Türk müziğine piyanist şantörlük ekolünü kazandıran ve sesiyle bir dönemin kültürel dokusuna yön veren Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor. Vefatının üzerinden geçen 13 yılın ardından sanatçının anısını yaşatmayı hedefleyen proje, izleyiciyle buluşmak için gün sayıyor. Yapımcılığını Mine Şengöz’ün üstlendiği, senaryosunu ise Yiğit Güralp’in kaleme aldığı film, sanatçının başarılarla dolu ancak bir o kadar da içsel derinliği olan dünyasını kadraja alıyor.
BİR YALNIZLIK SENFONİSİ 2027 YILINDA İZLEYİCİYLE BULUŞUYOR
"Bir Yalnızlık Senfonisi" adını taşıyan yapım, Ferdi Özbeğen’in sadece sahne kimliğini değil, spot ışıklarının gerisindeki naif ve kırılgan dünyasını da beyazperdeye yansıtıyor. Sanatçının yaşamındaki neşeli anları, hüzünlü dönemleri ve toplumsal hafızada bıraktığı izleri derinlemesine işleyen film için 2027 yılı işaret ediliyor. Bu anlamlı proje, sanatçının tüm mirasını bıraktığı Türk Eğitim Vakfı ile koordineli bir şekilde yürütülüyor. Böylece film, hem sanata bir saygı duruşu niteliği taşıyor hem de gençlerin eğitimine katkı sağlama misyonunu sürdürüyor.
İZMİR’DEN İSTANBUL’A BİR MÜZİK YOLCULUĞU
Ferdi Özbeğen, 17 Ağustos 1941 tarihinde İzmir’de dünyaya gözlerini açtı. Müzik eğitimine henüz 11 yaşındayken özel derslerle başlayan sanatçı, 1960 yılında İzmir Koleji’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ndeki eğitimini, 1963 yılında babasını kaybetmesi üzerine yarıda bırakarak profesyonel müzik dünyasına adım attı. Bu zorunlu ayrılık, Türk müziğinin en özgün yorumcularından birinin doğuşuna zemin hazırladı.
ALTIN MİKROFON’DAN PİYANİST ŞANTÖRLÜK AKIMINA
Kariyerinin ilk yıllarında Ferdi Özbeğen Orkestrası’nı kuran sanatçı, 1965 yılında Hürriyet gazetesinin düzenlediği Altın Mikrofon Yarışması’na katılarak dikkatleri üzerine çekti. Orkestrasında Okay Temiz ve Esin Engin gibi dev isimleri ağırlayan Özbeğen, 1970’li yılların sonunda kendi tarzını yarattı. Piyanosu eşliğinde seslendirdiği şarkılarla "piyanist şantörlük" akımının öncüsü kabul edilen sanatçı, özellikle Ülkü Aker’in yazdığı Türkçe aranjmanlarla geniş kitlelere ulaştı.
KLASİKLERLE DOLU BİR DİSKOGRAFİ VE SİNEMA DENEYİMLERİ
Sanatçı, 1977 yılında yayımladığı "Ferdi Özbeğen'le 45 Dakika" albümünden itibaren "Mutluluklar", "Yaşadıkça" ve "Bir Sır Gibi" gibi unutulmaz eserlere imza attı. 1991 yılında çıkardığı "Şarkılarım" albümüyle Türkiye’de erken dönem "unplugged" performans örneklerinden birini sergiledi. Müziğinin yanı sıra sinemada da boy gösteren sanatçı; "Tanrıya Feryat", "Kadınca" ve "Bir Düşmeye Gör" isimli yapımlarda rol alarak sanatın farklı dallarında yeteneğini kanıtladı.
EFSANE SANATÇININ VEDASI VE MİRASI
Ferdi Özbeğen, 2001 yılından itibaren mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle 2013 yılının Ocak ayında hayata gözlerini yumdu. Sanatçı, vefatından önce tüm mal varlığını gençlerin geleceğine ışık tutmak amacıyla Türk Eğitim Vakfı’na bağışlayarak örnek bir duruş sergiledi. Bugün Ulus Mezarlığı’nda ebedi istirahatgahında bulunan sanatçı, hem şarkılarıyla hem de beyazperdeye aktarılacak hayat hikayesiyle yaşamaya devam ediyor.




