GÖRÜŞ: Maraş, ah Maraş!

GÖRÜŞ: Maraş, ah Maraş!

Maraşlıyım ve şehrimin, o malum olayla anılmasından dolayı acı duyuyorum.


Şehrin yakasına yapıştırılmak istenen bir günah var. Ama güzel Maraş o günahın şehri değil.



Evet, o şehirde, iç acıtıcı olaylar yaşandı ama o günah bulaştırıldı o şehre...



Biliyorum, Alevi vatandaşlarımızın yüreğinde, Sünniler'e yönelik bir burukluk, öfke, hatta belki kin var. Onca ölümün vebalini Sünniler'e yüklüyorlar, öyle bir duyguya kapılmayı önlemenin imkânı da yok.



Peki ama Sünni ölümlerinin vebalini kime yüklemeli?



Maraşlı bunu da biliyor.



İşte gelin bakın, benim mahallem bu ölümlere tanık.



Evimiz Maraş'ın Mağaralı Mahallesi'nde... Yürükselim'e, yani Aleviler'in ikamet ettiği mahalleye komşu... Evimizin önünden geçen caddede iki ölüm gerçekleşiyor. Kurşunlarla... Biri genç, biri orta yaşlarda iki Sünni can veriyor. Komşularımız bunlar bizim. Acaba bu acıları ne yapmalı? Bizzat bizim evimizde kurşun izleri var.



Bir yakınımızın evi, şehrin daha üst kısımlarında, Alevi evleriyle çok yakın komşu... Alevi evlerinin bulunduğu yerlerden uzun menzilli silahlarla ateş ediliyor Sünni evlerine doğru... Benim yakınlarım çocuklarını, baskına uğrama korkusuyla daha güvenli yerlere gönderiyorlar.

Örgütlerdeki karanlık yapı

Soru şu:



Kim ateş ediyor Aleviler'in evlerinden?



Kim üstleniyor Aleviler'in evlerinde?



Türkiye, silahlı sol örgütlerin yapısını hâlâ çözemedi maalesef.



Ve maalesef, silahlı sol örgütlerin Alevi gençleri arasında yapılanmasının önü alınamadı.



O silahlı yapılar ise bütün zamanlarda at izinin it izine karıştığı ortamlar olmuştur.



Kim hangi rolü oynar o yapılarda kolay bilinmez.



Bilindiği zaman da çoktan iş işten geçmiştir.



Alın işte, kendi cinayetlerini itiraf etmekten çekinmeyen özel harpçi Ayhan Çarkın "Gazi olaylarında Yeşil'in parmağı var" diyor.



Biz, Aleviler'le ilgili bir acı meydana geldiğinde gözlerimizi Sünniler'e çevirmeye şartlandırılmışızdır. İstenir ki, Aleviler de Sünniler'e öfke duysun. Çünkü gerilim, o fay hattının derinleşmesindedir.



Ben, AK Parti iktidarının, belki en çok, Türkiye'nin yakın tarihindeki acı olayların perde arkasının ortaya çıkmasında misyon ifa etmesini temenni ediyorum.

AK Parti gerçekten iktidar oldu ise...

Eğer MİT'te, gerçekten bir iyileşme gerçekleşmişse, Maraş'ın, Çorum'un, Sivas'ın, Taksim'in, Uğur Mumcu'nun, Ahmet Taner Kışlalı'nın, Bahriye Üçok'un ve tüm siyasi cinayetlerin arkasındaki parmak-parmaklar ortaya çıkarılmalı.



Şu DHKP-C bilmem ne, şu Kolektifler bilmem ne, şu Halk Evleri bilmem ne, şu PKK, KCK, HPG bilmem ne, şu Hizbullah, şu el Kaide bilmem ne... Kimin eli kimin cebinde? Ne kadarında dış, iç parmak var? Silah nereden geliyor, bombayı kim yapıyor, bunların ne kadarı dışarıda ne kadarı içeride? Tüm bunların ortaya çıkarılması lazım.



Biliniyor ki, bizzat Başbakan'a yönelik güvenlik tehditleri var.



Bu bilinmezlikler gerçekten bilinmiyorsa, ortada geçekten derin bir karanlık alan var demektir. Bir hükümet, bu kadar karanlık bir dünyanın varlığını bile bile güven içinde hizmet edemez. Onun için, Maraş'ın ya da Sivas'ın çözümü, sol-sağ ya da "İslamcı" gibi gözüken, Sünnilik veya Alevilik zemininde çalışan örgütlerin röntgeni ortaya konmalı.



Bence, Ergenekon davaları, karanlığın tüm boyutlarını ortaya çıkarmaya kafi gelmeyecektir.
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın "AK Parti yeni yeni iktidar oluyor" sözünü sıklıkla hatırlatıyorum. AK Parti, asker konusunda iktidar oldu mu, MİT konusunda iktidar oldu mu, eğitim, Yargı alanında, Dışişleri'nde iktidar oldu mu ya da ne ölçüde iktidar oldu soruları sorulabilir.



Eğer MİT'in bütün alanlarında iktidar olundu ise ilk iş şu kirli yapıyı deşifre etmek olmalı diye düşünüyorum. Bir Maraşlı olarak bunu bütün kalbimle istiyorum.


 


AHMET TAŞGETİREN


e-mail: ataş[email protected]


(Ulusal BUGÜN gazetesinin 29.12.2011 tarihli sayısından alınmıştır.)

Güncelleme Tarihi: 30 Aralık 2011, 09:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner23

banner63