GÖRÜŞ: Arzu Erdoğral'ın yazısına cevap...

GÖRÜŞ: Arzu Erdoğral'ın yazısına cevap...

24 Ocak 2012 tarihinde Habervaktim internet sitesinde şahsımı hedef alan tamamen asılsız ve maksatlı yazının Arzu Hanımın kaleminden çıkmadığını, tamamen dikte ettirildiği, yazının içeriğinden anlaşılmakla birlikte birkaç hususa açıklık getirmek mecburiyeti hâsıl olmuştur.


    Özellikle şunu ifade etmeliyim ki; Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun şahadetiyle ilgili doğru bildiklerimizi, biz baştan beri her zeminde açıkladık ve bundan sonra da açıklamaya devam edeceğiz.


    Ancak ilk baştan bu güne kadar esas muhataplarımız direkt hiçbir açıklama yapamamışlar ve Arzu Hanımın yazısında olduğu gibi bir kısım kaçamak iftiraları kıyıda köşede başkalarına yazdırmayı marifet saymışlardır.


    Bu vesile ile bir kere daha ifade etmek gerekirse, Rahmetli YAZICIOĞLU'nun şahadet sürecinin aydınlığa kavuşması için her türlü ihtimalin değerlendirilmesi şarttır. Biz elimizde bulunan belge ve bilgileri, her an devletin ilgili birimlerine ulaştırıyor ve görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.


    Her ne hikmetse birileri bu açıklamalardan rahatsızlık duymakta, ancak rahatsızlıklarını mertçe ve dürüstçe çıkıp ifade edememektedirler. Biz Rahmetli YAZICIOĞLU'nun şahadet süreciyle ilgili, kaza öncesi, kaza süreci ve kaza sonrasını en küçük bir şüphe kalmayıncaya kadar bütün karanlık noktaların açığa çıkması ve millet vicdanının mutmain olması için samimiyet ve inançla bir mücadele verme gayretindeyiz. Bundan birilerinin rahatsız olması, tedirgin olması ve telaşa kapılmasını anlamakta güçlük çekiyoruz.


    


CUMHURİYET MİTİNGLERİNE KATILDIĞIMIZ İDDİASI ALÇAKÇA BİR SALDIRIDIR:


 


Olayın aslı şudur; 14 Nisan 2007 tarihinde ATO'da yapılan toplantıya Balkan Türk Dernekleri adına Partiye gelen davete Rahmetli YAZICIOĞLU'nun isteği üzerine iki arkadaşımızla birlikte katıldık. Toplantıya gittiğimizde katılımcılar arasında Emekli Orgeneral Hurşit TOLON ve bir kısım Ulusalcı geçinen zevatı salonda görünce davet eden şahsı çağırıp protesto ettik ve Hurşit TOLON'un konuşmaya başlamasıyla da protestomuzu bu milletin değerlerine ve inançlarına kimse saldıramaz diye sesli olarak yaptık ve salonu terk ettik. Arzu Hanım ve ona bu yazıyı dikte ettirenler 14 Nisan 2007 tarihli ajans ve televizyon haberlerine, 15 Nisan 2007 tarihli yazılı basına bakma zahmetine katlansalardı bu iftirayı yapmazlardı.


    Arzu Hanım daha ileriye giderek bizim daha sonra yapılan Cumhuriyet Mitingine katıldığımız iftirasını yapmış. Ancak bu meselelerden yaşı itibariyle olsa gerek, bizim 2001 yılı Nisan ayında Anasol-M Hükümetini protesto etmek için esnaf ve işçiler tarafından yapılan Tandoğan Mitingine katılmamızı, Cumhuriyet Mitingiyle karıştırmış olmalı. O mitingden sonra bizi kartel medyası başta olmak üzere Aydınlık isimli karanlık dergi manşete çekmiş ve onlarcası tarafımızdan tazminat cezasına mahkûm edilmişti. Bunu da hatırlatmakta fayda var! 


