12 EYLÜL'E GİDEN GECE İSTANBUL'DA YAŞANANLAR
Tarihler 12 Eylül 1980'i gösterdiğinde Türkiye sarsıcı bir döneme giriyor. O dönem İstanbul'da üniversite eğitimi alan Kahramanmaraşlı Ahmet Bağcı, darbe gecesini yakından yaşayan isimler arasında yer alıyor. Darbeden hemen önce sokaklardaki olağanüstü hareketlilik dikkat çekiyor. Görev yerlerinde her zamanki askerler yer almıyor; bunun yerine mermi şeritleriyle ve çelik miğferlerle donatılmış farklı birlikler şehre konuşlanıyor. Fındıkzade'de kahve önünde oturdukları sırada dönemin siyasi figürlerinden uyarılar alıyorlar. Sokağa çıkma yasağının ilan edileceği bilgisi paylaşılıyor ancak bu uyarılar o an için yeterince ciddiye alınmıyor. Gece saat 11 sularında ise sokaklara tanklar giriyor. Maraş Yurdu'nda kalan öğrenciler yurda ulaşana kadar çok sayıda askeri kontrol noktasından geçmek zorunda kalıyor. Zırhlı araçlar tüm şehre hakim oluyor ve kısa süre sonra radyolardan Kenan Evren'in sesinden yönetime el konulduğu bildirisi yayımlanıyor.
TUTUKLULUK SÜRECİ VE YAŞANAN AĞIR İŞKENCELER
Darbe sonrasında baskılar artıyor, birçok kişi gözaltına alınıyor veya teslim oluyor. Direnmeyi seçen Ahmet Bağcı bir süre boyunca yakalanmıyor ancak süreçin sonunda tutuklanmaktan kurtulamıyor. Bu dönemde yargılamalar ETKO davası adı altında gerçekleşiyor. 1975 yılında Kırım Türkleri liderinin ölüm orucu protestoları sırasında düzenlenen büyük yürüyüşler soruşturma dosyasına dahil ediliyor. Emniyet ve savcılık makamları bu eylemleri bir örgütsel bağ olarak değerlendiriyor ve çok sayıda kişi tutuklanıyor. Cezaevi sürecinde ağır darpler, falakalar ve hakaretler yaşanıyor. Birçok tutuklu gördüğü şiddet nedeniyle yürüyemez hale geliyor, sırtlarında tuvalete taşınıyor. Ahmet Bağcı da aylarca süren bu insanlık dışı muamelelerin izlerini yıllarca taşıyor.
AYLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN KIRIKLAR VE HUKUK MÜCADELESİ
Gördüğü şiddet ve işkenceler sonrasında resmi mercilere defalarca dilekçe yazarak durumun tespit edilmesini talep ediyor. Ancak bu dilekçelere uzun süre yanıt verilmiyor. Olayın üzerinden tam 95 gün geçtikten sonra hastaneye sevk ediliyor. Yapılan kontrollerde ayak parmaklarından üçünün kırıldığı ve bu kırıkların tedavi edilmeden kendi kendine kaynadığı tespit ediliyor. Yaşanan bu sakatlık kalıcı hale geliyor. O dönemin komuta kademesini eleştiren Bağcı, demokrasinin önemine dikkat çekiyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün bu ülkeye kazandırdığı cumhuriyet rejiminin en iyi yönetim biçimi olduğunu vurguluyor ve yaşanan acıların bir daha tekrarlanmamasını diliyor.
Next




