arap dünyasında nasıl yankı uyandıracağını kestirmek hiç de zor değil.
Katar dönüşünde hemen her konuda sorduğumuz sorulara açık yüreklilikle cevaplar aldık.

Barzani ile görüştü

Yazının devamını okumak için....


İbrahim Karagül
Yeni Şafak
ikaragul@yenisafak.com.tr

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2010, 06:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63