    Hamdolsun bizim Cumhuriyet Mitingine katılan zihniyetle hiçbir ortak yanımızın olmayacağı gibi bu zihniyet ve demokrasi düşmanı kesimlerle nasıl mücadele ettiğimizi, bu millet ve dünya-âlem bilir. 28 Şubat süreci dâhil o dönem vazifeli olanlar, gıklarını çıkartamazken milletimizin inanç mücadelesini her zeminde yiğitçe vermiş olanlara yapılabilecek en büyük iftira, ancak böyle bir benzetme olabilir. Özellikle ifade etmek isterim ki, o dönemin bedelini en ağır şekilde ödemiş ve süreci en iyi bilen Vakit Grubunda böyle bir yazının yayımlanmış olması bizi ve bizim gibi düşünenleri ziyadesiyle üzmüştür.


    Sakın ola ki hiç kimse, bu milleti; hafızası zayıf olarak değerlendirmeye kalkışmasın. Yaşı müsait olmayanlarsa kaleme alacağı yazıyı araştırarak yazmalı, söyleyeceği sözü, ölçüp tartarak ve derinlemesine düşünerek söylemelidir.


     Yazıda geçen konulara tek tek cevap vermeyi edebime uygun bulmam. Bizim kime yakın, kime ne kadar uzak olduğumuzu tartışmaya açmak sonradan görme ve devşirme takımının hakkı ve haddi olamaz!


    Bu konu da söyleyecek sözü olan varsa başkalarına dikte ettirdikleri uyduruk iftiralarla değil, yüreklice çıkıp konuşmalıdırlar! Yoksa bu millet, geçmişte verilen şanlı mücadeleyi ve ortaya konan tavırları iyi bilir. Bu ise kimin kaç gram yüreği olduğunu göstermeye, yeter ve artarda!


     Özellikle yazıda geçen BBP'nin 29 Ocak'ta yapacağı kurultayla ilgili benzetmeler çok yakışıksızdır. Sadece kendilerini seçtirmek için, seçtikleri delegelerle kongreye gidecek olan binde yedilere düşürülmüş bir BBP'nin yapacağı kurultay, şahsiyetli ve onurlu hiç kimsenin umurunda değildir. Bu bizim kesinlikle ilgi alanımızda da olamaz. Bizi ilgilendiren Rahmetli Şehidimiz Muhsin YAZICIOĞLU'nun şahadetiyle ilgili karanlık noktaların, ortaya çıkarılarak hesabının sorulmasıdır. Elbette ki bu olayla ilgili kendini sorumluluk makamında gören ve onun üzerinden siyaset yapanların, gördüğümüz yanlışlıklarını konuşmak ilk önce bizim görevimizdir.


     Bütün iftiracılar bilmeli ki, biz Allah'tan başkasına kulluğu reddeden, doğru bildiğimizi ve inandıklarımızı her zeminde ve herkese karşı haykıran bir fikrin sahipleriyiz!


Bu dün de böyle idi, bugün de böyle ve yarın da böyle olacaktır!


Oturduğu koltukta kendisine paye arayan basit ve sığ düşünce sahipleriyle aramızdaki fark da budur! Biz oturduğumuz makama ve koltuğa her zaman haysiyet ve şeref katmayı inandığımız davanın gereği olarak görürüz!


Bugün bir defa daha ifade etmek isteriz ki; “


BOYU, BOYUMUZDAN KÜÇÜK OLAN AĞACIN GÖLGESİNE SIĞINMACI OLARAK OTURMAYIZ!”


    Bunun böyle bilinmesi gerektiğini bir kere daha hatırlatırız ve bu çirkin iftiraların ancak sahiplerine ait olduğunu kamuoyumuza saygı ile duyururuz.


 


ÖKKEŞ ŞENDİLLER


[email protected]

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2012, 21:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner63