'İstenen oyuncu olmak önemli'

'İstenen oyuncu olmak önemli'

Ankaragücü'nün başarılı futbolcusu Elyasa Süme, Tam Saha Dergisi'ne verdiği röportajda, istenen oyuncu olmanın önemli olduğunu söyledi.

Sarı-lacivertli futbolcu Elyasa Süme, Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) resmi yayın organı TamSaha Dergisi'ne birbirinden ilginç açıklamalarda bulundu.

Süme röportajının ayrıntıları ise şöyle:

-Ankaragücü'nde özellikle bu sezon gösterdiğin performansla dikkat çeken oyunculardan birisin. Seni biraz daha yakından tanımak istiyoruz.

1984 Almanya doğumluyum. Duisburg'da büyüdüm ve 20 yaşıma kadar orada yaşadım. Babam Muşlu, annem Kahramanmaraşlı. Babam ticaretle uğraşıyordu ama yakın zamanda bir felç geçirdi. Annem ev hanımı. Üç kardeşiz ve ailenin büyük çocuğu benim.

-Babanın rahatsızlığından sonra ailenin yükü senin omuzlarına kalmış olmalı.

Evet, öyle oldu. Ama benim burada olmamda babamın büyük bir emeği var. Onlar için ne yaparsam yapayım ailemin hakkını ödeyemem.

-Futbolcu olmaya nasıl karar verdin?

Okulla futbolu bir arada yürüttüm. Okulda da başarılı bir öğrenciydim. Üniversite hazırlığına kadar okudum. Babam futbolcu olmamı çok istiyordu. Benim de içimde futbola büyük bir sevgi vardı. Küçük yaşta başladım ve Uerdingen'de profesyonel olup 3. Lig'de oynadım. O dönemde Raşit Çetiner tarafından Ümit Milli Takım'a seçildim. Zaten o andan itibaren vitrinde oluyorsunuz. Bu sayede Türkiye'den transfer teklifleri aldım. Ertuğrul Sağlam, yardımcısı Mutlu Topçu ve kulüp menajeri Süleyman Hurma beni izleyip beğenmişler. Samsunspor'a transferimi bu üçlü gerçekleştirdi.

-"İSTENEN OYUNCU OLMAK ÖNEMLİ"-

-Neden kariyerini Almanya'da sürdürmeyi tercih etmedin?

19 yaşında Uerdingen'de banko oynuyordum. 2. Lig takımlarından da teklifler alıyordum. Ama hayalim Turkcell Süper Lig'de oynamaktı. Bir de Ertuğrul Hocanın bizzat gelip beni istemesi çok önemliydi. Televizyondan görüp hayranlık duyduğunuz insanların sizi ısrarla istemesi kararınızı etkiliyor. Ben de bu tavır karşısında gurur duydum ve kariyerimi daha ileri bir noktaya taşıyabileceğime inandığım için Samsunspor'un teklifini kabul ettim.

-Altyapı eğitimi konusunda Türkiye ile Almanya arasında fark görüyor musunuz?

Almanya'da aldığımız eğitim çok daha kaliteli. Zaten oradan geldiğim ilk sezonda uyum sürecini atlattığım birkaç haftanın ardında Süper Lig'de sürekli oynadım. Çünkü hem oyun disiplini hem de taktiksel anlamda diğer oyunculardan öndeydim.

-Futbola başladığın dönemde kendine örnek aldığın oyuncular var mıydı?

Avrupa'da Lilliam Thuram vardı. Gerçekten de çok iyi bir oyuncuydu. Türkiye'den de hırsı ve mücadelesiyle Bülent Korkmaz'ı örnek alırdım.

-Almanya'da doğup büyümüş bir oyuncu olarak başlangıçta Samsun'da neler yaşadığını merak ediyorum.

