Bolu’nun kayak merkezi Kartalkaya’da 21 Ocak 2025 tarihinde meydana gelen ve 78 kişinin yaşamını yitirdiği otel yangını, Türkiye’nin hafızasındaki tazeliğini koruyor. Facianın birinci yıl dönümü yaklaşırken, eşi Dr. Öğretim Üyesi Kübra Tonguç Altın ile 9 yaşındaki kızı Alya Altın’ı kaybeden Hilmi Altın, yaşadığı travmayı ve hukuk mücadelesini anlattı. İzmir’de ticaretle uğraşan Altın, ailesini yitirdiği o geceyi "ihmaller zincirinin neden olduğu bir katliam" olarak tanımlıyor. Hayatının en zor dönemini geçiren acılı baba, sorumluların en ağır cezayı alması için adalet arayışından vazgeçmiyor.
DEHŞET GECESİ: ALEVLER VE ZEHRİ DUMANLA MÜCADELE
Hilmi Altın, yangın gecesi eşi Kübra Hanım’ın uyandırmasıyla felaketi fark ettiğini dile getiriyor. Odadan hızla çıkan eşi ve kızının peşinden gitmeye çalışan Altın, saniyeler içinde koridorları kaplayan yoğun ve zehirli duman nedeniyle görüş mesafesinin kapandığını ifade ediyor. Tahliye merdivenlerine ulaşamayınca koridorun sonundaki bir odaya 13 kişiyle birlikte sığınan iş insanı, pencereden aşağıya yataklar atarak hayata tutunmayı başardı. Ancak aynı şansı bulamayan eşi ve kızı, dumandan etkilenerek yaşamlarını yitirdi. Altın, o anlarda oteldeki güvenlik önlemlerinin yetersizliğinin felaketi geri dönülemez bir noktaya taşıdığını savunuyor.
MEZARLIKTA SÜREN SESSİZ SOHBETLER VE DERİN HASRET
Facianın ardından İzmir’deki hatıralarla dolu evine giremeyen Hilmi Altın, Manisa’nın Soma ilçesine yerleşti. Her sabah eşi ve kızının mezarı başına giderek onlarla kahve içtiğini anlatan Altın, bu ritüelin kendisi için bir avunma yöntemi olduğunu söylüyor. Mezarlarını hâlâ yaptırmayan Altın, bu durumu "mezarı yaptırırsam onları kaybettiğimi tamamen kabullenmiş olacağım" sözleriyle açıklıyor. Zamanın kendisi için 21 Ocak tarihinde durduğunu belirten acılı baba, kaybettiği ailesinin her bir eşyasını olduğu gibi muhafaza ediyor.
BİRLİKTE CENNETE YÜRÜYEN İKİ KÜÇÜK ARKADAŞIN HİKAYESİ
Yangın sadece Altın ailesini değil, onların en yakın dostları olan Yalçın ailesini de vurdu. Alya Altın ve en yakın arkadaşı Derin Elif Yalçın, bebekliklerinden beri süregelen dostluklarını bu tatilde de sürdürmek istemişti. Gelecekte aynı üniversitede okuyup veteriner olmayı hayal eden iki küçük kız, facia gecesi babalarıyla ve anneleriyle birlikte hayatlarını kaybetti. Hilmi Altın, kızların tatile gitmeden günler önce hazırladıkları geri sayım takvimini hüzünle hatırlıyor. Küçük Alya’nın bu tatili ne kadar çok istediğini anlatan Altın, çocukların hayallerinin yarım kaldığını ifade ediyor.
ADALET MÜCADELESİ VE SORUMLULARA YÖNELİK SUÇLAMALAR
Hilmi Altın, yaşanan süreci yargıya taşıyarak otel yönetimi ve ihmali bulunan tüm yetkililer hakkında şikâyetçi oldu. Mahkemede verdiği ifadelerde, oteldeki yangın söndürme sistemlerinin çalışmadığını ve acil çıkış yollarının kapalı olduğunu öne süren Altın, bu durumun bir kaza değil cinayet olduğunu savunuyor. "Kalbimin ortasındaki delik hiç kapanmayacak" diyen Altın, kalan ömrünü bu davanın takipçisi olmaya adadı. Sorumluların yargı önünde hesap vermesi, acılı babanın hayattaki en büyük gayesi haline geldi.





