Türk siyasi tarihinin en önemli figürlerinden biri olan eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk, yaşam mücadelesini kaybetti. 25 Aralık 2025 tarihinde kanındaki oksijen seviyesinin düşmesi nedeniyle Koç Üniversitesi Hastanesine kaldırılan Cindoruk, bir süredir yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyordu. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayan tecrübeli siyasetçinin vefatı, devlet erkanında ve sevenleri arasında büyük bir üzüntüye yol açtı. Cindoruk, hukuka olan bağlılığı ve parlamenter sisteme verdiği önemle Türk demokrasisinin simge isimleri arasında yer alıyordu.
HUKUKÇU KİMLİĞİ VE YASSIADA SAVUNMALARI
1933 yılında İzmir’de doğan Hüsamettin Cindoruk, eğitim hayatını Ankara’da sürdürdü. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1954 yılında mezun olan Cindoruk, bir yıl sonra avukatlık mesleğine adım attı. Siyasi yaşamına Demokrat Parti gençlik kollarında başlayan tecrübeli hukukçu, 27 Mayıs darbesinin ardından Türk hukuk tarihine geçecek savunmalar üstlendi. Yassıada yargılamaları sırasında aralarında eski meclis başkanı Refik Koraltan’ın da bulunduğu 18 eski milletvekilini savundu. Bu süreçte mahkeme heyetine hakaret ettiği gerekçesiyle Balmumcu Sıkıyönetim Cezaevi’nde iki buçuk ay tutuklu kaldı.
ZİNCİRBOZAN'DAN MECLİS BAŞKANLIĞINA UZANAN YOL
12 Eylül 1980 askeri müdahalesi sonrası siyasi yasaklarla karşılaşan Cindoruk, 1983 yılında Büyük Türkiye Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Partinin kapatılmasının ardından Süleyman Demirel ile birlikte Zincirbozan Garnizonu’nda zorunlu ikamete tabi tutuldu. Siyasi yasakların kalkması için yürütülen mücadelenin ön safında yer alan Cindoruk, 1985 yılında Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığına seçildi. Siyasi yasağı kalkan Süleyman Demirel’e koltuğunu devreden Cindoruk, 1991 ile 1995 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini başarıyla yürütecek bir devlet adamı profili çizdi.
CUMHURBAŞKANLIĞI VEKALETİ VE PARTİ LİDERLİĞİ
Hüsamettin Cindoruk, 17 Nisan 1993 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatı üzerine bir ay süreyle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığını vekaleten üstlendi. Süleyman Demirel’in Çankaya Köşkü’ne çıkmasının ardından Doğru Yol Partisi’nden ayrılarak Demokrat Türkiye Partisi’ni (DTP) kurdu. 1990’lı yılların koalisyon hükümetlerinde etkin rol oynayan Cindoruk, partisinin 1999 seçimlerinde baraj altında kalması üzerine liderlik görevinden ayrıldı. Ancak siyasetten kopmayan usta isim, 2009 yılında bu kez Demokrat Parti Genel Başkanı olarak geri döndü ve merkez sağın birleşme süreçlerini yönetti.
TÜRK DEMOKRASİSİNDE BIRAKTIĞI DERİN İZLER
2011 yılına kadar aktif siyasetin içinde kalan Hüsamettin Cindoruk, hayatı boyunca sivil siyaseti ve hukukun üstünlüğünü savundu. Anavatan Partisi ile Demokrat Parti’nin bütünleşme sürecinde tarihi bir sorumluluk üstlenen Cindoruk, merkez sağ siyasetin hafızası olarak kabul ediliyordu. 1955 yılından vefatına kadar geçen 70 yılı aşkın sürede Türkiye’nin birçok kritik dönemeçten geçişine tanıklık eden Cindoruk, her zaman uzlaşmacı ve devlet adamı kimliğini korudu. Türk siyasi hayatı, onun vefatıyla birlikte parlamenter geleneklerin en güçlü savunucularından birini kaybetti.