Gerçekten de zordu. Ailesine bağlı bir insanım ve 20 yıl onlarla yaşadıktan sonra tek başıma Samsun'a gitmiştim. Henüz bebek gibiydim. O güne kadar yediğimi, içtiğimi annem ayarlardı. Birden bire farklı bir hayata geçmiş gibi oldum. Ama Samsun'da çok sıcak karşılandım. Bir de bu gibi durumlarda oyuncunun performansı çok önemli. Oynamaya başlayıp işimi de iyi yapınca kendimi huzurlu hissettim. Ama başlangıçta oynama fırsatı bulamadığım alışma periyodunda elbette zorluklar yaşadım.

-"HİÇBİR İŞİ YARIDA BIRAKMAM"-

-Peki, alışma sürecinin zorluklarını yaşarken Almanya'ya geri dönmek geçti mi hiç aklından?

Hiç düşünmedim. Benden önce Türkiye'ye gidip Almanya'da geri dönen oyuncuların durumunu biliyordum. Bir de ben çok inatçı ve hırslı bir insanım. Bir şey yapıyorsam onu sonuna kadar götürürüm. Her gittiğim yerde de kendimi ispatladım. Karakterim bir işi yarıda bırakmaya müsait değil.

-Buradaki hayat biçimi açısından başlangıçta alışmakta zorlandığın neler vardı?

Burası biraz daha kaos içinde. Mesela trafik. Ama bunlar küçük şeyler. İşinizi iyi yaparsanız huzurlu oluyorsunuz. Sonuçta ben buraya çalışmak için geldim. Şimdi kendimi Türkiye'de çok mutlu ve rahat hissediyorum. Burada 5. sezonumu geçiriyorum ve ileride de Türkiye'ye yerleşmeyi düşünüyorum.

-Samsunspor'u bırakıp Diyarbakırspor'a gitmenin sebebi neydi?

Ertuğrul Hoca Samsunspor'dan ayrılmış ve şartlar değişmişti. Ben de Samsunspor'dan ayrılmak istedim. Bu arada Diyarbakırspor beni çok istedi. Takımın başında Nejat Biyediç vardı. Dediğim gibi, ben istendiği yerde oynamayı tercih eden bir oyuncuyum. Gittiğim takımda güçlü olmak isterim. Tercihlerimi de hep bu yönde yaptım.

-Diyarbakır'da neler yaşadığını da merak ediyorum.

Benim açımdan çok parlak bir dönem değildi. Biyediç gitmiş, yerine Faruk Hadzibegic gelmişti. Beni oynatmadı. Psikolojik açıdan çok zorlu bir dönem geçirdim. İnsanlarını çok sevmeme rağmen Diyarbakır'da sosyal hayata alışmak da zordu. O sezon takım küme düştü. Ama ben ümitsizliğe kapılmak yerine bu durumu kendimi yeniden ispatlamak için bir fırsat olarak gördüm. Çünkü benim için "Yanlış transfer" yorumları da yapılmıştı. Bu eleştireler de beni kamçıladı. 2. Lig'de Bahri Kaya yönetiminde çok iyi bir sezon geçirdik ve yeniden teklifler almaya başladım. Samsunspor'dan beri takip eden Başkan Cemal Aydın'ın girişimleri beni Ankaragücü'ne gitme konusunda ikna etti. Ankaragücü'nde yeniden doğmuş gibi oldum. Burada kendimi çok iyi hissediyorum. Ankara sonuçta Avrupa standartlarında bir kent.

-Seni stoper olarak tanımıştık ama şimdi sağ bekte izliyoruz. Bu görev değişimi nasıl gerçekleşti?

Samsunspor'da da zaman zaman sağ ve sol bek oynamıştım. Ankaragücü'ne geldiğimde sağ bek mevkiinde boşluk vardı. Briegel bana "Sağ bek oynar mısın?" diye sordu. Sezon başı hazırlıklarında bu bölgede denendim ve başarılı olunca da oynamayı sürdürdüm.

-"VAR OLANLA YETİNMEM"-

-Stoperden sağ beke dönen oyuncular bu bölgede de eski alışkanlıklarını devam ettirir. Genelde savunma yönleri ağır basar ve hücuma çok fazla destek vermezler. Ama biz seni hücumda da etkili bir sağ bek olarak izliyoruz.

