Toplum kendi muhalefetini üretir

Toplum kendi muhalefetini üretir

Ekonomik kriz, bir türlü 'seçimin esas gündem maddesi' haline gelemiyor. Oysa 'gerçek gündem ekonomi' olmalı.

Halkın başkaca bir meselesi olduğuna inanmıyorum. İşsizlik rakamları, büyüme ve üretim verileri kaygı uyandırıyor.

Halkımızın kendi tecrübesine dayalı bir 'kriz algısı' var. Bu defa 'daha farklı bir kriz sürecinde' olduğumuz için yaşanılanın ne olduğuna dair 'kafa karışıklığı' içindeyiz. Oysa en derinden bir ekonomik sıkıntı yaşadığımız ortada. Ekonomi hızla küçülüyor.

Ne var ki çözüm üretme mekanizması olarak siyaset kurumu önemli ölçüde çaresiz ve etkisiz kalıyor. Çünkü bir türlü siyasetin öncelikli tartışma konusuna dönüşemiyor, ekonomi.
Bu döngüyü tersine çevirmenin tek yolu 1 numaralı gündem maddesinin ekonomi olması.


Meydanlardan net olarak görülüyor: 'Davos, AKP tabanı açısından önemli bir motivasyon aracı' haline gelmiş. Toplumsal sorunların ağırlığı yüzünden 'gevşemeye yüz tutmuş' AKP'nin taban sadakati 'Davos sihriyle' tekrar canlandı.

AKP açısından 22 Temmuz'daki oy yüzdesinin üzerine çıkmak hiç öyle sanıldığı gibi kolay değil. Davos nedeniyle 'dışarıdan' oy gelir mi, şüpheli. Ama her halükarda 22 Temmuz'da AKP'ye oy verenler açısından Davos'un 'yeni bir ivme' yaratma ihtimali söz konusu. Başbakan Erdoğan'ın şahsi motivasyonu 'yüzde 50 sınırını aşmak' olarak tanımlanabilir. Yüzde 50'yi 'psikolojik sınır' olarak görüyorlar.

29 Mart, yolsuzluklar konusunda 'vatandaşın duyarlılığının testi' anlamına geliyor. Seçmen, yolsuzluklar konusunda ne kadar hassas bunu seçimde göreceğiz. Belki çok uzun zamandır ilk kez her partiden bu kadar çok 'yolsuzluk dosyasının ortaya çıktığına' tanık oluyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yakaladığı rüzgar, televizyon ekranlarında sergilediği yolsuzlukla mücadele performansına dayanıyor. Bu sempatinin ve rüzgarın sandığa ne ölçüde tahvil edilebileceği siyasal karar verme eğilimlerimizin göstergesi olacak.

CHP ve Baykal'ın 'Sevigen konusundaki tasarrufu' Kılıçdaroğlu'nun performansını etkileyecek niteliktedir. CHP'li Çankaya Belediye Başkanı, belediye meclis üyeleri ve AKP'li Şaban Dişli olayındaki gibi sonuçlanan kararlar Kılıçdaroğlu'nun yelkenlerini şişirecek rüzgarı sağlayabilir. Aksi halde samimiyet şüphesi oluşur.

Yerel seçim muhalefet süreci başlatabilir

Seçimin sonucunun daha şimdiden belli olduğu gibi bir düşünsel iklim iyi değil. Demokratik kültürümüzün gelişmesi ve katılımcılığın yükselmesi için siyasal rekabetin sağlanması şart. Toplumda ciddi bir muhalefet ihtiyacı hissediliyor. Onu gerçekte temsil edecek bir siyasal hareket ise ortada yok. Ama bu eğilim bir şekilde tersine dönüşür. Aksi, eşyanın tabiatına aykırı. 'Her türlü güçlü hareketler diyalektik karşıtlık üretirler.' Aynı şekilde kendi iç tehdidini ve rakibini de bu hareketler oluşturur.

Yerel seçimler çok hızlı bir muhalefet oluşturma sürecini başlatabilir. Merkez sağda alternatif üretmeden AKP zayıflamaz. Sol kendi marjinı yukarılara taşıyacak, yüzde 30'ları aşacak denli güçlü bir rüzgar estirmekten uzak. Yerel seçim AKP açısından nirvana noktası olabilir.
Siyasetin doğası gereği iktidarlar zamanla yıpranır. Bizde 3 Kasım'dan bu yana dördüncü seçime giriyoruz, AKP her birinde bir öncekinden daha yüksek oy aldı.

AKP karşıtı kesimlerde yer yer ümitsizlik duygusu yaşanıyor. AKP'nin gücünün hiç erimeyeceği gibi bir algı oluşuyor. 'Alternatif yok' hissi bunun sebebi. Oysa siyaset alternatifsiz yapılmaz.Halkımız belediye seçimlerinde hizmete ve adaylara bakarak oy veriyor. AKP örneğinde, bize özgü bir durum da yaşanıyor. Normal koşullarda merkezi iktidar yerel yönetimleri güçlendirir ya da zayıflatır. AKP'nin içinden geldiği gelenek en baştan beri tam tersini yaşadı. Yerel iktidarlardan yola çıkarak merkezi iktidara geldiler. Halkla, özellikle kent kenarlarındaki yoksul kesimlerle bire bir temasta başarılı oldukları için mahalli idarelerde hep etkin ve güçlü oldular. Oradan devşirdikleri gücü merkezi iktidara taşıdılar. Başbakan Erdoğan işte bunun için özellikle İstanbul belediye yarışında bizzat müdahil oluyor.

CHP, İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ile işte böyle bir örgütlenme modeli uyguluyor. Tekin'in siyaset yapma biçimi ile Kılıçdaroğlu'nun rüzgarının sinerjisinin ne kadar etkinlik sağlayacağı gerçekten merak konusu. İstanbul'da sergilenen bu tabloyu maalesef CHP Anadolu'ya yayabilmiş değil.

Yerel seçimler zannedilenden çok daha önemli sonuçlar üretecek. AKP, CHP ve MHP'nin oyları tahmin edildiği gibi çıksa bile...



İsmail Küçükkaya
Akşam

Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2009, 12:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63