İlk görevim savunma. Bir savunma oyuncusunun öncelikli işi defansif görevlerini yerine getirmektir. Eski bir stoper olarak bu konuda bir sıkıntım yok. Ama bununla yetinmek yerine üzerine ekstra bir şeyler koymak istedim. Özellikle bu sezon hücuma daha fazla destek veren bir sağ bek olduğumu düşünüyorum. Zaten sürekli çalışan bir insanım. Hiçbir zaman bulunduğum yerde kalmak istemem. Her zaman önümde hedeflerim vardır ve sürekli ilerlemek istiyorum. Oynadıkça sağ bek mevkiinde neler yapmam gerektiğini daha fazla öğreniyorum.

-Kendinde eksik gördüğün yönler var mı?

Sağ bekte daha etkili bir oyuncu olmam gerekiyor. Bu da oynayarak kazanılan bir şey. Başlangıçtan bugüne önemli bir mesafe kat ettiğimi düşünüyorum. Takım arkadaşlarım da aynı şeyi söylüyor.

-Ekstra çalışmalar yapan bir oyuncu musun?

Evet. Fiziksel yönden bir eksiğim yok ama top tekniğimi geliştirmek için sürekli duvarla çalışma yapıyorum. Bunu da bana Mutlu Topçu Hocam öğretmişti. Bunun dışında top taşımak ve daha iyi orta yapmak için ekstra çalışıyorum.

-İstikrarlı bir oyuncu olduğunu görüyoruz. Türkiye'ye geldiğinden bu yana oynamadığın maç sayısı çok az. Bu istikrarı neye bağlıyorsun?

Fiziksel açıdan güçlüyüm. Çok şükür boyum posum yerinde. Çabukluğum da var. Bu noktada insanın nasıl yaşadığı da çok önemli. 22 yaşımda evlendim ve çok düzenli bir hayatım var. Geceleri dışarı çıkan bir oyuncu değilim. Elbette oyuncu zaman zaman eğlenmesini bilmeli ama her şeyin bir zamanı olduğunu da aklından çıkarmamalı. Uykusuna, beslenmesine dikkat eden bir oyuncuyum.

-Bu bakış açısı Almanya'daki altyapı eğitiminden mi kaynaklanıyor?

Bence bu yetişme tarzınızla ilgili bir şey. Çünkü Almanya'dan gelen her oyuncunun böyle davranmadığını görüyoruz. Ben bunu ailemin bana verdiği eğitime bağlıyorum.

-Mevkii değişen bir oyuncu olarak bugün için beğendiğin sağ bekler kimler?

Herkesin sağ bek anlayışı farklı. Bu teknik adamlar için de geçerli. Bazı antrenörler sağ bekten sadece savunma yapmasını beklerken, bazıları da sürekli bindirmeni ve orta yapmanı ister. Ben iki işi bir arada yapan dengeli bir oyuncu olmak istiyorum. Thuram'ı böyle bir sağ bek olarak görüyorum. Defansif yönü çok iyiydi ve sağlam çıkışlar da yapabiliyordu. Bugün hücum yönü iyi sağ bek için Dani Alves'i örnek gösterebiliriz.

-"ZORLANDIĞIM BİR RAKİP YOK"-

-Karşısında zorlandığın sol kanat oyuncuları var mı?

Galatasaraylı Arda'ya karşı oynadım ve gerçekten de iyi bir oyuncu. Ama ben kendimi de iyi tanıyorum ve rakiplerimin bana karşı daha fazla zorlandığını düşünüyorum. Fiziksel olarak güçlü ve çabuk olduğum için defansif açıdan hiçbir oyuncuya karşı zorlanmadım.

-Ankaragücü taraftarı son dönemde oldukça sıkıntılı. Başkanın ve teknik adamın istifasına kadar giden bir protesto süreci başlattılar. Bu durum siz oyuncuları nasıl etkiliyor?

Taraftarın tepkileri oyunculara değil yönetime karşı. Ama bu durum bizi de çok üzüyor. Takımını ateşleyen bir taraftar kitlesine sahip olmamıza rağmen bu sezon ortaya çıkan bu olumsuzluk takımı da negatif etkiliyor. Onlara ihtiyacımız olduğunu bilmelerini ve bize destek vermelerini bekliyoruz. Mesela ben taraftarın destek verdiği anlarda daha etkili oynayabilen bir oyuncuyum. Tribünden o elektriği alabilmek oyuncu için çok önemli.

-"MİLLİ FORMA ÇOK ÖZEL"-

-Türkiye'ye geldiğin ilk sezonda Ümit Milli Takım'da forma giyen bir oyuncuydun. Birincisi, milli formayı giymek oyuncuyu nasıl etkiliyor, ikincisi o formadan uzak kaldığın dönemde neler düşündün?

Milli Takım her oyuncu için özeldir ama gurbette yaşayan bir insan için o formayı giymek çok daha farklıdır. Almanya'da yaşadığımız dönemde Milli Takım'ın her başarısında ailece sokaklara dökülürdük. Ümit Milli Takım'a seçildiğimde ailem ve çevrem çok büyük gurur yaşadı. Ben de o gururu yaşadığım için çok mutlu oldum. Şimdi hedefim A Milli Takım'da oynamak. Bu hedefime mutlaka ulaşmak istiyorum.

-Saha dışında nasıl bir insansın?

Antrenman dışındaki zamanımı çoğunlukla evde geçiririm. Alışverişi ve yüzmeyi severim, film izlerim. Düzenli bir hayatım var. Erken yatar, erken kalkarım.

-Arkadaşlarını ve dostlarını seçerken nelere dikkat edersin?

Arkadaş seçilmez, arkadaşlık bence kendiliğinden gelişir ve bunun için zaman gerekir. En iyi dostlarım Almanya'daki çocukluk arkadaşlarım ve erkek kardeşim. Benim için dürüstlük çok önemli. Yalandan nefret ederim.

-Profesyonel olmadan önceki yaşantınla şimdiki yaşantın arasında ne gibi farklar var?

Profesyonel olmadan önce okula gidiyordum ve ailemle birlikte yaşıyordum. Allah'a şükür durumumuz iyiydi. Babam ve annem ellerinden geleni yaparak bizi büyüttü. O zamanlar hayatın gerçek yüzünü henüz görmemiştim. Bana bakan bir annem ve babam vardı çünkü. Sonrasında ise her şeyi kendi elime almak zorundaydım ve bu da güzel bir hayat tecrübesi oldu. Türkiye'de tek başıma mücadele ettim ve kendimi geliştirdim, olgunlaştım. Hayatımdan memnunum ve Allah'a her zaman şükrediyorum.

-Bundan sonrası için önünde hangi hedefler var?

Milli Takım'da ve büyük takımlardan birinde oynamayı isterim. Her sezon şampiyonluk peşinde koşan bir takımda oynamanın oyuncuya çok şey katacağını düşünüyorum.

-Dört büyük takımda oynamak, Avrupa'ya gitmek ya da bir Anadolu takımında şampiyonluk yaşamaktan hangisini seçerdin?

Güzel bir soru, çünkü her birinin farklı özelliği var. Önce Ankaragücü'yle şampiyon olup sonra büyük takımda oynamak ve ardından da Avrupa'ya transfer yapmak güzel olur. (Gülüyor) Bir Anadolu takımıyla şampiyon olmak demek tarihe geçmek anlamına gelir.

-Saç modelin pek de alıştığımız biçimde değil. Bu modeli kim buldu? Saçların sebebiyle çevrenden nasıl yorumlar alıyorsun?

Saçlarımı Almanya'da bir arkadaşıma kestiriyorum. Bu değişikliği o önermişti. Sonra Almanya'ya her gittiğimde saçlarıma farklı modeller verdi. Almanya'da bu modeller insanlara farklı gelmiyor. Çünkü orada bu tip saç modeline sahip çok sayıda insan var. Türkiye'de ise bazen "Kuaförün nerede, ben de ona gitmek isterim" diyenler oluyor. Bugüne kadar olumsuz bir tepki almadım.
(CİHAN)

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 2009, 13:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63